Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

23 Eylül 2012 Pazar

Recep Konuk: Konya'nın neyi eksik hollandadan konya tarım başkenti olacak


Recep Konuk: Konya'nın neyi eksik?
Altınekin’de 2011 yılının Aralık ayı sonlarında temeli atılan yağ fabrikasının kısa sürede tamamlanarak üretime başlamasının bölge tarımına yeni bir ivme kazandırdığını ve daha büyük bir gelişimeye ve büyümeye öncülük edeceğini söyleyen Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, tahıl ambarı Konya’nın dünya gıda başkentleri arasına adını yazdırabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 

                                           

Konya Ovası’nın bugün ürettiğinden kat kat daha fazlasını üretebilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Recep Konuk, dünyanın en büyük tarım ürünleri ihracatçıları arasında ABD ve Fransa’dan sonra üçüncü sırada yer alan Hollanda ile Konya arasındaki tarımsal ve ekonomik farklılığı kıyasladı. Konuk, “Hollandalıların, Konya’nın tarım arazisinden daha küçük bir tarımsal arazide gerçekleştirdiklerini bu bereketli topraklarda başarmak, bu toprakların sahipleri için ulaşılması zor bir hayal olmamalıdır. Bu iddiaya sahip olmak, bu iddiayı gerçekleştirmek bu toprakların sahipleri için mecburiyettir” dedi.
Altınekin Yağ Fabrikası’nın üretime başlaması nedeniyle değerlendirmelerde bulunan ve Konya Ovası’nın üretim potansiyelini harekete geçirmek, bölge üreticisinin daha çok üretmesini sağlamak için Konya Şeker’in kesintisiz çalıştığını, sürekli yatırım yaptığını belirten Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk  şunları kaydetti:
-Konya, Türkiye’nin coğrafi olarak en büyük ili-
“Anadolu Selçuklu İmparatorluğuna payitahtlık yapan Konya, insanlık tarihinde yerleşik tarımın ilk defa yapıldığı tarihi bir birikimin de sahibi.


Günümüzden yaklaşık 9 bin yıl önce Konya’nın bereketli topraklarında yaşayanlar bu toprakları tarımsal üretim merkezi yapmayı başararak, ürettikleri buğday, arpa ve bezelyeden kendi ihtiyaçlarından fazlasının ticaretini yapıp, sığırı da evcilleştirmişler. Yani avcılık, toplayıcılıktan üreticiliğe terfi eden bilinen ilk toplum olmuşlar. Nerede yapmışlar bunu? Çatalhöyük’te. Yani Konya Ovası’nın Merkezinde.
İşte bu Konya, bugün o ilklerin üzerine yeni ilkler, büyük başarılar inşa etmek istiyor. Mesela bu Konya, dünyanın en müreffeh ülkelerinden biri olan, kişi başına gelirin 40 bin doların üzerinde olduğu Hollanda ile coğrafi olarak hemen hemen aynı büyüklükte... Konya’nın yüzölçümü 40.814 kilometre kare. Hollanda’nın yüzölçümü ise 41.526 kilometre kare. Konya göller hariç 38.873 kilometrekarelik büyük bir araziye sahip. Hollanda'nın gölleri düştüğünüzde elde kalan kara parçası ise 33.883 kilometrekare... 38.873 kilometrekarelik Konya’nın toplam nüfusu 2.038.555... Konya’dan daha az toprağı olan Hollanda’da ise 16,5 milyon insan bu 33.883 kilometrekareye sıkışmış vaziyette yaşıyor, yaşamakla da kalmıyor karnını doyuracak kadar değil başkalarının da karnını doyurmaya yetecek kadar bol üretiyor, üretebiliyor.
Toplam tarımsal üretimini yaklaşık 10 bin kilometrekarelik bir alanda yapan, bunun da önemli bir parçasını denizden kazandığı alanlarda gerçekleştiren Hollanda coğrafi olarak kendisinin 232 katı büyüklükteki ABD’den ve yine kendisinden 18 kat daha fazla tarım arazisine sahip Fransa’dan sonra dünyanın üçüncü büyük tarım ürünleri ihracatçısı. Ne kadarlık bir alanda yapıyor bunu? Konya’nın tarım arazisinden daha küçük bir alanda. Üstelik de deniz seviyesinden 6-7 metre aşağıdan başlayıp en yükseği 321 metre rakıma sahip tarımsal üretim için son derece elverişsiz bir arazide üreterek.
Konya ile aynı büyüklükteki bir coğrafya’da 16,5 milyon insanı barındıracak sanayi tesisleri kuran, şehirler inşa eden Hollanda kendisini ihracatta dünya üçüncüsü yapacak tarımsal ürünü üretmekle de kalmamış yine bu daracık alanda yaklaşık 4 milyon büyükbaşı, 1,5 milyon koyun ve keçiyi besleyip senede 11,5 milyon ton da süt üretiyor. Süt ve et ürünleri ihracatında dünyadaki lider ülkelerden biri olan Hollanda ürettiği tarımsal ürünlerin % 60’ını ihraç ediyor. Yem ihraç ediyor, unlu mamuller ihraç ediyor. Kesme çiçekte ve çiçek soğanı üretiminde dünyanın en büyüğü olabiliyor.
Yaklaşık 900 milyar dolarlık milli gelirinin 20 milyar doları tarımsal üretimden oluşan Hollanda’da içecek ve tütünü de dahil ettiğinizde gıda sanayi, yani tarımsal ürünü işleyip katma değerli hale getiren tarımsal sanayi ise her yıl ülke ekonomisine yaklaşık 150 milyar dolarlık katkı yapıyor.
Her yıl gerçekleştirdiği 500 milyar dolarlık ihracatının % 11’i yani 55 milyar dolarlık kısmı gıda ürünlerinden oluşuyor. Buna tütün ürünleri ve içecek ile kesme çiçek ve çiçek soğanı dahil değil. İşte o Hollanda’nın Konya’nın köylerinin nüfusu kadar bir nüfusla, yine Konya’nın tarım arazisinden daha küçük bir tarımsal arazide gerçekleştirdiklerini bu bereketli topraklarda başarmak, bu toprakların sahipleri için ulaşılması zor bir hayal olmamalıdır.

