Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2016 Pazar

Adamlık Herkese Lazım Ahmet Davutoğlu Hocamız


Adamlık herkese lazım
Son günlerde yaşananların ardından çok söz söylemek istemiyordum ama bir sözü duyunca kan beynime sıçradı; "Reis de bizim Hoca da bizim" lafı siyasal islamcı camiamızın son dönemde ürettiği en yavşakça ve kandırıldığını kabul edip etmeme tereddütü arasında salaklaştığının amiyane tabirle bir özetidir.
Boşuna dememiş büyük İkbal
Kaçın Müslümanlardan; İslam'a sığının. (M. İkbal)

Bu konuda 16. yy Osmalı ulemasından Hasan Kafi Akhisari'nin bir benzetmesi var "Bir padişahın, bir kimseyi yakınına alması ya da yanından uzaklaştırmasının bir görüş ve düşünceye göre değil de heva ve hevesine göre olması [yani bir padişahın, bir kimseyi görevden almasının veya göreve getirmesinin ya da onun reddinin ve kabulünün bir görüş veya maslahata binaen değil de sırf keyfe keder olması] geriye dönüşün-idbar- zevale doğru gidişin alametlerindendir... "

17 Kasım 2015 Salı

Leyla Zana ve Ucube bir Halde bulunan Milletvekilliği Yeminine dair


Leyla Zana ve Ucube bir Halde bulunan Milletvekilliği Yeminine dair

Leyla Zana, "Bazı şeylerin değişmesi gerek, kesinlikle tekrar yemin etmeyeceğim" dedi. HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana, yenidenyemin etmeyeceğini açıkladı.

Leyla Zana'nın "Bu kadar genç ölürken sessiz kalamazdım. Bazı şeylerin değişmesi gerek, her şeyi göze aldım. Ayrıca önceki yemin töreninde de 'Türk milleti' yerine 'Türkiye milleti' ifadesini kullanmıştım" dediği öğrenildi.
Leyla Zana yıllardır bir iğreti bir halde olan milletvekili yemini denen ucube metne karşı ilk başkaldırıyı yapmış bulunmaktadır. Kendini Demokrasiyle bağdaştıran bir ülkenin meclisinde halkın egemenliğinden bahsedilirken edilen yeminin içeriğinin ülkede yaşayan herkesi kuşatmaktan ziyade ayrıştırmaya ve sadece kurucu olması hasebiyle bir tek adamın mit'lerine zorla bağlılığı ön şart koşması; en hafifinden bir demokrasi ayıbıdır. Milletvekillerini daha işe başlamadan zihnen fesat eden bu yeminin bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir.
Ayrıca yapması gerekeni yıllardır yapamayan kendisine ister demokrat, ister islamcı, ister hümanist diyen tüm eski yeni vekillere de  umarım  Leyla Zana'nın bu çağrısının bir ders olması dileğiyle..


ANAYASA MADDE 81 Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa'ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim

25 Ocak 2014 Cumartesi

Bir Konyalı olarak iki ulaştırma bakanı karşılaştırması Lütfi Elvan - Binali yıldırım

Uzun yıllar kabinenin en başarılı bakanlarından biri olarak görülen "Binali Yıldıram'a" ne hikmetse bir türlü kalbim ısınamamıştır. Bunda sanırım Konya ile ilgili projelerde sayın bakanımızın yada bürokratlarının şahsi engellemeleri ve tabii ki de biz Konyalıların gerekli gayreti göstermemeleri de vardır ama, sonuçta bakan beyle yıldızımız hiç barışmadı. Konya da bakan beye "Konya düşmanı ulaştırma bakanı" diye lakap dahi takılmıştır; ben o kadar ileri gitmiyorum ama takanlarda demek ki bir şeyler biliyorlar.Yeni ulaştırma bakanımız ise bu sefer tam ortamızdan Karamanda çıktı. Sayın karamanlı(konya) hemşerimiz Lütfi Elvan bey'e çalışmalarında başarılar diler. Halefi Binali Yıldırım bey'in çalışmalarından daha fazla hizmet yapmayı nasip etmesi Rabbimden niyaz ederim.



Not: bu yazı bir binali yıldırım eleştirisi şeklinde bir yazı değildir. yazılanların hepsini bir konyalı olarak hissiyatımda dile geldiği şekliyle aktardım. yoksa Binali yıldırım bey'in yapmış olduğu çalışmalar ve hizmetleri kötülemek için yazılmış bir yazı değildir.

4 Ocak 2014 Cumartesi

Tıkanan siyaseti gençlik anahtarıyla açmak programı, Mardin

21-27.12.2013 tarihlerinde mardinde çok güzel 6 gün geçirdim. Eğitim araştırma ve geliştirme derneğinin proje sorumluluğunu üstlendiği "tıkanan siyaseti gençlik anahtarıyla açmak" adlı eylem 5.1 kapsamında bir programa iştirak etmiş olduk.

