Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2017 Çarşamba

Kocaman Bir Veda Töreni Adam gibi Adam Aykut Kocaman'a veda ederken


Kocaman Bir Veda Töreni Adam gibi Adam Aykut Kocaman'a veda ederken

Bugün günlerden evet Aykut Kocaman.
3 yıl boyunca devam eden güzel günlerin son anındayız.
Konyaspor'a 3 yılda inanılmaz başarılar yaşatan, takımın seviyesini ve çıtasını zirveye doğru çeken, efendiliği ve adamlığı ile Türk futbol'unun efsanelerinden biri olduğunu bizlere yaşayarak şahit olma fırsatını veren adam gibi adamdı.

Elindekinin kıymetini insan kaybederken anlıyor.
Hocamız  ile beraber 3 yıldır endişeden uzak geçen zamanların bu kadar çabucak maziye karıştığını görmek insanı hem endişelendiriyor hem de üzüyordu.
Bizlere üç yıl boyunca lisanı Hali ve adamlığı ile ders veren bir değeri kaybetmek gerçekten acı bir kayıp.
ama şu da bir gerçek ki, bu dünyadaki her fani şey bir gün ayrılığı yaşayacaktır.
Bu ilk tesellimiz oluyordu.

İkinci tesellimiz ise hocamızı omuzlarda uğurlamayı başarmış olmanın gururunu yaşıyorduk

Çok söze gerek yok artık, tıpkı hocamızın da 3 yıl boyunca konuşmak yerine icraat yaptığı gibi.
Burada da diyeceğimiz tek söz var 
Hatıran Yeter Hocam




25 Ekim 2016 Salı

22.10.2016 Herta Berlin Köln Maçı ve Berlin Olympiastadion izlenimleri


22.10.2016 Herta Berlin Köln Maçı ve Berlin Olympiastadion izlenimleri

Bir önceki yaz Kölnde gittiğimiz maç tecrübesinin ardından bu kez futbol heyecanının ardı sıra Berlin'de de bir çılgınlık yapıyor ve yıllarca ekranlardan duyduğumuz
"Nur nach Hause, nur nach Hause, nur nach Hause geh'n wir nicht"
stadyumda dinlemenin peşinden gidiyorduk.
Rakip ise çok tanıdık;
bize en çok rahat gelen şehir olan Köln oluyordu.
Tevafuk
yeni stadt' ımızda eski stadt' ımıza karşı çıkıyorduk.
Ama bizler mazimizi asla geride bırakanlardan olmadığımız için
kölnün golü gelinceye kadar gizli köln sevgimizi içimizde saklayacak
ve 90 dakika sürecek bu ilginç ana hep beraber tanıklık etmenin heyacanını bir parça da
olsa kareler eşliğinde aktarmak isteyecektik.






Ostkurve tribününden bir hatıra.


Berlin Olimpiyat Stadyumu. Tam 60.750 biletli "zuschauer" Cumartesi günü futbol keyfi için yerlerini almışlardı.

2 Ekim 2016 Pazar

02.10.2016 Atiker Konyaspor Adanaspor maçı ve galibiyet izlenimlerimiz


02.10.2016 Atiker Konyaspor Adanaspor maçı ve galibiyet izlenimlerimiz

Son dört haftada alınan tek beraberlik ve 2 Uefa yenilgisi ile beraber toplam 3 yenilgi bizleri biraz üzmüştü.
Uefadaki yenilgileri normal karşılasak da Trabzonda hakem kurbanı olmak biraz acı olmuştu.

Bu maç bütün bu sebeplerden ötürü büyük önem taşıyordu.
Fakat çok da iyi oynadığımız söylenemez.
Maç boyu 3. bölgede organize atak sıkıntısı çektik.
Golde zaten bir karambolden geldi.
Mehmet Uslu bizi gene kanser etmekle meşguldü.
Bajic ise bu maçta da 3 pozisyon kaçırarak gene bizlere saç baş yoldurtmaktan geri duramıyordu.
Umuyoruz bu çocuk iyi işler yapacaktır.

