Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

30 Eylül 2014 Salı

Konya 11. Uluslararası Mistik Müzik Festivali 8.günü değerlendirme Seni Budaya Nusantara(Açe sufi müziği) Konseri

Konya 11. Uluslararası Mistik Müzik Festivali 8.günü değerlendirme Seni Budaya Nusantara(Açe sufi müziği) Konseri

Açıkça direkt başta söyleyeyim dün akşamki konser berbat ötesiydi.
Daha doğrusu konser değil resmen gösteriydi.
Müzik namına hiç bir şey yoktu desek yeridir.
Sahnede dans eden 13 tane bayan ve endonezyaca uzun hava çeken 1 adam ve ekibi vardı desem sanırım dün geceyi yeterince özetlemiş olurum.
O yüzden fazla bir şey yazmayacağım,
sadece dün gece 
tek artımız gecede tanıştığımız Pilot Emrah bey oldu. Umarım bu dostluğumuz dün geceki felaketi kapatacak kadar uzun soluklu ve hayırlı olur.



29 Eylül 2014 Pazartesi

Konya 11. Uluslararası Mistik Müzik Festivali 7.günü değerlendirme Sain Zahoor Ahmad sufiyane Kelam Konseri

Konya 11. Uluslararası Mistik Müzik Festivali 7.günü değerlendirme Sain Zahoor Ahmad sufiyane Kelam Konseri

Festivalin belkide en ilginç konseri dün akşamdı.
Pakistandan gelen ve sufi zikir icra edecek Sain Zahoor Ahmed'in konseri Konyalılar için tam bir eğlence havasında geçti diyebilirim.

Bir meczup derviş havasında ve görüntüsünde olan Zahoor Ahmad'in yaptığı her şey ilgi çekiyordu.
Sahnede giydiği kılık kıyafeti, elinde tuttuğu süslü sopa desek değil, enstrüman desen değil, ne olduğuna bir türlü karar veremediğimiz ilginç bir alet ve cezbeye gelip zikir mi yaptığı yoksa dans mı etiği belli olmayan sahnede ki hareketleri ile ilginç bir senfoni oluşturdu...


Konserin ilk girişinde bize urduca 8-10 dakika verdiği vaaz ve seyircinin bön bakışlarının sıkılmasıyla gelen alkışların ve arkadaki enstrümanda ki çocukların ses vermesiyle başladı konser.
Konserde kullanılan enstrümanlar ise ilk başta konserin havasına girinceye kadar tam bir kafa ütüleme aracı şeklinde ses çıkarıyorlardı. Hani aklınıza hindistan, pakistan bangladeş vb yerleri desem aklınıza ilk gelecek yüksek perdeden bir müzik tonu olur ya(en azından benim çocukluktan beri kulağımdaki tınılar bu çağrışımı yapabiliyordu) aynen o tonda bir ses ve müzikler arkadan sanki gürültüyü daha da artırsın havasında başladılar...

Konser öncesinde sunucu ali abi sanatçının yılardır o tekke senin bu tekke bizim misali gezip sufilerin öğretilerini bestelediğini ve bunları aktaracağını söylemişti. Zaten tanıtım kitapçığında da Zahoor Ahmad'in 10 yaşından beri evinden ayrı gezgin meczup bir derviş havasında yaşadığı bahsedilmekteydi. Bizim aklımıza da hemen Türkiyeden bilinen tasavvuf ve sufi esintiler üşüşüyor, ama sahneye çıkan adamın bir bayandan daha süslü gözüken kıyafetler ve tavırlar ile tam bir şaşkınlık ve  gülümseme yüzümüze peyda olmuştu.
Yanımda bulunan ve bir haftadır her konseri beraber izlediğimiz Abdullah abi ile epey tebessüm ettik.

