Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

1 Haziran 2014 Pazar

inönü üniversitesi ilahiyat kütüphanesi kütüphanesi fotoğrafları ve resimleri


kütüphane resimleri çekmek bir tutku oldu bende,
gittiğim her yerden kütüphane fotoğraflarını
paylaşmaya devam edeceğim inşallah

bu Sefer İnönü üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesinden kareler  

Kütüphane hafta içi 08:00 - 16:45 arası açık
ayrıca hafta içi pazartesi, salı ve perşembe günleri 20:00'ye kadar kullanıcıların hizmetinde

biraz küçük ama bizim milletimizin şu anki duurmu için fazla büyülükte bir yer

eksileri
kitap noktasında henüz zengin değil
ne kadar kitabı olduğunu soramadım

ayrıca kullanma saatleri ise tam bir fecaat.
günde sadece 8 saat 45 dakika açık bir mekan
Allah'tan öğle aralarında tatil koymamışlar

vakti olanlar ve yolu o taraflara düşenler arada bir selam versinler  
ben severim kütüphanelere selam vermeyi
sizinde sevmeniz dileğiyle..  




düşünen ve düşündürten karganın insanlardan rol kapma hikayesi


mahal; Malatya merkez inönü caddesi
olayın kahramanları; bir karga ve sıradan insanlar
zaman: akşam 21 suları
mevsim:
yaz'ın girmesine 24 saatten bile daha az kalmış mayıs'ın son saatleri
virgüller sonrası dakikalar uçuyor artık

sıradan bir insan gibi adımlıyorum,
caddeyi
bir canlının yanından geçip geçmemek fark etmiyor
alışkanlık
herkesin yanından geçip gidiyorsunuz
kimseden haberiniz
olmadan

sadece adımlıyorsunuz
kafanız ya yerde kendi düşüncelerinizle baş başa
ya da alaycı mı yoksa kibirli mi diyeceğiniz bakışlarla
sokağı seyrederek

bir şey sizi iç aleminizden ve alışkanlıklarınızdan ve de dikkatinizden çekip alıyor

bir karga

önünden geçtiğiniz halde
tıpkı insanlar
gibi size aldırışsız bir halde bir cadde de durabiliyor

önce şaşkınsınız
insanlara özgü bencillikle kafanız dumanlanıyor bu beklenmeyen durum karşısında
alışkınız LA Fontaine den kargaların insansılaştırılmış hallerine
ama o masal diyorsunuz


                                 
      caddenin kenarında bir karga asla bakamaz ve aldırışsız duramaz diye biliyorsunuz ve
öylede aslında

ama bu kara nasıl öyle dikilebiliyor
nasıl öyle aldırışsız durabiliyor,
bu haslet sadece 
biz bencil insanlara ait
gözümüzün önündekini görmeden, göremeden geçebilmek
bakar körlük       

                                   

inanmıyorum ilk başta o karganın orada öyle dikilebildiğine

geçip gidiyorum bir insan gibi
ama bir ses "dur" diyor
sanki çok derinlerden geliyor
gibi
o yüzden adımlarım o sese ancak 15- 20 adım sonra isteksizce itaat edebiliyor

dönüyorum geri...
karga hala orada aynı vaziyette ve hala aldırışsız
umursamazca duruyor.
şaşkınım
şaşırmalı mıyım?

30 Mayıs 2014 Cuma

Bertolt Brech Yıkanmak İstemeyen Çocuk türkçe


Yıkanmak İstemeyen Çocuk

Bir zamanlar bir çocuk vardı
Hiç yıkanmak istemeyen
Ve yıkadıkları zaman onu
Yüzünü küllerle kirleten

Kaiser çıkıp geldi, seslendi
Yukarı, taa yedinci kata
Bir havlu aradı nası
Temizlensin diye bir güzel kerata

Hiç paçavra yoktu etrafta
Tüm ziyaret güme giti
Kaiser kalmadı daha fazla
Çocuk ne beklesindi?

-Bertolt Brecht- 

Saygı duruşu yerine Fatiha okudular

İstanbul U19 2. Lig ekiplerinden Ortaköyspor'un futbolcuları futbol sahalarında az görülen bir harekete imza attılar. Genç oyuncular, önceki gün vefat eden hocaları Ali Çoban için saygı duruşu sırasında ellerini semaya açıp Fatiha okudular.