Maç üzerine yorum yapmak istemiyorum iyi kötü zor zamanlarda bir galibiyet oldu;
temsilcimizi bu açıdan kutluyor, galibiyetlerin devamını dört gözle bekliyoruz...

Aykut hocanında dediği gibi zamanla daha iyi olacağız, ama önce sabır.



20 Eylül 2016 Salı

18 Eylül 2016 Atiker Konyaspor Gençlerbirliği Maçı


18 Eylül 2016 Atiker Konyaspor Gençlerbirliği Maçı


Çok uzun bir aradan sonra 4 gün içinde takımızın iki resmi maçını hemde evimizde izlemek nasip oluyordu.
Önce Perşembe akşamı Tarihimizdeki ilk Avrupa Maçımız olan Shaktar donetsk maçı ardından Pazar günü Gençlerbirliğini ağırlıyorduk.

Maçla alakalı çok bir şey söylemeyeceğim.
Perşembe günü sahada120 km koşmuş bir takım var iken Pazar günü yorulmasını çok doğal görüyor ve uzun zaman sonra sahada gördüğüm en yorgun konyaspora dair bir eleştiri yapmayı çok gerçekçi bulmuyorum.
Zaten maç da 1-1 berabere bittiği için çok da üzerinde durmayı gerektirmiyordu.
Bu arada toplamda 4. defa Gençlerbirliği maçını tribünde izlemiş oluyorduk.
Böylelikle Gençlerbirliği  maçını en fazla canlı seyrettiğim rakip ünvanını beşiktaştan alıyordu.



20 Ağustos 2016 Cumartesi

Biz ailecek Konyasporluyuz

Biz ailecek Konyasporluyuz

Sizleri bilmem ama biz futbolu seviyoruz;
ve sadece şehrimizin takımıyla seviyoruz.

Biz şehrimizin takımıyla sevinip hüzünleniyoruz.
Şehrimizin takımının sevgisi ve hüznü bize yetiyor!

Destanlar yazmasak da o tribünlerde oturuyor olmak bile bize en büyük destan kadar heyecan veriyor.
İçimizi kıpır kıpır ediyor.

Rüya gibi geçen 2015/16 sezonundan sonra 2016/17 sezonunu ve UEFA heyecanını yaşayacağımız anları sabırsızlıkla bekleyorduk. 
Aykut Hocamızın gülümsemelerini özlemiş,
Koca bir yaz geçmez olmuştu.

Bu satırları yazarken, yeni sezonun ilk haftasında Çaykur rizespor maçına dakikalar kalmışken,
Yeni sezonda da tıpkı diğer sezonlarda olduğu gibi kombinemizi alıp, takımımıza tam destek vermenin gurur ve heyecanı ile;
futbol keyfini sülalece Konyasporlu olarak yaşamayı tercih edenlerdeniz.

En küçüğümüzden en büyüğümüze şehrimizi seviyoruz.
En küçüğümüzden en büyüğümüze Şehrimizin takımını seviyoruz.


Konyalıyız ve Konyasporluyuz.
Biz ailecek hepimiz Konyasporluyuz.

20 Şubat 2016 Cumartesi

19.02.2016 Torku Konyaspor sivasspor Maçı ve galibiyetin güzelliği


19.02.2016 Torku Konyaspor sivasspor Maçı ve galibiyetin güzelliği


6 gün aradan sonra yeniden torku arenadaydık. Cumartesi günkü osmanlıspor beraberliğinin ardından bu haftaki rakip sivasspordu. Bende çok uzun zaman sonra 2 hafta üst üste tribünde konyasporumuzu destekleme fırsatına kavuşuyordum. bu fırsat neredeyse 3-4 yıldır hiç olmamıştı.