21 Eylül 2012 Cuma

Konya Uluslararası Mevlana Anadolu İmam Hatip Lisesi açıldı


Uluslararası İHL pazartesi açılıyor




Yaklaşık 1 aydır tadilatta olan ve bugün kaymakamlığa teslim edilecek olan Uluslararası Mevlana Anadolu İmam Hatip Lisesi pazartesi günü yeni eğitim öğretim yılına başlayacak. Lisede bu yıl 17 farklı ülkeden yaklaşık 100 öğrenci eğitim görecek

       


















Eski Görme Engelliler Okulu binasında yeni eğitim öğretim yılına hazırlanan Uluslararası Mevlana Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde tadilatlar bugün sona eriyor. Selçuklu Kaymakamlığı tarafından bugün müteahhitten teslim alınacak olan Uluslararası Mevlana Anadolu İmam Hatip Lisesi binası kalan eksiklerinin de giderilmesinin ardından pazartesi günü eğitim öğretim hizmetine resmen başlayacak.
Uluslar arası İHL’nin Konya’ya kurulacak olmasının şehir açısından son derece önemli olduğunu belirten TİMAV Genel Başkanı Abdullah Ecevit Öksüz, “İslam ülkelerinden gelecek öğrenciler; şehrimizin kültürünü, sosyal yapısını tanıma, tanıtma ve yayma konusunda önemli bir rol oynayacaklar. Hz. Mevlana’nın ‘Ne olursan ol, gel’ çağrısı bu proje ile vücut bulmuş olacak ve Konya’nın ruhu anlatılabilecek” dedi.

1 YIL TÜRKÇE DİL EĞİTİMİ ALACAKLAR
Yeni eğitim öğretim yılında öğrencilerin 1 sene boyunca Türkçe dil eğitimi alacağını ifade eden Öksüz, “Okulumuzda bu sene 17 farklı ülkeden yaklaşık 100 öğrenci eğitim alacak. Öğrencilerimiz 1 sene sadece Türkçe dil eğitimi alacak. Daha sonra imam hatip müfredatına geçilecek. Okulda tadilatlarımızı tamamlamak üzereyiz. Öğrencilerimiz eğitim ihtiyaçlarının yanı sıra barınma ve yemek ihtiyaçlarını da okulda karşılayabilecek. Bu öğrenciler tamamıyla devlet bursuyla burada eğitim görecekler” diye konuştu.

9. Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivali


Dünya halklarının mistik müzikleri Konya'da sahnelenecek
Hz. Mevlana'nın 805. doğum yıl dönümü etkinlikleri kapsamında bu yıl 9'uncusu düzenlenecek Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivali'nde İran, Bulgaristan, Afganistan, Çek Cumhuriyeti, Moritanya, Çin, Gürcistan, Hindistan ve Türkiye'den sanatçılar ve gruplar sahne alacak. 


22-30 Eylül tarihleri arasında Mevlana'nın huzur veren yeşil kubbesinin gölgesinde düzenlenecek festivalde, mistik müzik alanında dünyanın en önemli grupları sahne alacak.

Konya Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilecek halka açık konserler ücretsiz izlenebilecek.

