Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

16 Ocak 2015 Cuma

Hüsrev Hatemi Kişver takdim özet ve değerlendirme yazısı


Bir şiir kitabı nasıl değerlendirilir ki, inanın bilmiyorum. yada ne yazılır çok emin değilim,
sadece size çok güzel gelen şiirler paylaşılabilir diye aklıma geliyor.
Ve de benim sevmediğim şiirleri başkalarının sevebilme ihtimaline karşılık, bir değerlendirme yapmaktansa sadece kitabın içinden sevdiğim şiirlerden bir kaç tanesini paylaşayım istedim.
belki böylesi daha sağlıklı olmuş olabilir.
 Fena bir kitap değil, Hüsrev bey'in ilk gençlik yıllarına ait şiirlerini derlediği bir eser.
Okunabilir, özellikle de şiir sevenler güzel tatlar bulacaktır diye düşünüyorum.
ol seep bende 3 tane şiiri paylaşayım istedim, biraz merakınızı kamçılar gidip okursunuz diye.



 her elif deyince içim bazen çok fazla cız ediyor, 
aklıma hep bir silüet ve Hz Şemsin bir bey'ti geliveriyor
"Şeyhlikten vazgeç 
Elif'le tanış yeniden"

13 Ocak 2015 Salı

Heinrich Böll Ve O Hiç Bir Şey Demedi takdim özet ve değerlendirme yazısı


Heinrich Böll - Ve O Hiç Bir Şey Demedi

4-5 gündür her sabah iskandinav bölgesinden yazarların eserlerini okuyorum ve üzerimde XIX.yüzyılın naif bir tabiatçılığı sinmiş bulunmaktaydı.
Birden XX.yüzyıl alman edebiyatına ve sert bir realizme dönünce zihnim bayağı ters tepti.
Heinrich Böll ile ilk defa karşılaşıyorum. "ve o hiç bir şey demedi" gibi çok sıradan bir cümle gibi duran ama insanı bayağı düşündürten bir başlıkla giriş yapınca bayağı duraksadım.
Kitap ikinci dünya savaşının hemen akabinde Alaman toplumuna göz attırıyor.

Savaş sonrası yenik bir devletin insanlarının yaşamış olduğu ruh hali ve içtimai hayat olduğu gibi verilmiş.

Frea ve Kaete üzerinden savaşın ve yenilginin en bariz hissedildiği yoksul kesimin yaşantısı aktarılmış. Yoksulluğun yanı sıra ruhi bunalım ve inancın dünya üzerinde en zayıf olduğu tarihlerde ki kopuşlarda eserin temellerinden biri.
sanırım yazarın dünyevi görüşü biraz inançsızlığa kaydığından olsa gerek.

Hayat acımasız, kilise içi boş ama gürültülü laflarla hayatın tam ortasında görünüyor gibi yapıyor,
gençliğini çoktan yitirmiş bir kadın ve bakmakta olduğu 3 çocuğu,
perde gerisinde sorumsuz görünen bir koca tipi olarak Fred
ama onunda içerisinde fırtınaların koptuğu dumanlı bir hayat



11 Ocak 2015 Pazar

Knut Hamsun Pan takdim özet ve değerlendirme yazısı


Knut Hamsun - Pan

Tam 3 yıl sonra yeniden okudum. Kolay kolay okumam bir eseri yeniden, dün akşam niyeyse içime esti yeniden çıkardım raftan.
Sabah onca işimin arasında bir kez daha oturdum okudum.

