Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

25 Mart 2012 Pazar

Bediüzzamanın fikirlerine hakim olan prensipler

Bediüzzaman ın fikirlerinde hakim olan muhtevası ve onun vardığı hükümlerde takip ettiği prensipler ise aşağıdaki gibidir.

1- Hadiselere İslami değerler açısından bakmak

2- Hadiseleri olduğu gibi kabul eden gerçekciliği elden bırakmamak

3- İzahlarında isbat usulünü yani, pozitif metodu benimsemek

4- sırf nazariyatta kalmamak, hayatın pratik tecrübelerinden istifade edilmş yorumlarla nazariyatı hadiselere tatbik etmek

5- Batı kültürünün teknolojik neticeleri ile İslamiyet arasında yapıcı diyalog kurarark senteze girmek

6- Sübjektif değerlendirmelerden ziyade objektif sahada kalmak

bütün bu prensipler onun ilmi çalışmalarının hareket noktalarını teşkil etmektedir.

bediüzzaman said nursi ve devlet felsefesi 3

 buçalışmayı devlet felsefesi tabiri ile isimlendirmiş olmamızın fikri istinadını şu ifadelerde bulmanın mümükün olduğu inancındayım.
"Hadd-i evsatı gösterecek ifrat ve tefriti kıracak yalnız felsefe-i şeriatle belagat ve mantık ile hikmettir. Evet hikmet derim çünkü hay-ı kesirdir; şerri vardır fakat cüz'idir."

  Görüldüğü gibi gidilmesi gerekli doğru yolu gösterecek her türlü aşırılığı kaldıracak unsurların başında şeriatın felsefesi belagat mantık ve hikmet gelmektedir.
İslamiyeti bu açıdan nazara vermek vasat yolun bukunması için Bediüzzamana fgöre ihmali imkansız bir hareket tarzı olmaktır.
Tebeddülü esma ile hakaikin değişmeyeceği yani isim değişikliği ile hakikatların değişmeyeceği gerçeği gözden uzak tutulmadığı takdirde "felsefe " tabirinin islami bir hüviyet içinde kullanılması keyfiyeti karşımıza çıkacaktır.

 bu anlayış içinde gördüğümüz Bediüzzamanın görüşleri üzerinde doktrn çalışması henüz yapılmamış olduğu bir gerçektir.böyle bir çalışmanın eksikliği şimdiye kadar hissedilmiştirç zira açık ve keskin fikirler kitaplar halinde elde mevcud olmasına rağmen said nursi bazı çevrelerde kasıtlı ve yanlış değerlendirmelerin konusu olmaktan hala kurtulamamıştır.Halkın iman ve ahlakını ıslah yolundaki gayretlerini bilerek veya bilmeyerek yanlış şekilde değerlendirilmesine karşı her fırsatta temel siyasi tercih olarak cumhuriet taraftarı olduğunu ifade etmiş fakat onu itham altında tutmak isteyenler bu gerçeği görmemezlikten gelenerek hakkında teokratik (7)devlet kurma özlemi duan bir adam isnadı yapmakdan geri kalmamışlardır.Onu böyle gösterme azrzusuna sanki bir mecburiyet imiş gibi uygun hareket edilmiştir Yaopılan değerlendirmeler üstelik said nursi nin eserlerine yapılan yerli yersiz atıflarla ilim adına meşrulaştırılmak istenmiştir. bu davranışlarda maalesef ilmin objktifliği korunamamıştır.

(7) Tarık zafer tunaya islamcılık cereyanı adlı eserinde (s 235)
islamda teokrasiden bahsedilemeyeceği ve teokrasinin bir hristiyanğa has bir siyasi tatbikat olduğu ilim dünyasının genellikle üzerinde anlaştığı bir husustur.
Bediüzzamanın görünüşünün de bu merkezde olduğunu 4. bölümle ilgili bahsi işlenirken bütün açıklığı ile esbit edeceğiz. bu bakımdan isalmın siyasi iktidar düşüncesinde teokrasinin en küçük bir yeri olmadığını burada öncelikle işaret etmek gerekir. bunun içindir ki said nursi ye yapılan bu teokratik devlet taraftarlığı isnadının hiç bir geçerlilği ve ilmiliği yoktur.

bediüzzaman said nursi ve devlet felsefesi 2

İslamiyetin bu kaoslardan kurtarılacak "Asr-ı Saadet " modeli içindeki sisitematik bağımsızlığı ile ortaya konulmasındaki ihtiyaç artık günümüz müslümanınıda aşan bir bir insanlık rayışı halinide gelmiştir.Çnkü islam'ın bir maneviyat iklimi insanın yaratılış vasıflarına uygun alemşümül bir atmosfere sahiptir.