Daha önce mardine hiç gelmemiş biri olarak mardinden ciddi şekilde etkilenmiş bulunmaktayım,

4 Temmuz 2013 Perşembe

darbeci mısır ordusunu lanetliyoruz

 03.07.2013 tarihinde mısırda halkın oylarıyla seçilmiş Muhammed Mursi'ye karşı darbe yapan sözde kendisini mısırlıların ordusu addeden şer güçlerin işbirlikçisi konumundaki mısır ordusunu lanetliyoruz...

26 Mart 2013 Salı

Emre Uslu habetürk röportaj, BEN BU ÜLKENİN 'KARA TÜRK' ÜYÜM


Sunucunun sorduğu soruya neden cevap vermediğini açıklayan Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu'nun gerekçesi: Ailemin güvenliğini tehdit eden bazı durumlar söz konusu...

Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu, Söz Sende'de Balçiçek İlter'in sorularını yanıtladı.
Geçmişi hakkında bilinmeyenleri anlatan ve ortaya atılan iddiaları yanıtlayan Uslu, “Nerelisiniz?” sorusuna cevap veremeyeceğini söyleyerek nedenini de şöyle açıkladı“Bu soru benim için kritik bir soruAilemin güvenliğini tehdit eden bazı durumlar söz konusu. AncakDoğu'dan bir yerden olduğumu söyleyebilirim”
İşte Emre Uslu'nun o açıklamaları....

“KOYU BİR MİLLİYETÇİYDİM
Niye polis olmayı seçtiniz?
Tamamen şansızlık. Ben Ankara Üniversitesi Dil Tarih Edebiyat'ta okuyordum ve edebiyat profesörü olmak istiyordum. Tamamen ekonomik koşullar gereği Polis Akademisi'nin sınavlarına girdim. Zaten Polis Akademisi'nin son iki senesinde de bir yolunu bulup kendimi üniversiteye atma hesapları yapıyordum. Mezun olduktan sonra da ilk işim iletişim alanında bir master yapmak oldu.
Polislik devam ediyor muydu bu sırada?
Ediyordu. Hem polis olarak çalışıyordum hem de boş zamanlarımda master derslerine devam ediyordum. O dönem tam Susurluk'un patladığı dönemdi. Biz de o zaman bir formasyanla mezun olduk üniversiteden. Koyu-katı milliyetçi bir formasyon. İngiltere'den gelen hocalarımız hariç bir tane bile liberal hocamız yoktu.
Ne kadar katı bir milliyetçilikten bahsediyoruz?
Türkiye'nin dünyanın en önemli ülkesi olduğunu düşünürdüm. Tipik bir milliyetçide hangi tür hastalıklar varsa bende de vardı. Mesela PKK'nın Ermeni uşağı olduğuna inanırdım. Aşağıdaki çocukların kandırılmış olduğuna, yukarıdakilerin de dış güçlerin maşası olduğuna inanırdık. Daha sonra bu konuda akademik çalışma yapınca bunun faydasını da fark ettim. Türkler böyle inandığı için Kürt komşularıyla bir çatışmaya girmediler, bir iç savaş çıkmadı. Bu yalana özellikle Türk milliyetçileri o kadar inandı ki Kürtler ve PKK'yı ayırdılar ve Kürtleri asla öteki görmediler. Çünkü Kürtler bizden, kandırılmış, masum insanlardı.
“TERÖR DAİRESİ'NDE AHMET KAYA DİNLİYORDUK”
Bu sırada Susurluk olayı oldu....
O zamanlar ben Terör Dairesi'nde çalışıyordum. Aynı zamanda da Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ne gidiyordum. Duvarlarda sarı, kırmızı, yeşil kartonlar asılıydı. İlk düşündüğüm şey şuydu: Bizim terörist diye uğraştığımız adamlar, fikirlerini üniversitede çok açık bir şekilde duvarlara asmışlar. Ankara İletişim'de bu çocuklarla tanıştım.
Polis olduğunuz için sizden korkmadılar mı?
Çok korktular, müthiş bir önyargıları vardı. Ben onlara “Bakın ben gizli polis olsam siz bunu asla öğrenemezdiniz. Ben polisim ama buraya sizin gibi master yapmaya geldim, sadece öğrenciyim” dedim. Çoğu polis bunu gizlemek ister ama ben özellikle bu yafta üzerime kalmasın diye söylüyordum. Tek amacım master yapmak diyordum. Sonra o arkadaşlarımı Terör Dairesi'ne de götürdüm. Bu arkadaşlar solcu oldukları için korkuyorlardı. Bizim dairede Ahmet Kaya dinlenildiğini görünce rahatladılar.
Terör dairesinde Ahmet Kaya mı dinleniyordu?
Evet, dinlenilirdi. Polis akademisinde biz öğrenciyken de dinlenilirdi. Ahmet Kaya, evsizlerin şarkıcısıydı. Evi olmayan ne kadar yurt çocuğu varsa onların duygularına hitap ediyordu.
Dinlemeyenler, tepki gösterenler de vardır mutlaka...
Vardı elbette. Ancak benim milliyetçilikteki ilk kırılmam İletişim Fakültesi'nde olmuştur. Bizim terörist diye tanımladığımız bu çocukların gariban olduğunu, çok insani hikayeleri olduğunu farkettim.
“TEHLİKELİ BULUP, ÇEVİK KUVVETE VERDİLER”

30 Eylül 2012 Pazar

Başbakan Erdoğan,dan 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine şiiri

Başbakan Erdoğan 3. Ak Parti kongresinde okuduğu Sezai Karakoç'un 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine' adllı şiiri.





Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkis'in
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın sen bellisin.
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgân'da
Kandilli'nin kurşunî şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
Yoktan da vardan da öte bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili 
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

28 Mart 2012 Çarşamba

Fener Dur! Far Söndür! Bankasya Ligine Yaklaş! bir şike ve fenerbahçe yazısı, şikebahçe

Fener Dur! Far Söndür! Bankasya Ligine Yaklaş!


bu yazı metin kondelin kendi kişisel web sitesinden alıntılanmıştır.yazıyı orjinalinden okumak için tıklayınız.

eski bir şikebahçeli olarak burada yazıılanlara tamamen katıldığıı ve bir pislikten kurtulmak için mutlaka bir bedel ödememiz gerektiğini bu bedeli ise yanlış yapanların ve bu yanlışa dur demeyen ses çıkarmayan herkezin yanlışına göre ödemesi gerektiğine inanarak sizlerle paylaşıyorum.



Normalde spor yazısı yazmıyorum. Ama arada bir genel spor gündemiyle ilgili bir şeyler karalamak da gerekiyor. Yanlış hatırlamıyorsam TV’de bir spor programıydı. Türkiye’de spor gündemi şike dedikodularıyla çalkalanıyordu. Fenerbahçe’nin efsanevi futbolcusu Cemil Turan bir canlı yayında telefonla bağlanmış Fenerbahçe adına süperligte bağladığı maçların heyecanıyla aynen şu kelamı ediyordu: ‘’Fenerbahçe’yi ligten düşürecek adam daha anasının karnından doğmadı.’’ Nitekim aradan bir yıla yakın bir zaman geçti. Cemil Turan haklı çıktı; Fenerbahçe’yi ligten düşürecek adam henüz anasının karnından doğmadı. Sonra Türk spor basınında insanlarla dalga geçer gibi ‘’malumun ilanı’’ şike dalgası sağlı sollu ataklarla gelmeye başladı. Fenerbahçe yönetimi ve basını bu atakları savuşturmak için bütün blokları 18’in içine kadar geri çekti. Hatta geçen yıl bütün yaz boyunca Rıdvan Dilmen sabah gazetesindeki köşesinde bu konularla ilgili bir tek kelime dahi etmedi. Rıdvan ilk kelamını şikenin en büyük mağduru Trabzonspor’un Avrupa kupalarındaki resmi idman maçlarına dönüşecek mesaileri için yaptı. Ve şeytani zekasıyla Türk spor kamuoyuna kendini unutturdu. Tutuklamaların, suçlamaların birbirini izlediği günlerdi. Aziz Yıldırım’ın Yunanlı filozofu Sokrates’in idamı öncesinde yaptığı ünlü savunması gibi dörtlü savunmasında son sözü;’’ Son sözüm de tüm Fenerbahçelilerin söylediği gibi darağacında da olsam Fenerbahçe olacaktır.’’ diyerek zekasıyla suçunun cinsini bile deklere etmişti. 
Bütün bu süreçte TFF başkanı MAA Fenerbahçe’ye ceza verilmemesi için hukukun var olan sınırlarını zorlamayı Fenerbahçe’yi şeytanın avukat gibi kamuoyunda savunma görevini üstlendi ve zaman kazandı. Dahası şuydu; Aziz Yıldırım kendini Türkiye’deki en büyük sivil toplumun öncüsü sahte bir kurban pozisyonunda konuşlandırarak aynen şunu söyledi; ‘’40 bin seyirci önünde mahkeme kursunlar. Savcılar belgelere dayanarak istediğini sorsun. Televizyonlar da canlı yayınlasın. Bütün Türkiye’nin önünde her şeyi anlatmaya hazırım.’’ durum Türk futbolu adına gerçekten de ilginçti. Bu sözle Türk futbolundaki delilik zirve yapmıştı. Oysa Türk spor kamuoyu meraktan çatlamak üzereydi. 

9 Aralık 2010 Perşembe

mhp li general milletvekilleri

miiliyetçi hareket partisinde 3 adet TSK dan emekli olmuş emekli subay vekil bulunmaktadır.

Kürşat atılgan - adana

Hamza hamit homriç - bursa

Kaml Erdal Sipahi - izmir

xK42 Platformunun Notu: TSK dan dini inancı yada hassasiyeti sebebiyle ihraç edilen 1700 ün üzerindeki subaydan hiç biri milliyetçi hareket partisinden vekil seçil(e)memişlerdir  takdir kamuoyunun.

                                            ...xK42 Platformu...