Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

15 Ağustos 2014 Cuma

Taraklı Park Lokantası ve Kuru Fasulyesi

Taraklı Park Lokantası
                                        
Tüm müşterilere önce ücretsiz kuru fasulye ikram eden, menüsü kuru fasulye, pilav ve ıslama köfteden oluşan küçük bir lokanta ama lezzeti neredeyse 10 numara.  Fasulyeyi beğenirseniz ardından gelen ikinci tabaktan ücret alınıyor, yanındaki çoban salata servisi ise sınırsız ve ücretsiz. 3 kişi 3 tabak fasulye, Ortaya 3 kişilik ıslama köfte ve yanında el yapımı ayran ile 45 tl ödüyorsunuz. fiyat küçük bir yerleşim yerine göre pahalı gelebilir ama yiyeceklerin lezzeti kesinlikle buna değer. Büyük şehirler de bu lezzetin yarısına bile bu fiyatın yarısını tek kişi ödüyorsunuz.

Fasulyenin lezzet sırrını sorduğumuz zaman sanırım ihlas ve besmeleyle pişirilmesinden olsa gerektir, diye cevap verdi.

Ayrıca dükkan sahibinin" insanlar artık nefislerinin kölesi olmuşlar ta Ankaradan buraya fasulye yemeye geliyorlar, hayret ediyorum, Allah Şaşırtmasın" şeklindeki muhabbetimizde bugün bile aklımdan çıkmayan sözlerden birisi olarak yer etmiş.
 Taraklıya gelip de özellikle kuru fasulyeden tatmadan dönmeyin.

MTG Ağustos 2014 Tarihinde orada bulundu 


Mann Hint filmi değerlendirme

Mann Hint filmi değerlendirme

Mann filmi hakkında söze başlarken diyeyim; ki benim izlediğim en duygusal ve senaryo oyunculuk kalitesi eşdeğer giden en iyi film olduğunu söylemeliyim.

Yazılara böyle ön yargılarla giriş yapmak iyi değildir, ama bu film için söylemeliyim.
bu yazıyı ise tam olarak 5-5,5 aydır bekletiyorum, bir türlü tamamlayamamıştım ne hikmetse.
Nasip bugüneymiş.

Öncelikle filmi şubat ayında izlediğimi elinizdeki bu yazıyı ise parça parça en az 4-5 defa da yazdığımı belirtmeliyim.

Film 1999 yılında çekilmiş, biraz eski gibi ama tam bir başyapıt olmuş.
Mann filmini aslında bilinçsizce sadece Aamir Khan olduğu için torrentten inmiş bir film gözüyle neredeyse 1 yıl boyunca baktığımı öncelikle itiraf etmeliyim.
Sonuçta elimde 200'ün üzerinde belkide 300'e yaklaşmış bir hint film kolleksiyonu olunca, insanın bazı elemeler yaparak karar almasını zorunlu kılmaktadır.

Filmi ilk başta sonra izlenecekler klasörüne gönderdiğim için oradan almam için iyi bir uyarıcı notun bulunması gerekiyordu, sonuçta film 15 yıllık ve görüntü kalitesi modern yaşama göre bayağı geride olduğu için izlemek için bir neden göremiyordum.
Elimdeki filmeri artık imdb puanına göre değil, kişisel yorumlara göre seçmeye başlamam ile Mann filminin gözüme çarpması bir oldu desem yerinde olur.

Özellikle türk izleyicisinin bu filme yaptığı "inanılmaz duygusal bir film", "ağlamaktan gözlerim şişti", "izlemeden önce bimden 1 kutu selpak alın yoksa selpak yetiştiremezsiniz" gibi yorumlar dikkatimi bayağı celbetmişti.
Tamam Aamir Khan'ın yaptığı her şeyi muhteşem kabul eden türk bacılarımız var, onların abartması olur mu olmaz mı diye düşünmedim değil ama, bir kutu selpak lafını görünce ben bile dayanamadım. 

Yurtta ki odamızda zaten alışılagelmiş olan hint filmi izleme seanslarımız zaten mevcut olduğu için, extra bir zaman ayırmama gerek yoktu. "Bu akşam hint filmi izliyormuyuz abi" ya da "beyler bu akşam hint filmi izliyoruz" sözleri, film yeterli hazırlığı oluşturmaktaydı.

