varlığını bir beşeri şahsiyete isnat etmeye çalışanlara yönelik 04.12.2012 tarihli yeni asya gazetesinde ibrahim özdabak imzalı bir karikatür. herkesin mabudu tektir ama görmesini bilene
Sümbül Ebrusu
6 Aralık 2012 Perşembe
23 Kasım 2012 Cuma
Mehmet Görmez açıkladı: Uluslararası İslam Üniversitesi İstanbul'da kurulacak
İstanbul'da Avrasya İslam Şurası Genel Sekreterliği'nin kurulacağını haber veren Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Uluslararası İslam Üniversitesi'nin İstanbul'da faaliyete geçeceğini belirtti.
“Avrasya'da Müslümanların Geleceği” başlıklı oturumu takip eden Başkan Görmez, oturumun kapanış konuşması için kürsüye çıktı. Avrasya'nın geleceği açısından önemli bir adım konusunda ilk müjdeyi veren Diyanet İşleri Başkanı Görmez, konuya ilişkin şunları söyledi:
“İstanbul'da Avrasya İslam Şurası'nın bir merkezi olacak. O merkezde bir sekretarya olacak. Avrasya İslam Şurası'nın bir genel sekreteri olacak. Rusya, Orta Asya, Kafkasya, Balkanlar, Avrupa'daki müftülerin ortaklaşa belirlediği bir ismi üye olarak verecekler. Biz de seçtikleri ismi, burada görevlendireceğiz. Türkiye de dahil toplam 6 kişilik heyet, bizi 24 saat temsil edecek. Sürekli bizimle iletişim halinde olacak. Siz istediğiniz zaman o merkeze ulaşacak, sorularınızı soracak ve bilgiler alabileceksiniz. Dolayısıyla Avrasya İslam Şurası'nın kalıcı bir sekretaryası ve merkezi olacak.”
ULUSLARARASI İSLAM ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL'DA KURULACAK
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Genel Sekretarya dışında Avrasya İslam Şurası'nın pratik alanda iki sonucunun daha olduğunu belirterek, Uluslararası İslam Üniversitesi'nin kurulması hakkında bilgi verdi. Başkan Görmez şunları söyledi:
“Türkçe, İngilizce, Arapça, Rusça, Farsça gibi dünyada konuşulan büyük dillerle İslam'ı öğretebileceğimiz “Uluslararası Avrasya İslam Üniversitesi” İstanbul'da kurulacak. Burada açılış konuşmasında ben bunu ifade ettim. Sayın Başbakanımız konuşmasında teyit ettiler. Dün bir heyetimizle birlikte Cumhurbaşkanımızı ziyaret ettik. Orada da bunu ifade ettiğimde büyük bir hüsnü kabulle karşılandı. 8. Avrasya İslam Şurası'nın en önemli kararlarından bir tanesi, İstanbul'da Uluslararası Avrasya İslam Üniversitesinin kurulması olacaktır.”
“Türkçe, İngilizce, Arapça, Rusça, Farsça gibi dünyada konuşulan büyük dillerle İslam'ı öğretebileceğimiz “Uluslararası Avrasya İslam Üniversitesi” İstanbul'da kurulacak. Burada açılış konuşmasında ben bunu ifade ettim. Sayın Başbakanımız konuşmasında teyit ettiler. Dün bir heyetimizle birlikte Cumhurbaşkanımızı ziyaret ettik. Orada da bunu ifade ettiğimde büyük bir hüsnü kabulle karşılandı. 8. Avrasya İslam Şurası'nın en önemli kararlarından bir tanesi, İstanbul'da Uluslararası Avrasya İslam Üniversitesinin kurulması olacaktır.”