Önceki gün hayata gözlerini yuman ve dün toprağa verilen Galatasarayı'ın unutulmaz oyuncularından Ali Çoban'ın 2011'de çalıştırdığı Ortaköyspor'un futbolcuları, rahmetli antrenörlerini sevgilerini dua ederek gösterdiler.
Futbol Federasyonu'nun talimatıyla, dün oynanan amatör maçlarda Ali Çoban için saygı duruşunda bulunuldu. Çilekli Stadı'ndaki Ortaköyspor-Üçyüzlü Esengücü karşılaşmasının hakemi Oktay Önge de maçtan önce merhum Ali Çoban için spor severleri ve futbolcuları saygı duruşuna davet etti. Ortaköyspor'un futbolcuları da santra yarım dairesinde toplanıp vefat eden eski teknik direktörleri için dua ettiler.
Öte yandan Ortaköyspor, karşılaşmadan 8-1 galip ayrıldı.

kaynak: yenişafak
fotoğraf: erhan harput

27 Mayıs 2014 Salı

Pastoral Senfoni Andre Gide takdim ve özet yazısı


Pastoral Senfoni


Kitabın arka kapağı dini bütün bir papazın himayesine aldığı kör ve yetim bir kızın terbiyesiyle uğraşırken
farkına varmadan yaşamış olduğu sevgi buhranı ve çektiği günahın acısından söz etmektedir.


Rahip Efendinin evine getirdiği ufak yavru kör olmasının yanı sıra ilgisiz de bırakılınca gelişimini ya da hayatını idame ettirecek karın doyurma melekesi dışında hiç bir şeyi idrak edemeyecek seviyede bir insan yavrusu hüviviyetindedir.

Üstlenmiş olduğu misyonun etkisiyle kendisine bir görev addeden papazımız, bu ama genç kız ile ilgilenmeye ve yetiştirmeye çalışır. Boş ama parlak bir dimağ yahut bu dünyanın hiç bir kötülüğünden haberdar olmamış ya da kötülük tanımlamasının dahi var olduğunu bilmeyecek kadar bihaber bir insan evladıdır; GERTRUDE. 

Bu kadar nadide şartların getirmiş olduğu mümkinat ama kızın henüz emekleme seviyesinden birazıcık ilgilenme ile direkt koşmaya varacak bir terakki ile taçlanmıştır.

İnsanoğlunun terakkisi aynı zamanda, sahip olduğu bütün ruhi hislerinin de gelişmesiyle orantılıdır. İlgiler hiç bir zaman karşılıksız kalmamaktadır. 
Kör genç kız Gertrude'nin hayatı seslerden ve dokunmalardan tanıması, sahip olduğu insani hissiyatına engel olmamaktadır.

İncelenen Hayatlar Stephen Grosz takdim ve özet yazısı


İncelenen Hayatlar  Stephen Grosz
Kendimizi Nasıl Yitirir, Nasıl Buluruz


Star Gazetesi Açık görüş ekinde Murat Güzel'in tanımıyla keşfettiğim bir kitap. Aslında biraz psikoloji merakım mevcuttu ama Stephen Grosz'u hiç duymamıştım.
Tanıtım yazısından soraki hafta kitabı temin edip okumam sadece 7-8 günlük bir süreye sığdı, ama bu yazıyı yazabilmek için 1 aylık süre geçmesi gerekirmiş.


Kitap içerik olarak Stephen Grosz'un kendi hastaları üzerinden gözlemlediği problemler ve bunun neticesinde yazarımızın kendi çözüm yolları üzerinden bize aktarılan problemler ve çözümlenmesi niteliğinde bir kitap olmuş.

Yazar arka kapağında kendi ifadesiyle 'Bu kitap değişimi konu alıyor. Değişimle kayıp hissi birbirine bağlı olduğundan-yitirmeden değişim de olmaz, bu kitap yitimden de söz ediyor '

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Abla duasında olmak

İnsanın ablası olması bir başka güzel
Ablasının duasında olması bambaşka bir güzellik

şükrü nasıl eda edilir bilemiyorum.

Anne baba duasından sonra

Abla duası her halde en makbullerden olsa gerek 

Ablamın duasında olmanın mutluluğu ve bereketi
her daim üzerimde dolaşıyor

siz hiç hissettiniz mi?
ablanızın duasında olduğunuzu

Ey ablası olduğu hale duasında bulunamayan bedbaht kardeşler
umarım çok geç olmadan
varırsınız bu büyük eksikliğinizin farkına 

bir gün daha geç kalmayın...

Teşekkür ediyorum Ayşe ablacığım o güzel dualarınız için.
her daim sizin gibi mukabelede bulunamıyorum,
gerçi bulunsam da
sizin dualarınızın bereketine ve feyzine yetişir mi bilmiyorum
ama 

Sizin de vaktiniz mübarek olsun, Yaradan güzel yazılar yazsın yolunuza. Allah her daim razı olduğu işlerle meşgul olan kişilerden elesin sizi, sizin gibi mukabelede bulunup bende dualarınıza aminler ekliyorum
selam ve hürmetlerimle...

