Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Asıl hainler ortalıkta dolaşan İftiracılardır


Taraf Gazetesi bugün çok güzel ve çarpıcı bir manşet atmış birileri hakkında orda yazanlara noktasına kadar katılıyorum.. Birileri meydanı boş buldu hergeleliğe soyunup ona buna iftira atmakla meşguller . Zamanında yerden fışkıran boruları da unutmadık unutmayacağız... Bu demogoloji yapan ortalığı karalayan kendi suçlarını başkalarına iftira atarak sıyrılmaya çalışanlara Ahmet necdet sezeri örnek olarak sunuyorum ömrünün sonuna kadar 1 evde toplumdan soyutlanmış olarak tıkılı kalırsınız ona göre


Konu ile ilgili haber7.com adresindeki haber aşağıdadır
haberin orjinaline ulaşmak için tıklayınız 
Taraf Gazetesi, Tunceli'deki hain saldırıyla ilgili olarak yapılan haberleri hainlikle suçlayan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'a sür manşetinden sert bir üslupla cevap verdi.

Önceki gün Tunceli Sarıyayla jandarma karakoluna düzenlenen saldırıda 4 askerimiz şehit oldu.

Tunceli’de dört askerimizin şehit düştüğü saldırıyla ilgili soru işaretlerinin olduğu haberler üzerine bir açıklama yapan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, basının bir bölümünü dün hainlikle suçladı.
Dün Anıtkabir ziyaretinden sonra, son günlerdeki saldırıları ve kayıplar değerlendiren Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, terörle mücadeleye yönelikte her türlü eleştiriyi saygıyla karşıladıklarını belirtmiş ve  “Ancak bugün maalesef Türkiye'de basının bir bölümü, çok açık söylüyorum, İstiklal Savaşındaki mütareke basınını dahi aratacak seviyede. Ben inanıyorum ki mütareke basını dahi bu kadar hain bu kadar önyargılı değildi'' ifadelerini kullanmıştı.

kullan
İAMALARLA DOLU AĞIR SORULAR
Başbuğ’un ihanetle suçladığı sözlerine cevap bugün Taraf Gazetesi’nden geldi. Gazete, "Asıl hain, çocukları ölüme terkedendir" sür manşetiyle verdiği haberde,
Taraf'ın haberinde, İlker Başbuğ'un 1960'da TSK'ya giren devreleriyle
Anıtkabir'i ziyaret eden İlker Başbuğ'un, Ergenekon zanlısı emekli Orgeneral Hurşit Tolon'la aynı karede göründüğü fotoğrafın altında, "Başbuğ basını suçlamaya peşinde Hurşit Tolon'la gitti.
İki devre arkadaşı dün Anıtkabir'deydi." şeklindeki ifadeler dikkat çekti.
Başbuğ’a ağır ifade ve imaların bulunduğu 5 soru yöneltildi.

“Daha önce gazetelerde yer alan haberlere uygun biçimde düzenlenen saldırıları önlemeyen Genelkurmay Başkanı, bu durumu eleştiren basına 'hain' dedi. Ağzından çıkanı kulağı duymayan Org. Başbuğ'a soruyoruz..."diyen Taraf’ın yönelttiği sorular şöyle:

TUNCELİ'Yİ BODRUM MU SANIYORSUNUZ?
- Anayasa reformunu önlemek için kaos yaratma amacıyla belirli yerlerde saldırı yapılacağı gazetelerde yazıldı. Niye Giresun Tunceli ve Lice'de önlem almadınız?
- Tunceli'de saldırı ihbarı varken alarm verdiniz mi? Karakollar hazırlık yaptı mı?
- Niye baskına uğrayan karakola yardım 12 saat sonra ulaştı? Neyi beklediniz?

- Yağmur nedeniyle yardım gitmedi dediniz. Tunceli'yi Bodrum mu sanıyorsunuz siz?
- Yılın büyük kısmının yağmurlu, karlı, fırtınalı geçtiği bölgelerdeki karakollarımız Allah'a mı emanet? Onları korumak için her önlemi almak  göreviniz değil mi?
Haber 7
kullan