"MÜSLÜMAN AZINLIK ENSTİTÜSÜ" KURULACAK
Avrasya İslam Şurası'nın ikinci müşahhas neticesinin ise bu üniversitenin bünyesinde Müslüman Azınlıklar Enstitüsünün kurulması olduğunu dile getiren Başkan Görmez, “Dünyanın bütün ülkelerinde Müslüman azınlıkların ihtiyaçlarını, sorunlarını, durumlarını takip eden; bunları raporlar haline getirerek bütün Müslümanlarla paylaşan bir enstitüye ihtiyaç var. Üniversite bünyesinde Müslüman Azınlıklar Enstitüsü kurulacak” dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, konuşmasında Müslüman azınlıklar konusunu da Şura'nın gündemine taşıdı. Günümüzde dünyanın hemen her ülkesinde Müslüman toplulukların olduğunu dile getiren Başkan Görmez, Moğolistan'da bulunan Hoton Türklerinin izale edilmiş bir bölgede yaşadıklarını ve Estonya'da 10 bin Müslüman yaşamasına rağmen bir tek mescidin olmamasını örnek göstererek, “Onların aynı zamanda bazı problemleri var, ihtiyaçları var. Onlara kim el uzatacak. Uzaktaki kardeşlerimizi unutacak mıyız? Bu, Müslümanlara yakışır mı? İslam dünyasına yakışır? Resul-i Ekrem'in bir vücudun organları olarak tarif ettiği Müslümanlara yakışır mı?” ifadelerini kullandı.
kaynak: Risale Haber-Haber Merkezi
Hüseyin yılmazdan Bediüzzamanın zalime karşı örnek tavrı
Bugün yazarı Hüseyin Yılmaz, zalim karşısında duruş örneği olarak Bediüzzaman Said Nursi'yi örnek verdi.
İsrail karşısındaki tutumları nedeniyle batıyı eleştiren Yılmaz, Tanzimat’tan beri Batıya perestiş eden Türk aydınının da gaflet içinde olduğunu belirtti.
Bediüzzaman Hazretlerinin "batının ruhunu idama mahkum ettiğine" dikkat çeken Yılmaz, yazısını şöyle sürdürdü:
Bu bir kaç asırlık içtimaî cinnetten yakasını sıyıran tek şahsiyet: Bediüzzaman Said-i Nursî... Şâkirdleri için bütünüyle aynı şehâdette bulunmak kabil mi? Hayır!... En azından hatırı sayılır bir kısmı için: Hayır!..
İşte Üstad’a sorulan bir suale verdiği muhteşem cevap... İşte Batı’nın ruhunu idâma mahkum edip bir paçavra gibi çöpe atan kendinden emin haysiyetli duruş:
“Diyorlar ki: ‘Senin eski zamandaki müdafaatın ve İslâmiyet hakkındaki mücâhedâtın, şimdiki tarzda değil. Hem Avrupa'ya karşı İslâmiyet'i müdafaa eden mütefekkirîn tarzında gitmiyorsun. Neden Eski Said vaziyetini değiştirdin? Neden manevî mücahidîn-i İslâmiye tarzında hareket etmiyorsun?’
“Elcevab: Eski Said ile mütefekkirîn kısmı, felsefe-i beşeriyenin ve hikmet-i Avrupaiyenin düsturlarını kısmen kabul edip, onların silâhlarıyla onlarla mübâreze ediyorlar; bir derece onları kabul ediyorlar. Bir kısım düsturlarını, fünun-u müsbete suretinde lâ-yetezelzel teslim ediyorlar, o suretle İslâmiyetin hakikî kıymetini gösteremiyorlar. Âdeta kökleri çok derin zannettikleri hikmetin dallarıyla İslâmiyeti aşılıyorlar, güya takviye ediyorlar. Bu tarzda galebe az olduğundan ve İslâmiyetin kıymetini bir derece tenzil etmek olduğundan, o mesleği terkettim. Hem bilfiil gösterdim ki: İslâmiyetin esasları o kadar derindir ki; felsefenin en derin esasları onlara yetişmez, belki sathî kalır. Otuzuncu Söz, Yirmidördüncü Mektub, Yirmidokuzuncu Söz bu hakikatı bürhanlarıyla isbat ederek göstermiştir. Eski meslekte, felsefeyi derin zannedip, ahkâm- ı İslâmiyeyi zahirî telâkki edip felsefenin dallarıyla bağlamakla durutmak ve muhafaza edilmek zannediliyordu. Halbuki felsefenin düsturlarının ne haddi var ki, onlara yetişsin?” Mektubat; S:426-427
İşte Üstad’a sorulan bir suale verdiği muhteşem cevap... İşte Batı’nın ruhunu idâma mahkum edip bir paçavra gibi çöpe atan kendinden emin haysiyetli duruş:
“Diyorlar ki: ‘Senin eski zamandaki müdafaatın ve İslâmiyet hakkındaki mücâhedâtın, şimdiki tarzda değil. Hem Avrupa'ya karşı İslâmiyet'i müdafaa eden mütefekkirîn tarzında gitmiyorsun. Neden Eski Said vaziyetini değiştirdin? Neden manevî mücahidîn-i İslâmiye tarzında hareket etmiyorsun?’
