Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

10 Mayıs 2012 Perşembe

türkiyede bulunan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği(dikab) bölümleri olan üniversiteler


İlköğretim Din kültürü ve Ahlak Bilgisi (Dikab) BÖLÜMLERİ
1. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
2. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
3. Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
4. Artvin Çoruh Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
5. Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
6. Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
7. Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
8. Bozok Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
9. Celal Bayar Üniversitesi Demirci Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
10. Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
11. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
12. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
13. Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
14. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
15. Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
16. Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
17. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
18. Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
19. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
20. Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
21. Gaziosman Paşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
22. Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
23. Hakkari Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
24. Harran Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
25. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
26. İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
27. İstanbul Medeniyet Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
28. Kafkas Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
29. Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
30. Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
31. Kilis 7 Aralık Üniversitesi Muallim Rıfat Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
32. Konya Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
33. Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
34. Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
35. Nevşehir Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
36. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
37. Rize Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
38. Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
39. Sinop Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
40. Süleyman Demirel Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
41. Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
42. Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü
43. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi DİKAB Bölümü

kaynak: memurlar.net

türkiyede bulunan ilitam(ilahiyat lisans tamamlama) programları


İLİTAMLAR
1. Ankara Üniversitesi İlahiyat Lisans Tamamlama Programı
2. Atatürk Üniversitesi İLİTAM
3. Cumhuriyet Üniversitesi İLİTAM
4. Dicle Üniversitesi İLİTAM
5. Dokuz Eylül Üniversitesi İLİTAM
6. Fırat Üniversitesi İLİTAM
7. İnönü Üniversitesi İLİTAM
8. İstanbul Üniversitesi İLİTAM
9. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İLİTAM
10. Sakarya Üniversitesi İLİTAM

kaynak: memurlar.net

türkiyedeki ilahiyat fakülteleri


Toplam İlahiyat Fakülteleri
1. Abant İzzet Baysal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Bolu)
2. Adıyaman Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi (Adıyaman)
3. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi (Ağrı)
4. Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Antalya)
5. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Ankara)
6. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Erzurum)
7. Bingöl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Bingöl)
8. Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Yozgat)
9. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Sivas)
10. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Çanakkale)
11. Çukurova İlahiyat Fakültesi (Adana)
12. Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Diyarbakır)
13. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (İzmir)
14. Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Kayseri)
15. Erzincan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Erzincan)
16. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Eskişehir)
17. Fatih Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (İstanbul)
18. Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi (İstanbul)
19. Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Elazığ)
20. Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Gaziantep)
21. Gazi Osman Paşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Tokat)
22. Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Gümüşhane)
23. Hakkari Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Hakkari)
24. Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Şanlıurfa)
25. Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Çorum)
26. Iğdır Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Iğdır)
27. İnönü Üniversitesi Darende İlahiyat Fakültesi (Malatya)
28. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (İstanbul)
29. İstanbul Şehir Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi (İstanbul)
30. İzmir Üniversitesi Uluslararası İslâm ve Din Bilimleri Fakültesi (İzmir)
31. Kafkas Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Kars)
32. Kahraman Maraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (K.Maraş)
33. Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Karabük)
34. Karadeniz Teknik Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Trabzon)
35. Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Kastamonu)
36. Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Kilis)
37. Konya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Konya)
38. Mardin Artuklu Üniversitesi İlahiyat Bilimleri Fakültesi (Mardin)
39. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (İstanbul)
40. 29 Mayıs Üniversitesi Uluslarası İslam ve Din Bilimleri Fakültesi (İstanbul)
41. Muş Alparslan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Muş)
42. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Samsun)
43. Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Denizli)
44. Rize Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Rize)
45. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Sakarya)
46. Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Siirt)
47. Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Isparta)
48. Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Şırnak)
49. Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Edirne)
50. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Bursa)
51. Yakındoğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Lefkoşa)
52. Yalova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Yalova)
53. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi (Ankara)
54. Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Van)
kaynak memurlar.net

6 Mayıs 2012 Pazar

konyada bulunan oğuz boyları

konya ve çevresinde ağırlıklı olarak bulunan ve yerleşmiş olan oğuz boylarından 11 tanesi nin ağırlığı daha fazladır.

bunlar
1-KAYI 
2-BAYAT 
5-YAZIR 
6- DÖĞER 
9- AVŞAR ( AFŞAR )
12- KARGIN
13- BAYINDIR
14 - PEÇENEK
16- ÇEPNİ (ÇETMİ)
17- SALUR 
24- KINIK


dır.