Festivalde, İran Horasan müziğinin en önemli temsilcisi ''Sima Bina'', ''Grammy'' ödüllü ''Le Mystere des Voix Bulgares'', Afganistan'dan ''Üstad Ghulam Hussain'', Çek Cumhuriyeti'nden ''Schola Gregoriana Pragensis'', Moritanya'dan ''Coumbane Mint El Warakane'', Çin'den ''Sanubar'' topluluğu, Gürcistan'dan ''Aznash'' topluluğu, Hindistan'dan ''Purna Das Baul'' ve Türkiye'den ''Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu'' sanatseverlerle buluşacak.

20 Eylül 2012 Perşembe

Bediüzzaman'ın öğrenimde takip ettiği metodlar


Bediüzzaman'ın öğrenimde takip ettiği metodlar

Amacımız öğrenim hayatına devam edenlere Bediüzzaman Hazretleri'nin modellenebilir yöntemlerini göstermektir



Muhlis Körpe'nin yazısı:
METODOLOJİNİN ÖNEMİ
 
İnsanlar amaçlarına ulaşmak veya bir meçhulü keşfetmek istediğinde rastgele hareket ettikleri takdirde arzularına kavuşmaktan mahrum olurlar. Hedefe ulaşmak doğru yöntemlerin rehberliğinde mümkündür. Menzile varmak doğru usuller iledir. Onun için insan isteklerine ulaşmak konusunda doğru bir yol haritasına ihtiyaç hisseder. O harita ise metodolojidir. Bundan dolayıdır ki metodoloji ilimlerin aslı olmuştur.
 
NEDEN BÖYLE BİR ARAŞTIRMA
 
Âlimler toplumun bilincidir. İnsanlar âlimleri/gerçek aydınları modelleyebildikleri ölçüde geleceği kucaklayabilirler. İrfan dünyasının yıldızları hükmünde olan âlimlerden mahrum bir topluluk yok olmaya mahkûmdur.
Amacımız Bediüzzaman Hazretleri'nin 3 ay gibi çok kısa olan fakat ciddi bir metodolojiyi barındıran tahsil hayatını gözler önüne sermektir. Böylece öğrenim hayatına devam edenlere Bediüzzaman Hazretleri'nin modellenebilir yöntemlerini göstermektir. 
 
TAHSİLDEKİ GAYESİ
 
Bediüzzaman Hazretleri'nin ilim tahsiline başlaması geçici bir hevesten kaynaklanmıyordu. Altında çok güçlü düşünceler/gerekçeler vardı. İlimle nurlanmak/aydın olmak ve yüksek ahlaka sahip olmak gibi yüce bir amaç edinmişti. O, tahsil hayatının niçinini dünyasında çözmüştü. Nasılı ise kolaydı. Bu düşüncenin oluşumunda ise çevrenin özellikle de abisinin büyük bir rolü vardı.
 
Bediüzzaman Hazretleri medreselerin çok olduğu bir çevrede yetişti. Etrafında şahit olduğu ilmi müzakereler onun ruhunda öyle bir heyecan uyandırıyordu ki dünyayı bu insanların kurtaracağını zannederdi. Hem abisinin emsallerinden farklı olarak ilim tahsilinden kaynaklanan olgun halini ve faziletini çok küçük yaşta gördü. Bu ortam ve abisinin güzel ahlakı onda ilme karşı ciddi bir şevk uyandırdı. Böylece tahsil hayatına başladı. Evet, çevrenin insan üzerindeki etkisi reddedilmez hakikatlerdendir.
Bediüzzaman Hazretleri annesinden aldığı manevi derslerin ve telkinlerin tahsil hayatının temelini oluşturduğunu ve derslerinin bu temel üzere kurulduğunu söyler. Demek öğrenim hayatında en birinci ve en esaslı ve en etkili öğretmen annelerdir.
 
ÖĞRENİMDE TAKİP ETTİĞİ METODLAR
 
O, sırat-ı müstakim üzereydi. Aşırılıklardan son derece kaçınırdı. Hatta hayatı boyunca ifrat ve tefritle mücadele etmeyi gaye edinmişti. Çünkü aşırılıkların insan yeteneklerini ifsat ettiğini söylerdi. Hakkın aşırılıklara ihtiyacı olmadığını düşünürdü.
Yanlış referanslar kullanmazdı. Çünkü ilkeler hatalı olduğu takdirde birçok yanlış sonuçlar ortaya çıkacaktı. Mesela: Kur'ân'daki hikâyeler için İsrailiyata ihtiyaç olmadığını söylerdi. Akla havale edilen konularda ise felsefenin dini prensiplere zıt meselelerine ihtiyacı yoktu. O Kur'ân'ı Kur'ân'la, sahih hadisle ve doğru tarihle tefsir ediyordu.
Mübalağadan son derece kaçınırdı. İnsanın zevk ettiği veya hoşlandığı bir şeyde mübalağa etmeye meyilli bir varlık olduğunu söylerdi. Hâlbuki O mübalağayı yaratılışa kanaat etmemekle eşleştiriyordu. İlahi hikmet ve adalet ise her şeye layık olduğu hali ve mevkii vermişti. Hakikatin mübalağaya ihtiyacı yoktu. Hakikatteki cazibeyi yeterli görürdü.
 