  İsalmiyetin çağımız fikir sistemleri içindeki bağımsız yerini bu incelememizde tesbite çalışacağız.
Devlet mefhumu içinde yürüteceğimiz bu çalışmayı sadece siyasi müesseselerin işleyişiniele almakla yetinen politoloji nin konusu içinde kalmayıp devletin şahsi ve idari meslelerini düzenleyen amme hukuku metoduna ağırlık vererek yürüteceğiz. Yer yer bununlada yetinmeyecek genel felsefe ve hukuk felesefesinin konusunu ilgilendiren sahalarda da görüşler tespit edeceğiz.

Görüşlerinin açtığı engin fikir ufku ile bediüzzaman said nursi bu istikamette yürüteceğimiz çalışmanın fikir kaynağı olacaktır.bediüzzaman said nursi dinamik siyasi hayatı yakından ilgilendiren ve siyasi müesselerin problemlerine pratik çözümler getiren görüşleriyle her ne kadar politolloji nin konusu içinde ele alınabilirse de
onda ki kainat madde isan ve devlet ile ilgili fikirlerin zenginliği bizi geniçş bir disiplin zemininde çalışmaya adeta mecbur etmiştir.

 Bu imparatorluğun yıkılışını önlemek bunu takriben kurulan türkiye cuhmhuriyetinin her yönden sağlam esaslara dayanmasını sağlamak için görüşler beyan eden bir alimin böyle bir fikir zenginliğine sahip olması tabii idi. altı asrılık imparatorluk yıkılırken ve yerine devlet ile bütünleşmiş bir partinin geçmişi tasfiyeye namzeti iktidara gelirken o kendisini bir vazifenin mesuliyeti altında görüyordu. GerçektenBediüzzaman nesillerin ruhunda açılmak istenen yarayı önceden gören basiretiyle kendisinden bekleni fazlasyıla yapmıştır.
bnunla yetinmeyip devletle eraber yıkılan müesselerin karşısına sosyal ilimlerin pratik ve o derece gerçekçi tedbirleriyle çıkmıştır. Eserin bediüzzamandaki fikir bütünlüğünü "Devlet felsefesi" adı altında toplamak bir zaruret olmuştur.

bediüzzaman said nursi ve devlet felsefesi 1

islam fikir dünyasın halen bir sistem buhranından kurtulmanın mücadelesini vermektedir. Bilhassa son bir lkaç asırdan bu yana nazari hükümlerin hadiselere tatbik edilmesinde uğranılan içtimai ve siyasi başarısızlık mevcut fikir buhranın sebepleri arasındadır. Hayata hazırlanırken bu sun'i buhranın menfi tesirleri fikir ve moral hayatında hisseden günümüz müslümanı inançlarının getirdiği yönde yaşayamamanın tatminsizliği ile karşı karşıya kalmıştır.

Beşeri ihtiyaçlarına mutlak bir fikir istinadı bulmak isteyen bazı müslümanlar , bilgisindeki masum yetersizlikle ve dış kültürlerin tesiriyle muhtelif doktriner arayışlara yönelmeketedirler. İslamiyetin bağımsız bir dünya görüşü olarak görememnin eksikliğini aksettiren bu durum bazılarını ihtilalci materyalist doktrinlerle anlaşmak isteyen inanç ve metod tarzlarıyla dolu bir telifçiliğe götürmektedir.

diğer taraftan insandaki benlik duygusunu hakka bağlılık inancı ile ıslah ve dengelemk için gelen islamiyet kuvvet unsurunun dengesiz hakimiyetine dayanan batı hümanizmi ile iç içe gösterilmek istenmesi ise yanlış mantık üzerine kurulmuş bir düşüncenin mahsulü olmaktadır.