Maça ilk 10 dakika geç kalınca Traore'nin 6. dakikada attığı golü kaçırıyor, ama golün sevinci her şeyin ötesine geçiyordu.  Tam gişelere yönelmişken gelen golün sevinci ve stadın dışına taşan gol sesleri de başka bir güzelliği yansıtıyordu.
Yeter ki Konyasporumuz gol atsındı.

http://www.ligtv.com.tr/lig/spor-toto-super-lig/ozet/2015-2016/22/konyaspor-2-1-sivasspor-mac-ozeti

Tribünler gene üzerilerine düşeni yapıyorlar ve yaklaşık 18 bin (17.795) civarında konyasporlu taraftar var güçleriyle takımımıza destek oluyordu...



Maç ilk yarıda konyaspor açısından kısır geçerken sivassporun bir şutu direkte patlıyordu; ama rakibe düzenli atak şansı vermeyen konyaspor sahada daha dingin ve ayağa pas yapıp koşan ekibi oluyordu.

16 Şubat 2016 Salı

13.02.2016 Torku Konyaspor Osmanlıspor Maçı ve Yeniden Torku Arena Tribünlerindeyiz


13.02.2016 Torku Konyaspor Osmanlıspor Maçı ve Yeniden Torku Arenada olmak


Tam tamına 139 gündür Torku Konyasporumuzun tribünlerine uzak düşmüştük; En son 27.09.2015 tarihindeki Mersin İdman yurdu maçında bu tribünün sevincine ortak olabilmiştik. Hasret Osmanlıspor maçınaymış...

Ve yeniden tarafta olmanın çoşkusunu hissedebiliyorduk. 
ooo saldırsana Konyaspor tezahüratı ile giriş yapıyor, temsilcimize oturduğumu yerden her ne kadar ben sesimi çıkarmasam da 15,000 biletli seyirci aynı anda ses veriyordu

Maçın ilk yarısı Konyasporun sıkı savunma anlayışı ve rakibe top oynatmama düşüncesi ile geçiyordu. Tribünlerde olmanın keyfi bu esnada çıkıyordu; yoksa Alimallah Tv karşısında bu futbolu seyretmenin işkencesi hiç çekilmezdi doğrusu.
Osmanlıspor son 2 maçı kazanmış olmanın hırsında olunca mücadele bayağı zorlaşıyordu. Allahtan Aykut hocanın taktiği devreye giriyordu ki, rakip ceza sahamıza girmeden engelleniyordu.
Forvette top saklamamakta mahir Rangelovumuz olmayınca takım son pasları bir türlü çerçeve ile buluşturamıyordu.
Bunun neticesi olarak da ilk yarı 0-0 bitiyordu.



Torku konyaspor osmanlıspor ligtv özeti...

1 Ekim 2015 Perşembe

Hasret bitiyor ve Yeniden Torku Arena Tribünlerdeydik 27.09.2015 Torku Konyaspor Mersin İdman Yurdu Maçı

Hasret bitiyor ve Yeniden Torku Arena Tribünlerdeydik 27.09.2015 Torku Konyaspor Mersin İdman Yurdu Maçı


26 Nisan 2015 tarihinden beri Konyasporumuzun maçına gidemiyorduk. Tam 5 ay olmuş en son b
Akhisarı 2-1 yendiğimiz maçta stadyumdaki yerimizi almış o tarihten bu yana biricik takımımızı biraz da olsa yalnız bırakmış sayılıyorduk.
Maç gününde Kuzey üst tribünündeki yeni yerimize kavuşmanın heyecanı da tetikleyen başka bir unsur oluyordu. 