Hakikat ile mecazı birbirinden ayırt ederdi. Karıştırmazdı. Hâlbuki bir kısım insanlar en açık konularda bile tevile/mecaza kaçabiliyorlardı. Bunun yanı sıra mecazı da hakikat kabul edip ona göre açıklamalar yapanlar vardı. Hâlbuki her şeye hakkını vermek adaletti. Mecazı mecaz olarak anlamalı, hakikati hakikat olarak görmeliydi. Ta ki bir kısım yüksek hakikatler incitilmesin. Akla uzak görülmesin. Reddedilmesin. Mesela: Dünyayı gerçek bir öküz ve balık üzerinde farz etmek. Gerçekte yüksek bir teşbihle bazı hakikatler anlatılmak istenmiştir ki buna dair bir risaleyi Bediüzzaman Hazretleri telif etmiştir.
 
Bir şeyin etkili olması için hakikat olmasını yeterli görürdü. Hâlbuki insanlar sözlerine daha fazla muhatap bulmak ve reddedilmemesi için büyük zatlara ait olduğunu iddia etmekle etkili kılmak gibi huya sahiptirler. Bununla düşüncelerine bir asalet kazandırmak isterler. Hurafelerin bu huydan beslendiğine ve büyüdüğüne dikkat çekerdi. Mesela: Nasreddin Hoca'ya nispet edilen fıkralar veya uydurma hadisler gibi.
 
Tefekkürü meslek haline getirdi
 

Mümtaz'er Türköneden İslamcılık yorumu Risale-i Nur dışında canlılık belirtisi kaldı mı


Risale-i Nur dışında canlılık belirtisi kaldı mı?
20 Eylül 2012 Perşembe 06:34

Risale-i Nur dışında canlılık belirtisi kaldı mı?

İslamcıların geçmişte kaldıklarını ifade eden Türköne, değişime vurgu yaptı
Risale Haber-Haber Merkezi
İslamcılık ile ilgili yorumda bulunan Mümtazer Türköne, "Müsbet hareket düsturu ile keskin ideolojik tartışmaların ve kutuplaşmaların dışında kalan Risale-i Nur Geleneği dışında bir canlılık belirtisi kaldı mı?" diye sordu.
 
Zaman'daki yazısında İslamcıların geçmişte kaldıklarını ifade eden Türköne, değişime vurgu yaptı ve "İhvan-ı Müslimîn ile Risale-i Nur hareketinin mirasını bugün yan yana koyup karşılaştırmamız lâzım" dedi.
 
Türköne'nin yazısı şöyle:
 
İslâmcılar neden geri kaldılar?
 
Gelen tepkiler hayat belirtisi gösteren, yaşayan bir organizmanın tepkileri değil. Çok değerli fikir mahsulleri elbette var; ama gelen tepkilerde bugüne dair neredeyse hiçbir şey yok.
 
Ali Bulaç'ın bu tartışmayla ilgili seri halde kaleme aldığı yazıları 20 yıl, hatta 30 yıl önceki matbuattan alıp okumuş da olabilirdiniz.
 
İslâmcılık uzun iktidar yolculuğu boyunca kendi içinde bir mutasyon yaşadı, rakipleriyle etkileşime girdi ve tarihe, yani gerçeklere uyum sağladı. Ortaya bambaşka bir şey çıktı: Bugün karşımızda "devlet aklı" olarak duruyor. Çünkü devleti o yönetiyor. Onlar artık "eski" İslâmcılar. İslamcılıkta direnenler ise tarihin dışına savrulanlar. Geçmişte yapılan yolculuğu gayenin kendisi zannedenler. Yeni şeyler söyleyemeyecek kadar yaşlı olanlar, parti politikasını dar dairesinin dışında kalıp ikbal kapısını aralayamayanlar, hayatın süfli gerçekleri ile uzlaşmayı reddedip, geçmişin nostaljileri arasında kaybolmayı tercih edenler, keskin sirke misali kendi küpüne zarar verme telaşındaki marjinaller... Bugün hâlâ İslâmcılık iddiasında bulunanlar bu kategorilerden herhangi birine mensuplar.
 