Kitap aralarına daldıkça, satırlar bir kez daha gözlerimin önünde canlanmaya başlıyor.
Bilmiyorum sizde de olur mu bir kitabı ikinci kez okuduğunuz takdirde bir cümle önceden hafızanız maziden bir ışık yakarak bir sonraki cümleyi henüz gözleriniz görmeden sizin zihninize seriverir.
İlginç bir duygudur.
Enteresan bir yarış yaparsın,
zihninizle kaybedeceğinizi bildiğiniz halde bir yarışa girersiniz.
Kaybetmenin bile zevki vardır, yeter ki kaybedilene değsin

Bu aralar farkındayım çok fazla iskandinav ağırlıklı yazarlar okuyorum.
Neden olduğuna çok fazla karar veremedim ama içimden bir his beni kütüphanede hep 830'lu raflara çağırıyor, bende reddedemiyor muyum yoksa reddetmiyor muyum, bu isteğimin ardından çekilip gidiyorum.
çok gevezelik yaptım, okumadan önceki halimize dair
birazda okuduklarımdan bahsedelim.

Esere gelirsek.
Biraz huysuz bir tip var, serbest yaşamaya alışkın, ya da serbest olmak istiyor.
Kısıtlamalar çok kabul etmiyor.
Biraz da gururu çok fazla.
Henüz genç sayılabilecek dönemleri 30'unda bir teğmen.

Bir aşk macerası diyebiliriz.
Biraz bizim kültüre çok uyan türden değil.
hafif meşrep türden lakin, aşk gerçek.
Biraz kıskançlık isteği bayağı yoruyor.
Okuyucuyu bile yoruyor okurken.

Tabiat müthiş bir güzellikte aktarılıyor.
Çok ince ruh tahlilleri yok onun yerine insan için bir sadelik hakim.
Çetrefilli ve girift bir yapı gibi aktarılan baş kahramanımız Edvarda aslında bir doymak bilmeyen mit gibi. 

Hasılı kelam bedbahtsızlıkları ve gereksiz gururları yüzünden kavuşamayan iki gencin hikayesi.

Okuduktan sonra Teğmen Glahn'a tekrar üzüldüğüm bir öykü,
ve bir kez daha sormadan edemiyorum
ya sen olsaydın teğmen Glahn yerine neylerdin acep?


M.T.G. tarafından Ocak 2015 de okumuş ve son derece kişisel hassasiyetleri göz önünde bulundurarak subjektif bir değerleme değerlendirilmiştir puanı 10/7

10 Ocak 2015 Cumartesi

Orhan Gencebay Aklım Takıldı


Şunu fark ettim ki uzun zamandır blogda hoşuma giden bir müziği sadece yayınlamamışım, sanırım bunda uzun zamandır hint kliplerinde iyi parçalar ile karşılaşmadığımdan olsa gerek
yahut ruh halime denk getiremeyişimdende olabilir.
bu seferki müziğimiz yerli olsun istedim.
aranırken orhan gencebay'ın nağmeleri içinden şu satırlar çok dikkatimi çekti ol sebep bende ekleyeyim istedim
Beni sevmeye mecbur değilsin 
Sen bir gerçeksin yalan değilsin
 Belki bir aşkla kalan değilsin 
Gururum coştu aklım takıldı 
Orhan USTA seslendiriyor
Aklım Takıldı

Dün gece hep seni seni düşündüm 
Söylediklerine aklım takıldı 
Uykumda bir sağa bir sola döndüm 
Alaycı gülüşe aklım takıldı 
Yüzünde şüpheli bir anlam vardı
 Bana ne dediysen sanki yalandı
 İçimi tarifsiz bir korku sardı 
Aşkımı düşündüm aklım takıldı 
Açık konuş benle doğruyu söyle 
Nedir bu tavırlar bu gidiş böyle 

Knut Hamsun Sonbahar Yıldızları Altında takdim özet ve değerlendirme yazısı


Knut Hamsun Sonbahar Yıldızları Altında

Knut Hamsun ile tanışıklığım taa imam hatip lisesinde ki ergen yıllarımda okuduğum "Açlık" kitabının üzerinde bıraktığı eşsiz tesir ile başlamıştır.
Uzun yıllar sonra önce "Victoria" ardından "Dünya Nimetleri" ile devam eden bağımız "Sonbahar Yıldızları altında" ile devam etmekte.

