Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu
yazar ve muharrirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazar ve muharrirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2016 Cuma

Doç Dr Bekir Biçer Hocamızın Alicenaplığı ve Talebeye Kitap Hediye Etme Geleneği 2


Doç Dr Bekir Biçer Hocamızın Alicenaplığı ve Talebeye Kitap Hediye Etme Geleneği 2 

Kitap okuyan talebenin karşısına bereketin nereden çıkacağı belli olmadığı gibi, Kitap aşıklarının da sevgilileriyle nerede karşılaşacağı da biraz da büyük bir sırrın içine gizlenmiş gibi.
Bundan yaklaşık 2 ay önce de buna benzer bir başlık ile çıkmıştık. Tekirdağlı Mütekaid Muallim Hüseyin Çakan Hocayla tanışmamız ve Talebeye Kitap Hediye Etme Geleneği diyerek dergah yayınlarında bize Nurettin topçu hocanın kitaplarını hediye eden Muallim Hüseyin Hocamızdan bahsetmiştik. 
Ol vakitte 29mayıslı dört arkadaşa hocamızın yapmış olduğu alicenaplığı hala hatırladığımda hissederken, bir büyük cömertlikle daha memleketim Konyada karşılaşacağım demek ki nasibimizde yazılı imiş.

Yaklaşık 4-5 ay önce 29 mayıs Felsefenin göz ağrılarından Khayyam, Doç. Dr. Bekir Hocamızın bir kaç videosunu izlemesine, arkasından hocamızın kitaplarından birini kendisine vererek aradaki bağın daha da kuvvetlenmesine vesile olmuştuk. İlerleyen süreçte mesafelere aldırmadan kurulan bu bağlar sayesinde hoca ve öğrencinin arasından bizde çekilmiş olay doğal seyrinde akmıştı. 

Khayyam ile mayısın ikinci haftasında Konya gelişimizde, Bekir Hocamızı da ziyaret edelim istemiş ve hocamızda müspet bir cevap verince Konyada kitap denince akla gelen mekanlardan Çizgi kitabevinde buluşuyorduk.



Ufak bir nükte ve arkasından gelen gündeme ve aktüele dair değerlendirmelerle yaklaşık 1 saatin üzerinde çok hoş ve istifadeli bir sohbetin içinde buluyorduk kendimizi.
Neler konuşmuyorduk ki, eğitim, üniversiteler,
akademik hayat, ermeni meselesi, kürtler, türkler, araplar, ortadoğu, diktatörler, azerbaycan, istanbul, konya ve yaşam, konyamızın yemek kültürü ve goca gonyalılar, ve geleceğe dair planlarımız ile dolu dolu ve müstefit olduğumuz bir vakti daha doldurmuş oluyorduk.

Sohbetin sonlarına doğru Bekir hocamızın misafirimizi aç bırakmama uyarısı ile bu sarıp gitmiş sohbete veda edip gitmeye hazırlanıyorken, günün bombası geliveriyordu.
Bekir hocamız, misafirimize;
- bizim felsefe grubumuzu gördün mü bir bak bakalım işinize yarayacak kitaplar olabilir diyor,
ardından bana:
- sende geri durma bak bakalım tarihçi , diyordu.

8 Nisan 2016 Cuma

Tekirdağlı Mütekaid Muallim Hüseyin Çakan Hocayla tanışmamız ve Talebeye Kitap Hediye Etme Geleneği


Tekirdağlı Mütekaid Muallim Hüseyin Çakan Hocayla tanışmamız ve Talebeye Kitap Hediye Etme Geleneği

Mart ayının son salısından bir önceki salısında üniversite yemekhanesinde abdullah rıdvan ile otururken söz bir anda uzun zamandır kitapçılara gitmediğimize gelivermişti. O anda kitap denilince heyecana gelen arkadaşlar olarak bir anda ayaklanıvermiş ve yanımıza Nejat dede ile bahçede denk gelen Yunus emre'yi de alarak karşıya doğru yola koyuluvermiştik. Hedef. Cağaloğlundan başlayıp, Süleymaniye sırtlarına kadar olan güzergahta kitap ve kitapçılar ile bir gün geçirmenin heyecanını bir kez daha hissedebilmekti.
Kim bilir son demlerimizi geçirdiğimiz 29 mayısın günlerinden sonra bir daha bu heyecanı birlikte hissedemiyecektik.
O anda aklımıza ne öğleden sonraki ne de akşamki derslerimiz gelmişti,
demek ki kader bize daha güzel vesile sunmuş olacak ki, her şeyi bırakıp bir anda çıkıvermiş;
ki günün sonunda herkes buna bizzat şahit oluyordu.

Marmararay cağaloğlundan çıktıktan sonra dergah yayınlarının merkezi olan Ana Kitabevi ilk durağımız oluyordu. Hikayemizde işte tam bu anda başlıyordu.
Kitapçıda olmanın güzelliği raflardaki güzelleri seyrederken kendinden geçmenin de ötesindedir artık; okuyanlar bilir, okumayanlar zaten bizi anlayamazlar bile.

