Sümbül Ebrusu
14 Ekim 2011 Cuma
gimdes helal gıda furarı; 4. gıda fuarı istanbulda açıldı
Risale-i Nur Enstitüsü “Sosyal Bilimler Semineri” yeni öğrenci alımı.
Günün risalei nur dersi: Kadının yaratılışı tesettürü gerektiriyor
| |||
| |||
Birinci Hikmet Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktizâ ediyor. Çünkü kadınlar hilkaten zayıf ve nazik olduklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale mâruz kalmamak için fıtrî bir meyli var. Hem kadınların on adetten altı yedisi, ya ihtiyardır, ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nisbeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar; taarruza mâruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın. Malûmdur ki, insan sevmediği ve istiskal ettiği adamların nazarından sıkılır, müteessir olur. Elbette açık saçıklık kıyafetine giren güzel bir kadın, bakmasına hoşlandığı nâmahrem erkeklerden onda iki üçü varsa, yedi sekizinden istiskal eder. Hem tefahhuş ve tefessüh etmeyen bir güzel kadın, nazik ve serîü’t-teessür olduğundan, maddeten tesiri tecrübe edilen, belki semlendiren pis nazarlardan elbette sıkılır. Hattâ işitiyoruz, açık saçıklık yeri olan Avrupa’da çok kadınlar, bu dikkat-i nazardan sıkılarak, “Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar” diye polislere şekvâ ediyorlar. Demek, medeniyetin ref-i tesettürü hilâf-ı fıtrattır. Kur’ân’ın tesettür emri fıtrî olmakla beraber, o maden-i şefkat ve kıymettar birer refika-i ebediye olabilen kadınları, tesettür ile sukuttan, zilletten ve mânevî esaretten ve sefaletten kurtarıyor. Hem kadınlarda ecnebî erkeklere karşı, fıtraten korkaklık, tahavvüf var. Tahavvüf ise, fıtraten, tesettürü iktiza ediyor. Çünkü, sekiz dokuz dakika bir zevki cidden acılaştıracak sekiz dokuz ay ağır bir veled yükünü zahmetle çekmekle beraber, hâmisiz bir veledin terbiyesiyle, sekiz dokuz sene, o sekiz dokuz dakika gayr-ı meşrû zevkin belâsını çekmek ihtimali var. Ve kesretle vâki olduğundan, cidden şiddetle nâmahremlerden fıtratı korkar ve cibilliyeti sakınmak ister. Ve tesettürle, nâmahremin iştahını açmamak ve tecavüzüne meydan vermemek, zayıf hilkati emreder ve kuvvetli ihtar eder. Ve bir siperi ve kalesi, çarşafı olduğunu gösteriyor. Mesmûâtıma göre, merkez ve payitaht-ı hükümette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir kundura boyacısı, dünyaca rütbeten büyük bir adamın açık bacaklı karısına bilfiil sarkıntılık etmesi, tesettür aleyhinde olanların hayâsız yüzlerine bir şamar vuruyor! Lem’alar, 24. Lem’a LÜGATÇE cibilliyet: Yaratılıştan olan, huy, tabiat, karakter. fıtrat: Yaratılış. fıtrî: Yaratılıştan, yaratılışla ilgili, yaratılışa ait. hamî: Himaye eden, koruyan, sahip çıkan. hilâf-ı fıtrat: Yaradılış maksadına zıt. hilkat: Yaratılış. hilkaten: Yaratılış yönüyle. istiskal: Sakîl görme, ağır bulup hoşlanmadığını belirtme. kesretle: Çoklukla. mâden-i şefkat: Şefkat madeni, kaynağı. mesmuât: Duyulanlar, işitilenler. müttehem: Suçlanan. payitaht-ı hükümet: Hükümetin, devletin merkezi; başşehri. ref-i tesettür: Tesettürün kaldırılması. refika-i ebediye: Ebedî hayat arkadaşı. semlendirmek: Zehirlemek; kirletmek. serîü’t-teessür: Çabuk müteessir olan, çabuk üzülen. sukut: Alçalma. tahavvüf: Korkuya düşme, korkma. tefahhuş: Fuhşa girme, ahlâksızlık. tefessüh: Bozulma, kokuşma. tesettür: Örtünme. | |||
Atatürkçülük dayatması bitmeli; yeni anayasada atatürkçülük dayatması sona erdirilmelidir.