“Elcevab: Eski Said ile mütefekkirîn kısmı, felsefe-i beşeriyenin ve hikmet-i Avrupaiyenin düsturlarını kısmen kabul edip, onların silâhlarıyla onlarla mübâreze ediyorlar; bir derece onları kabul ediyorlar. Bir kısım düsturlarını, fünun-u müsbete suretinde lâ-yetezelzel teslim ediyorlar, o suretle İslâmiyetin hakikî kıymetini gösteremiyorlar. Âdeta kökleri çok derin zannettikleri hikmetin dallarıyla İslâmiyeti aşılıyorlar, güya takviye ediyorlar. Bu tarzda galebe az olduğundan ve İslâmiyetin kıymetini bir derece tenzil etmek olduğundan, o mesleği terkettim. Hem bilfiil gösterdim ki: İslâmiyetin esasları o kadar derindir ki; felsefenin en derin esasları onlara yetişmez, belki sathî kalır. Otuzuncu Söz, Yirmidördüncü Mektub, Yirmidokuzuncu Söz bu hakikatı bürhanlarıyla isbat ederek göstermiştir. Eski meslekte, felsefeyi derin zannedip, ahkâm- ı İslâmiyeyi zahirî telâkki edip felsefenin dallarıyla bağlamakla durutmak ve muhafaza edilmek zannediliyordu. Halbuki felsefenin düsturlarının ne haddi var ki, onlara yetişsin?” Mektubat; S:426-427
alman aile bakanından müslümanlar ile ilgili açıklama: Müslümanlar bu ülkeye aittir, toplumun parçasıdır
Leutheusser-Schnarrenberger, federal hükümet tarafından hazırlanan ''sünnet yasası'' tasarısını Federal Meclis'te (Bundestag) düzenlenen oturumda savundu.
Leutheusser-Schnarrenberger, Meclis'te yaptığı konuşmada, hükümetin sünnet konusunda ortaya koyduğu yasa tasarısını dini cemaat temsilcileri, doktorlar, uzmanlar ve toplumun diğer üyeleri ile yapılan görüşmelerin sonucunda hazırlandığını belirterek, parlamentoda bu ülkede Yahudi ve Müslüman yaşamın mümkün olacağı konusunda görüş birliği bulunduğunu belirtti.
''Dünyada erkek çocuklarının sünnet edilmesine ceza veren başka ülke yok'' diyen Leutheusser-Schnarrenberger, çocuğun sağlığın tehlikede olmadığı sürece Müslümanların ve Yahudilerin dini ritüeli olan sünnetin ceza kapsamı dışında tutulması gerektiğini kaydetti.
Leutheusser-Schnarrenberger, Almanya'da yasal güvencenin sağlanması için tasarının bir an önce yasalaşması gerektiğini de bildirdi.
Aile Bakanı Kristina Schröder de hükümetin dengeli bir yasa tasarısı hazırladığını ve toplumun İslam ve Yahudi karşıtlığına izin vermemesi gerektiğini ifade ederek, ''Yahudi ve Müslümanlar bu ülkeye aittir, onlar bu toplumun parçasıdır'' ifadesini kullandı.
Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Üyesi Marlene Ruprecht ise hükümetin yasa tasarısına karşı çıkarak, velilerin haklarının, çocuklarının sağlığı zarar gördüğünde ortadan kalktığını belirtti.
Sabah
20 Kasım 2012 Salı
Talib ve Vasıl & Cündioğlu ve Nursi
Uzun zamandır göremediğimiz dücane hoca ile ilgili basında çıkmış Üstad bediüzzaman Said Nursi yi nazara vererek kalame alınmış risale haberde çıkan salih can imzalı köşe yazısını sizlerle paylaşıyorum.
''Çağdaş dindarlık ya Mekke'yi örnek aldı, ya da Medine'yi... Hira hep ufkunun dışında kaldı.'' (D.Cündioğlu)
Dücane Cündioğlu, Risale-i Nur talebesinin çok ciddi ilgisini çeken ve hemen hepsinin bu ehl-i hakikat kişinin Risalelerdeki hakikatlere neden bîgane kaldığını düşündüğü birisidir.
