Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu
bir dosttan kitap tavsiyeleri. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir dosttan kitap tavsiyeleri. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2017 Perşembe

Celal Fedai Prensesleri Geri Çağırın kitap takdim özet ve değerlendirme

Celal Fedai Prensesleri Geri Çağırın kitap takdim özet ve değerlendirme

Celal Fedai, Prensesleri Geri Çağırın, Ankara, Hece Yayınları, Ocak 2013. 80 sayfa.

İlk olarak imtiyaz sahibi ile tanışmıştım yazar ile.
Ardına 2017 Ramazan bayramında "Parmak ile boyanmış" eşlik ediyordu, şiir yolculuğumuza.
Her ikisinden de memnun kalmış olmalıyız ki, bir üçüncü kitap daha ekleniveriyordu peşi sıra
"Prensesleri geri çağırın"

Diğer iki kitaba göre daha sert ve toplumsal kaygıya yönelik tasvir ve betimlemeler ile dolu.
Önceki eserlerinde olduğu gibi burada insanın iç benliğine dair şair haykırışlarını sıklıkla göremiyoruz.
Daha çok bizlere dair seslerin manası var.

4 Temmuz 2017 Salı

Celal Fedai Parmak ile boyanmış kitap takdim özet ve değerlendirme


Celal Fedai Parmak ile boyanmış kitap takdim özet ve değerlendirme

Celal Fedai, Parmak ile Boyanmış, Ankara, Hece Yayınları, Aralık 2005. 63 sayfa.


"İmtiyaz Sahibi"nin tadını alanlar için bir tık geriden ama aynı yolun taşlarını adımlayan sesleri duyduğunuzu hissedeceğiniz bir kitap.

Öznemiz, kendimize dair havadisler ile dolu...

Benliğimizin dışa haykırılışına şair gücü ile sesleniş!..
Ve sözü zirveye çıkartacan bolca soyut imgeler ile bezenmiş bir seda.

Şairin dediği gibi
"siz istediniz diye değil, siz istersiniz diyedir; her eylediğim efendim"

23 Ekim 2016 Pazar

İsmail Küçükkılınç Jön Türklük ve Kemalizm Kıskacında İttihatçılık kitap takdim özet ve değerlendirme


İsmail Küçükkılınç Jön Türklük ve Kemalizm Kıskacında İttihatçılık kitap takdim özet ve değerlendirme


İttihatçılık bizim ülkede çok çetrefilli bir konu.
Gerçeklerden çok algılar ve algılanmak istenenlerin tarihi belirlediği bozuk alanlardan birisi.
Hem muhafazakar-sağ camianın hem de liberal ve kemalist, sol kesimlerin de günah keçisi ilan ettikleri bir vakıa ile karşı karşıyayız.
İttihatçılar olmasa bu ülke bu günlere gelmezdi den,
İmparatorluğun yıkılmasının müsebbibi olarak anılan büyük iftiraların
hedefi olmuş ilginç bir durum.
anlaşılması gerçekten güç bir durum. 

Kitap içeriği

Yazar İsmail Kılıç ise yukarıdaki girişte biraz değindiğim İttihatçı denince akla gelen olumsuzlukların bir çoğunu ele alarak aslında gerçek olan nedir diye zor bir işi üzerine almış.
Kendisi de bir zamanlar İttihat ve Terakki denildiğinde ağız dolusu sövgü ve İttihatçılık=Abdülhamid karşıtlığı ile neşvü nema bulan Muhafazakar camianın içerisinde yetişmiş.
Fakat Zaman en büyük müfessirdir; ölçüsü ile biraz olayların perde arkasına bakınca
işlerin olandan çok daha farklı olduğunu düşünen kesimden olmuş.

Şahsi yorumum eser içeriği ve yazarın fikirleri bana oldukça tatminkar ve mantık çerçevesinde makul geldiler.

İttihat ve terakkiye isnat edilenler!..

TC ittihatçılığı tasfiye ederek neyi kaybetti?

Liberal ve Sol kesim ile Muhafazakar Çevrelerin İttihatçı algısı

Yazarın sormuş olduğu, İttihatçılık nedir ve kimlerden oluşmuştur sorusuna cevabı?..

