Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

22 Şubat 2015 Pazar

Kenan Karabulut Yarın İçin Bir Dal İranlı Kadın Şairlerin Şiirleri kitap takdim özet değerlendirme


 Kenan Karabulut - Yarın İçin Bir Dal (İranlı Kadın Şairlerin Şiirleri)

Şiirle aramın çok iyi olmadığını söylemiştim. Ama arada bir okuyorum.
Bu sefer İsam Kütüphanesinin raflarında gezinirken; ki bazen yaparım onlarca dakika hatta bazen saatlerce raflarda kitapları alıp alıp incelerim, onlardan hoşuma gidenleri seçerim. Bu seferde böyle oldu. Yaklaşık 1 haftadır sadece Necib Mahfuz okuyordum, bir değişiklik olması için biraz daha dinginleştirici bir şey aradım ve şiirde karar kıldım. Nasipte bu kitap varmış denk geldi.
İranlı KAdın şairlerin şiirlerinden seçmeler.
Güzel oldu benim açımdan.
Gerçi şiir kitaplarına çok fazla değerlendirme yapmıyorum.
Çünkü şiir çok apayrı bir dünya.
Ben neredeyse o dünyaya hiç vakıf değilim ol sebep biraz korkuyorum yorum yapmaktan onun yerine kitaptan hoşuma giden şiirleri ya da mısraları bol bol aktarayım istedim. Belli mi olur birilerinin ilgisini çeker ve onlar da okur diye.
Kitapta aklımda kalan en net dize ise
"Ne zamana kadar gitmeli
bu diyardan başka bir diyara" (Furuğ Ferruhzad/ Geçici şiiri)






Harput Kalesi fotoğrafları


Harput'un Ulu camiisiyle beraber en muhteşem iki yapısından birisi. Eskilerin ayak izlerini görmenin heyecanını yaşıyorsunuz. Manzara muhteşem Güneydoğu Toros Dağlarının kestiği ovayı izlemek, Elazığ il merkezine bakmak, bütün bunları bir burç kenarına oturup saatlerce temaşa edebilirsiniz.
Harputa gidip de kaleye çıkmadan geri dönmeyin. 
Fotoğraflar 18.01.2015 tarihine aittir.






Necib Mahfuz Bıldıcın ve Sonbahar


Necib Mahfuz Bıldırcın ve Sonbahar


Necip Mahfuzın bir hafta içinde okuduğum beşinci kitabı. (diğerleri: dilencimuhterem efendim,  han el halil, hırsız ve köpekler )
Biraz inatla devam ediyorum, kütüphanede okumadığım sadece tek çevirisi kaldı, onu da yarın yahut bir gün okuyup bu inadımı tamamlayacağım inşallah. 
Gereksin bir inattı ama olsun.

Kitabın konusu Devrim Devrimcilere bırakılamayacak kadar önemlidir sözününü idrak edemeyecek kadar hızlı bir devrimci genci anlatıyor. Kral Faruk'un son döneminde anayasal monarşici ve eskiyen sisitmein son kaymak yiyici grubuna ait iken, askeri darbe sonrasında gözden çıkarılmasıyla tüm hayatı alt üst olan genç bir politikacının hayatına dair bir öykü...


Hayatını adadığı sistemden gönderilince tüm dünyaya küser ve bir boş vermezlik bataklığına düşecek kadar tüm hayatını geçmişe özlem ve geleceğe sövgüler yağdırırken, kibrin acı zehrini, gururun dayanılmaz azabını ve günahlarının affedilmezlik  doruğunu yaşayan zavallı bir politikacı...

21 Şubat 2015 Cumartesi

Necib Mahfuz Dilenci takdim özet ve değerlendirme yazısı


Necib Mahfuz Dilenci 

Acayip bir kitaptı. 24 saat içinde okuduğum 3. Necib Mahfyz eseri oldu.(ötekiler; muhterem efendim,  han el halil)
Necib Mahfuzdan okuduğum düşsel mahiyeti en geniş kitaptı diyebilirim. Gençliğinde devrimci iken sonrasında inşaat işinden çok para kazanan milyoner hesabı bir öykü.
Para var, iş var, aile var, saygınlık var, her şey var ama bir şey eksik olmalı. Her şeye ulaşmış bir tükenmişlik.