Konserin ilk parçasının bu olduğunu düşünün ve siz düşünün geri kalanını.
Allahım o ses nedir öyle, Allah ne verdiyse bütün tonların en üst perdeden çıkan ve nağmelerin bize inanılmaz derece yabancı olduğu bir ton gibiydi.
Biz hala sufi müzik tarzı bir şeyler bekliyoruz, birde baktık ki bizim Zahoor Ahmad sahnede her Allaaaaah deyişinden sonra dönmeye başlıyor, bizim Konyalılar da elleriyle tempo tutuyorlar.
Biz Abdullah abiyle gülsek mi tempoya mı katılsak ne yapacağımıza karar verememiş halde bakakalıyoruz. Sonra yapabileceğimiz en iyi iş olan gülümsemeyle hayret arası bir tarzda konseri izlemeye devam ediyoruz.
Birde tüm bu karmaşa yetmezmiş gibi önümüzde oturan hanımefendinin sıcağı bahane ederek üzerindeki gömleğini çıkartarak bir anda sahil moduna girmesi, bizleri iyice dumura uğratıyor. 
abla zaten konserden pek bir şey anlamıyor, belli yanındaki erkeğin hatırına gelmiş konsere çektiği işkenceye daha fazla dayanamayarak  uykuya dalıyor ama bize sahil görüntüsü baki kalıyor.
Sahnede Zikir çeken meczup derviş havasında bir adam Allah nidaları atıyor, yukarıda biz önümüzde sahilde uykuya dalmış bayanın arkasında sufi Konseri izlemeye çalışıyoruz.
(Ne izlediniz derseniz, o da bize kalsın,)


Konser tüm hızıyla gidiyor derken Zahoor Ahmad bir anda saat 22:05 sularında konseri bitirmeye kalkmasın mı bizim Konyalılar bir anda ayaklanıyorlar. "Bir daha" tezahüratları salonu resmen yıkıyor, yetmiyor alkışla gelen tempo inletiyordu resmen.
Bu kadar çoşkulu bir seyircinin isteği önünde hangi sanatçı geri çevirir bilmiyorum ama bizim Zahoor Ahmad tekrar geri dönüyor.
Başlıyor bir parçaya daha..
O anda bir de ne olsun, sahneye bir yaşlı amca çıkıyor ve başlıyor raks etmeye, sonradan anlıyoruz ki amca pakistanlıymış, biz gülmeye başlıyoruz, seyirciden inanılmaz bir tempo eşliğinde alkışlar kopuyor, hem sahnedeki sanatçıya hemde sahnenin önündeki raks eder gibi dönen yaşlı amcaya.
Bütün bunların üzerine birde bizim Goca konyalılardan gazını alamamış bir abinin sahneye çıkıp kaşık havası eşliğinde oynarmış gibi sahne performansına başlaması bizi bizden bir daha alıyor.
Sahnedeki adam Allah diyor bunlar yallah, biz gülmekten yıkılıyoruz, hemde büyük bir iştiyakla gözlerimizi sahneden alamıyoruz.
Tabi bu arada bizim sahil modunda ki ablanın da uykusu kaçınca o da biraz konser havasına giriyor ki sere serpe modundan biraz çıkıp bizi saolsun bayağı rahatlatıyor.      


Bu da konserde söylediği Nime Kamli Yar adlı (deliyim) adlı parça ve konserin bitiş bölümü haricinde en çok seyircinin çoşkusunun ve içindeki oynama hissinin tavana çıktığı parça olmuştur.

28 Eylül 2014 Pazar

Konya 11. Uluslararası Mistik Müzik Festivali 6.günü değerlendirme Kayhan Kalhor Konseri



Konya 11. Uluslararası Mistik Müzik Festivali 5.günü değerlendirme Kayhan Kalhor Konseri

Festivalin 6. akşamının Konuğu İranda'dan gelen Sanatçı Kayhan Kalhor idi.