29 mayıstan bir düğün daha Taraklı düğün hatırası


29 mayıs üniversitesinde düğünler bitmiyor.

Bu bereket nereden geliyor bilmiyorum, ama bereketli bir üniversite.

Bu sefer ki düğünümüz, geçen düğünümüzde bahsettiğimiz (Bir 29 mayıs düğün hatırası) Mustafa Abimizin düğününden.

Bizim için aslında çok süpriz olmuştu,
Mustafa abimizin nişanlandığı haberi gelince;
hani bu kadar erken beklemediğimiz bir haber değildi. (:D)
daha henüz 2 yıl olmuştu yurdumuza geleli ve göreve başlayalı,
henüz dün bahçede içtiğimiz ilk çayların(sanırım ben o zamanlar da çay içmiyordum, büyük bir ihtimalle ya çay ocağından kaçak bitki çayı almışımdır ya da soda) ve muhabbetin kokusu ve tadı hala gitmemişken...
ama nasip ve kısmet işi olunca akan sular akmaz olur derler ya o gibi işte.

İlk başta üzülsek de, Mustafa abimizden ayrılacağız diye

elden gelen olmayınca kabullenmek de zor olmasına rağmen, kabulleniyorsunuz.

düğün günü olarak belirlenen 04 ağustos tarihinden önce başlamıştır,
hazırlıklar.
bizi iki yıldır yalnız bırakmayan Mustafa abimizi Yalnız bırakmamak için.
bir telefon trafiği dönmektedir,
İstanbuldan, kızılcahamam'a
Konyadan, Kastamonuya kadar uzanan bir bağlantı trafiği...

Herkes bulunduğu yerden hazırlanmaktadır.

düğün mahalli
Sakarya'nın Taraklı ilçesidir.

Düğünlerde son dakika süprizleri eksik olmamaktadır.

4 kişiyle başlayan yolculuk son dakika firesiyle 3'e düşsek de,
ankarada ankaray tüneli kapatılarak, ankara metrosu saat 23:00 da kesilerek bizi yolumuzdan döndürmek için sözleşmiş gibi hareket etseler de

ezgisi misali, bütün engelleri aşarak sakarya yollarına düşülmüştür, mabedsiz şehir terk edilerek.

sabahın ilk ışıkları dahi düşmeden varılmıştır, adapazarına.
burada bile aksilikler yakamızı bırakmasa da,
kararlılığımızdan tek damla eksiltememiştir.
altı üstü bir şekerleme ile geçiştireceğimiz bir kısa anın
uzunluğu birilerine çok gelmiş olsa gerek ki
güvenliğinden otogar müdürüne, oradan TBMM, başbakanlık ve diyanet'e kadar uzanan kısa sürede geçen büyük bir hikayede atlatıldıktan sonra, ışıyan güneşin yavaş yavaş ısıtarak mızrak boyuna yaklaştığı kentte tekrar vira bismillah denilerek yola çıkılmıştır.

İyi niyetlerin bile bazen insanı nasıl yolda bıraktığına şahit olunmuş,
iyi niyetle yapılan aksül amellere karşı da
dillerden YA SABIR eksik edilmeden beklenilmiştir...
(bu arada bu sabır parçasını sabrederek sonuna kadar dinleyene helal olsun)

Sabreden dervişin sabrının ecri öteki tarafa ait olsa da bu tarafta da bir nimeti mevcuttur.

Biz de o nimete bütün bu badireleri atlatarak 3 ağustos 2014 te saat 12:45 sularında
taraklı yunus paşa camiinin önüne vararak erişilmiştir. 

12 Ağustos 2014 Salı

Bazen elden gelen sadece DUA'dır.


Bazen elden gelen sadece DUA'dır.

Dua
biz gariplerin sığınağı,
her an,
her lahza...

Çaresizliğimizin zirvesinde hissettiğimiz anlarda tek sığınağımız,

olur mu olmaz mı gitgelleri arasında
sessiz kurulan hayallerin
içten yükselen fırtınaların
sedasız nağmesine 
devadır DUA.

DUA

özlemin
ve kavuşmanın heyecanında
bile
ağızdan çıkabilen yegane sözdür,

kah
iyiliğine,
kah hasretin sona ermesine
kah da
ömrün bereketine edilen
yakarış dır DUA,

biz gariplerin sığınağı...

