Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

17 Şubat 2015 Salı

Karlar altında İsam Kütüphanesi ve bereketin peşinde koşan bir güzel


Karlar altında bir Kütüphane İSAM Kütüphanesi


Kütüphaneler her zaman güzeldir. 
Bu dünyadaki yaratılmış mahlukların dışındaki en değerli varlıkları barındırdıklarından da özel bir saygıyı hak ederler.
Her kütüphane güzeldir, biçimsel olarak çirkin olsa bile gene güzeldir.
Güzelliği kütüphane olabilmesinden dir.
Bu güzeller her mevsim farklı güzel olurlar.
Bahar da, Yaz da, sonbahar da, ve ya Kışın.
Güzelliklerinden asla ödün vermezler.
Ama bazıları vardır ki
Daha bir güzeldir.
Tıpkı İSAM (İslam araştırmaları Merkezi )Kütüphanesi gibi.
Bugün İstanbul da hava soğuk ve kapalı.
Ama gökten bereket eksik değil.
Bereket bembeyaz bir şekilde üzerimize konuyor resmen.
İnsan iki güzelin arasında kendini acayip hissediyor.
Kütüphane de kar yağışına tanık olmanın arafını yaşıyor insan
İçi kıpır kıpır oluyor duramıyor.
Çocukluk neşesi bir anda sarıveriyor.
Bu bereket ve neşeye sahip olmak lakin herkesin harcı değilmiş onu anlıyor insan.
Koskoca bahçe, gökten bereket bembeyaz haliyle iniyor, ama insanlar dönüp bakmıyorlar bile.
koskoca bahçede bir elin parmaklarından daha az sayıda insan var.
Ama içlerinden sadece birisi bu manzarayı görünce her şeyi unutup
güzelliğin ortasında olmanın heyecanını yansıtabiliyor... 
Tıpkı hafız Elif ablanın kar altında attığı çocuksu çığlıkları gibi... 
Hafız Abla bereketi elleriyle avuçluyor ve gark oluyor resmen.
Kar ellerinden eriyor ama, kaybolmuyor, bir şeyler bırakıp da gidiyor.
Boşa gitmiyor belli, hem de besbelli.
Karlar eriyip giderken tüm bereketlerini toprak yerine Hafız'a bırakıyorlar.
Hafız Abla nasıl da şen kahkahalar atıyor.
Biraz geri geri çekiliyorum, bozmak istemiyorum manzaranın güzelliğini, kareye giren mahrem bir parça olmak istemiyorum ki ablamızın neşesi bozulmasın.

Yahyadan tatlı hediyeleri


Hediye almak güzel bir duygu.
Sevdiği dostlarından hediye alması insanın bambaşka bir mutluluk veriyor.
Hediyenin kendisinin çok fazla bir mahiyeti yok aslında.
Önemli olan düşünülmüş olması.
Sizi düşünen birileri ile beraber olmak sanırım insan oğluna verilen en büyük nimetlerden birisi.
Dostlar da bu nimetlerin çıkmasına vesile olan en güzel aracılar.

Dün gene güzel bir dosttan ufak ama çok tatlı hem de en sevdiğim türünden bir hediye aldım.
inanılmaz mutlu etti beni ya!

dünkü neşem ve mutluluğum ve ağız tadım bütün günümün güzel geçmesine yarayacak kadar güzeldi desem kafidir herhalde.