14 Eylül 2016 Çarşamba

Bir Osmanlı Askerinin Sıradışı Anıları Temeşvarlı Osman Ağa 1688-1700 kitap takdim özet ve değerlendirme




Bir Osmanlı Askerinin Sıradışı Anıları Temeşvarlı Osman Ağa 1688-1700 kitap takdim özet ve değerlendirme 

Bir Osmanlı Askerinin Sıradışı Anıları Temeşvarlı Osman Ağa 1688-1700, günümüz türkçesi Orhan Sakin, İstanbul, Ekim Yayıncılık, 2007

Bayram sabahı, gelen gidenin eksik olmadığı zamanda ara boşluklarda okunabilecek hangi kitap iyi gider derken kütüphane rafımdan seçtiğim ilk bakışta akıcı olduğu belli olan bir hatıra kitabıydı.Ve de yanılmamışım. Bir kaç sefer duraksama yapsam da hem tek günde bitecek hem de okumaktan sıkılmadığınız gibi ilginç şeylerle de karşılaşarak sizi daha da memnun eden bir eser konumundaydı.

17. ve 18. yüzyıl bir zamanlar bizim olan Rumeli topraklarında geçen bir Osmanlı Kale zabitlerinden (odabaşı) Osman ağanın yaklaşık 12 yıllık Nemçelilere(avusturya) esir düşmesinin hikayesi.

Osman ağa esaretten sonra bu yaşadıklarını kaleme dökmüş ve yayınlamış (1724), 19. yüzyılda orjinal nüsha ingiltereye, British Museum'a götürülmüş ve kısa bir süre sonrada almanca olarak yayınlanmış. 1963 yılında almanca nüshasından Fahir İz tercüme etmiş, orijinal nüshayı ise Harun Tolsa tetkik ve transkripsiyon ederek yeniden yayınlamışlar. Elimdeki bu baskının editörü olan Orhan saki ise biraz daha günümüz Türkçesine sadeleştirerek çevirmiş ve 2007 yılında meraklı okurların hizmetine sunmuştur.

10 Eylül 2016 Cumartesi

Feridun Kandemir Cemal Paşanın Son Günleri kitap takdim özet ve değerlendirme


Feridun Kandemir Cemal Paşanın Son Günleri kitap takdim özet ve değerlendirme

Feridun Kandemir, Cemal Paşa'nın son Günleri, Haz. İbrahim Öztürkçü, İstanbul: Yağmur Yayınları, 2012, 151 Sayfa, 22 fotoğraf.

Ağustos Ayı okumaları kapsamında biraz son dönem Osmanlı ve İttihatçılık serisine eklediğimiz kitaplardandı.

Yazar Feidun Kandemir'in 1934 yılında Yedigün dergisinde yayınladığı (73-85. sayılar)
"Cemal Paşa'nın son günleri" adlı tefrikanın kitaplaştırılmış halidir. Son düzenlemesi İbrahim Öztürkçü tarafından yapılmıştır.


Kitap Cemal Paşanın İstanbul'dan avdetinin ardından Ölümüne kadar ki olan sürede neler yaptığına dair yakın çevresinde yer almış silah arkadaşlarının ve eşinin söylediklerine yer vermektedir.

Mustafa Kemal döneminde yayınlanmış olması hasebiyle, eser içinde Cemal Paşa'nın Enver Paşa'ya karşı olumsuz tutumları çok fazla öne çıkarılmış ve tek sorumlu Enver gibisinden söylemlere başvurulmuştur.
Talat paşa ile ilgili olarak ise çok fazla bir değerlendirme yapılmamıştır.


Cemal Paşa'nın asker kimliği ile yapıp ettiklerine dair yakınlarının değerlendirmeleri ile paşanın kişiliğine dair ilginç bilgilerinde yer aldığı önemli bir kaynak.


5 Eylül 2016 Pazartesi

İrandan gelen Mesnevi Hediyem

İrandan Gelen Mesnevi Hediyem
Sonbahara güzel bir hediye ile giriş yaptık.
Yaz boyu İranda kalan 29mayistan aziz hemşerim Mustafa dönerken Talha abisine bir ufak hediye kapıp gelmiş.