30 Nisan 2010 Cuma

Boşnakça ilahiler www.bosnaprkosnaodsna.mine.nu

Boşnakça ilahi dinlemek isteyenler için aşağıda link verilmiş olan sitede birbirinden güzel ve hoş parçalara yer verilmiş. Boşnak kardeşlerimizin güzel yorumlarını dinlemek isteyenler için eşsiz bir kaynak. Ayrıca sitede download yapmak isteyenler içinde mp3 ler mevcut.Ayrıca parçaların yazılı halleride sitede mevcut durumda. Sadece mp3 değil Son Osmanlı Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç ve Avrupanın Müslümanlara karşı tavrını en korkunç şekilde açıklayan srebrenica ile ilgili de veriler ve bilgiler mevcut. Yalnız site ingilizce değil o yüzden biraz sıkıntı çekebilirsiniz fakat google chrome kullananlar için türkçe çeviri olanakları mevcut olduğu için çok zorlanmayabilirsiniz


http://www.bosnaprkosnaodsna.mine.nu/

Amerikan anayasası hakkında bilmemiz gerekenler

Amerikan anayasası hakkında bilmemiz gereken en önemli husus. Sanırım bizim ilk 4 maddemizeve koruyucusu durumundakilere adamlar 3 asır önceden  büyük bir laf sokmuşlar burda. buyrun sizde burdan yakın


Anayasalarını yaparken bu adamların geçmişten tevarüs edecekleri bir siyasi gelenekleri yoktu. Dolayısıyla Amerikan Anayasa devrimi, geçmişe dönük, kurumları ‘’koruyup kollama’’ endişesinden çok, geleceğe dönük ‘’nasıl bir ülkede yaşayacağız?’’ sorusuna odaklanabildi. ‘’Şu kurumu nasıl koruruz, bu gücü nasıl sınırlandırırız gibi’’ anayasa tartışmalarını yapanların tamamı, ‘’Bundan sonra nasıl bir ülkede yaşamak istiyoruz?’’ sorusuna ortak cevabı bulabilmiş insanlardı.


Cemal Demir - Haber 7
cemaldemir111@gmail.com

Konyanın en kazıkçı elektronik marketi Bimeks

  Konya mızın yerlisi genelde biliyor zaten. Adese kule site alışveriş merkezindeki bimeksin ne kadar kazıkçı bir mağaza olduğunu.. Fakat yolu konya ya düşüpde acil yada değil bir elektronik alet almak isteyenler siz siz olun bimeks in yanından dahi geçmeyin.. 200m yolun karşısında vatan bilgisayar var ,3 kat yukarda teknosa var(teknosada işe yaramaz ama bimeks kadar değil) .. Fiyatları taş devrinde kalma bir alet için bile çok pahalı değil direk kazıklamak için. hatta evkur ile yarışıyor  diyebilirim bu konuda

Hp compaq batarya bozulması

Zamanında Tanıdık kazığı yüzünden bimeksten aldığımız 2 adet hp compaq ların bataryası garanti süresi bittikten 6 ay sonra  35-40 dk içerisinde birde dengelide iken tükeniyor (daha önce garantisi devam ederken 1 kerede değiştirmiştik ya birde değiştirmeseydik siz varın gerisini düşünün).. Bu compaqları üreten hp nin... satanların...

zamanında bimeksten alarak en büyük hatayı yaptık(çok dedim alamayalım diye tanıdıkmış satan güvenilirmiş. diye laf dinletemedım). karşıda vatanda daha üst modeli 150 tl daha ucuzken.. gittik resmen soyulduk bimeksten

29 Nisan 2010 Perşembe

Aliya İzzet Begoviç ve Bosna Ordusu

Aliya İzzet Begoviç ve Bosna Ordusu

Son Osmanlı Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç Ordusunu Allahın Selamı İle selamlıyor.

youtubeden bloga kolay video ekleme

Aliya İzzet begoviç ile ilgili bir videoyu paylaşmak isterken yaklaşık yarım saat emek çektim. Size kolaylık olsun istedim aşağıda www.bildirgec.org dan alıntı bir yazı var ordan blog unuza kolayca yazı ekleyebilirsiniz...

Youtubeden Bloga Kolay Video Eklemek için Yapılması Gerekenler



blogger buzz'un yaptığı açıklamaya göre artık youtubeden bloglarımıza videoeklemek çok daha kolay . yapmamız gereken tek şey youtube videosunun altındaki share butonuna bastıktan sonra çıkacak seçenekler arasından setup your blog forvideo posting seçeneğine basmak . gerisi bildiğiniz şey =) add blog dedikten sonra blogunuzu eklemek . bu pratikliği sağladığı için youtube'ye ve bunu bize haber veren bloggerin resmi blogu buzz'a teşekkürler .