13.10.2011 tarihli yeni asya gazetesinde kazım güleçyüz imzalı atatürkçü dayatma bitmeli isimli yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.
yazıyı orjinalinden okumak için tıklayınız
yazıyı orjinalinden okumak için tıklayınız
|
|
Geldiğimiz aşamada, yeni, demokratik, sivil ve özgürlükçü bir anayasa, hepimizin ortak talebi. Temennîmiz, TBMM Başkanı Çiçek’in ifadesiyle kangren olmuş bu sorunun artık çözülmesi. Bunun için siyasetin neticesiz polemiklerle “top çevirme”yi bırakıp, demokrat düşünceye sahip akademisyenleri motive ederek ve onlardan âzamî destek ve katkı alarak, sivil toplumla da sıkı bir irtibat ve iletişim halinde konunun takipçisi olacak bir iradeyi ortaya koyması şart. Bu iradenin, değişmez maddeler adı altında sürdürülmek istenen resmî ideoloji tabularına dokunma konusunda da gösterilmesi gerekiyor. Dileğimiz, bu sınavın artık başarılması. Gelinen noktada aşılması gereken kritik eşik, Atatürk’e atıf yapılarak oluşturulan bilumum kalıpların terk edilmesi olarak önümüze çıkıyor. Atatürk ilke ve inkılâpları... Atatürk milliyetçiliği... Atatürk medeniyetçiliği... 61 yıllık demokrasi sürecimiz hep bu kalıplara dayanılarak defalarca kesintiye uğratıldı. Darbelerin “en önemli” gerekçesi, “Devrimler elden gidiyor” sloganıyla dile getirildi. Böylece devrimlerle demokrasinin bir arada yürütülebilmesinin imkânsızlığı, darbeciler tarafından ikrar edildi. Onun için, siyasetçiler başta olmak üzere herkesi ikiyüzlü davranmaya mecbur eden Atatürkçülük dayatmasına artık bir son verilmeli. Eğer demokrasiden söz edilecekse, Atatürkçülük dayatması mutlaka bitmeli. “Hem Atatürkçü, hem demokratız” deniliyorsa, bunu seslendirenlerden M. Kemal’in fikriyat ve icraatında, ilke ve inkılâplarında demokrasiye neden yer olmadığı sualinin ikna edici cevabını vermeleri istenmeli. Veremiyor ve buna rağmen bu iddialarını sürdürüyorlarsa, o zaman “Bu son derece açık bir çelişki ve saplantı, ama insanlar çelişkiye düşme ve bunda ısrar etme özgürlüğüne de sahip olmalı” denilerek, tercih hakkına saygı gösterilmeli. Ancak Atatürkçülüğü tek doğru fikir olarak dayatma alışkanlıklarına artık set çekilmeli ve demokraside böyle bir tavrın hiçbir şekilde yeri olmadığı kesin bir dille anlatılmalı. Atatürkçü bir rejimin demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi bulunmadığı, cumhuriyet tarihinde yaşanmış çarpıcı örnekleriyle sabit. Ama demokrasinin sağladığı özgürlükler, diğer fikirler gibi Atatürkçülüğü de güvence altına alıyor. Yeter ki, dayatma ya da kayırma olmasın ve her türlü fikir eşit şartlarda özgürce yarışabilsin. Türkiye artık bu aşamaya geçebilmeli. Bunun için de, anayasanın başlangıç kısmı ile ikinci maddesinden itibaren değişik maddelerine sokuşturulan ve hiçbir şekilde hukuk normu niteliği taşımayan, çünkü hukukî tanımları yapılamayan ve bilimsel bir değeri de bulunmayan Atatürk ilke ve inkılâpları, Atatürk milliyetçiliği ve Atatürk medeniyetçiliği gibi kalıpların, yeni hazırlanacak anayasaya asla taşınmaması lâzım. |
alkol ve türün mamüllerine ötv zammı
hükümet halkın sağlığını havaya üfüren sigara ve bütün kötülüklerin beşiği olan alkol ve çeşitlerine ötv zammı yapmıştır hükümeti bu noktada tebrik ediyoruz. bu tür zararlı alışkanlıkları caydırıcı tedbirler almaya itmeleri sayesinde bir nebzede olsa tiryaki ve içicilere düşündürtmesini temenni ediyoruz.