İşte tam bu güzellerle buluşmanın telaşesiyle herkes kendi güzelinin peşinde büyülenmiş bir halde dalmış ve birbirine kendi güzellerini överken. Bir muhterem zatın dikkatini çekiyor ve film bu anda başlıyordu işte. Ana kitabevinin arka köşesinde ki masada oturan Simasından güven ve edep akan değerli bir zat bizim konuşmalarımıza önce kulak misafiri oluyor ardından özür dileyip bize yardımcı olmak maksadıyla bir kaç öneride bulunuyordu.

Bu değerli Beyefendinin önerisi hepimizin birden dikkatini çekince; önce bir hoş sohbet ardından tanışma ve hediyeleşmeye kadar gidecek olan muhabbetin kapısı aralanıyordu.
Hüseyin Bey, Nurettin Topçu'nun liseden hocası olduğundan dem vuruyor ve bizlerle ufak bir girizgah yaptıktan sonra sanırsam bizleri sevmiş olsa gerek ki hemen kasada bulunan görevliye dönerek bizleri de işaret ederek 4 tane kitabın kendi hesabına yazmasını söyleyiveriyor. Ve bizlere de okuduğumuz bölümlere göre Nurettin Topçu'dan 
Yunus ve Bendenize edebiyat fakültesi tayfası olarak "Kültür ve Medeniyet"
İlahiyatçı tayfa olan A.Rıdvan ve Nejat Dede'ye ise "İslam İnsan Mevlana ve Tasavvuf" kitapları bahtımıza düşüyordu.

29Mayıslılar olarak Mehmed Niyazi Özdemir Hocamızı Evinde Ziyaret ettik


29 mayıs üniversitesinde okumanın getirmiş olduğu bereketin en büyük neticesi kardeşlik ve çok güzel dostluklara vesile olmasıdır.
Bu dostlukların neticesinde çok farklı ve güzel işlerden faidelenmemize yol açıyor.
Tıpkı 2016 Nisan'ının ilk salı akşamı Fikir dünyamızın değerli ve mümtaz şahsiyetlerinden Mehmet Niyazi Özdemir Hocamızı evinde ziyaret etmenin onuruna erişmiş olmak gibi.

Edebiyat ve yazın dünyamıza Çanakkale Mahşeri, Yemen Ah Yemen, Plevne, Kanije gibi ecdadımızın gerçek öyküsünü romanlaştırarak atiye birer numune olarak sunduğu gibi Türk Tarih Felsefesi, Türk Devlet Felsefesi, İslam Devlet Felsefesi vb. gibi fikir ve düşünce dünyamıza yön verecek kaynak niteliğinde eserleri de bu milletin evlatlarına sunmuştur.

Bizlerde Hocamızla hem hasbihal etmek hem de tecrübeye canlı tanıklık etmek için müsait bir vakitte evinde ziyaret etmek istemiş ve kabul cevabı geldiği zaman herkesler çok büyük bir heyecan hissettmişti.


Hocamız saolsun selfi isteğimizi bile kırmadı ve bu hoş hatıranın oluşmasını sağladı.

23 Eylül 2014 Salı

Hiç Agatha Christie Okudunuz mu?

Hiç Agatha Christie Okudunuz mu?


Okumadıysanız eğer bu yazı size tam bir tat vermeyebilir, onu uyarmadan geçmeyeyim?

Sanırım Agatha christie ile tanışmam 2004'ün ya sonlarında ya da 2005'in başlarını bulmuştur, ki bu da 10 yıldır büyük bir zevkle okuduğum bir muharrir olduğunu göstermesi açısından yeterli bir süre olsa gerek.

Agatha Christie, edebiyat dünyasının saylı dedektif ve cinayet roman ustalarından biridir. Eserleri sanırım bir 100 yıldır dünyamızda dilden dile dolaşan ve bir kadın yazar için, adı unutulmayacaklar listesinde bir usta; tabi ki de okuma alışkanlığı olanlar için.

Agatha Christie niçin okunur derseniz, cevabım alanında en iyilerden ve her daim öyle kalacak gözüktüğü için derim. Yıllardır okuyorum; en az 20-25 eserini okumuşumdur, hala da evde okunmamış 10-15 eseri, kindlemde ise türkçeye çevrilmiş neredeyse tüm eserleri bulunmakta, hala da okumak istiyorum, okudukça size heyecan veren ve sizi olayın sürükleyiciliğine davet etmekten imtina etmeyen yanı her eserinde mevcut. 
Kafanız her cinayette, olayın esrar perdesine yönelik devamlı en az ikişer başlık olmak üzere hep farklı alternatiflere yönlendirmeyi mecbur kılıyor.
Sizi alternatifli düşünmeye zorlayan bir yazar.
Hep aynı tarz demeyin; "bir cinayet oldu sonra çözüldü" gibi sığınaklara girip bombardıman etmeden önce her cinayetteki ayrıntıların bütün içerisindeki en az iki, çoğu zaman üç'ten az olmayan alternatif yollardan nasıl bir evrilme yaşadığını görmek tam bir zeka işi ve her zaman sıradanlığı aşmasını sağlıyor.

12 Şubat 2012 Pazar

gabriel garcia marquez müslüman mı oldu, muslim 2012

meksika da yayın yapan aguascalientes tv kanalında katıldığı bir programda müslüman olduğunu açıkladığı iddia edilen nobel ödüllü yazar. nette çok fazla bilgi bulamadım ama bulduğum sitedeki adamınyorumlarına bakılırsa hayranlarından büyük tepki aldığı söyleniyormuş.