Şerif Patkoviç ve silah arkadaşları Türkiye'de

Akşam Akşam çok duygulandım bir önceki videodan dolayı Acaba TC ordusu(TSK)da böyle olurmu bir gün diye... Allah Boşnak kardeşlerimizin birlik ve beraberliğini bozmasın Kalplerinden imanlarını eksiltmesin. Dualarını bizim üzerimizden eksik etmesinler


Şerif Patkoviç ve silah arkadaşları Türkiye'de
Masanın bir tarafında Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Miloşeviç... Arkasında Rusya, Çin, Fransa, İngiltere hükümetleri...
Masanın öbür tarafında Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franyo Tucman... Arkasında Cermen imparatorluğu...
Masanın ortasında sahipsiz gibi görünen bir harita; Bosna-Hersek haritası...


- Paylaşalım mı?


- Paylaşalım.


Ordularını harekete geçirdiler. Kuzeyden, güneyden, doğudan ve batıdan saldırdılar. Ellerinde ay-yıldızlı ve zambaklı bayraklardan, bir miktar da hafif silahtan başka şeyleri olmayan Boşnakları birkaç gün içinde tepeleyip, Bosna-Hersek topraklarını Sırbistan ve Hırvatistan'a bağlayacaklarından hiç şüpheleri yoktu.


Allah'ı hesaba katmadılar. Allah'ın askerlerini hesaba katmadılar. Aliya İzzetbegoviç ve yoldaşlarının adanmışlığını, bu adanmışlığın celbettiği bereketi hesaba katmadılar.
Saldırılara hazırlıksız yakalanan Boşnak halkı büyük kayıplar verdi, fena halde sendeledi, ama düşmedi. Başkentte, Orta Bosna'da, Mostar'da halkın bağrından çıkıp öne atılan serdengeçtiler, düzensiz birlikler halinde düşmanın karşısına dikildiler. Birlikler düzensizdi, ama ilahi koordinasyon mükemmeldi. Meleklerden oluşan destek kuvvetlerinin performansı da muhteşemdi. Düşman sayısız cephede geri püskürtüldü ve kurtarılmış Bosna topraklarındaki düzensiz birlikler Bosna-Hersek Ordusu çatısı altında birleştirilerek karşı saldırıya geçildi.


O düzensiz birliklerden bir tanesi, Türkiyeli mücahitlerin de yer aldığı Muslimanski Snage (Müslüman Kuvvet) idi. Bu birlik, Bosna-Hersek Ordusu'na Sedma Muslimanska Brigada (Yedinci Müslüman Tugayı) olarak katıldı. Bosna-Hersek Ordusu'nun ilk taarruz savaşı olan Vlaşiç harekâtında Yedinci Müslüman Tugayı'nın gösterdiği kahramanlıklar dillere destandır. Vlaşiç dağının karlı yollarında o kar beyazı üniformalar içinde adeta bir melekler ordusu gibi yürüyen mücahitlerin resimleri de dillere destandır. Ve Yedinci Müslüman Tugayı Komutanı Şerif Patkoviç'in, Başkan İzzetbegoviç'i tugayda ağırlarken, yine o kar beyazı üniforma içinde mücahitlerin karşısına geçip, "Tekbiiiir" deyişi...
Geçen hafta, Srebtenitsa soykırımının kurbanlarını andık. Yine anacağız, her zaman anacağız inşallah. Ama sadece mazlumiyetin altını çizmek bize yakışmaz. Allah'ın inayetiyle kazandığımız zaferlerin de altını çizmeliyiz.


Boşnaklar Yugoslavya'da silik bir azınlıktı. Yugoslavya dağılınca bir kaşık suda boğulmaları işten bile görünmüyordu. Direnmeye başladıklarında, bunun beyhude bir direniş olduğu söylendi. Fakat Boşnaklar, bütün dünyayı ters köşeye yatırarak, Bosna-Hersek topraklarının Sırbistan ve Hırvatistan arasında paylaşılmasını önlediler, Bosna-Hersek devletinin yaralı-bereli de olsa varlığını sürdürmesini sağladılar, bu devletteki egemenlik paylarını söke söke aldılar ve bir zamanlar kıyasıya bastırılan Müslüman kimliklerini yeniden tebarüz ettirdiler. Elhak, bu büyük bir zaferdir.


Zaferin altında imzaları bulunanların başında Aliya İzzetbegoviç, sonra "Altın Zambak" sahibi gaziler geliyor. O gazilerden bazıları –Yedinci Müslüman Tugayı'ndan 30 gazi- şu günlerde Türkiye'de. Şerif Patkoviç'in 'komutasında' bir vefa çıkarması yaptılar. Savaş sırasında ve sonrasında Türkiye'den gördükleri yardımlar için teşekkür etmeye geldiler. 