İşte kalem kalem gelen vergi zamları:
İşte kalem kalem gelen vergi zamları:
Tütün içeren purolar, uçları açık purolar ve sigarilloların vergi oranları yüzde 30'dan yüzde 69'a, asgari maktu vergi tutarları ise 0,1325 liradan 0,1450 liraya çıkarıldı.
Tütün içeren sigaraların ve tütün yerine geçen maddelerden yapılmış sigaraların da vergi oranı yüzde 63'ten yüzde 69'a, asgari maktu vergi tutarı da 0,1325 liradan 0,1450 liraya yükseltildi.
Alkollü içkilerde asgari maktu vergi tutarları artırıldı.
Tütün içeren sigaraların ve tütün yerine geçen maddelerden yapılmış sigaraların da vergi oranı yüzde 63'ten yüzde 69'a, asgari maktu vergi tutarı da 0,1325 liradan 0,1450 liraya yükseltildi.
Alkollü içkilerde asgari maktu vergi tutarları artırıldı.
2011 dgs ek yerleştirme ve ilitam ek yerleştirme kontenjanları
2011 dgs ek yerleştirme kılavuzuna göre üniversitelerde boş kalan kontenjanlar ve taban puanları şöyledir.
ankara üniversitesi
kontenjan 32 taban puanı 262.33
Erzurum üniversitesi
kontenjan 7 taban puanı 248.59
sivas cumhuriyet üniversitesi
kontenjan 6 taban puanı 249.65
diyarbakır dicle üniversitesi
kontenjan 18 taban puanı 247.09
izmir 9 eylül
kontenjan 14 taban puanı 253.09
elazığ fırat üniversitesi
kontenjan 32 taban puanı 246.86
malatya üniversitesi
kontenjan 10 taban puanı248.45
istanbul üniversitesi
kontenjan 24 taban puanı 258.85
samsun 19 mayıs üniversitesi
kontenjan 6 taban puanı 251.08
sakarya üniversitesi
kontenjan 21 taban puanı 253.77
olmak üzere toplam 10 üniversitede 170 ilitam kontenjanı mevcuttur.
adaylar tercih işlemlerini 10-13 eylül tarihleri arasında yapmış olmaları gerekmektedir.
ankara üniversitesi
kontenjan 32 taban puanı 262.33
Erzurum üniversitesi
kontenjan 7 taban puanı 248.59
sivas cumhuriyet üniversitesi
kontenjan 6 taban puanı 249.65
diyarbakır dicle üniversitesi
kontenjan 18 taban puanı 247.09
izmir 9 eylül
kontenjan 14 taban puanı 253.09
elazığ fırat üniversitesi
kontenjan 32 taban puanı 246.86
malatya üniversitesi
kontenjan 10 taban puanı248.45
istanbul üniversitesi
kontenjan 24 taban puanı 258.85
samsun 19 mayıs üniversitesi
kontenjan 6 taban puanı 251.08
sakarya üniversitesi
kontenjan 21 taban puanı 253.77
olmak üzere toplam 10 üniversitede 170 ilitam kontenjanı mevcuttur.
adaylar tercih işlemlerini 10-13 eylül tarihleri arasında yapmış olmaları gerekmektedir.
retail news de yer alan büyük ticaret devlerinin satış politikası hakkındaki yazısından alıntıdır.
yazıyı orjinalinden okumak için tıklayınız.
Walmart gözünü Bakkal Mehmet'e dikti!