not: sıralama 24 oğuz boyuna göre yapılmıştır. bu boyların konyanın hangi bölgelerine yerleştiklerini öğrenmek için  aşağıdaki başlığı takip edebilirsiniz.



konya ve oğuz boyları


konya ve oğuz boyları



Oğuz boylarının Konya'daki son durumu( günümüzdeki yerleşim yerleri)


1-KAYI


Kayıcılar......................................... ............. Konya-Bozkır-Belören


2-BAYAT


Bayat............................................. ............. Konya-Hatip
Yağlıbayat........................................ ............ Konya-Obruk
Bayat............................................. ............ Konya-Beyşehir
Karabayat......................................... .......... Konya-Beyşehir-Doğanbey
5-YAZIR


Yazır............................................. ............ Konya-Sille
Yazır............................................. ............ Konya-Doğanhisar



6- DÖĞER


Döğer (Düğer)........................................... . Konya-Ilgın


9- AVŞAR ( AFŞAR )


BayAfşar.......................................... ............Konya-Beyşehir
KüçükAfşar........................................ .......... " "
Afşar............................................. .............Konya-Çumra-Dinek
Afşar............................................. .............Konya-Hadim-Taşkent
Afşarlı........................................... ............. Konya-Kadınhanı-Kurtasanlı

12- KARGIN


Karkın............................................ ...... Konya-Çumra


13- BAYINDIR


Bayındır.......................................... .... Konya-Beyşehir


14 - PEÇENEK


Biçer (Peçene)....................................... Konya (merkez)


16- ÇEPNİ (ÇETMİ)


Çetmi............................................. ...... Konya-Beyşehir-Üzümlü
Çetme............................................. ..... Konya-Doğanhisar
Çetmi............................................. ...... Konya-Hadim-Taşkent



17- SALUR


Salur............................................. ........ Konya-Karapınar


24- KINIK


Kınık(Abadaniye).................................. ..... Konya( Aşağıpınarbaşı)
Kınık............................................. .......... Konya-Bozkır



Kaynak:  Prof. Dr.TuncerGÜLENSOY

29 mayıs üniverstesi uluslararı islam ve din bilimler 2012 kontenjanı

kurulduğu ilk yılda (2011-2012) ilahiyat fakülteleri içerisinde en yüksek taban puana sahip olarak büyük sükse yapan ve vermiş olduğu arapça hazırlık okulu ile adından sıkça söz etiren  TDV 29Mayıs üniversitesi uluslararası islam ve din bilimleri fkültesinin 2012-2013 eğitim yılı için yök ten talep ettiği kontenjan eçen seneye göre % 50 azalarak 45 ten 30(otuz) a indirilmiştir.


islamcı bir şahsiyetin kaleme aldığı bir manifesto: Misâk-ı Millî, ali suavi namık kemal ve ziya paşa

bugünkü alıntı yazımızı star gazetesinin açık görüş ekinden ve haber10. com sitesinde takip ettiğimiz değerli büyüğümüz hukukçu kimliğiylede tanıdığımız ismail küçükkılınç ın haber10.com için yazdığı bir yazıdan alıntı yapmış bulunmaktayız.
yazıyı orjinalin okumak isteyenler buradan ulaşabilirler.