Maça giderken normalde hiç yapmayacağım bir şeyi yapıyor ve formamı evden giyerek çıkıyordum.
En küçük bilader ve amcaoğlu ibrahim de bana eşlik ediyorlar Konyasporumuzun evinde 1 ay sonra çıkacağı bu maçı kaçırmak istemiyorlardı.
Formayla çıkmış olmanın avantajını henüz daha stadyuma gitmeden görmeye başlıyorduk. Evimizin önünden geçen 53 numaralı otobüsü saniyelerle kaçırınca öğle namazının biraz geçe kalacak olması nedeniyle biraz hüzünleniveriyorduk... Bir sonraki otobüs en az 15 dk ve de maça ucu ucuna yetişmek demek oluyordu. Bu da maçın başlamasına ramak kala aklı maçta kalmış acele yat kalk namazına da beraberinde getirmesi muhtemel bir vakıa olacağı aşikar biçimde duruveriyordu.
Tam o anda hemen yanı başımızda ki kırmızı ışıklarda bekleyen bir başka konyasporlu abiler bizi arabalarına davet ediyor ve maça doğru hızlıca yollanıyorduk.
Artık namazın bereketi mi yoksa futbolun fani kardeşliği mi bilemiyorduk. 

Maç genelde biz konyasporluların alışık olmadığı bir havada başlıyor ve henüz 10. dakikada Abdurrezzak Traore'nin golüyle 1-0 öne geçiyorduk.

Traorenin golü sonrası yaşanan büyük sevinç

Maçın genel gidişatında Konyasporun bariz bir üstünlüğü göze çarpıyordu. Ve takım oyununu sahaya çok güzel bir şekilde yansıtan konyaspor bizlere keyifli bir maç yaşatıyordu ki biz konyaspor seyircisi için çok da alışık olmadığımız bir hadise oluyordu

İlk yarı bariz üstünlükle bitirdiğimiz maçın ikinci yarısında 10 dakika kadar biraz bocalasak da defansımızın Aykut hocadan kazandığı en büyük özelliği olan rakip takımı ceza sahasının hemen önünde kilitleme özelliği sayesinde mersin idman yurdu tehlikeli bir atak yapamadan hücumlarından boş dönüyordu...

7 Ağustos 2015 Cuma

Colonia Cup 2015 Köln de maç keyfi FC Köln Valencia Porto Stoke City ve Bir Konyaspor Taraftarı


Colonia Cup 2015 Köln de maç keyfi 
FC Köln Valencia Porto Stoke City ve Bir Konyaspor Taraftarı

Köln'e (Almanya) geleli henüz bir ayı doldurmuş değilim ama buraya bu kadar çabuk adapte olacağımı hiç tahmin bile edemezdim. Ama resmen bir Köln'lü gibi Kölsch lehçesine kaçan almanca konuşmama, Rhein'e, U-Bahn'lara ve Neumarkt ve Zentral bibliothek ile Zentral Moschee'ye çoktan alışıvermiştim bile.
Almanya gibi futbol beşiği bir ülkeye kadar gelip de stadyumda futbol maçı izlemeden dönmeyi asla düşünmemiştim.


Ama Fırsatın ayağıma kadar geleceğini de tahmin etmemiştim.
Colonia Cup 2015 kapsamında Köln de Valencia Porto ve Stoke City'nin katılımıyla bir turnuvanın gerçekleşeceğini gördüğüm zaman bayağı heyecenlanmıştım.
Bundesliga takımlarından birisinin maçına gidebilir miyim diye merakla kendime sorarken İngiltere, Portekiz ve İspanyadan takımları bile görebilme şansını elde edecektim.
Daha önce Milli takımın Azerbaycan ile yaptığı maçı saymaz isek ülke dışından bir takımın maçını hiç izlememiş biri olarak benim için inanılmaz bir şanstı.

iki gün sürecek turnuva kapsamında toplam 4 maç izleme imkanı sadece 18 € olmasıda bu turnuvaya gitme arzumu kamçılayan etkenlerden biriside oluyordu.