Bugün çok fazla yazmayacağım çünkü dün gece de tıpkı diğerleri gibi muhteşemdi. Salona saat 20:30-35 gibi girmeme rağmen manzara aşağıdaki fotoğraftaki gibiydi. tıklım tıklım ve boş yer yoktu. Konyalılar Programa hak ettiği değeri veriyorlar.

Kayhan Kalhor klasik kemençesini muhteşem kullandı ve nağmeleri inletti resmen.
Dün gece kulaklarımız gerçekten 5 gündür olduğu gibi bugünde bayram etti.
Konserden 3 adet video kaydım var, düne dair ufak bir hatıra olması amacıyla.

Gelmeyenlerin ya da gelemeyenlerin çok şey kaçırdığı bir gece oldu, dün gece o salonda olduğum için kendimi bir kez daha şanslı hissediyorum.

Teşekkürler Kayhan Kalhor ve ekibi.





27 Eylül 2014 Cumartesi

Ebrulu Eşarplarım 2


Ebrulu Eşarplarım 2

Ebrulu eşarp yapma noktasında biraz gayret sarf ediyorum, ama hala talebe olmanın sıkıntılarını çekiyorum. Talebelik kolay değil, emek yoğun olacak ki ustalaşasın.

Hemen ekmek yok talebelikte, hele ebruda hiç yok,
devamlı çalışmak zorundasın ve biraz da kahır çekmek zorundasın.
Çok şeyi bilmediğimin, bildiğim şeylerin çoğununda uygulama noktasında eksik ve yetersiz kaldığımın az çok farkındayım ama bazen yaşamak da gerekiyor.

Aşağıdaki Ebrulu eşarpları evde yaptım, hepsi saten eşarp. Biraz deneme, biraz da öğrenme amacıyla,
bir şeyler feda etmeliyim ki değdiğim ve harcadığım zamanın getirisi olsun.

ama hala eksiklerim çok, Renk uyumu ve ahengi yakalamakta zorlanıyorum,
bunda tabi benim sanatsal kabiliyetimin de sınırlı olması, ya da bugüne kadar üzerine düşmediğim için gelişmemiş olması da büyük etken ol sebep çok şey hala eksik.

Eşarpların hepsi hediyelik, şimdiden 5-6 tanesini aldılar bile ama dileyen örtmek şartıyla alabiliyor.

boşuna dememişler "bir bilene sormak şart" diye.  




Konya 11. Uluslararası Mistik Müzik Festivali 5.günü değerlendirme Aashish Khan Konseri


Aashish Khan Konseri

Festivalin 5. geceki konuğu biraz ağır ve derin konuğu Hindistan'ın müzikte ki büyük üstatlarından Aashish Khan'dı. 

 Kuzey Hindistan'ın klasik müziğinin yaşayan en büyük otoritelerinden birisi olduğu tanıtım kitapçıda yer alıyordu. Her ne kadar kendisinin adını festivalden önce hiç duymasam da, festival sanatçıları açıklandıktan sonra, google de yaptığım araştırmalarda bu seneki festivale çağrılan en meşhur sima olduğunu gördüm.
Dün akşam benim en çok dikkatimi celb eden husus salona 7-8 dakika erken gelmeme rağmen salonun tıklım tıklım dolu olması hayret edilecek bir şeydi. Hani burası Konya... Tamam salon dünde dolmuştu ayakta da seyircilerden epeyce vardı, ama bir programın hemde sanatsal içeriği oldukça yüksek düzeyde bir programın başlama saatinden evvel dolup taşması, Konya gibi her program istisnasız 5-10 dk geç gidilen bir yer için alışılagelmiş bir şey değildi tabii ki...


Aashish Khan dün yaklaşık 80 dk sahnede kaldı.
İlk 10 dakikasını akort, sonrası 15-20 dakikasının ise beni uyutacak kadar ağır bir havada ilerleyen müziğin temposu yarım saatin ardından yavaş yavaş yükselip bizi ne uyutacak ne de kaldırıp oynatacak havaya gelmeden sakin ama canlı bir şekilde akan bir su misali bizi cezbederek sonuna kadar devam etti...