Çok amiyane ve halktan ve sıradan fakat Risalelere aşina bir talebe, Cündioğlu'nu dinlediğinde sürekli çırpınırcasına hakikatlerin etrafını kazdığını, didindiğini, ızdırap çektiğini müşahede eder.
Öyle tekellüflü te'villerle hakikatleri avlamaya çalışır ki sıradan bir nur talebesinin çilesiz ve biraz da ülfete kaptırdığı hakikatlerdir aslında onlar.
Dücane hocayı dinleyen Nur talebesi kendisine gelir ve Resail'in kıymetini anlamaya başlar.
Dücane hoca, bugün keyfiyetli insan kıtlığının yaşandığı İslam coğrafyasının yitirdiği ve aradığı insanlardandır.
Arayışlarında bazen münzevi, bazen celveti, bazen de sufidir o.
Tasavvuftan, tarihten, şiirden, musikiden, tefsirden hemen hemen her alandan hakikati bulmaya çalışır. Bazı zaman bir film sahnesindeki gözyaşı, ona şoklar yaşatır.
Dücane Cündioğlu kendi ifadesiyle putperestler meclisinde ve kalabalıkların arasında keşf u ıttıla aramanın beyhudeliğini anlamış birisidir.
Cündioğlu, ızdırap ehlidir.
O kadar telaşlı bir arayıştadır ki adeta şiddet-i mevcudiyetinden Nursi'yi göremez ama O'nu tarif eder fakat bilmez.
Bakın şöyle seslenir:
''Keşf u ıttıla mı istiyorsun, duymakla olmaz bir de göreyim mi diyorsun, önce Cebrail'i çağırmak zorundasın, Hakkın cebrini... Bu çağa... çağına... Tenezzül etmeli ki yanına inmeli, mağarana gelmeli. Lâkin önce seni yalnız bulmalı. Yalnız ve kimsesiz ve çaresiz.''
Şiddet-i mevcudiyetinden göremediği Nursi ise:
''Ya Rab! Garibim, kimsesizim, yalnızım, zayıfım, güçsüzüm, hastayım, âcizim yaşlıyım, ihtiyârsızım. "El-amân!" diyorum, af diliyorum, dergâhından yardım istiyorum, ey Allah'ım!'' der ve kâh çam dağının başında kâh horhor mağarasında ömür geçirir. [18.söz]
Gözünde ne Mekke ne Medine, HİRA vardır Dücane hocada:
Öküz Mehmet Paşa ve öküz hikayesi
' yıldır zalim esed in bombaları altında inleyen halep hiç aklımızdan çıkmıyor denilse de o kadar samimi olduğumuzu düşünmüyorum ne yazıkki. bu noktada iskender pala nın 21.11.2012 tarihinde zaman gazetesinde yer alan yazıyı okumalarını tavsiye edeceğim.ki bir zamanlar bizim olanları ve bizden kalanları unutmasınlar diye.
haleplilerin unutmadıkları bizden birisi olan öküz mehmet paşa ili iskender palanın yer verdiği o meşhur öküz hikayesidir.
haleplilerin unutmadıkları bizden birisi olan öküz mehmet paşa ili iskender palanın yer verdiği o meşhur öküz hikayesidir.
Hani anekdottur, anlatırlar; paşayı çekemeyenler ona Öküz lakabını taktıktan sonra bir gün Halep’te ordusunun kumandanları, çorbacıları ve ağalarıyla harp divanı yapmaktaymış. Otağda ateşli münakaşaların yapıldığı ve taarruz planlarının tartışıldığı sırada, nöbetçilerin gaflet anında huzura bir öküz çıkıp gelmiş. Birliklerin iaşesi ve nakliyesi için getirilen öküzlerden biri... Öküz herkesin gözü önünde huzura ilerlerken bakalım ne olacak diye hiç kimse ses çıkarmıyormuş. Öküz varmış, varmış, divanın başında oturan Mehmet Paşa’nın yanına sokulmuş, kulağına doğru eğilmiş ve dilini çıkarıp bir iki yalar gibi yaparak tısıldamış. Manzarayı görenler o sırada gülmemek için kendilerini zor tutuyorlarmış. Sonra öküz tekrar geldiği gibi geri dönmüş, çadırın kapısından çıkarken dönüp melul ve mahzun, Öküz Paşa’ya bir kez daha bakmış. Sanki gözlerinden yaş akar gibi. Buraya kadar sabreden azalar burada kendilerini tutamamış ve gülmeye başlamışlar. Paşa hiç istifini bozmadan sormuş:
“Efendiler, bu öküz kulağıma ne dedi merak ediyor musunuz?”