Walmart'ın son dönem icraatları sıranın artık 'Bakkal Mehmet'e geldiğini gösteriyor.
Articles.boston.com’un haberinde şöyle bir detay var:
“Bir Wal-mart mağazasını anlamak için bir kutu dilimlenmiş domates ve acı biberi düşünün.
Texas mutfağının temel malzemelerinden biri olan bu ürünün bir tenekesini bölgenin yerel marketi Albertson’s 1,20 dolara satarken, birkaç mil ötedeki Walmart süpermarketi sadece 88 sente sattı. Asıl büyük teklif ise sadece şarküteri ürünleri satan bir Walmart mağazasından geldi: sadece 78 sent!
Alışveriş sepetini Ro-Tel marka konservelerle dolduran müşterilerden Lajuanda Bennett itiraf ediyor: ‘Buna asla karşı koyamazsınız!’ ”
Boston’un kuzeydoğusundaki başlangıcını Somerville’de bir mağaza ile yapmak isteyen Walmart, bölgeye her zaman bölgenin en düşük fiyatıyla ürün sunmayı vadediyor.
Devasa marketlerinin yanında, bakkalı andıran küçük marketlerle tüketiciye ulaşarak ve rakip marketlerin fiyatlarını kırarak büyüyen Walmart, 2 yılda bölgede 150 şarküteri mağazası açmayı düşünüyor. Eleştirmenler zaten dünyanın en büyük market zinciri olan Walmart’ın yerel ticareti baltaladığına işaret ediyorlar.
Walmart yetkilileri ise bu iddialara karşı ‘insanların ucuz ve sağlıklı beslenme haklarının engellenemeyeceğini’ söylüyorlar.
Somerville’deki yerel ve bağımsız işletmelerin bağlı olduğu birlik, düşük fiyatın tüketicinin hakkı olduğunu belirtirken, Walmart’ın yıkıcı bir rekabetçi olduğunu ve fiyatlandırmasının rakiplerini batırmaya yönelik olduğunu belirtti.
8 Ekim 2011 Cumartesi
Tenzile anne ye Allahtan rahmet başbakanımıza Yüce Rabbimizden sabırlar niyaz ediyoruz.
07.10.2011 tarihinde vefat eden sayın başbakanımızın annesi tenzile erdoğan hanımefendiye Yüce mevladan rahmet sayın başbakanımıza Allahu teladan sabır niyaz ediyoruz.
6 Ekim 2011 Perşembe
engin ardıç ın darbe planlarıyla ilgili doğan grubuna yollamış olduğu salvolar.
engin ardıç ın sabahda çıkan 06.10.2011 tarihli yazısı.
Darbe falan yokmuş, çünkü biz eşeğiz
Vay be, "balyoz gibi" bir açıklama yapmış adam, bu bir "hukuk dersi"oluyormuş. Aydın Doğan'ın adamları öyle yazıyorlar.Bunlar bu kafada giderlerse Aydın Bey'e elinde kalan son malı da sattırıp onu tavukçuluğa, mukavva kutuculuğa ve yedek parçacılığa mahkûm edecekler galiba...
Açıklamayı yapan, "balyoz davasının" hâkimi.
Yaptığı açıklama değil, yazdığı bir "muhalefet şerhi" aslında.
Darbecilikten yargılananların serbest bırakılmalarını istemiş, diğer mahkeme üyeleri yanaşmamışlar, o da bozulmuş, tutukluluğun devamı kararına şerh koymuş.
Kısaca diyor ki, "darbe planı yapılmış ama eyleme geçilmemiştir, dolayısıyla salıverelim gitsinler"...
Çünkü bunlar darbe yapmaya girişip de diğer devlet organları karşı çıkmış olsalarmış, işte ancak o zaman bir "teşebbüs" sözkonusu olabilirmiş. Halkın karşı çıkması, iri cüsseli bir politikacının tankın üstüne fırlaması yetmez, ille "devlet organları" karşı çıkacaklar. Devlet organı olmazsa hiç kıymeti yok. Bürokrat bürokratı tanır, gerisi teferruattır.