Yahya taa Alamanyalardan iki adet Lindt ile çıkıp gelmiş, Saolsun. Ne kadar makbule geçti bir bilsen
zaten kendisine karşı mahcuptum, bana en kıymetli değeri olan vaktini feda ederek tam 3 gün benim işlerim için uğraşmıştı. [İnşallah o işte bu ay sonunda hayırlısıyla neticelenir de seninle bol bol pratik yapma imkanımızı geliştiririz diye içimden de nasıl niyaz ediyorum bilemezsin.] Yahya kardeşime bu yapmış olduğu hayır ve hasenata karşı bir bir mukabelede bulunmaya çalışmıştım. Biraz el emeği, göz nuru, biraz acemice ufak bir şey yapmaya çalışmıştım. Gerçi Yahyadan çok yenge hanım istifade etmişti ama evlilik hayatında herhal böyle olur şeyler olacakmış diyorlardı zaten tecrübeli büyüklerimiz...  Lakin Yahya zaten 1-1 giden fakat deplasmanda atılan gol daha değerlidir prensibince avantajlı konumda iken üstüne uzatmalarda attığı bu enfes gol ile de 2-1 öne geçmiş oldu.
Çıkmadık candan ümit kesilmez ve hayırda yarışınız prensiplerince hala eşitlik umudumu son anlara kadar taşımaya gayret ediyorum; birde Ali abimiz 1 ay önceki siparişlerimi tam zamanında getirirse bir kontra ile sonuca ulaşabilmenin hayalini yaşamıyor değilim de...
Neyse hayatın her anı süprizlere gebedir.

Şimdilik ben dost hediyesi enfes çikolatalar ile çok güzel tatlar alıyorum, darısı sizinde Yahya gibi dostlar edinenlere diyelim.
Not: fazla bir şey kalmadı, anca bu kadar bunu da bekleteceğim, ki bir başka dosta da nasip olsun, bakalım kim olacak o nasipli kimse.

Ağzımda hala bir az önce bitirdiğim çikolatanın tadı dururken değerli kardeşime bir kez daha teşekkür ediyorum, çıkmış olduğun çilelili, zor, kaprisli, sabır isteyen bu yolu Allah inşallah tamamına erdirsin diyorum. İnşallah düğün gününde de beraber olup mutluluğunu paylaşmayı isterim inşallah.
viel glück.

15 Şubat 2015 Pazar

Necib Mahfuz Hırsız ve Köpekler takdim özet ve değerlendirme yazısı


Necib Mahfuz Hırsız ve Köpekler takdim özet ve değerlendirme yazısı

Necip Mahfuz'un 1952 Mısır darbesinden sonra kaleme aldığı ilk romanıdır. Devrim sonrası Mısır'daki sosyal durumu anlatmaktadır. Eski bir hırsız olan Said Mehran üzerinden bir devrin tahlili yapılmıştır.

Said Mehran güç sahibi bir konumunda iken en yakınında ki adamı tarafından ihanete uğramış, karısı, malları ve çocuğu dahil sahip olduğu her şey elinden alınmış ve hapse girmiştir.

Hapisten çıktıktan sonra hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağı ve düzeltilemeyeceğini görür ve büyük bir ikilim de çaresizce kalır.
Bu ikilemi aşmak için kendince bulduğu çözüm önerileri ise hayatın akışını bambaşka yönlere çevirir ve hırsızlığın üstesine bir de katil kisvesini giymek zorunda kalır.
Artık gerisinde üç ceset yatmaktadır.

Çırpındıkça battığı bir eşikten içeri süzülmüştür bir kere...
Kader ağlarını acımasız örüyor gibi görülmekte ise de adaletin tecellisini oluşturmaktadır.

14 Şubat 2015 Cumartesi

Baudelaire Paris Sıkıntısı kitap takdim özet ve değerlendirme yazısı


Baudelaire'ı Elem/Kötülük Çiçekleri adlı bohem dünyasının baş yapıtlarından biri olan şiirlerinden tanıyorum.
Nesir ile ilk karşılaşmamız oldu. Gerçi bu eserine de düzyazı şiiri denmiş ama olsun. Eser buram Baudelaire kokuyor.
Nefrete, ihtirasa, yalnızlığa, git-geller, kararsızlıklar sevgi ve ölümsüzlüğe dair kısa bir günce gibi.
Oturmuş her şey hakkında kendinden bir şeyler üretmiş bir tarzda geliyor ama üslubu sevdiriyor.