Bertolt Brecht Zavallı B.B.'e dair


Zavallı B.B.'e Dair

Ben Bertolt Brecht, Kara Ormanlardan
Anam getirmiş beni kentlere erkenden
Henüz düşmüşken ana rahmine. İçimdeki orman ayazı
Dinmeyecek yaşamım sona ermeden

Beton kentlerde evimdeyim. Taa baştan beri
Son Duaya donanmış her şeyiyle
Kağıtları tütünü, branddisiyle
Güvensiz ve aylak ve sonuçta hoşnut

Dostça davranırım insanlara. Ve ben
Kaba bir şapka giyerim, ayrımsanmamak için
                                                    diğerlerinden
Ne garip kokulu hayvanlar derim
Düşünürüm sonra. Ben de öyleyim nasıl olsa, rahatsız
                                                                olmak neden?

Sabahları boş sallanan koltuklarım da
Çene çalarım oturup bir kaç kadınla
Derim ki, ilgisiz bakışlarımla süzerek onları:
"Asla güvenemeyeceğiniz bir adam oturuyor
                                                     karşınızda."

Akşama doğru toplarım bir takım adamları
"Bayım" diye hitap ederiz birbirimize
Masamın üzerine dayanır ayakları
"iyi olacak, düzelecek işler" derler. Ve ben sormam
                                                            ne zaman.

Sabaha karşı loş ışıklar altında durur çam 
                                                          ağaçları
Ve cayırtıya başlar kuşlar, ağaçların asalakları
İşte o saatler ben kentte dikip başımı bardağımı
İzmaritimi bir yana atıp, huzursuz uykuma dalarım.

Geçici bir kuşaktık, geldik ve yerleştik
Evlere: Topumuzun sonsuza dek yıkılmaz sandığı
Bu yüzden diktik Manhattan  Adasında ki heyulaları
Ve incecik antenleri, gölgelerinde Atlantiğin
                                                         çoşkulandığı

Bu kentlerde arta kalan tek bir şey olacak: İçlerinden
                                                               esen rüzgar
Obur hoşnut, apartmanları yalayıp yumaktan
Anladık ki geçiciyiz, bizim değil buralar
Ve bizden sonra bir şey kalmayacak anılmaya değer

Yakınlarda bir zaman depremler başladığında
Umarım üzülmem, sigaramdan bir nefes olsun çekmeyi
                                                       unutacak kadar
Ben Bertolt Brecht, çok eskilerden aşina bana bu beton 
                                                                  yığınlar
Sürüklenip gelmişim Kara Ormanlar'dan anamın 
                                                       karnından

Ben Bertolt Breht, Kara Ormanlar'dan
Anam getirmiş beni kentlere erkenden
Henüz düşmüşken ana rahmine. İçimde ki orman ayazı
Dinmeyecek yaşamım sona ermeden

-Bertolt Bercht-

25 Mayıs 2014 Pazar

Bertolt Brecht Ayartılmaya karşı türkçe

Komünist ve sosyalist bir şair bertolt brecht, aşağıda ki şiir öcelikle bir müslüman olarak asla kabul edemeyeceğim bir kaç imge barındırıyor. 
Dinle arası hiç iyi olmamış brecht'in bu şiirini de zaten katolik kilisesine karşı yazdığını okumuştum.
Ahiret kavramını reddettiği zamanlarda yazmıştır bu şiirini.
Yalınız bu şiiri okuduğum zaman son mısraya kadar beni düşündürtmüştür. son mısra dışında güzel bir şiir, hem bende diyalektik yapıp son mısrayı reddederek, kavramlara brecht'ten farklı manalar yükleyerek okumak istiyorum...

Ayartılmaya karşı

İzin vermeyin onlara, ayartmasınlar sizi
Geri dönüş yok.
Gün eşikte, gitti gidecek
Gece rüzgarı şimdiden ürpertiyor içinizi
Yarın gelmeyecek

İzin vermeyin onlara kandırmasınlar sizi
Küçük bir şeydir yaşam
Doymaz bir iştahla yutun onu
Açlığını yatıştırmaya bir şey kalmayacak sonraya  
Çünkü bırakırsanız geçip gidecek

İzin vermeyin onlara oyalamasınlar sizi
Küçük bir şeydir yaşam
Doymaz bir iştahla yutun onu
Açlığını yatıştırmaya bir şey kalmayacak sonraya
Çünkü bırakırsanız geçip gidecek

İzin vermeyin onlara oyalamasınlar sizi
Çok az bir zamanımız var
Ancak ölüme özgüdür çürümek
Yaşamdır en yüce şey
O da sizi daha fazla beklemeyecek

İzin vermeyin onlara, ayartmasınlar sizi
Tüketmeyin boş şeylerle varlığınızı
Hem neden korkacaksınız ki?
Herhangi bir hayvan gibi öleceksiniz siz de
Ondan ötesi olmayacak

-Bertolt Brecht- 

Bertolt Brecht Der Flug der Lindberghs türkçe Lindberghlerin Uçuşu

Bertolt Brecht'in Der flug der lindberghs adlı yapıtından ufak bir alıntı...