Hayat bir süre sonra çekilmez oluyor. Dünyadan, dünyasından kaçarak kurtulmaya çalışan bir adam. Her türlü sefihane yaşantı bile deneniyor ama tad vermiyor. Yeniden bir durgunluk sonrası terki dünya eyleyip, akli muhakemeleri bile zorlayacak düşünsel evreler. Taki onu yeniden dünyaya getirecek bir kurşuna kadar.

Hikayenin tüm özeti bu.

19 Şubat 2015 Perşembe

Necib Mahfuz Muhterem Efendim takdim özet ve değerlendirme yazısı


Necib Mahfuz Muhterem Efendim takdim özet ve değerlendirme yazısı

24 saat içinde okuduğum 2. necip Mahfuz kitabı. (öteki Han el Halil)
Eserin arkasında denildiği gibi"Firavunların bile Tanrılar tarafından görevlendirildiği memurlar olarak algılandığı Mısır'da küçük bir arşiv memuru olarak atanmış; Devleti Allah'ın bu dünyadaki mabedi olarak gören ve devlete hizmet etmeyi Allah'a ibadet etmek gibi düşünen" Osman Bayyum'un hayat hikayesi.

Hayata yabancılaşmış sadece kendi bildiği ve hayal ettiğine karşı bir istek ve ihtiras duyan bir adamın öyküsü. Her şeyden yüce amacı için vaz geçebileceğini düşünen bir kahraman gözüyle görüyor kendini.

İman etmiş ama teslimde zorlanan bir insan. Hayaller celî dîvânî, hayatlar gubârî nesta'lik olduğunu göremeyecek kadar zavallı bir konumda 
Tıpkı tüm insanlar gibi, tek farkı onun ihtiraslarında istikrar ve azmi var %99'da olmayan.
Bu onun hem güçlü yanı hem de acınacak sefil sonunun hazırlayan yönü.

Necib Mahfuz Han el Halil takdim özet ve değerlendirme yazısı


Necib Mahfuz Han el Halil takdim özet ve değerlendirme yazısı

II. dünya Savaşı esnasında Kahire de Mısırlı küçük bir ailenin yaşantısına konuk olan bir eser. Devir zıtlıkların devri. Her şey zıtlıklarıyla beraber yaşıyor. Eskinin üzerine yeninin, geleneğin üzerine modernin inşa edildiği bir dönem. Mısır'daki sosyal çarkların çarpıklığı ve toplumun iç seyrine dair çok geniş bir pencere.
Korkunun peşinden gelen ayrılık, arkasından bir trajedi bırakarak sona eriyor. Yaşı kırkı bulmuş kahramanımız Ahmet Akif, okuyan, eskiye dönük kalıplaşmış korku ve evhamlara sahip ve de hayatını kaçırdıklarına yanmayla geçirmiş bir karakter. Biraz itici bir tip olarak görülüyor. Hayatın yükünü erken sırtlanmış, fedakarlık için hayallerine set çekmiş bundan dolayı içini kaplayan başarısızlığın arkasındaki gizli öfkenin eşiğinde hayata mahkum olmuş bir esir.