Mehmet Talha Gürbüz Ahlatt42 donanması

Biz özlem hikayesi bu aslında.
iki büyük hayalimden
belkide asla gerçekleşemeyecek tek hayalin yazgısı

İnsanın hayalinin yere basması gerekir mi?
tartışmalı soru,
ama hayal adı üstünde, hayal...


bir hayal kurmuştum, yıllarca üzerinde titreyerek,
bozkırın çocuğu olmama bakmadan.

demedikleri kalmamıştı hayalin kelimelere dökülmesinden,
sadece demekle kalmayıp, el de atmışlardı,
büyüktür deyip bir sızıyla gömmüştük içimize... 

ama unut demekle unutulmuyormuş,
unutulmadı da,
hala bir sızı olarak yaşıyor.
bu gemilerde bu özlemde ki sızının bir nebze dindirilmesine yarayan
bir geçici deva...



Baş kumandan gemisi Sultan Baybars

İskandinavya İmam Hatip Lisesi, Mina Hindholm Yatılı ve İmam Hatip Okulu



İskandinavya'nın İlk İmam Hatip Okulu Eğitime Başladı

İskandinavya'nın ilk imam hatip okulu olarak Danimarka'da kurulan Mina Hindholm Yatılı ve İmam Hatip Okulu eğitime başladı.


İskandinavya'nın ilk imam hatip okulu olarak Danimarka'da kurulan Mina Hindholm Yatılı ve İmam Hatip Okulu Danimarka, Norveç ve İsveç'ten kayıt yaptıran öğrencilerle eğitime başladı.
 
Başkent Kopenhag'a 100 kilometre mesafedeki Slagelse şehrinde kurulan Mina Hindholm Okulu'nun 8, 9 ve 10. sınıflarında Danimarka'daki kamu okulları müfredatının yanı sıra Türkçe ve din dersleri verilecek. İmam hatip kısmı ise Türkiye'deki imam hatip okullarında verilen Kur'an-ı Kerim, hadis, kelam gibi dersleri verecek. Belçika'dan sonra Avrupa'da ikinci imam hatip okulu olduğu belirtilen eğitim kurumunun Türkiye'de denkliği bulunuyor.
 
Yatılı Okulun Müdürü Ahmet Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eğitim kurumlarıyla hür düşünen, ayakları üzerinde durabilecek şekilde kendine güveni tam ve toplum için hayırlı çocuklar yetiştirmeyi amaçladıklarını belirtti. Türkiye'deki imam hatip okullarıyla aynı müfredatı bulunan okulun Danimarka'daki ilk Müslüman okulu olduğunu ifade eden Deniz, Danimarka geneli ile İsveç ve Norveç'ten kayıt yaptıran öğrencileri kabul ettiklerini söyledi.
 
Deniz, okullarının 18-70 yaş arasındaki herkese dışarıdan eğitim imkanı tanıdığına da işaret ederek, dışarıdan eğitimin çok rağbet gördüğünü bildirdi.
 
Veliler mutlu -
 
Okul 52 öğrenciyle eğitime başladı. Okula çocuğunu kaydettiren velilerden Çiğdem Koyuncu, 8. sınıfa gidecek kızını bu okula gelmesi için kendisinin teşvik ettiğini belirtti. Kızı Rozerin'in özellikle bu okula gelmek istediğini ancak önceki okul ve arkadaşlarından ayrılmasının biraz zor olduğunu söyleyen Koyuncu, "Ayrıca yatılı olması nedeniyle biraz tereddüt etti ancak yakın bir yerde oturduğumuz için hafta sonları eve kolay gelebilecek" dedi.
 

Risale-i Nur Külliyat'ı nerelerde hangi tarihte yazılmıştır.

Bu haber Risalehaber sitesinden alıntılanmıştır, yazıyı orjinalinden okumak için tıklayınız.

Risale-i Nur Külliyat'ının tek tek yazılış tarihleri

Hangi bölüm ne zaman yazıldı?