“Beli paşa hazretleri, ne dedi?!”
“Dedi ki, bre Mehmet, sen bizlerdensin ama bu eşeklerin arasında ne işin var, acayip ve garayip!..”
Halep bugün harap olurken acaba Öküz Mehmet Paşa’nın türbesi ne durumda, ve onun türbesinin başına gelmek üzere olan felaketten kimsenin vicdanı sızlıyor mu? Ah Halep!.. Bereketi ve bolluğu harman eyleyen Halep!.. Sana kurşunlar değil telli duvaklı tenezzühler yakışırdı ya!
Musa sowdan erdoğana: Allah erdoğanı korusun
Dünya, Recep Tayyip Erdoğan gibi liderlere muhtaç. İsrail'e karşı dimdik duracak onun gibi Müslümanlara ihtiyacımız var. Allah, Erdoğan'ı korusun. Bu sözler Fenerbahçe'nin Senegalli golcüsü Sow'a ait...
Fenerbahçe'nin Senegalli golcüsü Moussa Sow, harika bir gol attığı olaylı Eskişehirspor maçının ardından, twitter hesabından kendisini tebrik eden sarı-lacivertli taraftarlardan, "Filistin için dua edin" diyerek istekte bulundu. Sow'un Filistin'e olan ilgisinin ise yeni olmadığı ortaya çıktı. İyi bir Müslüman olan 26 yaşındaki futbolcunun , 1990 yılında Fransa'da kurulan "Comite de Bienfaisance et de secours aux Palestiniens" (CBSP) isimli yardım kuruluşuna defalarca yardımda bulunduğu ortaya çıktı. Sarı-lacivertli yıldızın CBSP için bire bir gönüllü olarak çalıştığı hatta yardım organizasyonlarında da gönüllü ve konuşmacı olarak da yer aldığı öğrenildi.
ERDOĞAN'LA TANIŞMAYI ÇOK İSTİYOR
Sow'un, CBSP tarafından Fransa'nın başkenti Paris'te yapılan bir yardım organizasyonunda ünlü "one minute" çıkışının yaşandığı dönemde bir konuşma yaptığı, bu konuşmada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a övgüler düzdüğü belirlendi. Sow'un Paris'te yapılan yardım organizasyonu sırasında yaptığı konuşmada, "Dünya, Erdoğan gibi liderlere muhtaç. İsrail'e karşı dimdik duracak onun gibi iyi Müslümanlara ihtiyacımız var. Allah onu korusun" dediği ortaya çıktı. Moussa Sow'un sıkı hayranı olduğu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la tanışmayı ise çok isteği belirtiliyor.
Bir dışışleri bakanının gözyaşları Ahmet Davutoğlu gazzede
Aralarında Ahmet Davutoğlu'nun da bulunduğu dışişleri bakanları heyeti, Filistin Başbakanı İsmail Haniye ile İsrail saldırılarında yaralanan çok sayıda Filistinlinin tedavi gördüğü ŞifaHastanesi 'ne geldi.
Hastane önünde toplanan kalabalık Filistinli gurubun sevgi gösterisiyle karşılaşan Davutoğlu, hastanedeki yaralıları ziyaret ederek, sağlık durumlarıyla ilgili bilgi aldı.
Heyetin hastane ziyareti sırasında, İsrail'in savaş uçaklarıyla saldırısında yaralılar hastaneye getirilmeye devam etti.
Bakan Davutoğlu, yaralı Filistinlileri görünce gözyaşlarına hakim olamadı.
Kaynak: AA
Bebek katiil israilin 1 haftadır bombaları altında inleyen gazzenin bugün bir misafiri vardı, başbakan erdoğanın geçen hafta sonunda mısırdan önce israile islam dünyasında ki durumların 2008 deki gibi olmadığını hatırlattığı ardından arap birliği ve islam işbirliği teşkilatına siz ne işe yararsınız sözleriyle büyük dikkat çeken konuşmasının akabinde bugün(21.11.2012) 9 islam ülkesinin dışışleri bakanı gazze ziyaretindeydi.