 Bugün İstanbul'dan Bursa'ya geçecekler. Bosna dostlarıyla kucaklaşacaklar. Patkoviç'in memleketi Zenitsa'da şehit düşen Bursalı mücahit İlhan Atlı'nın ("Pilot") ailesini de ziyaret edecekler. Onun gibi serdengeçtilerin kanı üzerinde yükselen, şükür ki yükselen zaferi anlatacaklar.


Yedinci Müslüman Tugayı'nın muzafer savaşçıları! Hoş geldiniz, sefa getirdiniz, şeref verdiniz.

Aliya'nın tekbir getirten generali ağladı


Ülke TV'de Bugün programında Ersoy Dede'nin konuğu Bosnalı generaller oldu..
Programda yayınlanan bir görüntü stüdyoda duygulu anlar yaşanmasına neden oldu.
Görüntülerde o dönemin 7. Müslüman TugayKomutan olan Gazi Şerif Patkoviç de vardı.. Bilge Kral'ın yanında Bosna ordusuna tekbir getirten Patkoviç görüntüleri izlerken gözyaşlarını tutamadı..

26 Nisan 2010 Pazartesi

Askerlik ve gençlik


Ahmet Altan dan tsk 'YA halk tabiri ile kapak...............




Ben tam 18 ay askerlik yaptım.
Benim bir işime yaramadı, ordunun da bir işine yaramadı.
Bir dağın başında geceleri taş bir kulübede yatıp, gündüzleri yandaki taş bir kulübede oturarak hayatımın bir yılını anlamsız bir şekilde harcadım.
Gündüzleri, ayda bir çıktığım çarşı izinlerinden birinde aldığım bir deftere roman yazarak, geceleri siyah beyaz televizyondaki kumlu görüntüler arasında bir Arap istasyonunda oynayan dansöz görüntüsü arayıp, briç oynayarak geçti.
Çocuklarım, karım, bir işim vardı, hepsini geride bırakmak zorunda kaldım.
Epeyce parasızlık ve sıkıntı çektim.
Bunların “vatanıma” ne yararı oldu?
Hiç.
Benim orada yaptığımı biraz İngilizce bilen herhangi bir teğmen rahatlıkla yapardı.
Bana ihtiyaçları yoktu.
Peki, niye beni bir dağın başında aylarca boş boş oturttular, birçok insan gibi benim hayatımdan da çok önemli bir zaman parçasını alıp götürdüler?
Bundan otuz yıl önce bunun mantıklı bir açıklaması yoktu, bugün hiç yok.
Artık ordular “bilgisayarlarla” savaşıyorlar, teknolojik silahları “profesyonel” askerler kullanıyor.
Pilotsuz uçaklar uçuyor.
Yirmi beş yıl kadar önce gazetecilerin davetli olduğu bir NATO gezisinde bize “bilgisayarlı” Alman tanklarını göstermişlerdi, o bilgisayarları “hadi sen asker oldun” diye üstüne bir üniforma giydirdiğiniz bir köylü çocuğunun kullanma ihtimali bulunmuyor.
O silahları kullanabilmek için çok daha iyi bir eğitimden geçmek gerekiyor.
Öyle eski usul “süngü savaşları” yapılmıyor artık.
Savaşları kazanabilmek için “kalabalık” ordulara değil, yetenekli ve iyi eğitilmiş ordulara ihtiyaç var.
Saddam’ın ordusu kaç kişiydi, Amerikan ordusu kaç kişiydi Irak savaşında?
Ne oldu?
Sayısı az ama teknolojisi ve yeteneği fazla olan kazandı.
Bütün bunları benden çok daha iyi bilen Genelkurmay, bu gerçekler ortadayken, yüz binlerce genç insan “bizim hayatımızın en önemli kısmını bizden çalmayın, bütün kariyerimizi, işimizi gücümüzü mahvetmeyin, bedelli askerlik ilan edin” derken niye yüz binlerce kişilik bir ordu beslemek konusunda direniyor?
Devletin para kazanmasını engelleyip tam aksine devletin ve toplumun sırtına büyük bir yük yüklüyor?
Mesele “eşitlikse”, ordu “eşitliğe” çok önem veriyorsa, Sinan Çetin’in daha önce birkaç defa dile getirdiği gibi bunun da bir çaresi var.
Bedelli askerlik yapanlardan paraları toplar, o parayı ödeyemeyenleri “kısa bir süre” için askere alır ve o paranın bir kısmını “maaş” olarak o insanlara dağıtırsınız.
Bu kadar büyük bir kalabalığı, bu kadar uzun bir zaman neden askerde tutacaksınız?
Aslında bu çağda “zorunlu askerliğin” tümden kalkması gerekir.
Bunu hemen yapamıyorsak, o aşamaya “bedelli” döneminden geçerek varırız.
Genelkurmay, o çok sevdiği mazereti ileri sürerek “biz terörle savaşıyoruz” derse, bu eğitim düzeyindeki “geçici” askerlerle o tür bir savaşın kazanılması hiç mümkün değil, kazanılmıyor da zaten.
Bedelli tartışmasında da “zorunlu askerliğin kaldırılması” tartışmasında da Genelkurmay’ın mantıklı, inandırıcı bir nedeni yok, toplumu da ikna edemiyor.
Çünkü “kalabalık” ordu beslemenin “askerî” değil “ideolojik” bir nedeni bulunuyor, ordu geniş kalabalıkları kontrol etmek, onları kendi “beyin yıkama” safhasından geçirmek, “ordunun kutsallığını” toplumun zihnine kazımak ve “içerde” etkili bir güç olmak istiyor.
Ama bu dönem de bitti.
Yüz binlerce insan, bütün gazeteleri, yazarları, partileri “askere gitmemek” için mail bombardımanına tutuyor, bu kadar isteksiz insanlarla mı savaş kazanılacak, askere gitmemek için çabalayan bu insanlarla mı “ordunun kutsallığı” korunacak?
Bence ordu toplumla çatışmamalı.
Gençlerin hayatında anlamsız gedikler açmadan çağın şartlarına uygun bir profesyonel ordu kurmalıyız.
Ordu, generallerin malı değil, bu milletin malı.
Milletin ne dediğine hiç aldırmadan, çağın gerçeklerine boş vererek, hâlâ “süngü savaşı” anlayışı sürdürerek askerlik olmaz.
Süngü değil teknoloji kazanıyor.
Kalabalık olan değil akıllı olan kazanıyor.
Biz neden “akıllı” bir ordu kuramıyoruz peki?
Niye hâlâ “süngü çağında” kalmış kalabalık bir ordu beslemek zorundayız?
Var mı generallerin bu soruya mantıklı bir cevabı?
ahmetaltan111@gmail.com