I- Giriş
Tarihin insanlar ve hadiseler ile ilgili şaşmaz hüküm ve insafı aradan hayli bir zaman geçmesine rağmen tezahür etmeyebilir. Fakat tarihin sayfaları arasında tüm açıklığı ile mevsuk ‘hakikatler’, etkisini devam ettiren menfi müdahalelerin er geç tasallutundan kurtulup üstündeki toz tabakasını kaldırarak günün birinde hak ettiği ilgiyi ve değeri bulmaktan da geri kalmaz.
Bu toprakların mayasına el atmış; bu toprakların aslî, ‘olmazsa olmaz’ tartışmasız değeri yüce bir inanışın yılmaz müdafii olan merhum Hüseyin Kazım Kadri, hatıratında vasiyetleştirdiği temennisine henüz nail olamamış mühim ve büyük bir şahsiyettir. Tarih, kendi hüküm ve insafına sığınmış bu fazilet abidesinin arşivinde kayda aldığı değerini tayin edeceği bir vakitte er-geç ilan edecektir. Tarih şunun farkındadır. Hakikat kendinde mukayyettir. Kendine hissî müdahalelerde bulunulabilir. Mithat Cemal Kuntay’ın dediği gibi ‘fikir kitabı demek olan tarihi, bazen, his yazabilir’. Ancak tarihin takdirinin tezahürü için çoğu zaman yoğun bir çaba gereklidir. Değerli araştırmacı Ömer Hakan Özalp’in Hüseyin Kazım Kadri ile ilgili çabası, hazırlamakta olduğu kitabı bu konuya son noktayı koyacak evsafta olduğundan yayınını bu satırların yazarı da heyecanla beklemektedir.
Son Osmanlı Meclis-i Mebusanında kabul edilmiş Misak-ı Millî’yi teklif ettiği ve kaleme aldığı ilgilisi dışında çoğu kimsenin bilmediği bu mümtaz şahsiyet, ‘sis perdeleri’ne temkinli ve bir kısmı cesur dokunuşlar dışında hak ettiği ilgiyi henüz görebilmiş değildir.
Nur’u-l Beyan isimli 2 ciltlik Kur’an meali ve 4 ciltlik muhteşem Türk Lügati’nin hazırlayıcısı olan Kazım Kadri, dinin ve dilin bir hizmetkârı, hayatının her aşamasında; yanlışında da, doğrusunda da Kur’an’ı kendisine rehber edinmiş bir mü’min olarak Misak-ı Milli’yi kaleme almıştır.
Hüseyin Kazım Kadri’nin Misak-ı Millî’yi, Mehmet Akif’in de İstiklal Marşı’nı kaleme alışı; din-millet-vatan birlikteliğinin temelinde yer alan derin fikriyatın ve hissiyatın da emsalsiz bir şekilde dile getirilişidir. Tek başına bir inanç umdesi halinde değerlendirildiğinde ‘seküler kutsal’ olarak tavsifi mukadder ‘vatan’ ve ‘millet’ kavramlarının İslam mevzubahis olduğunda niçin ve nasıl bir dinî nüans kazandığı, mukaddes değil ama mübarek veya muhterem bir vasfa büründüğü üzerinde dikkatle durulması icap eden bir husus olmalıdır. Çok eskilere gitmeden ve sadece yakın tarihimizden yola çıkarak, yapmaya çalışacağımız özellikle Yeni Osmanlılık ve Namık Kemal eksenli bir izah denemesi kasdımızın anlaşılmasına yardımcı olacaktır kanaatindeyiz.
II-Yeni Osmanlı Düşüncesi
Yeni Osmanlılar, ‘şeriat isteriz’ düsturuyla yola çıkmış, Tanzimat’ın yetiştirdiği, ancak onun sığ batıcı, seküler yapısına cephe almış bir topluluğun adıdır. Yeni Osmanlılar’a kadar sıkça ifade edilen ‘şeriat isteriz’ sözü, o zamana kadar haksızlığa karşı adalet talebini havi iken, “Yeni Osmanlıların şeriat isteriz talepleri, şeri hukukun yerine ikame edilen batılı kanunlaştırmalara yani, din dışı bir sahanın, meşruiyetini dinden almadan koyduğu hukuk kurallarına karşı; kısaca laikliğe karşı yapılmaktadır” (Mümtaz’er Türköne, Siyasî ideoloji olarak İslamcılığın Doğuşu, İstanbul: İletişim, 1991, s.76).
İmparatorluğu yaşatmak yanında bir avuç bürokratın vaziyetini tahkim gayesini de istihdaf ve temin eden Tanzimat ve Islahat Fermanları, bizatihi devletin kendi eliyle ve bürokratlar kanalı ile batılı yaşam algısının dayatılmasını da içermekteydi. Batı karşısında yenilgi ilanının batılı ‘değer transferi’ne yol açmasının Müslüman vicdanında meydana getirdiği elemin ve istihkârın yine bir avuç insan tarafından şiddetle tel’in ve reddini havi cevaba verilen isimdir Yeni Osmanlılık. Yaşları 25 ile 37 arasında değişen insanların, inandıkları değerlerin devlet eliyle artık yeryüzünde hüküm ifade etmediğinin ilan edilişine ve bu değerlerin aynı zamanda sosyal yaşamdan da dışlanışına karşı, ulemanın sesinin çıkmadığı yahut kıt çıktığı bir dönemde tüm yetersizlik ve eksikliklerine rağmen samimiyetleriyle geliştirdikleri güçlü bir isyanın adıdır Yeni Osmanlılık.