Bu ziyarete türkiye adına dışışleri bakanımız Ahmet davutoğluda eşlik etti, gazze ziyareti esnasında israilin sınır tanımaz vahşiliği ve tüm dünya ya meydan okurcasına yaptığı katliamları bizzat gören ahmet davutoğlu gazzeli yaralıları ziyaret ederken göz yaşlarını tutamadı..
Yıllarca liderlerinin toplumsal ve hassas bu gibi konularda ağlayan toplumunun derdini hissedebilen yada onlarla ağlayabilen bir lideri dahi Başbakan erdoğanın siyaset sahnesine çıkıncaya kadar rastlanmadığı , hele hele kendilerini yıllarca toplumdan ayrı ve üst tabakada gören hariciye dediğimiz topluluktan bırakın toplumun dertlerini devletin derdine bile deva olmaktan uzak ve ruhsuz iken son yıllarda gelişen ve ilerleyen türkiyenin çizmiş olduğu tüm dünyada geçerli olan yollara inat kendi ayrı bir yolunda büyük emeği geçen allahu tealanın emeklerini boşa çıkarmasın diye hergün onlarca duanın arkasında semaya yükseldiği Sayın dışışleri bakanının toplumun büyük bir kısmının gözyaşlarıyla ıslattığı bugünlerde derdimize ve hissimize lisani haliyle tercüman olması sanırım bir başka açıdan da bir şeyler ifade ediyordur sanırım
ahmet davutoğlu ve yaralı filistinli
Ben yaşım itibariyle genç toplumsal olaylara merak sarıp takip etme itibariyle ülkemizdeki genel seviyeye bakarsak orta yaşa yaklaşmış insanların eriştiği bilgilere tanık olmasamda haberdar olabilmeyi bir nebze ulaşmış saymaktayım yada öyle olduğumu farzediyorum bugüne kadar böyle bir olayla ülkemizde geçiniz efendim rastlandığını vaki olacağını söyleseler bir çokları gibi bizde olurmu yahu , nerde o günler gibi cümleler ile hayretlerimi aksettirirdik hamdolsun ki bugünleride gördük ve gazzeli kardeşlerimizin derdine derman olabilmek için çabalayan dışışleri bakanımız ,başbakanımız Allaha şükür artık mevcut.
Sayın bakanım bilmiyorum belki farketmemiş olabilirsiniz ama o gözyaşlarınıza türkiyede, gazzede mısırda ve tüm islam ülkesinde o fotoğrafları seyrederken kendi gözyaşlarıyla da ortak olan bir çokbelki miilyonlar kardeşinizin olduğunu unutmayınız derim . Rabbim inşallah sizinledir bizi kardeşlerimizden ayrı düşürecek her türlü kötülük ve engele karşı sizi böyle azimli ve mücadeleci ruhunuz yanında gönül hissiyatımızada ortak olarak görmüş olmaktan büyük şeref ve onur duymaktayım Rabbim yürüdüğünüz yolu hak yolda olduğunuz her daimde açık ve müyesser eylesin...
dualarımız ve gönüllerimiz sizinle inşallah.
En emin olana Emanet olunuz.
fotoğraflar anadolu ajansından ERHAN SEVENLER tarafından kayda alınmıştır.
19 Kasım 2012 Pazartesi
Avusturyada islamiyetin resmi kabülü ve Avusturya İslam Kanunu’nun 100.yılı
15 Temmuz 1912 yılında kabul edilen Kanun;
9 Ağustos 1912 yılında LXVI (66) adet basılmış ve dağıtılmıştır.
İslam Dininin Hanefi Mezhebi mensuplarının “Dini İnanç Topluluğu” olarak tanınmasına ilişkin, imparatorluğun (Monarşi) her iki Meclisi’nin de kabulü ile düzenlemenin şu şekilde olması uygun görülmüştür. Buna göre;
Madde I
İmparatorluk Konseyinde temsil edilen Krallıklar ve Eyaletler tarafından, 1 Aralık 1867 Anayasasının 147. maddesinin özellikle XV. fıkrasına dayanarak, resmen tanınan inanç topluluğu olarak kabul edilmesiyle İslam dininin Hanefi mezhebine tabi olanlara aşağıdaki haklar verilmiştir.
§1.
İslam dini mensuplarının hukuki statüleri, en azından kültürel bir topluluk (cemaat) oldukları sürece, devlet gözetimi altında bulunması şartıyla, kendi kendilerini yönetme ve karar alma hakları temelinde teminat altına alınmıştır.