İrandan gelebilecek en güzel iki hediyeden biri olan (diğeri de Hafız'ın Divanı)
Hz Pir'in Mesnevi'sini farsçasıni alıvermiş...

Bizde aldık kabul ettik ve çok da memnun olduk,
Eyvallah Mustafa
Sağolasin
Var olasın.
Allah senden daha çok Hediyeler versin inşallah..😂😋

9 Ağustos 2016 Salı

İsmail Türkoğlu Sibiryalı Meşhur Seyyah Abdürreşid İbrahim kitap takdim özet ve değerlendirme


İsmail Türkoğlu Sibiryalı Meşhur Seyyah Abdürreşid İbrahim kitap takdim özet ve değerlendirme

İsmail Türkoğlu, Sibiryalı Meşhur Seyyah Abdürreşid İbrahim, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1997. 172 sayfa, 12 fotoğraf ve arşiv belgesi

İsmail Türkoğlu Türkiye'de Abdürreşid İbrahim adına yapılmış en derli toplu çalışmayı sunuyor bizlere. 1990'lı yıllarda yapılmış olan bu tez çalışmasıyla, Abdürreşid İbrahim hakkında modern Türk insanının haberdar olması sağlandığı gibi Abdürreşid İbrahim üzerindeki bazı olaylarında sis perdesi kaldırılmaya çalışılmış.

Yazarımız;  Yeryüzünü seyredin ayeti kerimesini kendine rehber edinerek ömrünün büyük çoğunluğunu Türk ve İslam dünyası için faydalı hizmetlerde bulunmak gayesiyle feda eden öncü şahıslar dan birisi diye niteliyor Abdürreşid İbrahim'i.
  

Abdürreşid İbrahim Avustralya ve  Amerika hariç bütün dünya ve İslam coğrafyasında bulunmuş çok nadide bir şahıs.
Bir fikir adamından daha çok eylem adamı olma yönüyle dikkat çekiyor.
Hayatını İslam davasına vakfetmiş mümtaz ve nadide bir kişilik.
Asıl vatanı olan Rusya topraklarında ki mücadelesini tüm dünyaya taşımış bir nefer.
Tüm bu dünyaları gezerken bizim güzel gonyamıza bile uğramış ve burada 4 yıl (Cihanbeyli/Böğrüdelik köyü) yaşamış.

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Mehmet Saray Rus İşgali Devrinde Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki Siyasi Münasebetler kitap tanıtım inceleme



Not: Bu çalışma Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Günümüz Türk Dünyası Çalışmaları Dersi için hazırlanmış olan bir Kitap tanıtım ödevidir.

Rus İşgali Devrinde Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki Siyasi Münasebetler
(1775-1875)
    Mehmet Saray, Rus İşgali Devrinde Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki Siyasi Münasebetler), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1994, 181 sayfa.