13 Şubat 2015 Cuma

Vasily Viladmiroviç Bartold Orta Asya kitap tanıtım inceleme


Not: Bu çalışma Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Günümüz Türk Dünyası Çalışmaları Dersi için hazırlanmış olan bir Kitap tanıtım ödevidir.
Orta Asya – V.V. Bartold
( Günümüz Türk Dünyası Kitap İnceleme Ders Ödevi)
Konya  2014

V.V. Bartold, Orta Asya, Selenge Yayınları, İstanbul, 2010, 504 sayfa. Kaynakça, Dizin.
Yazar eserinde Türkistan diye adlandırdığımız coğrafya üzerinde 18.yy ve 19.yy da hüküm sürmüş Türk/Özbek Hanlıklarının son devirlerini işlemiştir. Orta Asya ya da Türkistan sadece Türk milletinin ana yurdu olmasının ötesinde dünyamız ve medeniyet tarihi açısından özellikle 9Yy’dan başlayarak 16Yy’a kadar büyük önem arz etmiş bir coğrafyadır. Bölgede yaşayan halkların ve özellikle Türklerin dünya mirasına yapmış oldukları katkının ilk başlangıcını oluşturmaktadır. Türk halklarının yerel siyaset sahnesinden başlayıp küresel ölçekte söz sahibi oldukları çağlardan müellif V.V.Bartold’un yaşamış olduğu 20Yy’ın ilk yıllarına kadar bölgenin daha önce hiç yapılmamış olan tarihsel gelişim kurallarını göz önünde tutarak, kıyaslama metodunun yardımıyla gözden geçirilmiştir. Ayrıca bu yeni bilimsel usulle yazıldığı için modern bilim dünyasındaki ilk Orta Asya incelemesi eseri olması dolayısıyla büyük önem arz etmektedir. Bartold’un ömrünü harcayarak yaptığı çalışmaların, incelediği ana kaynakların ve bizzat coğrafyayı dolaşarak ve gözlemleyerek elde ettiği tüm verilerin derlenmesinin yanında kıyaslama ile de değerlendirmeden geçirerek ortaya koymuş olduğu önemli bir kaynaktır.

Bartold ve Zamanı adlı bölüm (s.1-18) alanında ilk olması hasebiyle büyük önem arz eden eserde Bartold’un kendi bireysel düşüncesiyle ya da dönemsel itibariyle sahip olduğu önyargılar nedeniyle görmezden geldiği yahut tam anlamıyla inceleme yapmadan fikir beyan ettiği konuların Bartold’dan sonra yapılan çalışmalarla düzeltildiği/güncellendiği bilgisini vermektedir. Eserin çevirmeni Ahsen Batur tarafından kitaba henüz başlamadan aktarılmıştır. Çevirmen tarafından eklenen bu detay okuyucunun konu ile ilgili daha güncel ve doğrusal bilgiler edinmesi istenmiştir.
Birinci Bölüm (s.19-86) “Geçmişin İzleri” adını taşımaktadır. Türkistan’ın coğrafi olarak değerlendirilmesinin yanı sıra bölgede ulaşılabilmiş en eski kayıtlardan, bir değerlendirme perspektifi çıkartılmak istenmiştir. Makedonyalı İskender öncesi bulunan kaynakların düzensizliği nedeniyle çok derli toplu bilgilendirme olmasa da İskender’in bölgedeki fütuhat hareketi ve onunla beraber gelip yerleşmiş bakiyelerinin bölgede neden oldukları siyasi ve kültürel değişikliğe kadar pek çok ayrıntıya yer verilmiştir. Aynı zamanda bölgenin Türk yurdu olmadan önceki yerel halklarından da bahsedilmiştir. Göçebe Türklerin bölgedeki hâkimiyeti İrani unsurlardan ele serencamı ile Hıristiyanlığın bölgedeki durumu da ayrı bir bölüm halinde incelenmiştir.