abdurresid.blogspot.com

marmara fm dprogram yayıncısı abdurreşid şahin beyin kişisel blog sitesidir.
risalei nur tarızında hizmet metodunu benimseyen abdurreşid hoca haftalık yorum ve düşüncelerini paylaşmaktadır.  fakat  20 gündür güncelleme yapılmamaktadır.
siteye http://abdurresid.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.

safa mürsel: bediüzzaman said nursi ve devlet felsefesi

 safa mürsel in 1976 yılında : yeni asya yayınlarından çıkan  eseridir
şu günlerde ertuğrul özkök 1 , 2 ün 2 gün üst üste bahsettiği ve yazılarında alıntı yapmasıyla yeniden gündem olmuş bayağı  hacimli bir kitap.

kitabın arka kapağında yer alan fikirler ve önsözü günümüzde çekilen sıkıntılara 36 yıl önce güzel tespitler ile çare bulmaya çalışmıştır.

kitabın arka kapağında yer alan ana fikirden bir kaç katre. 

--- alıntı --- 

yönetim ve insan... 
bu iki parça bir bütünü 
teşkil eder. 
hele hele 
adil bir idare 
binlerce yılın 
en büyük özlemidir: 
insanın insanca 
yönetilmesi özlemi. 
gerçek 'devlet' 
adil bir devlettir... 
fakat 'adalet' fikri 
fikirsizlerin 
tekelinde oduğu müddetçe 
adilliğinden 
çok şey kaybetmede. 
'her millet layık 
olduğu idareye er geç 
kavuşur ' deniyor. 
kabul , ama nesillerin 
çürümesini hangi göz tahammülsüz 
seyredebilir ? 
hür türkiye'nin de özlemleri 
vardır. bu özlemlerin en 
derini - şüphesiz - kendisine 
sahip çıkanların yine 
kendisinden olması ve 
muhteşem iradenin 
her kesimde tecellisidir. 
bu kitap cesur bir mecranın 
ulaşacağı aydınlık bir penceredir. 
--- alıntı ---  


25 Şubat 2012 Cumartesi

evde eğitim sistemi (homeschooling) nedir.

Şu anda onlarca ülkede uygulanan bu model, uygulandığı her ülkede kendine özgü farklılıklar taşıyor.

  

Zorunlu eğitimin 13 yıla çıkarılması talebi Milli Eğitim Şûrası'ndan oy birliği ile çıktı.

Koca şûrada bir tane eğitimcimiz bile; "Bu zorunlu eğitim tutkusu da ne oluyor? Hele bir bakalım, dünya nereye gidiyor" demedi.

Eğitimcilerimiz, "Ne kadar uzun zorunlu eğitim, o kadar garantili çağdaşlaşma" mottosundan ayrılmadan lisenin de zorunlu yapılması noktasında birleştiler.

Oysa eğer şûra dünyada neler olup bittiğine şöyle bir bakma zahmetine girseydi, bütün dünyada 18. yüzyıl başlarında açılan bir parantezin artık kapanmakta olduğunu; kitlesel-zorunlu-tek tip eğitimin yerini yavaş yavaş çeşitli-esnek-butik eğitim tercihlerinin almaya başladığını fark edecekti.

Bu farklı eğitim modeli arayışları içinde evde eğitim (homeschooling) akımının özellikle ilgi gördüğünü fark edecek ve belki de bundan sonraki ilk şûrayı "evde eğitim" konusuna ayıracaktı.

"Evde eğitim" başlığına bakıp, bütün dünyada tek tip bir sistemin olduğu zannedilmesin. Şu anda onlarca ülkede uygulanan bu model, uygulandığı her ülkede (hatta eyalet sistemi söz konusu ise her eyalette) kendine özgü farklılıklar taşıyor.

Örneğin bazı ülkelerde devlet velinin çocuğuna belli bir müfredat uygulamasını zorunlu kılıyor. Bazı ülkelerde ise veliler müfredat konusunda tamamen serbest bırakılıyor.

Bazı yerlerde (mesela Fransa'da) bakanlık evde eğitilen çocukları yılda bir kere denetliyor. Çocukların gelişim grafiğine, özellikle de bir yıl önceki durumuna göre gösterdiği gelişmenin yeterli olup olmadığına bakılıyor.

Eğer çocuğun yeterli gelişimi gösteremediği görülürse tedbirler alınması gündeme geliyor.