       Yazar eserinde Türkistan diye adlandırdığımız coğrafya üzerinde 18.yy ve 19 yy’da hüküm sürmüş Türk/Özbek Hanlıklarının son devirlerini işlemiştir. Çalışma içeriğinde bu bölgede kurulmuş üç hanlık (Buhara, Hive ve Hokand) ve onların münasebetlerinden bahsetmekte ve Türkistan coğrafyasının Rus işgaline nasıl uğradığını ve birer müslüman hanlık olan bu küçük devletlerin, devrin en büyük müslüman gücü olan Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkileri kitabın içeriğini oluşturmaktadır. Rus işgalinin bölgeye yoğunlaştığı ve işgal tamamlanıncaya kadar olan tüm geçmiş diplomatik yazışmalar ışığında aktarılmaya çalışılmıştır. Bunun yanı sıra Osmanlı Devletinin üç hanlık dışında bölgedeki diğer devletler olan İran, Afganistan ve İngiliz Hindistan sömürge yönetimi ile ilişkileride aktarılarak bölgenin o dönemki siyasi yapısı çok yönlü bir şekilde okuyucuya sunulmuştur.
  Önsöz’de yazar bu konuyu neden çalışmak istediğini ve konunun Türk tarihi için neden önemli olduğu üzerinde durmuştur.
  Giriş kısmın(1-18)’da ise 3 konu başlığına ayırarak Türkistan hakkında önce coğrafi ve demografik bilgiler vermiş, ardından bölgenin siyasi durumu hakkında kısa bir malumat verilmiştir. İkinci konu başlığında Rus işgalinin nasıl gerçekleştiği aktarılmıştır. Önsöz’ün son konu başlığında ise Osmanlı Devleti’nin Türkistan Hanlıkları arasındaki münasebetlerinin ne zaman ve nasıl cereyan ettiğini aktarmıştır.
  XVIII. Asrın Son Çeyreğinden XIX. Asrın Son Çeyreğine Kadar Osmanlı Devleti ile Türkistan Hanlıkları Arasındaki Münasebetler (19-142) adlı bölüm eserin tek konu başlığı olup, dört alt başlıkta düzenlenmiştir. Eserde kaynaklar, bibliyografya ve arşivler ile ilgili ayrıntılı açıklamalar olup, son kısımlarında da Osmanlının Türkistan hanlıkları ile yazışmalarında kullanılan mektup örneklerinin kopyalarını ve onların Türkçe transkripsiyonunu da eklemiştir.
  Birinci alt başlık (19-28) “Rusya’nın Osmanlı Devleti Aleyhinde Yayılmasının Osmanlı Türkistan Münasebetlerine Tesiri(1775-1792)” ’ta Osmanlı’nın 18.Yy’ın son çeyreğinde ani değişen bir politika ile Türkistan Hanlıklarıyla kurduğu diplomatik ilişkilerdeki artışın sebebinden bahsedilmektedir. Burada Osmanlı’nın Rusya ile ilişkilerinde gerileme pozisyonuna geçmesinin ardından, Rusya’ya karşı kullanılabilecek askeri bir güç olarak Türkistan Hanlıklarının öne çıkarıldığı anlatılmaktadır. Osmanlı’nın özellikle Kırım’ın kaybedilmesinden sonra, burayı geri almak ve Rusların balkanlara ilerlemelerine engel olmak için Türkistan Hanlıklarının birer askeri müttefik gibi görülmek istendiğinden yazar tarafından değinilmiştir.

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Kitap Ayraç Kolleksiyonum


Kitap Ayraç Kolleksiyonum


Çocukluktan beri kitaplarla hemhalim, bu durum gençliğe adım attığım ilk yıllardan beri kitaplarla olan münasebetim bir başka tutkuyu da beraberinde getiriyordu; Kitap ayraçları.

Uzun bir süre boyunca renk renk, desen desen, şekilli, kareli, ebatı farklı, tasarımı ilginç, köşesi yamuk, yuvarlak, kareli, ebrulu, felsefi sözlü vb derken bir zamanlar elimde 1000'e yakın farklı ayraç biriktirmişliğim vardı. O zamanlar bu ayraçları hiç bir düzene koyma fikri aklıma gelmemiş lastikleyip dolabımda saklamakla geçiriyordum.
Bu akılsızlığımın cezasını ise bir gün Konyadan-İstanbula gittiğim zamanların hemen öncesinde bir taşınma macerası sırasında neredeyse hepsini kaybederek ödeyecektim.
İnanılmaz derecede bana dokunan bir süreç olmuştu, bunun üzerine neredeyse 2-3 yıl hiç bir kitap ayracına ilgi göstermekten vazgeçmiştim.
Bayağı acı olmuştu benim için; 
neredeyse 11-12 yaşlarımdan 20 yaşıma kadar sürede bine yakın çeşitten oluşan bu ayraç koleksiyonumu kaybetmek beni bayağı üzmüştü.
Elhamdülillah geçen seneler içinde eskisi kadar olmasa da yavaş yavaş tekrar gittiğim kitapçılardan birer ikişer tekrar toparlamaya başlamıştım.
Geçen hafta bir baktım ki 200'e yakın farklı ayraç olmuş.
Bu sefer bari kaybetmeyeyim istedim ve üşenmedim oturdum, bayramın ilk akşamı hepsini tek tek fotoğrafladım ve eskiden yapmadığım işi bu sefer yaparak hepsini bir muhafaza altına almaya başladım. Bir dosya içine tek tek yerleştirdim.
Eh fena da olmadı.