26 Eylül 2014 Cuma

Konya 11. Uluslararası Mistik Müzik Festivali 4.günü değerlendirme Luzmila Carpio konser ve çoşan konyalılar - 11 the Konya International Mystic Music Festival Day 4 summary Luzmila Carpio concert


Festivalin 4. akşamının konuğu Bolivyadan gelen Luzmila Carpio ve ekibinin seslendirdiği
And Dağları müziğiydi.

Açıkça ifade ediyim konserler her gün daha da zevk veriyor. Her gün bir öncekine nazaran daha bir ayrı tat alarak evimize dönüyoruz. Uykumdan ettiğim feragate değiyor ve kaçırılmaması gerek diye düşünüyorum.

Bugüne kadar Latin Amerika yerlilerinden hiç bir müziği canlı dinlemediğimi öncelikle söylemeliyim. o yüzden benim içinde bu konser bir ilk olacaktı.

Salonun düne göre dolup dolmayacağı noktasında çok emin olmasam da, konserin başlamasına 2-3 dk kala salonun düne nazaran bile tıklım tıklım olması, konsere yoğun olacağının işaretiydi.


Konsere ilk başta amerikan filmlerinden kulağımıza alıştığımız yada bildiğimiz tınılar ile giriş yaptılar. Ardından (yukarıdaki video) geleneksel müzik tarzları ile devam ettiler.
Konserde özellikle davul ile çalınan ve hareketli parçalarda seyirciden tempolu destek beni müziğe daha çok ısındırırken, daha yoğun tempolu slow parçalarda ise uyukladığımı itiraf etmeliyim.



Aşağıdaki bu video ile seyircilerden en çok alkışı aldıklarını söyleyebilirim. Luzmila Hanım'ın çıkardığı onlarca kuş sesi  ve en son kapanıştaki kartal sesleri inanılmaz derecede etkileyiciydi.
Seyircinin alkışların yanında ıslıklarla yoğun bir şekilde tezahürat yapması da bu parçanın hakikaten beğenildiğinin en büyük işareti olsa gerek diye düşündüm.

bugün bol bol video kaydı yaptım izleyesiniz diye, videolardan hoşlanacağınızı düşünüyorum.

(Luzmila Carpio Konya concerts - Presagio de los pájaros)

Yunus ve Kaynarcanın ardından

Yunus ve Kaynarcanın ardından

Dile kolay 10 yıldır bir çok duyguyu beraber paylaştığınız ve kader birliği yaptığınız insanlar var.

Onların sevinci de sizin sevinciniz oluyor, hüznü de sizin hüznünüz oluyor.

Geçen hafta ayın 19'u saat 18:30 sıralarında 11/A sınıfı olarak yeni bir sevince daha şahit olduk.
İki 11/a mensubunu daha MEB'in öğretmenler kervanına dahil etmenin sevinci ve gururunu.



Kaynarca'yı Ağrı'ya, Yunus Emre'yi Şanlı Urfa'ya yolladık.

Hayat bu bazen 25 yıldır tek adım dahi atmadınız memleketinizden bir anda koparıveriyor,
yada 10 gün öncesinde Türkiye'nin en batısında iken bir anda en doğusunda buluveriyorsunuz 
kendinizi.
Hepsi birer kader...
ve 
Nasip...

