MONA ROSA II-ÖLÜM VE ÇERÇEVELER
Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.
Bir hançer bölüyor, ah, rüyaları:
Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...
Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
Gece kar yağacak sabaha kadar.
Toprakta et, kemik çıtırtıları...
Yarı ölüleri bir korku tutar
Değince bir taşa kafatasları.
-Ölüler ki yalnız tırnakları var,
Ve yalnız burkulmuş diz kapakları...-
Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
Açıyor elini göğe bir kadın.
Sümbül Ebrusu
26 Aralık 2010 Pazar
Kar Şiiri Sezai Karakoç
Kar Şiiri
Karın yağdığını görünceKar tutan toprağı anlayacaksın Toprakta bir karış karı görünce Kar içinde yanan karı anlayacaksın Allah kar gibi gökten yağınca Karlar sıcak sıcak saçlarına değince Başını önüne eğince Benim bu şiirimi anlayacaksın Bu adam o adam gelip gider Senin ellerinde rüyam gelip gider Her affın içinde bir intikam gelip gider Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın Ben bu şiiri yazdım aşkın çeşidi Öyle kar yağdı ki elim üşüdü Ruhum seni düşününce ışıdı Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın |
Sezai Karakoç
|
Liliyar Şiiri Sezai Karakoç
ağlamamak için okumaktan kaçındığım şiir dir. buraya yazıp yazmama konusunda çok direnmiştim
köşe şiirinden sonra yazmanın artık şart olduğunu düşündüğüm şiir..
üstad sezai karakoç şaheseri.
liliyar.
bu kuklaların kukla olmadığı besbelli
ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli
altın saçlarını yana atışı yok mu lilinin
lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı
lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu
kuklalar titremesin ne yapsın
kuklaların kukla olmadığı besbelli
lilinin çekip gideceği besbelli
lilinin dönüp geleceği besbelli
ekmek ha bakkalın olmuş ha cabaret de paris'nin
sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte lili
ekmek ne kadar Allahınsa lili de o kadar allahın lili
yüzün ruhun kadar aydınlık ya lili
gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya lili
anladın ya kutunun içinden çıkan mendil
olamaz üsküdardan geçeriken bulduğun mendil
bizi bırakıp nereye gidiyorsun lili
demek bizi bırakıp gidiyorsun lili
sen daima güzeller güzelini bulursun lili
sen istesen de taş yürekli olamazsın
sen daima güzeller güzeli olursun lili
demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın
hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin
öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü lili
tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü
sen daima sultanlar sultanı olursun lili
demek sen gidiyorsun lili
bizi öpmeden mi gideceksin lili
Sezai Karakoş Köşe Şiiri
Sezai Karakoş Köşe Şiiri
saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın
saçlarını ruhumun evliyalarınca örülen
tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin
gözlerin kac kişinin gözlerinde gezinir
sen kaç köşeli yıldızsın
fabrika dumanlarında resmin
kirli ve temiz haritaları doldurmuşsun
hatırasız ve geleceksiz bir iç deniz gibi
aşka veda etmiş topraklarda durmuşsun
benim geçmiş zaman içinde yan gelip yattığıma bakma
ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim
bir tek köşen bile ayrılmamışken bana
var olan ve olacak olan bütün köşelerinin sahibi benim
ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim
sen kaç köşeli yıldızsın
saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın
saçlarını ruhumun evliyalarınca örülen
tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin
gözlerin kac kişinin gözlerinde gezinir
sen kaç köşeli yıldızsın
fabrika dumanlarında resmin
kirli ve temiz haritaları doldurmuşsun
hatırasız ve geleceksiz bir iç deniz gibi
aşka veda etmiş topraklarda durmuşsun
benim geçmiş zaman içinde yan gelip yattığıma bakma
ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim
bir tek köşen bile ayrılmamışken bana
var olan ve olacak olan bütün köşelerinin sahibi benim
ben geleceğin kara gözlü zalimlerindenim
sen kaç köşeli yıldızsın
Evine Hoş Geldin Mavi Marmara Cüneyt Özdemi̇r
cüneyt özdemirin 26/12/2010 tarihli radikal gazetesinde mavi marmara ile ilgili yazısı.
