Kahramanmaraş Küçük Ev Et Lokantası Mekan Değerlendirme
Şubat 2016 da yöresel tadlardan oluşan akşam yemeği için uğradığımız bir mekan. Gittiğimiz vakit biraz geç olduğu için mekan sakindi, ol sebep müşteriye karşı çalışanların ilgi ve alakası yerindeydi. Yemek olarak Ekşili çorba ile Maraş Mumbar ve İşli köfte tercih ettik. Ekşili çorba fena değil, tavsiye olunabilir, mumbar ilk defa tattığımız için biraz farklı geldi. İşli köfte ise biraz bana kuru gelmişti, nedenini ise tam olarak çözemedim, ama hoşuma da gitmedi değil. Fiyatlar Kahramanmaraş standartlarında biraz pahalı.
Baharın müjdecisi olarak kabul edilen ve Arapça anlam olarak da "Ateş hali", "Yanmış halde" ve "Kor ateş" anlamlarına gelen, ısınmayı ifade eden cemrelerin ilkinin 20 Şubatta havaya düşmesinin ardından, ikincisi de 27 şubat günü suya düştü. 3 cemrede 6 mart günü toprağa düşecektir.
Berlin Neuköln Semtinde Hermannstraße de bulunan DİTİB'e bağlı güzel bir cami külliyesidir/kompleksidir.
Üç katlı mescit kısmı, bir kat çay ocağı kısmı ile bir kat da öğrenciler için misafirhane kısmı olarak toplam 5 kattan oluşmaktadır.
Yaklaşık 800 kişinin aynı anda ibadet edebileceği genişlikte bir mekan. Kendine mahsus avlusu olması camiyi daha sakin ve dingin kılıyor.
Çay ocağı, cemaatin ihtiyaçlarını giderecek genişlikte, Çocuklar ve gençler için bulunan kütüphane ve dersliklerde de hem hafta sonları hemde hafta içinde çeşitli dersler ve seminerler yapılmakta.
Kuran'ı Kerimden, Türkçe ve Almanca takviye derslerinden, Ecdadımızın dili olan Osmanlıca kadar bir çok kurs ve seminer aktivitesi düzenlenmektedir.
Berlin Müslüman toplumunun rahatça ibadet edebildiği ve öz malı olan güzel bir Camii.
Cenab-ı Allah bu camiinin oluşumunda dünden bugüne kadar tüm emeği geçenlerden Razı olsun.
Berlin denince insanların aklına gelen ilk simgelerden ön sırada olanlardan;
Brandenburg Tor (Kapısı)
İnsan merak ediyor ve gittiği zaman öyle çok ahım şahım bir eser olmasada bu şehirle bütünleşecek derecede bir ruha sahip olduğunun canlı tanığı oluyor.
Berlinde'ki ilk ayımızı doldururken kulağa ilk başta ilginç gelen bir tavsiye alıyorduk.
Tahisn Görgün hocamız batı müziğine dair kulak aşinalığı kazanmam için, Berliner Philharmonie'ye en az bir defa gitmemi öneriyordu.
Tabii bilet fiyatları adam akıllı bir yerden izlemek istediğinizde hatırı sayılır € dan başlayan konserler beni bayağı bayağı hırpalayacak gibi duruyordu.
Tam bu esnada yardımıma Türkçe talebem ve Almanca Öğretmenim Clarayetişiyor ve her salı öğlen arasında ücretsiz ve takriben 45 dakika süren mini konserlerden bahsediveriyordu.
Hatta sadece bahsetmekle kalmıyor ertesi günü elimden tutarak konser salonuna doğru yollanıveriyorduk.
Yaklaşık 15-20 dakika erken gelmemize rağmen holdeki boi koltuklardan birisine oturmak gibi bir imkanımız olmuyor yerde bulduğumuz ilk boş yeride kaçırmadan oturuveriyorduk.
İlginç bir deneyime şahit oluyordum,
dünyama oldukça yabancı nağmeler çalan seslerin ahengi içerisinde zihnim bir ritim yakalamakla meşgulken,
Clara'nın konser sonrası açıklamaları da boşlukları tam olarak doldurmuyordu.
Ama nedense garip bir his olarak konserden memnun kalıyordum
Ve sonuçta sonraki ve bir sonraki haftalarda da konserdeki yerimi almam sanki bunun en büyük göstergesi olarak duruyordu.