Cumartesi günü denk getiremeyince turnuvanın ilk günü izleyememiş olmanın verdiği can sıkıntısıyla pazar günüde izleme niyetimden vaz geçmiş bir halde kütüphaneye doğru niyeti alarak sırtımda çantam, laptobum, almanca kitaplarımla yola çıkmış iken Kölne geldiğim ilk zamanlarda almanca çekingenliği yaşadığım anlarda nerdeyse elim ayağım gözüm kulağım her şeyim olan bugün de en az bir kardeşi kadar her başımın sıkıştığı anda derdime derman olan taa 29 mayısta başlayıp buralara kadar kaderin sürüklediği bir tanışıklığımız olan Kamil abimin kütüphane gelmekten vaz geçmesiyle
bir fikir kafamda dank ediyor ve neumarkta sadece bir U-Bahn değişikliğiyle maçın başlamasına yarım saat kala bütün fikrimi değiştirip yönümü KÖLN RHEİN ENERGİE Stadına doğru çeviriveriyordum


İnterntten iki günlük biletler 18€ ya satılırken gişelerden tek girişlik biletin 14€ olması beni bayağı bayağı duraklatıveriyordu. 
Sonuçta memleketimde senelik kombine aldığım fiyattan daha yükseğe tek girişlik bir maç için vermek durumunda kalıyordum:):):):)

Lakin Almanya şartlarında 2 maçı izleyecek olmanın cazibesi ve içimdeki lanet olası futbol duygusunun bastırmasıyla, Almanyada her gün neredeyse 1'er paket yediğim çikolata keyfimi 2 hafta boyunca yarım pakete düşürmek gibi büyük bir fedakarlık yaparak maça girmeyi göze alıyordum...

normalde böyle fedakarlıkları herkesler için yapmam futbol bir başka işte:)

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Matematiksel olarak hâlâ şansımız var; hayatım futbol bahadır bozkurt


Matematiksel olarak hâlâ şansımız var; hayatım futbol

Futbolu sevmişimdir, hayatımda hiç bir saçma şeyi bu kadar sevdiğimi de bilmiyorum ve hala da seviyorum. Sanırım futbolun basitliği, sadeliği ve herkes için olması bunda büyük etken. Ayrıca kazanmak ve kaybetmenin çok olağan olduğu bir oyun olmasıda bundan olsa gerek.
Ama modern çağda futbolun işine teknoloji ve sayısal verilerin devreye girmesiyle futbola dari çok fazla yeni şeyler ortaya çıkıyor. bunlardan birisi de istatiksel futbol ile mantaliteyi birleştiren sistem ortaya çıkaran Danimarka Ekibi FC Midtjylland takımına dair Hayatımfutbol sitesinde bahadır bozkurtun kaleme almış olduğu yazıyı da paylaşayım istedim.
Futbolun içerisindeki birçok kişinin ortak kanısı, istatistiklerin tam olarak futbolu etkisi altına alamayacağıdır. Peki ya yanılıyorsak? Bugüne kadar rakamları doğru okumadıysak? İşte Danimarka’nın küçük bir şehrinde bunun için küçük bir laboratuvar kuruldu: FC Midtjylland Rasmus Ankersen’e emanet
Yazar: Bahadır Bozkurt