İkinci Bölüm (s.87-145) “Yedisi Tarihinden Yansımalar” adlı bölümdür. Bu kısımda Türkistan coğrafyasındaki tüm siyasi ve etnik yapı daha geniş kavramda tahlil edilmiştir. Bölgedeki halklardan “Usunlar, Karluklar, Türkler, Karahanlılar, Kara-Kitaylar, Mogulistan ve Kalmıklar” alt başlıkları altında incelenmiştir. Bu halkların yaşadığı yerlerden ve tarih sahnesine çıktıkları andan başlayarak, etkilerini ne zamana kadar sürdürdükleri ve neler yaptıkları anlatılmıştır. Bölgedeki bu unsurlara ulaşmak için tarihsel birikimi ve yazılı kaynaklara sahip beklide tek unsur olan Çin Medeniyetinin Orta Asya için neden önemli olduğuna da her bölümde ayrı ayrı değinilmiştir.

Üçüncü Bölüm (s.145-372) “Orta Asya Tarihinden Yansımalar” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde ise Timuriler, Şeybaniler, Tacikler, Kırgızlar ve Türkmenler ile Gardizi’nin eseri olan Zeyn’ül Ahbar ile Moğolların hâkimiyetine aldıkları Müslüman unsurlara verdikleri isim olan “Sartlar” hakkındaki bilgileri içermektedir.

8 Şubat 2015 Pazar

İbrahim M. Abu Rabi Modernlik ve Çağdaş İslam Düşüncesi takdim özet ve değerlendirme yazısı

İbrahim M. Abu Rabi Modernlik ve Çağdaş İslam Düşüncesi takdim özet ve değerlendirme yazısı

İbrahim M. Abu Rabi eserini İslam Dünyasının en büyük fikri sorunlarından biri olan düşünce dünyasının 19. yüzyıl ile  21. yüzyıl arasında nasıl bir süreç işlediğine yönelik oluşturmuştur.

XIX. yüzyılda ki maddi sömürü hareketinin XX. yüzyılda kültürel ve zihinsel bir hegemonyaya dönüşmesi işlenmiştir. Bu değerlendirme işlevini yaparken öncelikle çıkan fikri akımları tartmış, ardılında Batı'dan İslam düşünce dünyasına yönelik yazılmış eserleri bir kritiğe tabi tutuyor.
Bu kritize etme esnasında "Küreselleşme, Post-Modernizm, Sekülerleşme, İslam Dünyasındaki İhya Hareketleri, Müslüman-Hristiyan ilişkileri ve İslam Dünyasının 1990'lı yıllarda ki durumuna dair düşüncelerden bahsedilmiştir."

7 Şubat 2015 Cumartesi

Akademİst Geleneksel Dördüncü arabaşı programı

Akademİst dördüncü arabaşı programı
İstanbul'da okuyan Konyalı üniversiteli öğrencilerin oluşturduğu Akademİst topluluğu geleneksel hale getirdiği "ara tatil Konya Arabaşı" programının dördüncüsünü gerçekleştirdi.

Konya Büyükşehir Belediyesinin sponsorluğunda ve Enderun Vakfının ev sahipliğinde Enderun Vafkı Öğrenci yurdunda gerçekleşen programa İstanbul'un dışında Ankara Akademİst üyeleri ve Konya'da okuyan Üniversite öğrencileri de katıldılar.
Program tanışma ve kaynaşma faslının ardından Konya Merkez İmam-Hatip Lisesi Öğretmenlerinden Sinan Cırık Hocanın selamlama konuşması ile başladı.
.Arkasına gelen "Arabaşı" ile midelerimiz bayram ettikten sonra; 
kapanış konuşması için Mehir Vakfı Başkanı Mustafa Özdemir Bey'in çay eşliğinde bir saate yakın süren tecrübe paylaşımı ile devam etti. 
Tatlı ikramı ve arkadaşların bir daha ki programda buluşma yönündeki dilek ve temennileri ile sona erdi.

"Program için bize ellerinden gelen her türlü kolaylığı gösteren Konya Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetleri Dairesi Başkanı Mehmet Atilla Şirin ve Enderun Vakfı Öğrenci Yurdu Müdürü Abdurrahim Arslan beylere tekrardan en içten duygularla bir kez daha teşekkür ediyoruz."