Ortalama 6 bin sayfayı bulan Risale-i Nur Külliyatını oluşturan eserlerin yazılış tarihleri merak konusu oluyor. Bu konudaki çalışmayı Doç. Dr. Niyazi Beki yaptı. İşte telif tarihleri:
 
ESKİ SAİD DÖNEMİ ESERLERİ
 
Eserin Adı / Telif Tarihi / İlk Baskı Tarihi
 
- Divan-ı Harb-i Örfî (1909/1911)
- Hutbe-i Şâmiye (1911/1911 Ar.)
- Devâü'l-Ye's (1911/1911)
- Münâzarat (1911/1911)
- Muhâkemât (1911/1911) Badıllı, bu eserin ilk baskı tarihini 1921 olarak vermiştir. (Bkz. Tarihçe, /280); Hâlbuki bende "Konstantiniyye Matbaa-i Ebuzziya, (Osmanlıca’dan Latince’ye tıpkı basımı gerçekleştirilmiş.) 1327/1911" tarihli Muhâkemât mevcuttur. Şahiner’de de elimizdeki bu eserin kilişesi mevcuttur. (Bkz. Şahiner, s. 117),
- Reçetetü'l-Avâm (1911/1912 Ar.)
- Reçetetü'l-Havass (Saykalü'l-İslâm) (1911/1912 Ar.)
- Nutuk- 1 (1908-1909/1912)
- Teşhîsü'l-İllet (1911/1912)
- İşârâtü'l-İ'câz fî Mazanni'l-Îcâz (1914-1916/1918)
- Bediüzzaman'ın Tarihçe-i Hayatı (1919/1919)
- Noktatun min Nuri Mârifetillah (Nokta) (1919/1919)
- Hakikat Çekirdekleri-1 Seçme Vecizeler (1920/1920)
- Sünûhat (1920/1920)
- Hutuvât-ı Site (1920/1920)
- Hakikat Çekirdekleri-2 (1921/1921)
- Kızıl İ'câz (1899/1921)
- Lemeât (1921/1921)
- Şuaat (1921/1921)
- Rümûz (1921/1921)
- Tulûat (1921/1921)
- İşârât (1921/1921) (Badıllı, Eski Said'in eserleri arasında bu eseri yazmamıştır. (Bkz. a.g.e., 1/354) Abdurrahman Nursî'nin yazdığı Tarihçe-i Hayatin zeylinde bu eser de yazılmıştır. (Bkz. Abdurrahman, s.680)
- Katre (1922/1922 Ar.)
- Zeylü'l-Katre(1922/1922 Ar.)
- Habbe(1922/1922 Ar.)
- Zeylü'l-Habbe (1922/1922 Ar.)
- Zerre(1922/1922 Ar.)
- Şemme(1922/1922 Ar.)
- Zeyl(1922/1922 Ar.)
- Zühre(1923/1923 Ar.)
- Zühr’enin Zeyli(1923/1923 Ar.)
- Hubab(1923/1923 Ar.)
- Zeyl’l-Hubab(1923/1923 Ar.)
 
-Lemeât, Tulûat, Sünûhat, Nokta, Kızıl İ'câz, Rumuz, İşârât, Hutuvât-ı Site, Hakikat Çekirdekleri -birinci cüz, ikinci cüz- adlı eserler, Bediüzzaman Darü’l-Hikmet'te iken kaleme almıştır. (Bkz. A. B., s.680. Adı geçen eserlerle birlikte Münâzarat, İki Mekteb-i Musibetin
Şehâdetnâmesi, Nutuklar, Makalelerve Muhâkematadlı eserler de Eski Said'in eserleri olarak Osmanlıca yazılmış olan Âsâr-ı Bedîiyye adlı mecmuada toplanmıştır.)
 

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Gençlik ve Spor Bakanlığı Samsun 19 Mayıs Gençlik Kampı

Gençlik ve Spor Bakanlığı Samsun 19 Mayıs Gençlik Kampı


Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın Samsun'un 19 Mayıs ilçesinde aynı adla yer alan Gençlik Kampıdır.
Kamp kapasitesi 180 kişi olup, otel tarzındadır. Odalar 2'şer 3'er ve 4'er kişilik olup, her odada Lcd tv, mini buzdolabı, kalorifer ve klima bulunmaktadır. 

Kampta 150 kişilik bir yemekhane, 36 kişilik kütüphane,
Yaklaşık 50 kişilik mini konferans salonu ve aktivite salonları bulunmaktadır.