Bu durumda, ülkedeki İslam dinine mensup Bosna-Herseklilerin bir Kültür Organizasyonu (cemaat) bağlamında yaşamaları dikkate alınır. Dini cemaat olarak yapılanmalarından önce de İslami amaçlara yönelik dini vakıflar kurulabilir.
§2.
Kültür Bakanlığının onayı ile Bosna-Hersek’ten din hizmetleri dairesi için din görevlileri görevlendirilebilir.
§3.
İbadetlerin yerine getirilmesinde, toplum düzenini bozacak bir durum ortaya çıkması halinde bu ibadetler hükümet tarafından yasaklanabilir.
§4.
Eğer bir din görevlisi; herhangi bir kanunsuz davranıştan, ya da buna benzer bir olaydan dolayı suçlu bulunursa ve bunu çıkar amaçlı gerçekleştirmişse, ahlak kaidelerine ters davranmış veya toplumsal tepkiye sebebiyet vermişse ya da toplum düzenini bozacak davranışlarda bulunduğu tespit edilirse görevinden uzaklaştırılır.
§5.
İslam’a inanan Hanefi mezhebi mensuplarının; cemaat ve organlarının yetki alanlarının aşılmamasına, kanunların ve buna bağlı hükümlerle kararların ihlal edilmemesine, resmi ilişkilerin ve düzenlemelerin dışa karşı uygulamalar ile bu dinin mensuplarına tanınan hakların kullanımına ilişkin tüm gözetim ve denetim devlet kurumları tarafından gerçekleştirilir. Bunun sonucunda resmi kurumlar gelir durumuna bağlı olarak makul bir para cezası veya yasaların müsaade ettiği diğer bir cezai müeyyide uygulayabilir.
§6.
İslam’a inanan Hanefi mezhebi mensupları, dini ibadetlerini yerine getirmede ve dini vecibelerini uygulamada resmi olarak tanınmış diğer dini cemaatlerin haklarına ve kanuni korumasına sahiptirler. Ayrıca İslam’ın öğretileri, kurumları ve gelenek/görenekleri de devlet yasaları ile çelişmedikleri sürece aynı şekilde koruma altındadır.
§7.
İslam dini mensuplarının evliliklerine ve doğum, nikâh, ölüm kayıtlarının tutulması, 9 Nisan 1870 yılında çıkan 51 numaralı yasa kapsamındadır. Nikâh kıyılması ile alakalı dini vecibelerin yerine getirilmesi bu kanunun hükmü kapsamında değildir.
§8.
Bu düzenleme ile doğum, nikâh ve ölüm kayıtlarının tutulmasında İslam din görevlilerinin ortak yetki kullanıp kullanmayacakları, kullanmaları halinde ise bunun hangi şekilde olacağı da belirlenir.
Madde II
Bu kanunun yürütmesinden Kültür ve Eğitim Bakanı, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı sorumludur.
Bad Ischl – 15 Temmuz 1912
Franz Joseph m.p.
Hochenburger m.p. Heinold m.p. Hussarek m.p.
bu metin: Avusturyada diyanet işler teşkilatımızınve gurbetçilerimizin katkılarıyla kurulmuş olan ATİB(“Avusturya Türk İslam Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Birliği) atib.at sitesinden alınmıştır
haberle ilgili diğer ayrıntılar için tıklayınız
16 Kasım 2012 Cuma
16 kasım 2012 mehmet talha gürbüz
Sanırım bir yyaş daha ihtiyarladığımızın maluma ilan edildiği gündür e posta , sms ler ve gelen telefonların söylemek istediği 8401 gündür bu alemde bi izni ilahi ile nefes alıp verdiğimizdir. Allah aldığımız bu nefesleri hesabını kolay verenlerden eylesin.
11 Kasım 2012 Pazar
Kartalspor dan bilet rezaleti
11.11.2012 Kartalspor - TorkuKonyaspor Mücadelesi için misafir takım tribünü bilet fiyatlarını 25 tl belirleyen kartalspor kulübü yöneticilerini burdan kınıyor ve ligin ikinci yarısında Konyada oynanacak olan maça mümkünse gelmemelerini şayet gelirsede bilet lerin bedava olacağını hatırlatmayı burdan bir konyaspor tarftarı ve bugün o yağmur ve ayazda stad önünde kalan bir taraftar olarak dile getiriyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)