17 Şubat 2015 Salı

Karlar altında İsam Kütüphanesi ve bereketin peşinde koşan bir güzel


Karlar altında bir Kütüphane İSAM Kütüphanesi


Kütüphaneler her zaman güzeldir. 
Bu dünyadaki yaratılmış mahlukların dışındaki en değerli varlıkları barındırdıklarından da özel bir saygıyı hak ederler.
Her kütüphane güzeldir, biçimsel olarak çirkin olsa bile gene güzeldir.
Güzelliği kütüphane olabilmesinden dir.
Bu güzeller her mevsim farklı güzel olurlar.
Bahar da, Yaz da, sonbahar da, ve ya Kışın.
Güzelliklerinden asla ödün vermezler.
Ama bazıları vardır ki
Daha bir güzeldir.
Tıpkı İSAM (İslam araştırmaları Merkezi )Kütüphanesi gibi.
Bugün İstanbul da hava soğuk ve kapalı.
Ama gökten bereket eksik değil.
Bereket bembeyaz bir şekilde üzerimize konuyor resmen.
İnsan iki güzelin arasında kendini acayip hissediyor.
Kütüphane de kar yağışına tanık olmanın arafını yaşıyor insan
İçi kıpır kıpır oluyor duramıyor.
Çocukluk neşesi bir anda sarıveriyor.
Bu bereket ve neşeye sahip olmak lakin herkesin harcı değilmiş onu anlıyor insan.
Koskoca bahçe, gökten bereket bembeyaz haliyle iniyor, ama insanlar dönüp bakmıyorlar bile.
koskoca bahçede bir elin parmaklarından daha az sayıda insan var.
Ama içlerinden sadece birisi bu manzarayı görünce her şeyi unutup
güzelliğin ortasında olmanın heyecanını yansıtabiliyor... 
Tıpkı hafız Elif ablanın kar altında attığı çocuksu çığlıkları gibi... 
Hafız Abla bereketi elleriyle avuçluyor ve gark oluyor resmen.
Kar ellerinden eriyor ama, kaybolmuyor, bir şeyler bırakıp da gidiyor.
Boşa gitmiyor belli, hem de besbelli.
Karlar eriyip giderken tüm bereketlerini toprak yerine Hafız'a bırakıyorlar.
Hafız Abla nasıl da şen kahkahalar atıyor.
Biraz geri geri çekiliyorum, bozmak istemiyorum manzaranın güzelliğini, kareye giren mahrem bir parça olmak istemiyorum ki ablamızın neşesi bozulmasın.

Yahyadan tatlı hediyeleri


Hediye almak güzel bir duygu.
Sevdiği dostlarından hediye alması insanın bambaşka bir mutluluk veriyor.
Hediyenin kendisinin çok fazla bir mahiyeti yok aslında.
Önemli olan düşünülmüş olması.
Sizi düşünen birileri ile beraber olmak sanırım insan oğluna verilen en büyük nimetlerden birisi.
Dostlar da bu nimetlerin çıkmasına vesile olan en güzel aracılar.

Dün gene güzel bir dosttan ufak ama çok tatlı hem de en sevdiğim türünden bir hediye aldım.
inanılmaz mutlu etti beni ya!

dünkü neşem ve mutluluğum ve ağız tadım bütün günümün güzel geçmesine yarayacak kadar güzeldi desem kafidir herhalde.

Yahya taa Alamanyalardan iki adet Lindt ile çıkıp gelmiş, Saolsun. Ne kadar makbule geçti bir bilsen
zaten kendisine karşı mahcuptum, bana en kıymetli değeri olan vaktini feda ederek tam 3 gün benim işlerim için uğraşmıştı. [İnşallah o işte bu ay sonunda hayırlısıyla neticelenir de seninle bol bol pratik yapma imkanımızı geliştiririz diye içimden de nasıl niyaz ediyorum bilemezsin.] Yahya kardeşime bu yapmış olduğu hayır ve hasenata karşı bir bir mukabelede bulunmaya çalışmıştım. Biraz el emeği, göz nuru, biraz acemice ufak bir şey yapmaya çalışmıştım. Gerçi Yahyadan çok yenge hanım istifade etmişti ama evlilik hayatında herhal böyle olur şeyler olacakmış diyorlardı zaten tecrübeli büyüklerimiz...  Lakin Yahya zaten 1-1 giden fakat deplasmanda atılan gol daha değerlidir prensibince avantajlı konumda iken üstüne uzatmalarda attığı bu enfes gol ile de 2-1 öne geçmiş oldu.
Çıkmadık candan ümit kesilmez ve hayırda yarışınız prensiplerince hala eşitlik umudumu son anlara kadar taşımaya gayret ediyorum; birde Ali abimiz 1 ay önceki siparişlerimi tam zamanında getirirse bir kontra ile sonuca ulaşabilmenin hayalini yaşamıyor değilim de...
Neyse hayatın her anı süprizlere gebedir.