Ayrıca 80 cm den başlayıp 210 cm kadar uzayan yaklaşık yüzme havuzu, ayrıca 80 cm'lik küçük havuz bulunmaktadır.
Birde kış bahçesi adı altında 80-90 metre kare arasında üzeri kapalı ama etrafı açık yemekhaneye bitişik bir mekan bulunmaktadır.
Sahile ise 7-8 metre mesafede bulunmaktadır.
Kamp alanı içinde bir adet basket sahası, dev satranç alanı, 250 kişilik mini tiyatro amfisi ve 4 farklı noktada sokak oyunları için çizilmiş oyun alanları ve kampa ait sahil de plaj futbol sahası ve plaj voleybol sahası bulunmaktadır.
Sahil düzenlemesi henüz tamamlanmadığı için plajdan denize girilmeye 2014 yaz kamp döneminde izin verilmemektedir.

Kampa ulaşım için samsun tramvay son durakta inilip, Bafra'ya sahil yolu üzerinden giden dolmuşlar ile(kırmızı renkte) ulaşılmakta olup, ücreti 2014 ağustos itibariyle 2 TL'dir.

Kamp hakkındaki değerlendirmemiz ise, bir kampa göre 5 üzerinden 5 notu almaktadır.
Tek eksik, kış için kapalı mekanların eksikliğidir.
Ayrıca sivrisineğin bol bulunması, sivrisinek sevmeyenler için büyük dezavantajdır.




10 Ağustos 2014 Pazar

Bayram Şekerleri

Bayram Şekerleri




sizler de Bayramda Şeker toplar mıydınız?

açıkcası insanın yaşı büyüyünce bazı nimetlere ulaşması güç oluyormuş,
büyüyünce fark ediliyor...

benimde büyüyünce fark ettiğim nimetlerden birisine dair bir şeyler paylaşacağım.

Bayram şekeri
hakkında:

Yaklaşık 3-4 yıldır bayram gezmelerine katılamıyordum, evde yada babaaannemgilde evi bekleme nöbetleri en büyük çocuk ve torun olarak, hizmet vazifesi bize düştüğünden mecburen bekliyorsunuz.
hal böyle olunca çeşit çeşit, rengarenk ve farklı tatlarda ki şeker ve çikolatalardan nasiplenemiyorsunuz.

bu bayram biraz tembellik yaptım hizmeti ilk gün savdıktan sonra anne ve babamın peşine en azından bir gün boyunca takılarak kapı kapı dolaştık...

misafirlikte Konya'da açık çikolata neredeyse hiç ikram edilmez, o yüzden bol bol şeker ve çikolata alabilirsiniz.

Bende ikram edilen yerlerde en az aldığım sünnet misali 3 oldu, hatta buyrun diyen hiç kimseyi kırmadım, 3'ü 4 yaptım, 4'ü 5 yaptım.
Kısacası kimseyi kırmadım.(genelde kırmam ama bazen olabiliyor)

31 Temmuz 2014 Perşembe

Gençlik ve Spor Bakanlığı Kastamonu Yolkonak Doğa Kampı


Gençlik ve Spor Bakanlığı Kastamonu Yolkonak Doğa Kampı

Kastamonu merkeze 10 km uzaklıkta ve Kastamonu Havalimanının tam karşısında bulunmaktadır.
Kamp Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, bu yıl GSB'ye devredilmiştir.
Kampta 31 çiftli Bungalov ev bulunmaktadır. Toplam kapasitesi 225 kişiliktir.
bungalov evler 4'er kişilik olup, banyo ve tuvaleti içindedir. ayrıca hem banyoda hem odanın içinde kalorifer tesisatı bulunmaktadır. bu özelliği sayesinde kışında kullanılabilecektir.
odada kişi başı 1'er dolap ve 1'er sandalye ile 1 adet masa bulunmaktadır.

Fotoğraflar Temmuz 2014 tarihinde kampta görev yaptığım esnada çekilmiştir.
Kampın şuanda kaba inşaatı ve kalacak yerlerin inşaatı bitmiş bulunmaktadır. Fakat çevre düzenlemesi ve aktivite sahaları ile yemekhanenin yapımı henüz tamamlanmamıştır. 1 ay içerisinde bütün inşaat çalışmalarının (ağustos sonu) tamamlanacağı belirtilmiştir.
Kampın alan itibariyle çok geniş bir sahaya sahip olması büyük avantaj; her ne kadar biz tam faaliyetle kullanamasak da, bizden sonra kalacak ve özellikle seneye ki kampçılar için gerçekten güzel bir mekan olacağı kesin.