Eski göz ağrılarımın yerini tutmasa da şimdilik bir başlangıç diyelim.
Ümit ediyorum bu hızla bir kaç yıla tekrar bin haneli ayraç sahibi olurum.

tüm ayraç severler için gelsin bu güzeller kitap dostları...



25 Haziran 2016 Cumartesi

Ali Akyıldız Ankanın Sonbaharı Osmanlıda İktisadi Modernleşme ve Uluslararası Sermaye takdim özet ve değerlendirme


Ali Akyıldız Ankanın Sonbaharı Osmanlıda İktisadi Modernleşme ve Uluslararası Sermaye
 takdim özet ve değerlendirme

Ali Akyıldız, "Anka'nın Sonbaharı Osmanlıda İktisadi Modernleşme ve Uluslararası Sermaye"  İstanbul, İletişim yayınları, 2005.

Ali akyıldız hocanın 19. yy Osmanlı ekonomi tarihine dair kaleme almış olduğu kapsamlı bir eser.
Kitap Osmanlı iktisadi yapısında meydana gelen iki farklı durumu aktarmakta. birincisi;
Osmanlı ülkesindeki demiryollarının yapımı ve yabancı sermayenin bu esnadaki işlevi ve faaliyetleri ile alakalı oldukça kapsamlı dört örnek sunulmuş. Demiryolları yapılırken yaşananlar, Avrupalı sermayedarların iş ahlakı ve ve tüm bu süreçlerdeki problemler ile Osmanlı bürokrasisinin çağın en gelişmiş teknolojisini devletin hizmetine sunabilmek için gösterdikleri özveri ile bir türlü sözleşme şartlarına uymamakta direnen sermayeyi ülkelerinde tutabilmek için yaptıkları fedakarlıklara değinilmekte. 

17 Haziran 2016 Cuma

Novalis Geceye Övgüler Takdim Özet ve Değerlendirme Yazısı


Novalis Geceye Övgüler Takdim Özet ve Değerlendirme Yazısı

Novalis hakkında çok söz söyleme yetkinliğinde bulunmayacağım. Kısacık ömrüne rağmen yüzyıllara uzanan bir atisi mevcut. Ölümün arkasındaki dirilişi toplumunda yeniden diriltmek için çaba göstermiş büyük bir deha. Hristiyanlığın son dönem önemli kahramanlarından birisi...
İnsanlığın mekanik ve teknik kıskacına henüz girdiği asırda karşı koyuş gerçekleştirenlerden; ol sebep çareyi de insanlığın ulvi duygularında yeniden aramaya girişmiş bir yüce ruhlu şair....

Nişanlısı Sophie von Kühn'ün genç yaşta ölümün ardından kaleme aldığı bu yazılar aslında acının kelama dönüşmüş hali diye tanımlanabilir.

Hermann Hesse'nin Novalis hakkında söylediği bir kaç satırı daha ekleyip ardından sizi direkt metinlerden seçmelerle baş başa bırakacağım.
Deha, yalnızca düşünce tarihine ait değil, fakat aynı zamanda, dahası her şeyden önce, biyolojik bir olgudur. Bu durumun simgesi olan olağandışı yazgılar, kendilerinden sonra yaşayanlar bağlamında hep derin ilgi uyandırmışlardır. Yakın Alman düşünce tarihinde Hölderlin, Novalis ve Nietzsche, bu yazgıların en soylularıdır. Hölderlin ve Nietzsche, yaşam artık kendileri için olanaksızlaştığında, deliğe çekilirken, Novalis ölüme çekilir; ancak bu, kendini dehaya daha çok sık ve zorla benimseten, intihar biçiminde bir ölüm değildir; Novalis, kendini bilerek içinden yakar- bu, büyülü, erken gelen, çiçekler açan ve olağanüstü üretken bir ölümdür; çünkü şairin özellikle bu tuhaf sonu, ölümle olan olumlu, büyülü ve olağandışı ilişkisi, onun en güçlü etkisine de kaynaklık eder. bu etki, düşünce yaşamımızın yüzeyinin bize sezdirebileceğinden çok daha derindir.