--- alıntı ---
evine hoş geldin mavi marmara
cüneyt özdemi̇r
sevgili mavi marmara, sen bu ülkenin dini bütün insanını da ateistini de aynı utkuya götürdün
bugün i̇stanbul sarayburnu’nda seni karşılamayı bekleyen aileler için sen artık ‘milli’ bir gemisin. dünyaya ‘kaf dağı’ kadar uzak gazze’ye giderken ne kadar şensen, bugün aynı limana dönerken de o kadar şen hissetmelisin. sen yükünün adını ‘insanlık’ koyan, adlarını bile bilmedikleri insanlara umut olmak için yemin eden, gönüllü olan, bir adım öne çıkan insanlarımız için hayat boyu unutamayacakları bir ev sahibisin. kimi çoluk çocuk bir bayrama gider gibi, içinde taşıdığı umut ile hatırlayacak seni… kimi o umudu taşıyanların bir gece baskınında yaralandığı hatta öldürüldüğü korku olarak hatırlayacak adını.
--- alıntı ---
evine hoş geldin mavi marmara
cüneyt özdemi̇r
sevgili mavi marmara, sen bu ülkenin dini bütün insanını da ateistini de aynı utkuya götürdün
bugün i̇stanbul sarayburnu’nda seni karşılamayı bekleyen aileler için sen artık ‘milli’ bir gemisin. dünyaya ‘kaf dağı’ kadar uzak gazze’ye giderken ne kadar şensen, bugün aynı limana dönerken de o kadar şen hissetmelisin. sen yükünün adını ‘insanlık’ koyan, adlarını bile bilmedikleri insanlara umut olmak için yemin eden, gönüllü olan, bir adım öne çıkan insanlarımız için hayat boyu unutamayacakları bir ev sahibisin. kimi çoluk çocuk bir bayrama gider gibi, içinde taşıdığı umut ile hatırlayacak seni… kimi o umudu taşıyanların bir gece baskınında yaralandığı hatta öldürüldüğü korku olarak hatırlayacak adını.
Yılbaşında eğlenmek zorunda bırakılmak. Engin Ardınç
Pöff
Yılın bu günlerinde sizin de içiniz sıkılır mı?
Yılbaşında eğlenmek zorunda olduğunuz fikri size dayatıldığı için o gece "çılgınca eğleniyoruz" ayaklarına yatacaksınız da, onu sormuyorum, şu son haftada? (Nişantaşı çocukları, siz geri durun hele bir, ben halkımla söyleşiyorum.)
Günler kısa ya, saat dörtte gece çöküyor, o bakımdan demedim...
Çünkü güneş maşallah pırıl pırıl, ağaçlarda tek tük kalan son yapraklar da iyi kötü direniyorlar, Batı Avrupa'yı duman eden yoğun kar ve karakış henüz bizim buralara uğramadı, havanın erken kararmasından bu sefer çok da "müşteki" değiliz çok şükür... Havanın açık olduğu günlerde güneş bir de kıpkızıl görkemli batıyor ki, Japon İmparatorluğu gibi mübarek...
Fakat şöyle genel bir eskimişlik, yıpranmışlık havasına giriyor musunuz? "Hadi bir an önce bitse de gitse şu eski yıl" beklentisi?
Yılbaşında eğlenmek zorunda olduğunuz fikri size dayatıldığı için o gece "çılgınca eğleniyoruz" ayaklarına yatacaksınız da, onu sormuyorum, şu son haftada? (Nişantaşı çocukları, siz geri durun hele bir, ben halkımla söyleşiyorum.)
Günler kısa ya, saat dörtte gece çöküyor, o bakımdan demedim...
Çünkü güneş maşallah pırıl pırıl, ağaçlarda tek tük kalan son yapraklar da iyi kötü direniyorlar, Batı Avrupa'yı duman eden yoğun kar ve karakış henüz bizim buralara uğramadı, havanın erken kararmasından bu sefer çok da "müşteki" değiliz çok şükür... Havanın açık olduğu günlerde güneş bir de kıpkızıl görkemli batıyor ki, Japon İmparatorluğu gibi mübarek...
Fakat şöyle genel bir eskimişlik, yıpranmışlık havasına giriyor musunuz? "Hadi bir an önce bitse de gitse şu eski yıl" beklentisi?