“Bir kartalın pençelerinden kayan kaplumbağanın kafanıza düşerek ölümünüze neden olması ihtimali 2 milyar 500 milyonda bir.”
Murat Menteş – Dublörün Dileması
Bir antropolog yazar ve bir bahisçi bir gün futbol takımına sahip olsa ne olur? Hiç düşündünüz mü? Hatta o yazarın eski bir futbolcu olduğunu, bahisçinin Oxford’da eğitim almış bir matematikçi olduğunu varsayalım. Futbolcu yazarımız altyapısında oynadığı takımın başkanı olsun, profesyonel matematik dehası bahisçimizin ise kazandığı servetle çocukluk takımını satın aldığını düşleyelim. Hatta bir adım daha öteye geçip onlarla tanışalım; Midtjylland başkanı Rasmus Ankersen (eski futbolcu ve antropolog yazar) ile Brentford FC’nin ve Midtjylland’in sahibi Matthew Benham (bahis uzmanı).
Matthew Benham
Matthew Benham
Ankersen ve Benham ortaklığı
Rasmus Ankersen birçok genç gibi futbola gönül verip Midtjylland takımının altyapısında oynayan, profesyonel olmayı düşleyen genç bir yetenektir. Geçirdiği ağır sakatlıkların ardından bu hayaline son vermek zorunda kalır. Futbola gönülden bağlı olan bu genç adam uzun bir dünya seyahatine çıktıktan sonra tekrar ülkesine döndüğünde futboldan kopamayacağına karar verir. Alt kategorilerde hocalık yapmaya başlayan  Ankersen, kısa sürede Midtjylland’ın U17 takımının yardımcı antrenörü olur. Bu takımda, şimdilerde  West Ham United forması giyen Winston Reid ve Lille forması giyen Simon Kjaer gibi Danimarka’nın önemli gençlerine mental destek vererek, kariyerlerine yön veren isimlerden biridir. Futbolun psikolojik  yönüne önem veren Rasmus Ankersen mental yönden oyuncularını geliştirmek için sayısız kitap okumaya başlar. Okuduklarını insanlarla paylaşmak isteyen Ankersen “DNA of Winner” ( Kazanın DNA’sı) isimli bir kitap yazarak yazarlığa ilk adımı atar.  Kitap, ülkedeki tüm sporcuların dikkatini çekmeyi başarır.  Midtylland’daki görevini bırakan Ankersen, Kopenhag’a taşınır ve burada farklı sporcularla çalışma imkânına erişir. Ankersen  farklı spor disiplinlerinden edindiği deneyimlerle “Leadership DNA” (Liderliğin DNA’sı) ve “The Gold Mine Effect” (Altın Madeni Etkisi) adlı kitapları yazarak spor dünyasına katkılar vermeye devam eder. Özellikle “The Gold Mine Effect” kitabı tüm dünyada dikkat çeken bir fenomen yazar olmasına katkıda bulunur. Kitabını İngilizce yayınlamak adına Londra’da kendine yayınevi aramaya başlar.
Matthew Benham ise futbol tutkusunu matematik dehasıyla birleştiren ünlü bir bahisçidir. Oxford Üniversitesi’nde eğitim gören Yetenekli Bay Benham kazandığı paralarla bahis ve analiz siteleri kurar. Bu sektörde servetini oluşturan İngiliz iş adamı, 2006 senesinde Londra’da çocukken taraftarı olduğu Brentford FC’nin sahibi olur. Takımını 2. Lig’den Championship’e yükselten Benham, global anlamda da bir atılım planlar.  Benham’ın aklında, Afrika’da veya Amerika kıtasındaki akademilere yatırımcı olmak ya da Avrupa kulüplerinden bir tanesine ortak olmak vardır. İngiltere’de futbolculara çalışma izni zor alındığı için bu yolu tercih etmektedir. Amacı bu akademilerde gördüğü ve uygulayacağı sistemin tutması durumunda, Brentford’a bu modeli uygulayarak takımı Premier League’e çıkarmanın yolunu bulmaktır. Benham, Belçika’da takım aradığı sırada Rasmus Ankersen’in kitabı bir İngiliz yayınevi tarafından basılır. Kitabının tanıtımı için Londra’da kalan Ankersen, Benham’la tanışma fırsatı bulur. Ankersen, futboldaki olasılıkları hesaplayarak büyük bir servet edinen Benham’ın teklifi üzerine kendisine  danışmanlık yapmaya başlar. Avrupa’da  yeni bir kulüp almayı hedeflediğini açıklayan Benham’a, Ankersen’in önerdiği ekip ise 1999 yılında kurulan Danimarka’nın küçük ekibi Midtjylland olur. Danimarka’daki çalışma ortamının uygun olacağına karar veren ikiliden Benham 2014/15 sezonu başlamadan takımı satın alır, Ankersen ise başkan olarak takıma atanır.
ankersen 1
Altın madenlerinde arananlar