Hepimiz biraz İttihatçıyız" demiştim. Gelen tepkilerden İttihatçılığın ölmek üzere olduğunu anladım. Yine de hepimiz biraz İttihatçıyız. Benim neslimi kast ediyorum. Soğuk Savaş döneminde edinilen ve kimliğimizin, kişiliğimizin eczasını oluşturan fikirlerimiz, ideolojilerimiz, dost-düşman telakkimizde İttihatçılığın izleri var.
"Nedir bu İttihatçılık?" diyeceksiniz. Bir siyaset yapma biçimi. İster iktidarda, ister muhalefette olun takip ettiğiniz yol ve yöntem. Her şeyin çözümünü devlette aramak; bunun için devleti ele geçirmek; böylece her şeyi çözme gücünü edinmek. Bu işleri dar bir kadro ile yürütmek. Halkı veya kitleleri uygun bir dille ikna edilecek bir ayrıntı olarak görmek. Siyaseti ölümüne bir oyun olarak sürdürmek. Ölmeye ve öldürmeye hazır olmak. Fiilen olmasa bile mecazen muhalifleri ortadan kaldırmak. Toplumu devletin terazisinde tartıp, devletten topluma nizam getirmek.
Önce bir hatırlatma. Tarih, İttihatçıların açtığı kanalda ilerliyor. Sadece bizim değil, bölgemizin tarihi İttihatçıların eseri. Yüzüncü yılı yaklaşan Ermeni tehciri, İttihatçıların kararı idi. Balkan Savaşları'nda çetelere yenilen orduyu üç yılda yedi cephede yüzünün akıyla savaşacak hale getirenler de İttihatçılardı. Savaş bitip, Enver-Talat-Cemal üçlüsü Alman denizaltısı ile İstanbul'dan ayrıldıktan sonra, İttihat Terakki'nin taşra şubeleri Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetleri'ne dönüştü. Ankara'da 23 Nisan'da açılan meşhur Meclis binası bile, İttihat Terakki'nin Ankara şubesi olarak inşa edilmişti. Bir yığın siyasî suikast İttihatçı silahşörlerin eseriydi. Salihli hattına silah depoları kurup Kuvva-yı Milliye'yi örgütleyenler de onlardı. Vagon tahsisleriyle millî burjuvazi oluşturmak için çırpınanlar da onlardı. Resmî tarihin yükü azaldığı zaman gençlerimiz, Millî Mücadele'nin İttihatçılar tarafından planlandığını ve yürütüldüğünü daha kolay öğrenecekler. Cumhuriyet'i kuran kadrolar İttihatçıydı. İzmir suikasti ile tasfiye edilenler ise çelik çekirdeğe dahil olamayan bir hizipten ibaretti. Celal Bayar yüz yaşına yaklaştığı demlerde kendisiyle röportaj yapan Mete Tunçay'ın "Siz İttihatçıydınız, değil mi?" sorusuna, zaman kipini düzelterek şöyle cevap vermişti: "Evet İttihatçıyım." Bu sözle Bayar, İttihatçılığa girdikten sonra çıkışın, sadece teneşir tahtasındaki merasimle mümkün olduğunu hatırlatıyordu.
Önce bir hatırlatma. Tarih, İttihatçıların açtığı kanalda ilerliyor. Sadece bizim değil, bölgemizin tarihi İttihatçıların eseri. Yüzüncü yılı yaklaşan Ermeni tehciri, İttihatçıların kararı idi. Balkan Savaşları'nda çetelere yenilen orduyu üç yılda yedi cephede yüzünün akıyla savaşacak hale getirenler de İttihatçılardı. Savaş bitip, Enver-Talat-Cemal üçlüsü Alman denizaltısı ile İstanbul'dan ayrıldıktan sonra, İttihat Terakki'nin taşra şubeleri Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetleri'ne dönüştü. Ankara'da 23 Nisan'da açılan meşhur Meclis binası bile, İttihat Terakki'nin Ankara şubesi olarak inşa edilmişti. Bir yığın siyasî suikast İttihatçı silahşörlerin eseriydi. Salihli hattına silah depoları kurup Kuvva-yı Milliye'yi örgütleyenler de onlardı. Vagon tahsisleriyle millî burjuvazi oluşturmak için çırpınanlar da onlardı. Resmî tarihin yükü azaldığı zaman gençlerimiz, Millî Mücadele'nin İttihatçılar tarafından planlandığını ve yürütüldüğünü daha kolay öğrenecekler. Cumhuriyet'i kuran kadrolar İttihatçıydı. İzmir suikasti ile tasfiye edilenler ise çelik çekirdeğe dahil olamayan bir hizipten ibaretti. Celal Bayar yüz yaşına yaklaştığı demlerde kendisiyle röportaj yapan Mete Tunçay'ın "Siz İttihatçıydınız, değil mi?" sorusuna, zaman kipini düzelterek şöyle cevap vermişti: "Evet İttihatçıyım." Bu sözle Bayar, İttihatçılığa girdikten sonra çıkışın, sadece teneşir tahtasındaki merasimle mümkün olduğunu hatırlatıyordu.