Lindberghlerin Uçuşu - Der Flug der Lindberghs

Terk et yerini
Kazanıldı zaferler
            Bozgunlar kazanıldı:
Artık terk et yerini

Dal tekrar derinlere
fatih
Şenlikler başlar kavganın 
bittiği yerde
Kalma artık orada
Bozgunun çığlıklarını bekle
en yüksek oldukları
yerde:
Derinlerde
Terk et eski yerini

Kes sesini hatip
Levhalardan silindi adın.
Emirlerine de
Uyulmuyor artık.
Bırak
Yeni isimler yazılsın levhalara
ve
Yeni emirlere uyulsun
(Artık emir vermeyen sen,
Sakın kalkışma itaatsizliğe!)
Terk et eski yerini

Gücün yetmiyordu
Üstelik hazır değildin de
Şimdi deneyimlisin
ve gücün de yerinde
Artık başlayabilirsin:
Terk et yerini

Sen, bakanlıklar yönetmiş
olan
Sobanı kürekle
Sen, yemeğe zaman bulamamış
Bir çorba pişir kendine
Sen, hakkında çok yazılmış
Çalış ABC'ye
Bir an önce başlayın
Geçin yeni yerinize

Kaçmaz yenilmiş olan
Bilgelikten
Sık dişini ve bat!
Kork! Haydi bat!

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Kabhi Alvida Naa Kehna Asla Elveda Deme hint film değerlendirmesi

Kabhi Alvida Naa Kehna - (Asla Elveda Deme) film değerlendirmesi


Bu tür filmleri yazıp yazma noktasında hala tereddütteyim. 
Filmimizin adı Kabhi Alvida Naa Kehna, Türkçesi ise Asla elveda deme, Almancası Sag niemals leb wohl. 
Film içerik yönünden modern hayatın çok önemli bir sorununa göz atmış ama kullanmış olduğu yöntemler bu modern hayatın olumsuzluklarını eleştirirken övmeyi de ihmal etmemesi bir zıtlık teşkil ediyordu.

Filmin yazarı ve başrol oyunus Shahruk Khan- DEV SARAN adından eski bir futbolcuyu canlandırıyor. Bir kaza sonrası futbol hayatı bitmiş ve hayata neredeyse küsmek üzere olan bir tip.

Dev Saran (Shahruk Khan)

Shahruk Khan'a ise filmin başıyla beraber bir ajansıta kariyerine başlayarak en tepe noktasına yükselen RİYA rolüyle Prey Zinta eşlik ediyor.

Riya(Prety Zinta)


Diğer oyuncularımız ise tek tek gelirsek, benim nedendir bilmiyorum ama fena bir gıcık kaptığım MAYA rolüyle (Rani Mukerji) .

MAYA - Rani Mukerji

Ve yanın kocası rolünde oynayan RİŞİ Talwar'ı ise (Abhishek Bachchan)canlandırıyor.

Rişi Talwar- Abhishek Bachcan

Filmin baş ası ise usta oyuncu Amitabh Bachchan Samarjit Talwar rolünde karşımızda.


Filmde Dev ve Riya'nın evliliği sorunlu gitmektedir. Geçirdiği kaza sonrası işsiz kalan Dev, karısının kazandığı parayla geçinmesini ve kendini işe yaramaz görmesi nedeniyle boş bir insan rolünde ve tek yaptığı çocukları arunju kendi tipine göre yetiştirebilmek için zorlayan bir baba...  

Asabi, sinirli ve huysuz bir karakter olduğu gibi evliliğini de günden güne bitirmek için büyük çaba sarf ettirmeye zorlayan, tabirimi hoş görün ama tam bir kalas hüviviyetinde bir tip diyelim...

Rişi ve Maya'ya gelirsek; Maya küçükken tüm ailesini kaybetmiş ve Rişi ile babası Sam'ın yanında büyümüştür.
Rişinin ona küçüklükten beri aşık olması ve ısrarlarına dayanamaması üzerine büyük bir fedakarlık yaparak bu evlilik teklifini kabul etmiştir.
Bu evlilik sizinde tahmin edeceğiniz gibi tek taraflı yürümektedir. Maya evinin kadını olmuş ama asla bir eş olamaz.
Rişinin de onu anlayamaması gibi garip bir kuruntuda eklenmiş filme; ama senaryo burada günümüze tam oturmakta,