28 Mart 2012 Çarşamba

bir sevdanın sonu mu? fenerbahçe neyi kaybetmekte

sanırım bugünlerde  ir açmaz daha yaşamaktayım 16 yıldır benimle beraber gezen benimle beraber dolaşan bir varlıktan ayrılmanın yada tamamen bu ilişkiyi bitirmenin eşiğinde aslında bu sefer ayrılık dan da öe olacak gibi

neden dir bilinmez daha önce 1 yıl süren denizli faciasının ardından gelen kızgınlığın bu sefer nefrete dönüşmesi de diyebilirizzzz....

artık haz almıyorum fenerbahçemden çünkü fenerbahçem benle birlikte yaşamıyor.

boyunca pislikğin içerisinde 100 yıldır yönetilen ama  bilinmeyen bir muammada dolaşan takım artık uçurumun dibinde burdan kurtulsa bile asla gönlümdeki o nadide yerine dönemeyecek...

elveda fenerbahçem ...

Fener Dur! Far Söndür! Bankasya Ligine Yaklaş! bir şike ve fenerbahçe yazısı, şikebahçe

Fener Dur! Far Söndür! Bankasya Ligine Yaklaş!


bu yazı metin kondelin kendi kişisel web sitesinden alıntılanmıştır.yazıyı orjinalinden okumak için tıklayınız.

eski bir şikebahçeli olarak burada yazıılanlara tamamen katıldığıı ve bir pislikten kurtulmak için mutlaka bir bedel ödememiz gerektiğini bu bedeli ise yanlış yapanların ve bu yanlışa dur demeyen ses çıkarmayan herkezin yanlışına göre ödemesi gerektiğine inanarak sizlerle paylaşıyorum.



Normalde spor yazısı yazmıyorum. Ama arada bir genel spor gündemiyle ilgili bir şeyler karalamak da gerekiyor. Yanlış hatırlamıyorsam TV’de bir spor programıydı. Türkiye’de spor gündemi şike dedikodularıyla çalkalanıyordu. Fenerbahçe’nin efsanevi futbolcusu Cemil Turan bir canlı yayında telefonla bağlanmış Fenerbahçe adına süperligte bağladığı maçların heyecanıyla aynen şu kelamı ediyordu: ‘’Fenerbahçe’yi ligten düşürecek adam daha anasının karnından doğmadı.’’ Nitekim aradan bir yıla yakın bir zaman geçti. Cemil Turan haklı çıktı; Fenerbahçe’yi ligten düşürecek adam henüz anasının karnından doğmadı. Sonra Türk spor basınında insanlarla dalga geçer gibi ‘’malumun ilanı’’ şike dalgası sağlı sollu ataklarla gelmeye başladı. Fenerbahçe yönetimi ve basını bu atakları savuşturmak için bütün blokları 18’in içine kadar geri çekti. Hatta geçen yıl bütün yaz boyunca Rıdvan Dilmen sabah gazetesindeki köşesinde bu konularla ilgili bir tek kelime dahi etmedi. Rıdvan ilk kelamını şikenin en büyük mağduru Trabzonspor’un Avrupa kupalarındaki resmi idman maçlarına dönüşecek mesaileri için yaptı. Ve şeytani zekasıyla Türk spor kamuoyuna kendini unutturdu. Tutuklamaların, suçlamaların birbirini izlediği günlerdi. Aziz Yıldırım’ın Yunanlı filozofu Sokrates’in idamı öncesinde yaptığı ünlü savunması gibi dörtlü savunmasında son sözü;’’ Son sözüm de tüm Fenerbahçelilerin söylediği gibi darağacında da olsam Fenerbahçe olacaktır.’’ diyerek zekasıyla suçunun cinsini bile deklere etmişti. 
Bütün bu süreçte TFF başkanı MAA Fenerbahçe’ye ceza verilmemesi için hukukun var olan sınırlarını zorlamayı Fenerbahçe’yi şeytanın avukat gibi kamuoyunda savunma görevini üstlendi ve zaman kazandı. Dahası şuydu; Aziz Yıldırım kendini Türkiye’deki en büyük sivil toplumun öncüsü sahte bir kurban pozisyonunda konuşlandırarak aynen şunu söyledi; ‘’40 bin seyirci önünde mahkeme kursunlar. Savcılar belgelere dayanarak istediğini sorsun. Televizyonlar da canlı yayınlasın. Bütün Türkiye’nin önünde her şeyi anlatmaya hazırım.’’ durum Türk futbolu adına gerçekten de ilginçti. Bu sözle Türk futbolundaki delilik zirve yapmıştı. Oysa Türk spor kamuoyu meraktan çatlamak üzereydi. 