Artık genç olmayan ihtiyarlığa ise henüz girmemiş biraz geçkince bir insanın göçebe hayat öyküsü diyebiliriz.
Yazarın kendi hayat öyküsündeki gibi inzivai ve doğada yaşama peşinde koşturmaca ile geçen içine umutsuz bir aşkın soğuk yüzünün de karıştığı bir öykü...

Medeniyetten kaçarak yıldızlı gökyüzünün henüz kaybolmadığı XIX. yüzyıl Norveç kıyılarındaki hayata karışmasının aktarıldığı bir eser.
Daha önce yazar ile hoşbeşi olanlar için buram buram Knut Hamsun kokan bir hikaye

Bol bol natüralizm ve bir ruhun yavaş yavaş yalnızlığa gömülüşüne dair canlı bir aktarımı keşfedebilirsiniz.


M.T.G. tarafından Ocak 2015 de okumuş ve son derece kişisel hassasiyetleri göz önünde bulundurarak subjektif bir değerleme değerlendirilmiştir puanı 10/6




9 Ocak 2015 Cuma

Thomas Mann Tonio Kröger takdim özet ve değerlendirme yazısı


Thomas Mann Tonio Kröger takdim özet ve değerlendirme yazısı

Thomas Mann ile ilk tanışıklığımız "Tonio Kröger" eserine kısmet olacakmış.

Daha önce merhabalaşılmamış bir yazar ile konuşmak bazen bayağı zorlayıcı oluyor.  Thomas Mann ile de böyle oldu. Eserin ilk sayfalarında ki akıcı hıza kanıp hızımı artırıp biraz ibreyi yukarıya alıp devam ediyordum ki birden yazarın sert kayalar gibi üzerime gelen tasavvurları karşılaşınca yavaşlamak mecburiyetinde kaldım.
İnsanın tıpkı yedikleri gibi okuduklarını da hazmetmesi lazım.


Tonio Kröger Kuzey Almanya sahil kesiminde geçen bir hikaye.
Şehrin kalbur üstü denilen ailelerinden birine mensup bir genç delikanlının çocukluk döneminden başlayıp, Otuzlu yaşlardaki bohem hayatının düşünce dünyasına dair geniş bir mütalaaa içeriyor.

Biraz çekingen ve içine kapanık, şiir seven ama çevresinde yaptıkları onaylanmayan çocuksu bir genç.
 Aşık ama bir gerçeğe değil sadece bir umuda ve oluşturduğu sevgi tahayyülüne aşık bir genç.

8 Ocak 2015 Perşembe

Son umudum Hasretin bereketinde


Neden bu kadar acı veriyorsun ki
bazen bilmek istiyorum
lakin bilmenin getirisi olan acıyı taşıyacağımdan
çok emin değilim
O kadar zayıf kalıyorum, zayıfım, acizim...
ve çaresizliğini iliklerine kadar hisseden bir gulam.

Sorgulamadan kabul etmenin acısına, gönül rızasını da
eklemenin getirdiği ağır o yükün ne olduğunu
biliyor musun...

Karanlık gecede, sessizce donuklaşmış bakışlardaki
ızdıraptan hiç haberin dahi olmayacak

Susuşlarım, çaresizce çocuksu davranışlarım, 
yakıcı hatıraların özlemini taşıyan bir et ve kemik yığını üzerindeki bedenim
,
maddi manevi tüm özetim...
,
birde çok kötü yazım
bana dair kısa bir hülasa
ne noksan nede bir fazla
az kalsın unutuyordum
kötü bir tarihçi paresi ve kapitalizm kıskacında arafa itilmiş
bir liberalcilik oyunu oynamış görünen
köklü geçmişin manevi ağırlığına rağmen
bile bile lades demeyi hala oyun zanneden
dik başlı hocalık kırpıntısı bulaşmış bulanık bir zihin...

kendini bilmeden sürüklenmeyi kabul etmiş
bir odun parçasından daha cüretkar şekilde haykırıyorum



6 Ocak 2015 Salı

Tatlıcı Feramuz Usta Malatyada bir tatlıcı amcamız var


Malatya'da bir Tatlıcı Ustamız var İsmi Feramuz Usta.
Tam 5 yıldır tanışıyoruz.