Konyadan ayrılmadan bir önceki akşamı hep beraber Medrese Kahvede tatlı bir hüzün ve sevincin eşiğinde geçirdik.
Kimler yoktu ki
11/A'dan
Emin Bedri
yıllardır kesmediği sakalını örtmen olunca kesen A. Biçer
iki yıldır öğretmenlik yapıp içimizdeki en tecrübeli öğretmen adayı Salih
M. Büyükköse
Semazen
Hafız İslam abi
ve bu sefer fotoğraf karelerine girmeyi başaran Ben
ve de 
11/A sınıfından olmasalarda 
Kaynarca ve Yunus'un bu sevincine iştirak eden tüm dostlarımız

10 yıldır kader birliği yaptığım bu iki arkadaşıma yeni görevlerinde başarılar diliyor,
Allah muvaffak eylesin inşallah.
Darısı sizin peşinizden gelen başta biçer, salih olmak üzere tüm 11/a üyelerine olsun diyelim.

Konya 11. Uluslararası Mistik Müzik Festivali 3.günü değerlendirme Badahşan Topluluğu konseri - 11 the Konya International Mystic Music Festival Day 3 summary Badakhsan Ensemble concert


Tacikistan Badahşan Topluluğu

Konya Mistik Müzik Festivali'nin üçüncü geceki konuğu Tacikistan'dan gelen Badahşan Topluluğu (Badakhsan Ensemble) idi.

Salon tıpkı 1. gün olduğu gibi bugünde tıka basa doluydu. Konyalılar senede bir defa gelen bu özel geceyi kaçırmamakta haklıydılar. Bugünün tek farkı, Konya da bulunan Taciklerin de programa yoğun şekilde iştirak etmeleri, programın doluluğunu bir kat daha artırmıştı.


Tacik Grup dün akşam yaklaşık 80-85 dk sahnede kaldılar ve yoğun bir teveccühle karşılaştıklarını söyleyebilirim. Müzik tınıları gerçekten kulağımızı okşuyordu. Sanırım bu bendeki doğulu genlerimin ortaya çıkması ve müziğe bir yakınlık hissetmemin de etkisi büyüktü. 


Dün akşam icra edilen müziklerini düğün ve dini törenlerde kullandıkları için hem coşku hemde hissiyat yüklü olması sanırım her kesim dinleyiciye hitap etmesini sağladı diye düşündüm.


23 Eylül 2014 Salı

Konya 11. Uluslararası Mistik Müzik Festivali 1.günü değerlendirme Deba: Mayotte Kadın Zikri konseri - 11 the Konya International Mystic Music Festival Day 1 summary Deba: Mayotte concert



Konya Türkiye'de düzenli ve sürekli bir sanatsal aktiviteye Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivaline 11.kez merhaba dedi. 11 yıldır süren bu aktivitenin ülkemizde ki uluslararası tek mistik müzik festivali olduğunu da belirtmeliyim.
Dün akşam on birinci kez açılan sahnede Komor adalarından gelen "Deba: Mayotte Kadın Zikri" adlı topluluk vardı. Komor Adalarına İslamiyetin ve ardından tasavvufi düşüncenin gelmesiyle kendi eski yerel inançlarıyla harmanlayarak yada karıştırarak diyebilirsiniz, ortaya çıkartmış oldukları yarı arapça, yarı svahilice derviş zikirleri söylediklerini ifade ediyor.
Uzun zamandır festivale katılamıyordum ilk günün hatırına bu bayan grubunun konserine gitmek zorunda hissettim kendimi. 

Öncelikle grubun müslüman olduğunu ama bunun sadece şekilden ve taklitten ibaret olduğunu söyleyeyim ki ona göre değerlendirin diğer söyleyeceklerimi...

Grubun performansını açıkçası beğenmedim, benim zevkime uymuyordu, açılış olması hasebiyle orada bulunduğum için mecburen tahammül ettim, eğer yanımda Abdullah abi ve de onun sohbeti olmasaydı, çoktan yarıda bırakıp giderdim herhalde.
Müzik tınıları kulağımla uyuşmadı, görsellik ise sonuçta müslüman bayanlar oldukları ve de sufi zikri söylüyoruz dedikleri için çok fazla bir şey yoktu. ama bana sorarsanız bu bile bir bayan müslüman için sahnede ki hareket ve giyim tarzına uygun değildi diye düşünüyorum.