Plan yapmak, plan yapmak amacıyla toplantı yapmak, hareket yöntemi saptayıp eylemleri ayrıntılı olarak bir de yazıya dökmek yeterli değilmiş. Cami bombalamayı, Türk pilot teğmenini şehit etmeyi falan kâğıt üzerinde bırakırsan hiç korkma, suçlu sayılmazsın.
Darbe yapıp iktidarı ele geçirseler o zaman "eylem tamamlanmış" olacakmış ki yandı gülüm keten helva! Belki hesabını soracak babayiğit otuz sene sonra çıkarsa çıkar...
Yani Aziz Nesin'in dediği gibi radyoevini ve kız lisesinin yatakhanesini ele geçirmeden başarılı sayılamazsın.
Üstüne üstlük, darbe planı 2003 yılında yapılmış, dava sekiz sene sonra açılmış, o arada plan yapanların bir kısmı emekli olmuş...
Başörtüsü zulmü eğitim başarısına dönüştü, wonder avusturyada imam hatip mezunları
haber7.com da yer alan önder vakfının desteği ile kurulmuş olan wonder ile ilgili röpörtajdır. orjinaline burdan ulaşabilirsiniz.
Başörtülüöğrenciler Türkiye'de üniversite kapılarından dönerken onları Avrupa'da okutmak için çabalayan birilerileri vardı. O birisi şimdi tutuklu, dernek de soruşturma geçiriyor.
Başörtülü
Nursel Tozkoparan'ın röportajı
Wonder, anlamı gibi dünya liderleri yetiştirmek üzere 2000 yılında kurulan bir dernek…
O yıllarda Türkiye’de meslek lisesi özellikle imam Hatip Lisesi mezunu öğrencileri katsayı engeline takılmışlardı. Daha sonra başörtülü öğrenciler de bu engele dahil oldular…
Başarılı olmalarına rağmen okuyamayan öğrencilerin eğitime devam etmeleri için hayırsever işadamları ve Deniz Feneri devreye girdi. Türkiye’deki sorun çözülene kadar mağdur öğrencileri yurtdışındaki üniversitelerde okumaları için imkân sağladılar… Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman 'Yıldızlar Sönmesin' projesine destek verirken Deniz Feneri e.V'nin burslarıyla Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde başörtüsü mağduru öğrenci eğitim aldı.
Son günlerde aldığım en güzel haberlerden biriydi katsayı engelinin kaldırılması…
Düşünmedim değil… Mağduriyet kalktığına göre, Yurtdışı eğitime, Wonder’e başvurular da bir azalma olacak mı? Muhatabı olan Wonder Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kara’ya sordum. On yıllık süreci ve gelinen son durumu anlattı… Yüzlerce doktora, mastır yapan öğrencisinden bahsederken haklı gururu yüzünden okunuyordu… Ve sandığım gibi başvuruda eksilme olmadığı gibi, talebin fazlalığından dolayı öğrenci almakta seçici davranmak zorunda kaldıklarını öğrendim
Dolayısıyla başlangıçta Wonder Derneği mağdur olan öğrencileri okutmak için kuruldu ama şimdilerde vizyonunu genişleterek ideali yüksek öğrencilere hizmet vermekte…
“YILDIZLAR SÖNMESİN” KAMPANYASINI ÖNEREN ZEKERİYA KARAMAN'DI
Yusuf Bey Wonder’i kurmak nereden aklınıza geldi?
Türkiye’de 1999 yılında yaşanılan depremle birlikte başka bir deprem de yaşandı. O yıl imam hatip lisesi mezunları çok başarılı olmasına rağmen Türkiye’de istedikleri yere yerleşemediler. Katsayı mağduru olan öğrenciler Türkiye’de ikinci bir deprem etkisi yarattı. Dolayısıyla bu çocuklar kendilerini boşlukta gördüler. Önder İmam Hatip Mezunları Derneği olarak kendimizi sorumlu gördük ve “ Mutlaka bir şeyler yapmalıyız” dedik. Yönetim olarak kaç öğrenciyi alıp üniversitelerde okutabiliriz diye toplandık. O dönemde Kanal 7 Televizyonu Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın önerisiyle “YILDIZLAR SÖNMESİN” kampanyası başlattık.