25 Mart 2012 Pazar

Bediüzzamanın fikirlerine hakim olan prensipler

Bediüzzaman ın fikirlerinde hakim olan muhtevası ve onun vardığı hükümlerde takip ettiği prensipler ise aşağıdaki gibidir.

1- Hadiselere İslami değerler açısından bakmak

2- Hadiseleri olduğu gibi kabul eden gerçekciliği elden bırakmamak

3- İzahlarında isbat usulünü yani, pozitif metodu benimsemek

4- sırf nazariyatta kalmamak, hayatın pratik tecrübelerinden istifade edilmş yorumlarla nazariyatı hadiselere tatbik etmek

5- Batı kültürünün teknolojik neticeleri ile İslamiyet arasında yapıcı diyalog kurarark senteze girmek

6- Sübjektif değerlendirmelerden ziyade objektif sahada kalmak

bütün bu prensipler onun ilmi çalışmalarının hareket noktalarını teşkil etmektedir.

bediüzzaman said nursi ve devlet felsefesi 3

 buçalışmayı devlet felsefesi tabiri ile isimlendirmiş olmamızın fikri istinadını şu ifadelerde bulmanın mümükün olduğu inancındayım.
"Hadd-i evsatı gösterecek ifrat ve tefriti kıracak yalnız felsefe-i şeriatle belagat ve mantık ile hikmettir. Evet hikmet derim çünkü hay-ı kesirdir; şerri vardır fakat cüz'idir."

  Görüldüğü gibi gidilmesi gerekli doğru yolu gösterecek her türlü aşırılığı kaldıracak unsurların başında şeriatın felsefesi belagat mantık ve hikmet gelmektedir.
İslamiyeti bu açıdan nazara vermek vasat yolun bukunması için Bediüzzamana fgöre ihmali imkansız bir hareket tarzı olmaktır.
Tebeddülü esma ile hakaikin değişmeyeceği yani isim değişikliği ile hakikatların değişmeyeceği gerçeği gözden uzak tutulmadığı takdirde "felsefe " tabirinin islami bir hüviyet içinde kullanılması keyfiyeti karşımıza çıkacaktır.

 bu anlayış içinde gördüğümüz Bediüzzamanın görüşleri üzerinde doktrn çalışması henüz yapılmamış olduğu bir gerçektir.böyle bir çalışmanın eksikliği şimdiye kadar hissedilmiştirç zira açık ve keskin fikirler kitaplar halinde elde mevcud olmasına rağmen said nursi bazı çevrelerde kasıtlı ve yanlış değerlendirmelerin konusu olmaktan hala kurtulamamıştır.Halkın iman ve ahlakını ıslah yolundaki gayretlerini bilerek veya bilmeyerek yanlış şekilde değerlendirilmesine karşı her fırsatta temel siyasi tercih olarak cumhuriet taraftarı olduğunu ifade etmiş fakat onu itham altında tutmak isteyenler bu gerçeği görmemezlikten gelenerek hakkında teokratik (7)devlet kurma özlemi duan bir adam isnadı yapmakdan geri kalmamışlardır.Onu böyle gösterme azrzusuna sanki bir mecburiyet imiş gibi uygun hareket edilmiştir Yaopılan değerlendirmeler üstelik said nursi nin eserlerine yapılan yerli yersiz atıflarla ilim adına meşrulaştırılmak istenmiştir. bu davranışlarda maalesef ilmin objktifliği korunamamıştır.

(7) Tarık zafer tunaya islamcılık cereyanı adlı eserinde (s 235)
islamda teokrasiden bahsedilemeyeceği ve teokrasinin bir hristiyanğa has bir siyasi tatbikat olduğu ilim dünyasının genellikle üzerinde anlaştığı bir husustur.
Bediüzzamanın görünüşünün de bu merkezde olduğunu 4. bölümle ilgili bahsi işlenirken bütün açıklığı ile esbit edeceğiz. bu bakımdan isalmın siyasi iktidar düşüncesinde teokrasinin en küçük bir yeri olmadığını burada öncelikle işaret etmek gerekir. bunun içindir ki said nursi ye yapılan bu teokratik devlet taraftarlığı isnadının hiç bir geçerlilği ve ilmiliği yoktur.