Hiç Agatha Christie Okudunuz mu?

Hiç Agatha Christie Okudunuz mu?


Okumadıysanız eğer bu yazı size tam bir tat vermeyebilir, onu uyarmadan geçmeyeyim?

Sanırım Agatha christie ile tanışmam 2004'ün ya sonlarında ya da 2005'in başlarını bulmuştur, ki bu da 10 yıldır büyük bir zevkle okuduğum bir muharrir olduğunu göstermesi açısından yeterli bir süre olsa gerek.

Agatha Christie, edebiyat dünyasının saylı dedektif ve cinayet roman ustalarından biridir. Eserleri sanırım bir 100 yıldır dünyamızda dilden dile dolaşan ve bir kadın yazar için, adı unutulmayacaklar listesinde bir usta; tabi ki de okuma alışkanlığı olanlar için.

Agatha Christie niçin okunur derseniz, cevabım alanında en iyilerden ve her daim öyle kalacak gözüktüğü için derim. Yıllardır okuyorum; en az 20-25 eserini okumuşumdur, hala da evde okunmamış 10-15 eseri, kindlemde ise türkçeye çevrilmiş neredeyse tüm eserleri bulunmakta, hala da okumak istiyorum, okudukça size heyecan veren ve sizi olayın sürükleyiciliğine davet etmekten imtina etmeyen yanı her eserinde mevcut. 
Kafanız her cinayette, olayın esrar perdesine yönelik devamlı en az ikişer başlık olmak üzere hep farklı alternatiflere yönlendirmeyi mecbur kılıyor.
Sizi alternatifli düşünmeye zorlayan bir yazar.
Hep aynı tarz demeyin; "bir cinayet oldu sonra çözüldü" gibi sığınaklara girip bombardıman etmeden önce her cinayetteki ayrıntıların bütün içerisindeki en az iki, çoğu zaman üç'ten az olmayan alternatif yollardan nasıl bir evrilme yaşadığını görmek tam bir zeka işi ve her zaman sıradanlığı aşmasını sağlıyor.

22 Eylül 2014 Pazartesi

Erich Maria Remarque İnsanları Seveceksin takdim özet ve değerledirme yazısı

Erich Maria Remarque İnsanları Seveceksin

Yazarla ilk tanışıklığımız 2012 yılında okuduğum, batı cephesinde yeni bir şey yok isimli kitapla tanışmıştım, eser hakikaten 10 numaraydı. Ardından ahbablığımızı fazla devam ettiremedim, benden mi kaynaklandı yoksa fırsat bulup yeni bir eseriyle karşılaşamadım mı tam hatırlayamıyorum ama sonuçta 2 yıla yakın uzak kaldık.
Ben Eric Maria Remarque yazıtlarını o zaman da sevmiştim, bugün bir kez daha sevdim, güçlü kalemmiş doğrusu ve insanlığa ortak hislerden seslenmesi bilmiş...

Kitap Almanya'dan kovulan yahudilerin vatansız iken Avrupa'da verdikleri yaşam mücadelesinin bir yazıtı.
Öyle kötü alman rolünün ve baş günah keçisi rollerin olduğu bir eser değil, sadece Almanya'dan olsun diğer Doğu Avrupa'dan gelen yahudilerin Batı Avrupa'da vatansız ve pasaportsuz kalmalarının hikayesini olabilecek en realize ve dramatize biçimde aktarmış.

260 sayfa ve akıcı bir eser. sonuçta bir dramatize işlenmiş, etkilenilmemesi na mümkün gibi bir şey.
sıradan insanlara reva görülen muameleler iç karartıcı tasvir edilmiş, zor günler olduğu belli; birde yahudilerin sanattaki maharetleri olanı en kullanışlı ve işe yarayacak şekilde aktarma kabiliyetleri eseri okunur kılmakta.