Bungalov evlerin iç görünüşü; ranza ve dolaplar

Masa ve sandalyeler  

Banyo ve lavabonun görünüşü 

Bungalov evlerin görünüşü 

Bungalov evin ön cepheden görünüşü 

Kampın orta alanı ve aynı zamanda dağcılık pistinin inşa edielceği alan. 

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Gazze, melekler şehrisin sen Mustafa Ulusoy

Yazar Mustafa Ulusoy'un İsrail'in Gazzede yaptıkları karşısında vicdanından dökülen haykırışı...

Sen, o ince çizgide duran bir şehirsin Gazze.
Herkesin kolay kolay başaramadığı, ya bir tarafa ya diğer tarafa kaydığı bir noktada, milim eğilmeden dimdik duruyorsun.
Sen, derin acılara gark olurken, hüzün bağrını delik deşik ederken, isyana düşmeyen mümtaz bir şehirsin.

Bilirsin ki Gazze, insanı zehirleyen acılar değildir.
Yine bilirsin ki güzel kent.
Bağrında sızısı eksik olmayan yaralı kent.
Bilirsin ki, İsrail'in bombaları da seni zehirleyemez.
İsrail'in bombaları senin evlatlarını sadece öldürebilir adı gibi kendi de güzel kent.
İnsanı zehirleyen, ne zehirli gazlardır, ne mermiler, ne namluların ucundan çıkan o koyu is ve sis.
İnsanın ruhunu zehirleyen isyandır.
Tevekkülsüzlüktür.

Kaderi senin kaderini andıran Adam var ya Gazze, hani şu Zamanın Bedii.
Hani der ya o:  ''İman, Şems-i Ezelî’den vicdan-ı beşere ihsan edilen bir nur ve şua’dır ki…..İnsanın kalbinde öyle bir kuvve-i maneviyye husûle gelir ki, insan, o kuvvetle her musibete, her hâdiseye karşı mukavemet edebilir.''
Sanki senin de bir kalbin var da imanla dolu Gazze.
İşte bu yüzdendir ki sen  isyansız bir şehirsin ve tertemizsin.
Evlatların zalimlerin kurşunlarıyla bir bir ölürken, senin gözlerinden akan yaşta Kevser kokusu var.
Mahallelerini döven, evlerini yıkan, taş üstünde taş bırakmayan sahra topları, senin imanına, inancına, tevekkül ve teslimiyetine zerre kadar zarar veremiyor.
Senin hüznün başkalarının hüznüne benzemiyor işte bu yüzden Gazze.
Sen isyansız, tertemiz bir hüzünden müteşekkil nadide bir şehirsin.

Bilirsin ki, dünya fanidir Gazze.
Bilirsin ki, dünyanın acılı şehri olarak sen de fanisin.
Zalimler de fani.
Kainatta fani.
Gazze, senin ve evlatlarının acıları da geçici ve fani.
Şu ayeti de biliyor olmalısın: ''Kullu şey’in hâlikun illâ vechehu.''
Her şey helak olur, gider, kaybolur  Gazze.
O'na bakan veçhi dışında.
Senin de güzel şehir, O'na bakan bir yüzün var.
Sen de tecelli eden Sonsuz İsimler var.
İşte, onlar baki kalacak Rabbin güzel kenti.

Her şey ölüyor, her şey gün gelecek ölecek.
Her nefis ölümü tadacak.
Senin evlatların ölmüyor Gazze.
Senin evlatların şehadet mertebesine yükseliyor.
Senin evlatlarının ölümü başka ölümlere de benzemiyor.
Herhangi bir savaşta ölür gibi ölmüyorlar.
Alçakça bir savaşla ölüyorlar.
Senin ölen evlatlarının çoğu asker bile değil Gazze.
Çocuklar, yaşlılar ve kadınlar.
Masum evlatların ahiret alemlerine zalimlerin kurşunlarıyla gidiyor.
Zalimler, senin evlatlarını ebedi ahiret alemlerine taşıyorlar sırtlarında.
Zerre kadar haberleri yok bu aptalların bundan Gazze.
Baksana, Allah'ın işine akıl sır ermiyor.
Senin masum evlatlarına inkar ehli zalimleri hizmetkar yapıyor.