Şimdilik ben dost hediyesi enfes çikolatalar ile çok güzel tatlar alıyorum, darısı sizinde Yahya gibi dostlar edinenlere diyelim.
Not: fazla bir şey kalmadı, anca bu kadar bunu da bekleteceğim, ki bir başka dosta da nasip olsun, bakalım kim olacak o nasipli kimse.

Ağzımda hala bir az önce bitirdiğim çikolatanın tadı dururken değerli kardeşime bir kez daha teşekkür ediyorum, çıkmış olduğun çilelili, zor, kaprisli, sabır isteyen bu yolu Allah inşallah tamamına erdirsin diyorum. İnşallah düğün gününde de beraber olup mutluluğunu paylaşmayı isterim inşallah.
viel glück.

15 Şubat 2015 Pazar

Necib Mahfuz Hırsız ve Köpekler takdim özet ve değerlendirme yazısı


Necib Mahfuz Hırsız ve Köpekler takdim özet ve değerlendirme yazısı

Necip Mahfuz'un 1952 Mısır darbesinden sonra kaleme aldığı ilk romanıdır. Devrim sonrası Mısır'daki sosyal durumu anlatmaktadır. Eski bir hırsız olan Said Mehran üzerinden bir devrin tahlili yapılmıştır.

Said Mehran güç sahibi bir konumunda iken en yakınında ki adamı tarafından ihanete uğramış, karısı, malları ve çocuğu dahil sahip olduğu her şey elinden alınmış ve hapse girmiştir.

Hapisten çıktıktan sonra hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağı ve düzeltilemeyeceğini görür ve büyük bir ikilim de çaresizce kalır.
Bu ikilemi aşmak için kendince bulduğu çözüm önerileri ise hayatın akışını bambaşka yönlere çevirir ve hırsızlığın üstesine bir de katil kisvesini giymek zorunda kalır.
Artık gerisinde üç ceset yatmaktadır.

Çırpındıkça battığı bir eşikten içeri süzülmüştür bir kere...
Kader ağlarını acımasız örüyor gibi görülmekte ise de adaletin tecellisini oluşturmaktadır.

14 Şubat 2015 Cumartesi

Baudelaire Paris Sıkıntısı kitap takdim özet ve değerlendirme yazısı


Baudelaire'ı Elem/Kötülük Çiçekleri adlı bohem dünyasının baş yapıtlarından biri olan şiirlerinden tanıyorum.
Nesir ile ilk karşılaşmamız oldu. Gerçi bu eserine de düzyazı şiiri denmiş ama olsun. Eser buram Baudelaire kokuyor.
Nefrete, ihtirasa, yalnızlığa, git-geller, kararsızlıklar sevgi ve ölümsüzlüğe dair kısa bir günce gibi.
Oturmuş her şey hakkında kendinden bir şeyler üretmiş bir tarzda geliyor ama üslubu sevdiriyor.

13 Şubat 2015 Cuma

Vasily Viladmiroviç Bartold Orta Asya kitap tanıtım inceleme


Not: Bu çalışma Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Günümüz Türk Dünyası Çalışmaları Dersi için hazırlanmış olan bir Kitap tanıtım ödevidir.
Orta Asya – V.V. Bartold
( Günümüz Türk Dünyası Kitap İnceleme Ders Ödevi)
Konya  2014