Bloggerlar Buluşuyor

Bloggerlar Buluşuyor

Bilmiyorum siz nasıl düşünüyorsunuz. Çoğu kişi insanlardan uzak durmak ister.
 Ya da insanlardan uzak olmanın huzur kaynağı olduğunu düşünür. 
İtiraf ediyorum bazen benim de öyle düşündüğüm zamanlar oluyor. 
Ama çoğunlukla yeni insanlar, farklı yüzler, sesler, bakışlar... tanımak çok hoşuma gidiyor.
 Bu nedenle yeni insanları hayatıma katabildiğim en iyi alanlardan birisi blog.

Konumuza dönecek olursak; Aslı ve İlknur gizli gizli buluşup kahve içiyorlarmış.. 
(Ne kadar ayıp) Buna neden biz de dahil olmuyoruz deyince de ortaya
 "Blogger Buluşması" çıktı. 

15 Şubat Pazar ya da 21-22 Şubat Cumartesi - Pazar 
Kadıköy, Beşiktaş, Eminönü gibi herkesin ulaşımının kolay olacağı
 bir yerde buluşalım diyoruz.
Bu arada sevgili 'Gizemli' Blogger lar da davetlidir.

Blog diğer sosyal alanlardan çok çok farklı. 
Ortak özelliklerin bir arada olduğu kişilerle buluştuğumuz mekan gibi. 
En azından hepimiz paylaşmayı ve yazmayı seviyoruz. 

blogcanlarla tanışmak, kahve, çay içip aramızda olmayan bloggerların 
dedikodusunu yapmak isterim diyen herkes davetli.


 Katılmak isteyen Ali'nin bloguna uğrasın. Ben geliyorum desin. Ali'nin blogu için TIK!

6 Şubat 2015 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığı Harput Eğitim Merkezi

Diyanet İşleri Başkanlığı Harput Eğitim Merkezi Müdürlüğü

Bu sefer ki fotoğraflarımız Diyanet İşleri Başkanlığı Elazığ ilinde bulunan Harput Eğitim Merkezine aittir.
Harput gezim esnasında bir kaç kare almıştım.
merkezden bahsedelim birazda:
1982 yılında Diyanet İşleri Başkanlarından Tayyar Altıkulaç tarafından açılan bu merkezde 100 kişi yatılı olarak eğitim görebilmekte imiş ayrıca
bugüne kadar 16.000'den fazla kursiyer burada eğitim almışlar.
Tefsir, Hadis, Siyer, Kıraat dini ilimler, İmamlık ve Müezzinlik giriş eğitimleri vb gibi yaklaşık 25 farklı ders verilebiliyormuş.
Merkezde 9 adet eğitimci ve yaklaşık 20 civarında görevli çalışanı bulunmaktadır.

İletişim bilgileri
Harput Mh. Nizamettin cad. No: 25 Pk: 23140 Harput/ Elazığ
0424 215 12 03 

Nasıl giderim
Kursa ulaşmak için Elazığ merkezde bulunan İzzetpaşa Camiini geçtikten sonraki ikinci sokaktan dönüyorsunuz 150 metre kadar gittikten sonra dolmuş duraklarına geleceksiniz. Orada Harput dolmuşlarına binebilirsiniz.
Elazığ-Harput arası yaklaşık 15 dk sürmektedir.
dolmuş ücretleri Ocak 2015 fiyatı 1,5 TL'dir.
Harput merkezde indikten sonra Ulu Camii'nin hemen arka tarafında kalan Eğitim merkezine 3-4 dakikalık yürüyüş ile ulaşılabilir.

Not: fotoğraflar 18.01.2015 tarihine aittir.