Rusya'da (ki 1994'ten beri evde eğitilen çocukların sayısı üçe katlanmış durumda ve şu anda yaklaşık bir milyon evde eğitilen çocuk var) devletin evde eğitimle ilgilenen özel bir kurumu var.

Aileler bu kurumdan her türlü eğitim materyali ve öğretmen desteği talep edebiliyorlar. Ayrıca devlet bu ailelere, kendi okullarındaki öğrencilere yaptığı ortalama yıllık harcama kadar miktarda para ödemesi yapıyor.

dünyada evde eğitim in uygulandığı ülkeler

son günlerde tartışılan büyük patronlar kulübü tüsiad ın ısrarla karşı çıktığı(tüsiad ın karşı çıktığı her haltı desteklemek lazımdır ki o başka bir konu) eğitime yeni bir ivme kaznadıracak olan 4+4+4 sistemi ve  sitemle beraber yoğunlaşan evde eğtim meselesiyle ilgili nternetten toplana bir kaç veriyi paylaşmak istiyorum

Dünyada Evde Eğitimin Yapıldığı ve Uygulandığı Ülkeler

Avusturya: Evde eğitim yasal. Ancak devlet okullarında veya ona denk okullarda kısıtlayıcı koşullarda izin veriliyor. 

Belçika: Kısıtlayıcı koşullar altında evde eğitim verilmesi anayasal bir hak. Bugün itibariyle Belçika’da yaklaşık 500 kişi evde eğitim alıyor. 

Bulgaristan: Yasal düzenlemesi yok. Ancak sınırlı olarak özel eğitim almaya ihtiyacı olan çocuklar için evde eğitim veriliyor. 

Çek Cumhuriyeti: Yasal, ancak 5-12 yaş arası çocuklarda Geçici Deneysel Kanun uyarınca sınırlı olarak evde eğitim yapılıyor. 

Danimarka: Kamu halk okul sistemindeki öğrencilerin yüzde 1’ine evde eğitim veriliyor. 

- Fransa: Yasal olarak kamu halk okul sistemindeki öğrencilere evde eğitim veriliyor. 6-16 yaş arasındaki çocukların evde eğitim görebilmesi için belediyeler ve teftiş kurulunun izni gerekiyor.  bakanlık evde eğitilen çocukları yılda bir kere denetliyor. Çocukların gelişim grafiğine, özellikle de bir yıl önceki durumuna göre gösterdiği gelişmenin yeterli olup olmadığına bakılıyor.

- Almanya: Yasal düzenlemesi yok. Ancak Federal Anayasa Mahkemesi bazı ailelerin durumunu dikkate alarak sınırlı sayıda onay vermiş durumda. Bu rakam 600 ile 1000 arasında. 

- İtalya: Kanunlar çerçevesinde evde eğitime izin veriliyor. Fakat çok genel bir uygulaması yok. 

- Polonya: Sınırlı olarak yasal. Her evde eğitim alan çocuk, yetkilendirilmiş okul tarafından denetleniyor ve yıllık sınava alınıyor. 

- Rusya:  1994'ten beri evde eğitilen çocukların sayısı üçe katlanmış durumda ve şu anda yaklaşık bir milyon evde eğitilen çocuk var) devletin evde eğitimle ilgilenen özel bir kurumu var.Aileler bu kurumdan her türlü eğitim materyali ve öğretmen desteği talep edebiliyorlar. Ayrıca devlet bu ailelere, kendi okullarındaki öğrencilere yaptığı ortalama yıllık harcama kadar miktarda para ödemesi yapıyor.



- İngiltere: Yasal olarak kamu okul sistemine alternatif bir model olarak uygulanıyor. 
kanunlara göre ebeveynler çocuklarını hiç bir zaman okula göndermek mecburiyetinde değiller


izlanda: bu küçük ada ülkesinde evde eğitim serbest bunun yanında sınıflarda sıra nın yerine halıların üzerine bağdaş kurarak ders işlenen ve okulda terlikle dolaşılan ülke.

- Çin: Çin vatandaşları için yasal değil. 