V.V. Bartold, Orta Asya, Selenge Yayınları, İstanbul, 2010, 504 sayfa. Kaynakça, Dizin.
Yazar eserinde Türkistan diye adlandırdığımız coğrafya üzerinde 18.yy ve 19.yy da hüküm sürmüş Türk/Özbek Hanlıklarının son devirlerini işlemiştir. Orta Asya ya da Türkistan sadece Türk milletinin ana yurdu olmasının ötesinde dünyamız ve medeniyet tarihi açısından özellikle 9Yy’dan başlayarak 16Yy’a kadar büyük önem arz etmiş bir coğrafyadır. Bölgede yaşayan halkların ve özellikle Türklerin dünya mirasına yapmış oldukları katkının ilk başlangıcını oluşturmaktadır. Türk halklarının yerel siyaset sahnesinden başlayıp küresel ölçekte söz sahibi oldukları çağlardan müellif V.V.Bartold’un yaşamış olduğu 20Yy’ın ilk yıllarına kadar bölgenin daha önce hiç yapılmamış olan tarihsel gelişim kurallarını göz önünde tutarak, kıyaslama metodunun yardımıyla gözden geçirilmiştir. Ayrıca bu yeni bilimsel usulle yazıldığı için modern bilim dünyasındaki ilk Orta Asya incelemesi eseri olması dolayısıyla büyük önem arz etmektedir. Bartold’un ömrünü harcayarak yaptığı çalışmaların, incelediği ana kaynakların ve bizzat coğrafyayı dolaşarak ve gözlemleyerek elde ettiği tüm verilerin derlenmesinin yanında kıyaslama ile de değerlendirmeden geçirerek ortaya koymuş olduğu önemli bir kaynaktır.

Bartold ve Zamanı adlı bölüm (s.1-18) alanında ilk olması hasebiyle büyük önem arz eden eserde Bartold’un kendi bireysel düşüncesiyle ya da dönemsel itibariyle sahip olduğu önyargılar nedeniyle görmezden geldiği yahut tam anlamıyla inceleme yapmadan fikir beyan ettiği konuların Bartold’dan sonra yapılan çalışmalarla düzeltildiği/güncellendiği bilgisini vermektedir. Eserin çevirmeni Ahsen Batur tarafından kitaba henüz başlamadan aktarılmıştır. Çevirmen tarafından eklenen bu detay okuyucunun konu ile ilgili daha güncel ve doğrusal bilgiler edinmesi istenmiştir.
Birinci Bölüm (s.19-86) “Geçmişin İzleri” adını taşımaktadır. Türkistan’ın coğrafi olarak değerlendirilmesinin yanı sıra bölgede ulaşılabilmiş en eski kayıtlardan, bir değerlendirme perspektifi çıkartılmak istenmiştir. Makedonyalı İskender öncesi bulunan kaynakların düzensizliği nedeniyle çok derli toplu bilgilendirme olmasa da İskender’in bölgedeki fütuhat hareketi ve onunla beraber gelip yerleşmiş bakiyelerinin bölgede neden oldukları siyasi ve kültürel değişikliğe kadar pek çok ayrıntıya yer verilmiştir. Aynı zamanda bölgenin Türk yurdu olmadan önceki yerel halklarından da bahsedilmiştir. Göçebe Türklerin bölgedeki hâkimiyeti İrani unsurlardan ele serencamı ile Hıristiyanlığın bölgedeki durumu da ayrı bir bölüm halinde incelenmiştir.

İkinci Bölüm (s.87-145) “Yedisi Tarihinden Yansımalar” adlı bölümdür. Bu kısımda Türkistan coğrafyasındaki tüm siyasi ve etnik yapı daha geniş kavramda tahlil edilmiştir. Bölgedeki halklardan “Usunlar, Karluklar, Türkler, Karahanlılar, Kara-Kitaylar, Mogulistan ve Kalmıklar” alt başlıkları altında incelenmiştir. Bu halkların yaşadığı yerlerden ve tarih sahnesine çıktıkları andan başlayarak, etkilerini ne zamana kadar sürdürdükleri ve neler yaptıkları anlatılmıştır. Bölgedeki bu unsurlara ulaşmak için tarihsel birikimi ve yazılı kaynaklara sahip beklide tek unsur olan Çin Medeniyetinin Orta Asya için neden önemli olduğuna da her bölümde ayrı ayrı değinilmiştir.

Üçüncü Bölüm (s.145-372) “Orta Asya Tarihinden Yansımalar” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde ise Timuriler, Şeybaniler, Tacikler, Kırgızlar ve Türkmenler ile Gardizi’nin eseri olan Zeyn’ül Ahbar ile Moğolların hâkimiyetine aldıkları Müslüman unsurlara verdikleri isim olan “Sartlar” hakkındaki bilgileri içermektedir.