5 Şubat 2015 Perşembe

Ocak 2015 Okunan Kitaplar



Bu aydan itibaren her ay düzenli bir şekilde ay içerisinde okuduğum kitapları ve değerlendirmelerimi paylaşacağım. Umarım Kitap okumayı sevenler ve tıpkı benim gibi başkalarının kitaplarda neler bulduklarını merak edenler için faydalı bir yayın olmuş olur.  2015 Ocak ayında 8 kitap okuya bilmişim. Okunan kitaplar hakkında fırsat buldukça yazdığım değerlendirmeler(kitap üzerlerinde link verilmiştir) ve tavsiye puanları aşağıdadır.

1- Kişilik Kuramları - Banu Yazgan İnanç 10/6



8 -  Osmanlı Tarihini Yeniden yazmak: Gerileme Peradigmasının Sonu 10/9

3 Şubat 2015 Salı

Corci Zeydan - İslam Uygarlıkları Tarihi I Kitap tanıtım inceleme




T.C.
Necmettin Erbakan Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tarih Yüksek Lisan

İslam Uygarlıkları Tarihi I - Corci Zeydan
(İslam Tarihi ve Uygarlığı I Dersi Kitap Tanıtım Ders Ödevi)  

Corci Zeydan, İslam Uygarlıkları Tarihi I, çev: Necdet Gök, İletişim Yayınları, İstanbul, 2004, 758 sayfa. Yazar Önsöz, Çevirmen Önsöz, Dizin.
Dünya Tarihi içerisinde İslam Tarihinin önemi büyüktür. İslam kendinden önceki medeniyeti, kendisi ile birleştirmiş ve eski uygarlık tarihine son vererek dünya tarihinde yeni bir medeniyetin nüvesini atmıştır. Orijinal adı Tarihu’t Temeddün’l-İslami (1-5, Kahire 1902-1906) olan bu eseri kaleme alan Corci Zeydan’da bu büyük İslam Medeniyet tarihinin daha önce yazılmadığını görerek bu ihtiyacı gidermek için beş ciltlik bir külliyat meydana getirmiştir.  Coci Zeydan’a göre bir milletin tarihi yalnızca savaş ve fetihlerden ibaret olmayıp gerçek manada tüm uygarlık geçmişinin de bir araya getirilmesiyle oluşacağını düşünmektedir. Kendisi de bu amaçla yola çıkmış ilk İslam tarihçilerinin kitaplarından başlayarak edebiyat alanında, coğrafya alanında olsun, hadis ve tefsir eserleri veyahut siyaset ve idare ile ilgili olmak üzere pek çok konuda otorite olan geniş bir kaynağı kullanmıştır. İslam tarihinin bu orijinal kaynaklarının dışında Batı’da da İslam dünyası ile ilgili yazılmış onlarca eserden de faydalanmıştır. Kısaca derleyecek olursak C. Zeydan bu beş ciltlik külliyatını meydana getirirken Arapça ve Farsça orijinal kaynaklar başta olmak üzere çeşitli dillerde yazılmış yüzden fazla kaynağı kullandığını belirtmiştir.
İslam Medeniyet Tarihi hakkında ilk kapsamlı derleme olan bu eser Necdet Gök Hoca tarafından “İslam Uygarlıkları Tarihi” adıyla iki cilt olarak 2004 yılında gözden geçirilerek ve değişen bilgiler ışığında güncellenerek Türkçemize kazandırılmıştır. Necdet Gök Hoca’nın bu eserde en çok dikkat çektiği husus da, C. Zeydan’ın İslam Tarihi’ni savaş ve fetihlerin yanında kültürel ve uygarlık geçmişini bir arada harmanlayarak ve de bilimsel tekniklerle yorumlamayı başarmasıdır. Bu sayede olayların direkt aktarımından ziyade sebep ve sonuç ilişkisini mukayese ederek daha orijinal bir değerlendirme imkânı bulmuştur.