“Yıldızlar Sönmesin” kampanyasının amacı neydi?
İlk etapta başarılı öğrencileri, imkânlar bularak Türkiye’de özel üniversitelerde okutmak, hiç olmazsa bu memlekete faydalı hale getirmek istedik.
Mağdur olan öğrenciler için bir çıkış yolu, bir çözüm yolu aradınız…
Tabi ki… Bu toplumun derdiyle hem hal olan derdini dert edinen insanlar olduğu için, akan gözyaşlarının da farkındaydılar. İşte o duyarlı insanlar çözüm arayışına girdiler, “Yıldızlar Sönmesin” kampanyası böyle başlatıldı. Kampanyanın tanıtım filmleri Kanal7 de dönmeye başladı.
Bir örnekle anlatmam gerekirse; Eskişehir’den bir arkadaşımız (şu anda siyaset biliminde doktora yaptı bitirdi) diplomayı almış, evinde televizyon açık ve hüngür hüngür ağlıyor; bu arada Kanal 7 ekranında ‘Bu Yıldızlar Sönmesin’ tanıtım filmi dönüyor. Öğrenci hem ağlıyor hem de televizyona kulak kabartıyor ama önemsemiyor. Sonra telefonu çalıyor. Telefondaki müdürü “Kızım sen okulun en başarılı öğrencisisin. ÖNDER seni okutacakmış, hadi git müracaat et” diyor. Buna da inanmıyor, ancak arkadaşları aradıktan sonra öylesine müracaat ediyor Önder’e.
TÜRKİYE’NİN YAŞADIĞI ZOR GÜNLERDİ O GÜNLER
Türkiye’nin yaşadığı zor günlerdi o günler. Özel üniversitelerde öğrencilerin harçlarını yatırmak, onlara katkıda bulunmak kolay bir şey değildi. Neticede bir öğrenciye 5 bin dolar okul harcı gerekiyordu. Bu sayı yüzlerce olduğu zaman çok ciddi rakamlara ulaşıyordu. O günlerde bu rakamlar başta Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman olmak üzere, Huzur Giyim’in sahibi,Gezer’in sahibi gibi birçok hayırsever işadamının katkılarıyla ödendi. Sonra özel üniversitelerde de bu mağduriyet başlayınca yurt dışına öğrenci göndermeyi düşündük.
“28 ŞUBATÇILAR ÖNÜMÜZE ENGEL KOYDULAR NE YAPACAZ” DİYE DÖVÜNMEDİK
İlk ne zaman yurtdışına öğrenci göndermeye başladınız?
Tekrar başörtüsü mağduriyeti özel okullarda da başlayınca biz yeniden arayışlara girdik. “Eyvah! 28 Şubatçılar önümüze bir engel koydular ne yapacağız” diye dövünüp durmadık. Sürekli alternatifler geliştirmeye çalıştık. Yani “Biz akan suyuz, önümüze bir set gelse bile onu yarar geçeriz, yaramazsak yandan geçeriz” dedik. Yusuf Ziya Sula ile beraber önce Kıbrıs’a gittik, oradaki üniversiteleri araştırdık, üniversite rektörleriyle görüştük. Rektörler öğrencilerin yüksek puanlarını görünce; “Bu öğrencilerin hepsini bize gönderin, bazıları çok az para alırız, bazıları neredeyse para almayız” deyip öğrencileri bizden talep ettiler. Ama üniversitenin kalitesini çok iyi bulmadığımız için bu çocukları harcamak istemedik. Çünkü eğitim kalitesine güvenmedik.
KAYIT YAPTIRIRKEN OKULA SİYAH BİR MERCEDESLE BİRİ GELDİ VE OKUL YÖNETİMİ KAYIT YAPMAKTAN VAZGEÇTİ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)