Tanımlardaki belirsizliğin arkasına sığınanları açığa düşürmek için tekrarlayalım. "İslâmiyet bir hayat nizamıdır, behemehal hayatın her alanına uygulanmalıdır" diyerek çantalarında İslâm tarihi boyunca ilk defa keşfedilmiş "İslâm siyasî sistemi"ni taşıyanlardan bahsediyoruz. Bu büyük iddianın, cür'etin ve ortalığı kasıp kavuran teorilerin arkasında tarihî, içtimaî ve insanî -adını ne koyarsanız koyun- bir dram vardı. Bugün ile geçmiş arasındaki farkı kavramak için bu dramı hatırlamamız lâzım. Hayatın gerçekleri ile geçmişten ve İslâmiyet'in ihtişamından ilham alan hayaller, gayeler, emeller arasında doldurulması çok güç bir uçurum duruyordu. Müslümanlar yoksuldu, geriydi, eğitimsizdi, ilkel şartlarda yaşıyordu. Batı ise zenginliğin, ihtişamın, ileriliğin nimetlerine garkolmuştu. Yolculuğun meşakkati ile varmak istediğiniz hedef için geçmeniz gereken menziller yolcunun çenesini düşürür. İslâmcılık adını verdiğimiz, içinde siyasî-sosyal-ekonomik "sistem" arayışı olan nazariyeler işte bu uzun yolun meşakkatine katlanmak için hayalî menzillere dair uydurulmuş hikâyelerdir. "Uydurma" lafı geçmişin İslâmcılarına ağır gelebilir. İspatı: Bugün o anlı şanlı menzillerden, yani sistemlerden hiçbiri hatırlanmıyor.
 
1960'lı, 70'li hatta 80'li yılların İslâmcı metinlerini açıp okuyun. Müelliflerinin bile o metinleri yüzleri kızarmadan okuyabileceğini sanmıyorum. En ilerileri Necip Fazıl'ın, Sezai Karakoç'un kaleminden çıkanlar. Yüksek belagatin, edebî ilhamların dışında bugüne hitap eden bir düşünce bulup çıkartabilir misiniz? Hakkını verelim. O zaman çok işe yaradılar. Pusulasını kaybetmiş, bir şeyler arayan nesli "Diriliş Nesli"ne dönüştürdüler, Anadolu bozkırlarına sıkışanları "Büyük Doğu"ya taşıdılar. Peki ya bugün? O kadar emeğin, o kadar çabanın, o kadar halisane gayretin bakiyesi ne? "Müsbet hareket" düsturu ile keskin ideolojik tartışmaların ve kutuplaşmaların dışında kalan Risale-i Nur Geleneği dışında bir canlılık belirtisi kaldı mı?
 

Papa dan birlik çağrısı , Hristiyan ve Müslümanların birlik olma vakti




Hristiyan ve Müslümanların birlik olma vakti

Katoliklerin ruhani lideri Papa 16. Benediktus'un çağrısı


Katoliklerin ruhani lideri Papa 16. Benediktus, Hristiyan ve Müslümanların beraberce kararlı bir şekilde şiddete ve savaşlara karşı koyma zamanının geldiğini söyledi. 
Papa 16 Benediktus, her çarşamba günü yaptığı genel kabulünde, geçen hafta sonu gerçekleştirdiği Lübnan ziyaretine ilişkin bilgiler verdi.
Lübnan'daki Müslümanların kendisini büyük bir içtenlikle karşıladığını anlatan Papa, buluşma nedeniyle Müslüman otoritelere teşekkür ederken, 'Bana öyle geliyor ki Hristiyan ve Müslümanların beraberce kararlı bir şekilde, şiddete ve savaşlara karşı durma zamanı geldi' dedi. 
Dinler arası diyaloğun önemine değinen Papa, 'Dünya bugün artık daha açık ve güçlü bir şekilde diyalog ve işbirliğine ihtiyaç duymaktadır' dedi. 
Ruhani lider, Lübnan'ın diğer Arap ülkeleri ve dünyanın geri kalanı için örnek olarak kalmaya devam etmesi gerektiğini de belirtti. 
Yeni Şafak

9. Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivali


                                       
                 9. Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivali    

9. Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivali  bu yıl  22 -30 Eylül Tarihleri arasında kapılarını sanatseverler için bir kez daha aralayacak.

Festivalin değişilmez ve her zaman en çok ilgi gören 2 ülkesi olan İran ve Türkiye  bu yılda sanatseverleri yalnız bırakmıyor.Bir diğer dikkat çeken konuk ise festivalin vazgeçilmez konuklarıaraına yavaş yavaş adını yazdıran hindistan

iranı bu yıl müzik yaşamında yarım asıra yaklaşan deneyimiyle Sima Bina hanımın önderliğinde 

Horasan Tasavvuf Müziği eşlik edecek.

Festivalin Kapanış Programını ise her zman olduğu gibi Sema töreni ve Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu konseri ile gerçekleştirilecek.