Eserin ilk bölümü (s.35-54) “İslam Öncesi Araplar ve Arap Yarımadası” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Arapların geçmiş tarihine kısaca bir göz atılmıştır. İlk verilen bilgiler, Arapların soylarının dayanağına dairdir. Arkasından İslam öncesi dönemde Arap yarımadasının sosyal, idari ve kültürel hayatına dairdir. Arabistan’da öne çıkan olaylar ve Kâbe-i Muazzama’nın bu bölgede ki etkisi de değinilen konulardandır.
İkinci bölüm (s.57-94) “Hz. Muhammed(s.a.v.) (571-632) ve İslam’ın Doğuşu”dur. Bu kısımda Hz Peygamber’in doğumu hayatı ve Nübüvvet mücadelesi anlatılmıştır. Hz Peygamber’in İslamiyet’i yayışı ve Mekke’den Medine’ye Hicreti, İslam Devleti’nin kurulması ve Mekkeli müşrikler ile mücadelesi ve son olarak Arap Yarımadasının tamamen fethi ve İslam’la tanışma süreci özet halinde verilmiştir.
Üçüncü bölüm (s.95-148) “Raşid Halifeler ve Sonrası” adını taşıyan bölümdür. Burada Hz Peygamber(s.a.v.)’in vefatından sonra Müslümanların ilk halife seçimi, Hz Ebubekir, Hz Ömer, Hz Osman ve Hz Ali’nin halifelik dönemleri ve İslam Devleti’nin siyasi ve içtimai olayları işlenmiştir. İlk İslam fetihleri, İslamiyet’in Arap Yarımadasının dışına çıkarak yayılması, Bizans ve Sasaniler ile savaşlar ve İran’ın fethedilerek Sasani İmparatorluğunun yıkılış süreci anlatılmıştır. Hz Ali döneminde başlayan Hz Muaviye ile siyasi iktidar mücadelesi ve Ümeyye oğullarının iktidarı ele geçirerek Emevi Devletini kurmalarından bahsedilmiştir. Emevilerin iktidara gelmelerinden sonra bir kez daha hızlanan İslam fetihleri sonucu İslam Devleti’nin ulaştığı geniş sınırlar ve diğer milletlerin de İslamiyet ile tanışmalarından söz edilmiştir. Abbas oğullarının 747 yılında başlattığı isyan sonucunda Emevilerin yıkılarak Abbasi Devletinin kurulması ve İslam dünyasının ulaştığı bu geniş sınırlar içerisinde yeni devletlerinde kurulmasına değinilmiştir. Bu yeni kurulan devletler bahsine örnek olarak Endülüs Emevi ve Mısır Fatimi Devletlerinden de kısaca bahsedilmiştir.
Dördüncü bölüm (s.149-210) “İslam Devletlerinde Yönetim” ismindedir. Bu bölümde fetihler sonucu oluşan İslam devletinin yapısı incelenmiştir. İslamiyet’in hüküm sürdüğü yerler ve bu bölgelerinin idari mekanizmalarından bahsedilmiştir. Halifelik kavramı üzerinde durulmuş ve Halifeliğin misyonuna da değinilmiştir. Ardından bir devletin merkezi dışında ki yerlerde idari mekanizmanın en üst konumun da bulunan Valiler ile Abbasilerin iktidarında ortaya çıkan diğer yarı bağımsız devletlerin siyasi yapısından söz edilmiştir.
Beşinci bölüm (s.211-174) “Askeri Teşkilat”a ayrılmıştır. Bu kısımda yazar İslam öncesi genel bir askerlik ve savaş taktikleri hakkında bilgi verdikten sonra İslam öncesi Arapların savaş yapılarından bahsetmiştir. Ardılında Hz Peygamber’den Hz Ömer’e kadar olan dönemdeki askerlik durumunun ahvali anlatılmıştır. Hz Ömer zamanından itibaren kurulan ilk düzenli ve daimi askerler ve buna bağlı gelişen askeri idare yapısının kurulumu ve gelişmesine değinilmiştir. Sonrasında “cihad” kavramı ve İslam fetihleri arasındaki ilişkiden söz edildikten sonra donanma üzerine bilgiler verilmiştir. İslam devletinde Donanma’nın ortaya çıkışı ve bu minvalde dünya da ki o dönem deniz teknolojisi ile İslam devletinin denizlerde ki durumu aktarılmıştır.