17 Nisan 2010 Cumartesi

Avrupanın ortasında darbe yapmak nasıl bir histir Acaba

Herkul milas ın bugün gazetesine verdiği demeçten sonra Aklıma binbir hinlik geldi baktım aklımda kovalamaca oynayacağına yazıya döküyüm ( internete ) en azından başkalarını kovalasınlar diye iç geçirdim...

Türkiye olarak en son yaşadığımız darbe teşebbüsü olan 27 nisan muhtırasından sonra 3 yldır sessiz sakin bir biçimde gittiğimizi düşünüyorduk(ben hiç bir zaman TSKnın içindeki darbeci zihniyetle yetişip kurmay olurkan darbe doktorası yapan ordunun darbe yapmama ihtimalini TSK nın kendini fesh etmesinden daha zor buluyorum) TAAA kii Tarafın çıkarmış olduğu darbe planlarına çok yakında yeni bir darbe planı daha ekleneceğini hatta 2008-2009 tarihleri arasında olduğunu çok çeşitli ulaklardan duymuş bulunuyoruz..

Biz gelelim Asıl işimize Avrupa da yaşanan en son darbe teşebbüsü nün üzerinden 25 yılı aşkın bir zaman geçti. Tabi Türkiye hariç.(Adamların bizi neden AB ye kabul etmedikleri çok açık). Ayıca dünyada darbe ile işbaşına gelmiş hükümetler bakınız. Avrupa kıtasından sadece Türkiye ve Yunanistan. (nede olsa kıratın yanında duran ya huyundan ya suyundan demişler)

Bunun nedenleri ise birden çok değil sadece tek ordu kendini beyaz türklerin kurduğu cumhuriyete yapılan her eleştiriyi yırtık dondan fırlar gibi hücüm ederek cevap veriyor bu yüzden bu yırtıkların bir an önce çuvaldız ile dikilmesi lazım ki her önüne gelen kafasına göre iş yapmasın..