Festival Programı ise Şöyle

22 Eylül Horasan Tasavvuf Müziği - Sima Bina



23 Eylül Sazsız Bulgar Müziği - Le Mystere des Voix Bulgares 
(Bulgar Seslerin Gizemi)



24 EylülAfgan Klâsik Müziği - Üstad Ghulam Hussain 
(Gulâm Hüseyin)



25 EylülGregoryen İlâhîler - Schola Gregoriana Pragensis (Prag Gregoryen Okulu)



26 EylülIggawin - Coumbane mint Ely Warakane



27 EylülUygur Mugam Müziği - Sanubar Topluluğu



28 EylülÇeçen Tasavvuf Geleneği - Aznaş Topluluğu



29 EylülBauller - Purna Das Baul "Samrat"



30 Eylül Sema Töreni ve Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu

Festivalle ilgili daha fazla ayrıntılı bilgi almak ve gruplar hakkındaki bilgileri okumak için aşağıdaki adresi takip edebilirsiniz.

 







                   

18 Eylül 2012 Salı

İmam hatipliye askeri okul kapısı açılıyor


Milli Savunma Bakanlığı'nın, Harp Okulları'na, imam hatip lisesi mezunlarının da alınması için mevzuat değişiklik çalışmalarına başladığı ortaya çıktı.

TBMM Dilekçe Komisyonu'nun, geçtiğimiz Haziran ayında tamamladığı “Harp Okulu” raporunda, “Harp Okulu öğrencisi olma şartlarını taşıyan her öğrencinin hangi liseden geldiğine bakılmaksızın, ‘Harbiyeli' adaylığına talip olma hakkı bulunacak şekilde düzenlenmesinin istenmesine karar verildi” denildi. Böylece Meclis, Harp Okulları yolu kapalı olan imam hatip lisesi mezunlarının Harp Okulları'na alınmasını talep etmişti.

TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı AKP Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş, Meclis'te bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada, şöyle konuştu:

“Hazırladığımız Harp Okulu raporunu Başbakanlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'na gönderdik. Bütün bu kurumlar, raporumuza itiraz etmedi ve raporumuzla ilgili olumlu görüş bildirdi. Milli Savunma Bakanlığı'ndan da itirazla karşılaşmadık. Özellikle Genelkurmay Başkanlığı bizim raporumuzda ve idari işlemle yapılabilecek olan her şeyin yapıldığını ancak mevzuat değişikliği gerektirenlerin de mevzuat hazırlıklarının devam ettirildiği yönünde bize bir cevabı yazısı oldu. Biz imam hatipliler de dahil askeri okullara gitmek isteyen herkesin müracaat hakkı olması gerektiğine inanıyoruz. Askeri okula gitmek isteyen her öğrenci müracaat edebilmeli. Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı buna itiraz etmediğine göre bundan bu isteklerimizi yerine getireceği anlamı çıkar. Biz bunun takipçisi olacağız.”
kaynak: haber7

İMAM HATİPLİME DESTAN


İMAM HATİPLİME DESTAN

YazdırPDF
beratk12
Gerilerde kaldı o kara günler,
Kâbuslu kasvetli geçmişti dünler;
Allah’ın yardımı, halkın desteği,
Sayesinde çözüldü kördüğümler.

Güzel gidiyorsun, yoluna devam,
Şahlanır seninle vatan ve iman;
Bütün millet, sana çok güveniyor,
İmam hatiplim sen sözüme inan.

Hizmet sahasında dünyayı aştın,
Lisanlarda, dört lisanla kaynaştın.
Bütün fakülteler açıktır sana,
En nihayet hedefine ulaştın.

Yarışa hazırsın; doru atlısın,
Uçmak istiyorsun, çift kanatlısın.
Meydanlar, kürsüler seni bekliyor;
Hitabette sen herkesten farklısın.

Okullarda, kızlarımız çoğunluk,
Anne olacaklar, bundan yoğunluk.
Dinî, ilmî bilgilerle mücehhez,
İstenenin üstündedir olgunluk.

Çile çekilmeden menzil alınmaz,
Edelim Mevla’ya her zaman niyaz.
Beş vakti kaçırmaz, kılarsan namaz,
Allah seninledir, sıkıntın olmaz;
Ayrılma bu yoldan hedef kaybolmaz.

Abdullah Kars

Kaynak: önder

Ösym Başkanı Ali Demirden Ösymde yaşanan son duruma ilişkin açıklamalar


En çok eleştirilen kurumların başında gelen ÖSYM'nin tepesindeki adam Prof. Ali Demir, bugüne kadar yaptıkları sınavlarla ilgili iddiaları cevapladı.