25 Aralık 2010 Cumartesi
martılar bu şehri terk etti selçuk küpçük
Martılar Bu Şehri Terk Etti - Selçuk Küpçük
martılar bu şehri terk etti
terk etti
direnmek zor artık
direnmek
direnmek
şimdi dur
şimdi dur gitme
şimdi dur
şimdi dur gitme
gidersen konuşma
i̇ncitme
kelimeyi
bu şehri unutmak
kolay olur
kolay belki
şimdi dur
şimdi dur
gitme
şimdi dur
şimdi dur
gitme
“sana hiç hasret söyleyemedim
hiç açamadım kalbime gözlerinin nakşettikleri
sevgili, kalbimi sana vurdum ben’i buldum
acıyı hayata örtü yapana şükürler olsun
şükürler olsun
şükürler olsun
martılar bu şehri terk etti
terk etti
direnmek zor artık
direnmek
direnmek
şimdi dur
şimdi dur gitme
şimdi dur
şimdi dur gitme
gidersen konuşma
i̇ncitme
kelimeyi
bu şehri unutmak
kolay olur
kolay belki
şimdi dur
şimdi dur
gitme
şimdi dur
şimdi dur
gitme
“sana hiç hasret söyleyemedim
hiç açamadım kalbime gözlerinin nakşettikleri
sevgili, kalbimi sana vurdum ben’i buldum
acıyı hayata örtü yapana şükürler olsun
şükürler olsun
şükürler olsun
20 Aralık 2010 Pazartesi
Bir Yiğit Gurbete Gitse
Davut Akgül'ün seslendirdiği, Fikri Cumhur'un Bahattin Yıldız için yazdığı şiir.
Bir Yiğit Gurbete Gitse
Bir Yiğit Gurbete Gitse
19 Aralık 2010 Pazar
Yazarlar - Nazan Bekiroğlu - Bir demet nergis al kendine - ZAMAN GAZETESİ [İnternetin İlk Türk Gazetesi]
Nazan Bekiroğlu - Bir demet nergis al kendine - ZAMAN GAZETESİ
Bir demet nergis al kendine
Bir demet nergis al kendine
Bir demet nergis al kendine. Ne olur böyle yapma. Kendine kıyma.
Biliyorum senin için yanıyor. Onlarla aynı dili konuşmadığını zannettiğin bir kalabalığın ortasında, âcizliğinden muztarib, gittikçe içine kapanıyorsun. Her şeyden uzaklaşıyorsun.
Tamam. Yorgunsun. Allah şahit, bilenler şahit, çok yorgunsun. Yaşanmakta olan bütün acılar gibi yaşanmış ve yaşanacak olan bütün acıların da kalbinin üzerine çöreklendiğini zannetmekten yorgunsun. Böyle bir yükü bu kalp taşımaz, biliyorsun. Ben de biliyorum. Ama, kaldır bu acıları benim kalbimin üzerinden Rabbim, diye bir dua da etmiyorsun. "Saf ahenge biçilen bunca bedelin çok fazla olduğunu" düşünmene ramak kalmış. "Giriş biletini üstün saygıyla iade etmek" noktasında tereddütlü, İvan gibi, bütün sorumluluğu kendi üzerine alıyorsun.
Tamam. Yorgunsun. Allah şahit, bilenler şahit, çok yorgunsun. Yaşanmakta olan bütün acılar gibi yaşanmış ve yaşanacak olan bütün acıların da kalbinin üzerine çöreklendiğini zannetmekten yorgunsun. Böyle bir yükü bu kalp taşımaz, biliyorsun. Ben de biliyorum. Ama, kaldır bu acıları benim kalbimin üzerinden Rabbim, diye bir dua da etmiyorsun. "Saf ahenge biçilen bunca bedelin çok fazla olduğunu" düşünmene ramak kalmış. "Giriş biletini üstün saygıyla iade etmek" noktasında tereddütlü, İvan gibi, bütün sorumluluğu kendi üzerine alıyorsun.