- ABD: Yasal. Uygulaması eyatlere göre değişiklik gösteriyor. Evde eğitime katılan öğrenci sayısı 2007’de 1,5 milyondu,
Evde eğitimi okulla birleştiren sistemler olduğu gibi okuldan tamamen koparan sistemler de var. ABD'nin birçok eyaletinde, devlet okulları bütün imkânlarını evde eğitim yapan çocuklara açmak zorunda.

Çocuk evde eğitim gördüğü halde, bölgesinde bulunan devlet okulunun istediği her faaliyetine katılabiliyor. Okul korosuna girebiliyor, okul takımında oynayabiliyor, sanat dersleri alabiliyor, çeşitli atölyelerinden yararlanabiliyor.

Evde eğitim yapılırken benimsenen eğitim felsefesi, kullanılan yöntemler, teknikler ve eğitim malzemesi de ailenin seçimine bağlı olarak birbirinden çok farklılık gösteriyor.

Birden fazla yöntemi bir arada kullananlar oldukça yaygın. Bazen aile, çocuk için en iyi yöntemi buluncaya kadar birkaçını bir arada kullanıyor.

Yapılan araştırmalar ABD'de evde eğitim gören çocukların yaklaşık yarısının, bir Homeschooling Kurumu tarafından geliştirilmiş eğitim malzemelerini ve müfredat paketlerini kullandığını ortaya koyuyor.


bu konuyla ilgili bir diğer haber olan evde eğitim sistemi (homeschooling) nedir. okumak için tıklayınız.

23 Şubat 2012 Perşembe

CHP'nin trajikomik kurultayları

hasan celal güzel  23,02,2012 tarihli sabah gazetesinde yer alan chp nin kurultaylarına ilişkin bir yazı ben okudum çok eğlendim sizinde biraz neşeye ihtiyacınız olduğunu düşünerek bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.


CHP'nin trajikomik kurultayları

Gazeteye gelirken, Ankara'nın her köşesine asılmış, CHP'nin 26 Şubat Pazar günü yapılacak 16. Olağanüstü Kurultayı'nın 'Büyük Demokrasi Şöleni'afişlerini gördüğüm zaman, yılların gerisinden hoş bir melodi dilimin ucuna geldi:'Hisseli Harikalar Kumpanyası açıyor perdesini açıyor...' Millet olarak CHP'ye medyûnu şükrânız... CHPDP gibi refah seviyesini arttırmadı;AP gibi altyapı yatırımlarına önem vermedi; ANAP gibi ülkeye çağ atlatmadı veAK Parti gibi demokratik Büyük Türkiye hedefini gerçekleştirmedi ama her yıl topladığı bol kavgalı, patırtılı ve şenlikli kurultaylarla milletimizin gönlünü eğlendirmesini bildi. 
HP 'Kurultayların Partisi...' Acıların kadını gibi oldu ama kimse kusura bakmasın. Eğer bir siyasî parti, kurulduğundan bu yana 33 olağan ve 17 olağanüstü kurultay topluyorsa, bunu başka türlü adlandırmanız mümkün değildir. Sevgili dostum Salih Memecan, dünkü Sabah Gazetesi'nde yayınlanan harika karikatüründe ne güzel ifade etmiş: Erdoğan, artan oy oranına sevinirken,Kılıçdaroğlu artan kurultay sayısıyla övünüyor. 
Büyük kısmı son dönemde toplanan bu olağan ve olağanüstü kurultay sayısının çokluğuna bakıp da CHP'nin demokratik ve özgürlükçü zihniyetinden dolayı çok sayıda kurultay düzenlediği zannedilmesin. Bunun sebebi, özellikle 1960 sonrasında CHP'nin hizipçi, klikçi, ayrımcı ve hoşgörüsüz bir siyasî parti olmasıdır.
Düşünebiliyor musunuz?... CHP, siyasî partiler tarihinde bir trajikomik hâdiseye imzasını koydu ve bir gün arayla iki olağanüstü kurultay kararı aldı. 

***

Helal gıda pazarının %80 i yabancıların elinde,

gimdes in yapmış oldugğu araştırmaya göre dünyadaki helal gıda sektöründe faaliyet gösteren firmaların %80 i gayrimüslümlerin elinde. müslüman üreticilerin elindeki helal gıda pazarı ise hızla artmasına rağmen şu anda sadece %14 seviyesinde.


Helal Gıda pazarı yabancıların elinde!