3 Haziran 2016 Cuma

Doç Dr Bekir Biçer Hocamızın Alicenaplığı ve Talebeye Kitap Hediye Etme Geleneği 2


Doç Dr Bekir Biçer Hocamızın Alicenaplığı ve Talebeye Kitap Hediye Etme Geleneği 2 

Kitap okuyan talebenin karşısına bereketin nereden çıkacağı belli olmadığı gibi, Kitap aşıklarının da sevgilileriyle nerede karşılaşacağı da biraz da büyük bir sırrın içine gizlenmiş gibi.
Bundan yaklaşık 2 ay önce de buna benzer bir başlık ile çıkmıştık. Tekirdağlı Mütekaid Muallim Hüseyin Çakan Hocayla tanışmamız ve Talebeye Kitap Hediye Etme Geleneği diyerek dergah yayınlarında bize Nurettin topçu hocanın kitaplarını hediye eden Muallim Hüseyin Hocamızdan bahsetmiştik. 
Ol vakitte 29mayıslı dört arkadaşa hocamızın yapmış olduğu alicenaplığı hala hatırladığımda hissederken, bir büyük cömertlikle daha memleketim Konyada karşılaşacağım demek ki nasibimizde yazılı imiş.

Yaklaşık 4-5 ay önce 29 mayıs Felsefenin göz ağrılarından Khayyam, Doç. Dr. Bekir Hocamızın bir kaç videosunu izlemesine, arkasından hocamızın kitaplarından birini kendisine vererek aradaki bağın daha da kuvvetlenmesine vesile olmuştuk. İlerleyen süreçte mesafelere aldırmadan kurulan bu bağlar sayesinde hoca ve öğrencinin arasından bizde çekilmiş olay doğal seyrinde akmıştı. 

Khayyam ile mayısın ikinci haftasında Konya gelişimizde, Bekir Hocamızı da ziyaret edelim istemiş ve hocamızda müspet bir cevap verince Konyada kitap denince akla gelen mekanlardan Çizgi kitabevinde buluşuyorduk.



Ufak bir nükte ve arkasından gelen gündeme ve aktüele dair değerlendirmelerle yaklaşık 1 saatin üzerinde çok hoş ve istifadeli bir sohbetin içinde buluyorduk kendimizi.
Neler konuşmuyorduk ki, eğitim, üniversiteler,
akademik hayat, ermeni meselesi, kürtler, türkler, araplar, ortadoğu, diktatörler, azerbaycan, istanbul, konya ve yaşam, konyamızın yemek kültürü ve goca gonyalılar, ve geleceğe dair planlarımız ile dolu dolu ve müstefit olduğumuz bir vakti daha doldurmuş oluyorduk.

Sohbetin sonlarına doğru Bekir hocamızın misafirimizi aç bırakmama uyarısı ile bu sarıp gitmiş sohbete veda edip gitmeye hazırlanıyorken, günün bombası geliveriyordu.
Bekir hocamız, misafirimize;
- bizim felsefe grubumuzu gördün mü bir bak bakalım işinize yarayacak kitaplar olabilir diyor,
ardından bana:
- sende geri durma bak bakalım tarihçi , diyordu.

1 Mayıs 2016 Pazar

Hermann Hesse Klingsor'un Son Yazı Takdim Özet ve Değerlendirme Yazısı


Hermann Hesse Klingsor'un Son Yazı Takdim Özet ve Değerlendirme Yazısı

Hermann Hesse, Klingsorun Son Yazı/Klingsor Letzter Sommer, YKY İstanbul 2014, 

Son okuduğum 3 kitaptan sonuncusu; ilkini gene Hermann Hesse'den Rosshalde ikincisini Novalis'in Geceye övgüler olunca insanın içini ister istemez farklı duygular daha kolay kaplıyor.

Avrupalı insanın birinci ichan harbi sonrasında içine düşmüş olduğu çıkmazı gittiği yol yani ölüm öncesindeki son hatıraları; Klingsor'un son yazı.
Ressam Klingsor üzerinden 20. yy başlarındaki bireyin tanımı yapılıyor. Tasvirler ile bu tanım iyice açılmak istenmiş öyle olunca metin biraz zorluyor insanı, ama verilmek istenen mesaj için dolambaçlı bir yoldan gidilmek istense de amaç hasıl olmuş.