ÖSYM Başkanı Prof. Demir, 1974'ten bu yana aynı ellerde tutulan kurum içinde ve sınav sistemindeki akıl almaz bozuklukları anlatırken, “Her Adaya Farklı Soru Kitapçığı uygulaması ile sınav şebekesinin tezgahını bozduk. Kurumdaki ekibi değiştirdik. Bize karşı linç kampanyası başlattılar” dedi.
 Eylül 2010'da kopya çekildiği için iptal edilen KPSS'den sonra ÖSYM Başkanlığı'na getirilenProf. Ali Demir , bugüne kadar yaptıkları sınavlarla ilgili iddiaları cevapladı, ÖSYM'nin çalışmabiçiminde ve sınav güvenliğinde yaptıklarını karşılaştırarak anlattı:

- ÖSYM'deki bilişim teknolojisi 1980'lerin teknolojisiydi. Yazılımlar COBOL dilinde yazılmıştı ve her yazılımı bilen sadece bir kişi vardı.
Artık kurumun kendi bilişim uzmanları, yazılımcıları var. Sınav sonuçları kendi uzmanlarımız tarafından geliştirilen yazılımlarla değerlendiriliyor. 2012 YGS'den 15 gün önce eski yazılımın tekkullanıcısı olan personelimiz ayrılacağını söyledi. Belki zor duruma düşeceğimizi düşündü. Ama 30 günde yeni yazılımı devreye soktuk ve YGS'yi sorunsuz tamamladık.
- Eskiden sınav salonlarından sorular cep telefonları ile dışarı gönderiliyor, çözülüp belirli kişilere servis ediliyordu. Kalem, araba anahtarı şeklindeki kameralarla sorular kopyalanabiliyordu.
Sınava giriş çıkışları kontrol altına aldık.Cep Telefonu, anahtar gibi eşyayla sınava girişi yasakladık. Sınavdaki kalem, silgi, peçete gibi tüm ihtiyaçları biz karşılıyoruz.
- Gruplara aynı soru kitapçık türü ve aynı cevap anahtarı veriliyordu. Bu nedenle sahte cevapanahtarları üretilip satılıyordu. Yanındakinden kopya çeken aday onun cevap anahtarı kodunu yazarak aynı puanı alabiliyordu. Sınav sonuçlarında beklenmedik bölgesel başarılar görülüyor, ancak kopya delili bulunamıyordu.
Artık her adayın hem soru kitapçığı hem de cevap anahtarı kişiye özel hazırlanıyor. Başkasının cevap kağıdını kopya çekenler, kitapçık numarasını kopyalasalar dahi tespit ediliyorlar.
- ÖSYM'nin sanıldığı gibi bir soru bankası yoktu. Sınavları her alandan sadece bir-iki kişi hazırlıyordu.
Önce bir soru bankası yazılımı hazırladık. Artık sınavlarda her alandan en az 3 ÖSYM uzmanı, 20 ila30 akademisyen bir araya geliyor, sınavda kullanılacak soru sayısının 2 ila 5 katı soru hazırlıyor; bunlar soru bankasına atılıyor.
ÖSYM'DE BİLE GİZLİLİK YOKTU
- ÖSYM'ye giriş çıkışlar kontrol edilmiyor, binaya giren herkes bilgi işlem, soru hazırlama, optik okuma alanlarına girebiliyordu. Sınav soruları kontrol amaçlı yüksek sesle okunurken dinlendiği  iddiaları vardı. Bu birimlerde internet ve telefon bile vardı. Soru kitapçıklarının basıldığı matbaada, sınav evrakının açıldığı birimlerde kontrol yoktu.
Bugün ÖSYM'ye giriş çıkışlar kayıt altına alınıyor. Herkes sadece sorumluluk alanına parmak iziyle girebiliyor.Bilgisayarda yaptıkları her işlem e-imza ile kayıt altına alınıyor; fotokopi makinaları bile parmak iziyle çalışıyor, kayıtları tutuluyor. Sınav sorularının hazırlandığı, kitapçıkların basıldığı, sonuçların değerlendirildiği alanlarda 80'den fazla noktada sinyal karıştırıcı (jammer) ve 24 saat çalışan gözlemciler bulunuyor. Bu birimlerdeki internet bağlantılarıkaldırıldı, cep telefonuyla giriş yasaklandı.
- Bilgi işlem sistemleri dışarıdan erişime açıktı ve girenler belirlenemiyordu.
Bilgi işlem sistemlerine dışarıdan erişim tamamen kapatıldı.Çalışanların ve tüm adayların hangi cihazdan hangi işlemi yaptığı kayıt altına alınıyor.
‘AİLE KURUMU' GİBİ YÖNETİLİYORDU
- ÖSYM çalışanlarının çoğu eş veya akrabaydı. Çalışanların çoğunun çocuklarının Türkiye'nin en iyi üniversitelerinde, en iyi bölümlerde olması tartışma konusuydu. Sınav sonuçlarına müdahale edildiği söylentileri çıkmıştı.
Artık ÖSYM çalışanlarının birinci dereceden yakını olan adayların cevap kağıtları bir komisyon tarafından açılıyor, taranıyor ve optik okuyucudan geçirildikten sonra değerlendirmeye alınıyor. Ayrıca yasal düzenleme yapılarak sınav sonuçlarına müdahalenin cezası ağırlaştırıldı, 8 yıla kadar hapis öngörüldü.
- ÖSYM çalışanları özel ders verebiliyor, dersanelerle çalışabiliyordu.
Artık buna kesinlikle izin verilmiyor; gizlilik sözleşmesi imzalatılıyor.
- Adayların ÖSYM sistemleri üzerinde yaptığı işlemler ve fotoğraf değişikliklerinin kaydı tutulmuyordu. Başkasının yerine sınava girenler belirlenemiyordu.