"Helal Gıda" sertifikasına sahip ürünlerin global ekonomide 2 trilyon dolarlık bir pazara sahip olduğu bildirildi. Peki müslümanların pastadaki payı ne kadar?


Dünya ekonomisinde gittikçe artan bir rağbet gören, "Helal Gıda" sertifikasına sahip ürünlerin global ekonomide 2 trilyon dolarlık bir pazara sahip olduğu bildirildi.

Balıkesir'de, Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA) tarafından düzenlenen, "Helal Gıda" sempozyumu ilgi gördü. Sempozyumda, konunun uzmanları ve sektörün ileri gelenleri, dünyadaki 2 trilyon dolarlık helal ürün pazarında Türkiye'nin öncü olması gerektiğini belirterek Türk firmalarına ortak çağrı yaptılar. GMKA'nın, "İhracat için Helal Sertifikalama Sempozyumu" sempozyumunda, dünyada hızla yükselen 'helal ürün' sertifikasının özellikle Balıkesir ve Çanakkale başta olmak üzere Güney Marmara Bölgesinde özellikle gıda firmaları arasında yaygınlaştırılması ve konuyla ilgili farkındalık oluşturulmasının amaçlandığı kaydedildi. Sempozyuma, Hollanda İslam Üniversitesi Rektörü ve GİMDES Danışmanı Prof. Dr. Ahmed Akgündüz, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu, Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme, Sertifikalama ve Araştırma Derneği (GİMDES) Teknik Kurul Başkanı Ahmet Cengiz ile sektörlerinde öncü firmalar olan YÖRSAN Genel Müdür Yardımcısı Ayhan Ödekbaş ve Hamidiye Suları A.Ş. Kalite Müdürü Necdet Çetin konuşmacı olarak katıldılar. GMKA hizmet binasındaki sempozyuma Balıkesir ve çevresinden birçok gıda firması ve resmi kurum temsilcisi ile çeşitli sektörlerden izleyiciler katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan yaptı. Gündoğan, Balıkesir ve Çanakkale illerinde helal sertifikasına sahip firma sayısının iki elin parmaklarını geçmediğini, bu sempozyum ile bölgede bir farkındalık amaçladıklarını söyledi. GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan, "Güney Marmara Kalkınma Ajansı olarak bölgemizin ihracat kapasitesinin sadece hibe desteklerinden faydalanılarak istenen düzeye gelemeyeceğini biliyoruz. Bu bilinç ile fuar, eğitim organizasyonları, toplantı gibi faaliyetlerle de bölgenin ihracatının geliştirilmesine yönelik farkındalığı artırmaya çalışmaktayız. Bu amaçla gıda sektöründe Türkiye'nin önde gelen bölgelerinden olmamıza karşın ihracat için önemli bir yeri olan 'Helal Sertifikası' istenilen düzeyin çok altındadır" dedi.



HELAL GIDALARIN YÜZDE 80'İNİ GAYRİMÜSLİMLER ÜRETİYOR

GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan, helal gıda konusunda Türkiye'nin dünyada neredeyse yaya kaldığını ifade etti. Mustafa Gündoğan, Ajans uzmanlarının helal ürün pazarıyla ilgili hazırladığı rapordan çarpıcı bilgiler aktardı.

12 Şubat 2012 Pazar

tufan buzpınar , yök üyeliği

tufan buzpınar mtg editörümüzün mensubu olduğu 29 mayıs üniversitesi edebiyat fakültesi dekanıdır. ayrıca kendisi bu hafta içerisinde cumhurbaşkanı tarafından yök üyeliğine seçilmiştir. hocamızı tebrik eder rabbim den başarılarının devamını niyaz ederiz.

bu konuyla ilgili daha fazla bilgiye erişmek için tıklayınız

29 mayıs üniversitesinin yök üyeliğine seçilen dekanımız hakkında yayınladığı kutlama tebriği
--  alıntı  --
Üniversitemiz Rektör Yardımcısı ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ş. Tufan BUZPINAR’ı Yükseköğretim Kurulu üyeliğine seçilmesinden dolayı içtenlikle tebrik eder, ülkemiz yükseköğretim camiasına yapacağı değerli katkıları sağlık ve huzur içinde sürdürmesini dileriz.
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Rektörlüğü



--  alıntı --