Daha açık bir ifadeyle yazarımıza söz verirsek:
Diyorlar ki; insan bu, ecco homo, son yılların yorgun, hırslı, vahşi, çocuksu ve kurnaz insanı, ölmekte olan ölmek isteyen bir Avrupalı: özlemlerinden düzerek kurtulmuş, her yükten hastalanmış, öleceğini bilerek coşkuyla canlanmış, her gelişmeye hazır, her gerilemeye hazır, baştan aşağı heyecan ve baştan aşağı yorgunluk, morfinmanın zehre bağımlı olduğu gibi kaderine ve acıya bağımlı, yalnızlaşmış, harap olmuş, çok yaşlı, hem Faust hem Karamazon, hayvan ve bilge tam anlamıyla yalın, hırssız, çırılçıplak; ölümden çocuklar gibi korkuyor, bıkkınlık içinde o ölümü ölmeye istekli.

8 Nisan 2016 Cuma

Tekirdağlı Mütekaid Muallim Hüseyin Çakan Hocayla tanışmamız ve Talebeye Kitap Hediye Etme Geleneği


Tekirdağlı Mütekaid Muallim Hüseyin Çakan Hocayla tanışmamız ve Talebeye Kitap Hediye Etme Geleneği

Mart ayının son salısından bir önceki salısında üniversite yemekhanesinde abdullah rıdvan ile otururken söz bir anda uzun zamandır kitapçılara gitmediğimize gelivermişti. O anda kitap denilince heyecana gelen arkadaşlar olarak bir anda ayaklanıvermiş ve yanımıza Nejat dede ile bahçede denk gelen Yunus emre'yi de alarak karşıya doğru yola koyuluvermiştik. Hedef. Cağaloğlundan başlayıp, Süleymaniye sırtlarına kadar olan güzergahta kitap ve kitapçılar ile bir gün geçirmenin heyecanını bir kez daha hissedebilmekti.
Kim bilir son demlerimizi geçirdiğimiz 29 mayısın günlerinden sonra bir daha bu heyecanı birlikte hissedemiyecektik.
O anda aklımıza ne öğleden sonraki ne de akşamki derslerimiz gelmişti,
demek ki kader bize daha güzel vesile sunmuş olacak ki, her şeyi bırakıp bir anda çıkıvermiş;
ki günün sonunda herkes buna bizzat şahit oluyordu.

Marmararay cağaloğlundan çıktıktan sonra dergah yayınlarının merkezi olan Ana Kitabevi ilk durağımız oluyordu. Hikayemizde işte tam bu anda başlıyordu.
Kitapçıda olmanın güzelliği raflardaki güzelleri seyrederken kendinden geçmenin de ötesindedir artık; okuyanlar bilir, okumayanlar zaten bizi anlayamazlar bile.

İşte tam bu güzellerle buluşmanın telaşesiyle herkes kendi güzelinin peşinde büyülenmiş bir halde dalmış ve birbirine kendi güzellerini överken. Bir muhterem zatın dikkatini çekiyor ve film bu anda başlıyordu işte. Ana kitabevinin arka köşesinde ki masada oturan Simasından güven ve edep akan değerli bir zat bizim konuşmalarımıza önce kulak misafiri oluyor ardından özür dileyip bize yardımcı olmak maksadıyla bir kaç öneride bulunuyordu.

Bu değerli Beyefendinin önerisi hepimizin birden dikkatini çekince; önce bir hoş sohbet ardından tanışma ve hediyeleşmeye kadar gidecek olan muhabbetin kapısı aralanıyordu.
Hüseyin Bey, Nurettin Topçu'nun liseden hocası olduğundan dem vuruyor ve bizlerle ufak bir girizgah yaptıktan sonra sanırsam bizleri sevmiş olsa gerek ki hemen kasada bulunan görevliye dönerek bizleri de işaret ederek 4 tane kitabın kendi hesabına yazmasını söyleyiveriyor. Ve bizlere de okuduğumuz bölümlere göre Nurettin Topçu'dan 
Yunus ve Bendenize edebiyat fakültesi tayfası olarak "Kültür ve Medeniyet"
İlahiyatçı tayfa olan A.Rıdvan ve Nejat Dede'ye ise "İslam İnsan Mevlana ve Tasavvuf" kitapları bahtımıza düşüyordu.