Millet İmam Hatip'lerle hasret gideriyor


Millet İmam Hatip'lerle hasret gideriyor


Başbakan Erdoğan, ''Bugün Türkiye genelinde millet artık imam hatip okullarıyla kucaklaşıyor'' dedi.
DENİZLİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cedide Abalıoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde, 2012-2013 eğitim öğretim yılı ve toplu açılış töreninde, bu dönemde eğitimde gerçekleştirilen çok büyük reformların ilk adımlarının atıldığını söyledi. 
''Bugün başta Denizli olmak üzere, başta açılışını yaptığımız bu okul olmak üzere Türkiye genelinde millet artık imam hatip okullarıyla kucaklaşıyor. Bu okullarla hasret bugün sona eriyor'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bugünden itibaren, bu dönemden itibaren artık imam hatip okulları milletin okulları olarak eski parlak günlerine geri dönüyor. 28 Şubat sürecinde milletin bu okullarından korkanlar, ürkenler, milletin bu okullarını adete bir öcü gibi görenler maalesef bu okulların kapılarına kilit vurmuşlardır. İmam hatiplerin orta kısımlarını kapattılar, bununla yetinmediler, lise kısımlarına da talebin azalması için üniversite sınavında katsayı engelini getirdiler. İmam hatiplerin önünü kesebilmek için tüm meslek liselerine, tüm meslek okullarına yani yoksul Anadolu evlatlarının devam ettiği okullarına vebalı muamelesi yaptılar. 
İtibarı iadenin mutluluğu
Bu zulme, baskıya, antidemokratik uygulamaya son verdiklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
Ne zarar gördünüz imam hatip okullarından da bunları kapattınız? Ne yaptı imam hatipliler size de bunları kapattınız? Terörist yetişmediği için mi imam hatip okullarını kapattınız? Anarşistler yetişmediği için mi imam hatip okullarını kapattınız? Vatana hizmet aşkıyla yandıkları için mi imam hatip okullarını kapattınız? Ben, evlatlarım, birçok bakan arkadaşlarım imam hatip lisesi mezunları olarak bugün imam hatip okullarına itibarini iade etmenin bahtiyarlığını, bunun tarifsiz heyecanını yaşıyoruz.''
- Türkiye genelinde artık millet İmam Hatip okullarıyla kucaklaşıyor. Bugün artık millet İmam Hatip'lerle hasret gideriyor.
- Ben artık 4+4+4 demiyorum. 444 sistemi diyorum.
- Okula başlama yaşını 66 aya çektik. Uyum sağlamak amacıyla çocuklarımız geçen hafta eğitime başladılar. Oyun ve eğitimi harmanlayan yeni bir sistemle okula devam edecekler.
- Muhalefet, 66 aylıklar için rapor alma kampanyası başlattılar. Ey CHP, bu millet size itibar etmiyor. Ne yaparsanız yapın, bu milletin değerleriyle oynamayın.
- Bir taraftan biz İmam Hatip'lere karşı değiliz diyeceksin, bir yandan gidip bunların önünü nasıl keseriz diye uğraşıp duracaksın.
Bunlar Kuran'dan kaçar
- Bundan böyle Kuran-ı Kerim ve Siyer-i Nebi dersleri de haftada 8 saat seçmeli ders olarak alınabilecek.
- Yazarlık, drama gibi pek çok ders, öğrencilerimize seçmeli olarak verilecek.
- Ana muhalefet, özellikle Kuran ve Siyer derslerinin verilmesinden acayip rahatsız oldular. Bunlar Kuran'dan kaçarlar. Çünkü bunlar, Kuran'ı mezarda okumak için sanırlar.
- Milletin çocuklarını dar kalıplar içinde, belirli ideolojiler çerçevesinde yetiştirmeye çalıştılar.
- Merhum Menderes'i ve arkadaşlarını idam edenler, bu zihniyetten daha farklı değildi.
- Aylardır bizim milli eğitimde gerçekleştirdiğimiz reformlara karşı çıkıyorlar. Bugüne kadar hiçbiri çıkıp neye niçin karşı çıktıklarını açıklayabilmiş değiller.