içim çöl gibi selçuk küpçük
içim çöl gibi selçuk küpçük
sen kara çayımın buğulu kiri
kıvrıla kıvrıla nere gidersin
ötelerden eğer sorarsa biri
bırakmadılar da gelmedi dersin
gelmedi dersin
bir güzel düş gibi bir hayal gibi
sen de git can kuşum, sen de git artık
dost mezarı içim bulunmaz dibi
belki bir su yürür…içim çöl gibi…
içim çöl gibi…
göç eden kuşların gözleri kara
dayan gülüm dayan bahar gelecek
muhabbet ne büyük kapanmaz yara
dönecek mi söyle kuşlar bahara?
kuşlar bahara?
bir güzel düş gibi bir hayal gibi
sen de git can kuşum, sen de git artık
dost mezarı içim bulunmaz dibi
belki bir su yürür…içim çöl gibi…
içim çöl gibi…
Hadi bir şiiri nasıl katledilir göster bana
göster ufka nasıl gam sıçrar
ve nasıl nakşedilir duvara insan
alnıma çizgi düşmedi henüz
vaktimi ayarladım dem uçurtuyorum
hadi bir şehri nasıl resmedilir göster bana
Beste: Selçuk küpçük
şiir:Mustafa İslamoğlu
sen kara çayımın buğulu kiri
kıvrıla kıvrıla nere gidersin
ötelerden eğer sorarsa biri
bırakmadılar da gelmedi dersin
gelmedi dersin
bir güzel düş gibi bir hayal gibi
sen de git can kuşum, sen de git artık
dost mezarı içim bulunmaz dibi
belki bir su yürür…içim çöl gibi…
içim çöl gibi…
göç eden kuşların gözleri kara
dayan gülüm dayan bahar gelecek
muhabbet ne büyük kapanmaz yara
dönecek mi söyle kuşlar bahara?
kuşlar bahara?
bir güzel düş gibi bir hayal gibi
sen de git can kuşum, sen de git artık
dost mezarı içim bulunmaz dibi
belki bir su yürür…içim çöl gibi…
içim çöl gibi…
Hadi bir şiiri nasıl katledilir göster bana
göster ufka nasıl gam sıçrar
ve nasıl nakşedilir duvara insan
alnıma çizgi düşmedi henüz
vaktimi ayarladım dem uçurtuyorum
hadi bir şehri nasıl resmedilir göster bana
Beste: Selçuk küpçük
şiir:Mustafa İslamoğlu
İspanya'da Mavi Marmara anıtı dikildi, otorite incindi.
İspanya'da Mavi Marmara anıtı dikildi
Mavi Marmara gemisinde şehit olan 9 Türkiyeli aktivistin anısına, İspanya'nın başkenti Madrid'de anıt dikildi.
Mavi Marmara'da bulunan 3 İspanyol aktivistin girişimi ve bazı sivil toplum örgütlerinin desteğiyle yaptırılan anıtın açılışına Türkiye'nin Madrid Büyükelçisi Ender Arat, Filistin'in Madrid Büyükelçisi Musa Odeh, Leganes Belediye Başkanı Rafael Gomez Montoya, Madrid'de bulunan İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani yardım Vakfı Başkan Yardımcısı Ahmet Emin Dağ ile İspanyol sivil toplum örgütü yetkilileri katıldı.
Madrid'in Leganes ilçesindeki Filistin parkına konulan anıt, heykeltraş Roxanne Robinson ve Arevalo Beteta tarafından hazırlandı. Anıtta, Filistin'i tasvir eden yıkık dökük duvarların önünde masum bir çocuğun, insani yardım malzemelerinin yüklü olduğu "Mavi Marmara" gemisini sulara bırakması temsil ediliyor. Arkasında İsrail’in örmüş olduğu duvar olan Filistinli çocuk çocuk kendisine ulaşamayan Mavi Marmara gemisini Akdeniz’e bırakıyor.

Bu arada törende konuşma yapan Ahmet Emin Dağ, İspanya ve İspanyol aktivistlere teşekkür ederek, İsrail tarafından Filistin halkına uygulanan ambargonun sadece Türkiye'nin sorunu değil, uluslararası bir sorun olduğunun altını çizdi.
İspanyol aktivistler 2011'in bahar aylarında İspanya'dan Gazze'ye insani yardım yüklü 2 gemi göndermeyi planlıyor.
kaynak: timeturk.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)