Kendisi Tatlıcı olmasına rağmen inanın tatlılarından daha tatlı bir insandır.
Hemde Dertli bir müslümandır,
Sanırım bundan olsa gerek bir Başka seviyoruz kendisini.
Ol sebep Malatya'ya ne zaman yolumuz düşse, bir tatlısını yemeden geçip gelmek çok içimize sinmiyor.
Gerçi Maksat Sadece Tatlı Yemek Değil, Feramuz Ustanın Tatlıları Kadar Tatlı Muhabbetinden de Feyz Alabilmek... 

Feramuz Usta'nın Sıcak Sıcak Halka tatlısından yemek bir başkadır. Oldukça Sade ve basit bir tatlı olmasına rağmen sanırım Ustanın içine kattığı samimiyet ve ihlasın bereketinden olsa gerek bir yiyen bir daha mutlaka uğruyor.

Malatya'ya kadar uğramışken Tatlıcı Feramuz Usta'yı da ziyaret edip, halka tatlılarından sıcak sıcak yemeden ve UStanın sıcak muhabbetinden istifade etmeden geri dönmeyiz derim.

Aşağıda Feramuz Usta'nın Halka tatlısının nasıl yaptığına dair 3-5 fotoğraf çektim ki görüle diye.

OnurAir Airbus A321 TC OBZ Uçağı


OnurAir'in 05.01.2014 tarihinde Malatya Erhaç Havaalanından İstanbul Atatrk Havaalanına 17:45 seferini gerçekleştiren uçaktır.
Böylelikle İlk defa Airbus 321'e de binmiş olduk. Daha önce A320 ve A330'u kullanmıştık.
 Ben boeing'den daha fazla sevdim bu Airbusları, nedeninden çok emin değilim...

Not: fotoğrafların bulanık çıkmasının nedeni askeri bölge olduğu fotoğraf çekmek yasak oluyor, ol sebep biraz acele ediyoruz, yahut görevli sıkıştırınca böyle oluyor.




OnurAir Airbus A320 TC OBU Uçağı



OnurAir'in 31.12.2014 Tarihinde 15:20 İstanbul Atatrk - Malatya Seferini Yapan
Airbus A320 Tipi ve TC OBU Kuyruk kodlu Uçağıdır. 
Resimler Malatya Erhaç Havaalanında çekilmiştir.



5 Ocak 2015 Pazartesi

Sana gönül ahvalini söylemek hevesindeydim, senden gönül haberini duymak isteğine düştüm

Şeyhim hiddetle, haydi,artık bırak aşkı, dedi. Kardeş savaşa hacet yok, bu işi yapamıyorum

Ey kızıl gözyaşları, gözden kan gibi ak... gönüldeki ateş zaten halka malum oldu artık!

Ne şaşılacak vaka, ne garip hadise: Ben öldürüldüğümden çabalayacağım, mustarip olacağım yerde sabrediyorum da katilim şikayette bulunuyor

Nergis gözlerinde gördüğüm o hile yok mu? Nice yüzsuyunu toprağa döker, nice adamlar aldatır.!

Ümitsizlenip bu kapıdan gitme. Bir fal aç bakalım, belki devlet kurası adımıza düşer, olur ya!

Rüzgar dün gece sefere giden sevgiliyi hatırlattı. Ben de ne olursa olsun, artık gönlümü yele vereceğim.

...
Hafız, bu aşk kemedinde nice serkeşlerin başları var. Ham sevdaya kapılma, bu aşk senin harcın değil!
...
Hey Folani/ Hey Sizlerden Biri