Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu
kişisel film değerlendirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişisel film değerlendirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2016 Cuma

Ölüm Emri Eye In the Sky film değerlendirme


Ölüm Emri Eye In The Sky film değerlendirme

İngiliz hükumetinin Afrika da bir teröristi yakalamak için  ABD desteğiyle, binlerce km öteden  Predatörler vasıtasıyla yok etme uğraşısını anlatan bir film.
Terörist! tabiki de müslüman!.. 

Filmle alakalı biraz fazla spoilere değineceğim ve
içeriğini değerlendirmeye çalışacağım.
Filmde yeri tespit edilen ve sonradan Müslüman olmuş mühtedi İngiliz vatandaşımız bir intihar saldırısı hazırlığındadır. Ve yeri tespit edilmiştir. 
Bu işi böcek droneler ile tespit edip, arizona da bulunan USA üssüne bildirmekte.
 

12 Eylül 2015 Cumartesi

Allah Yakındır God is Close/Near Khoda Nazdik Ast(خدا نزدیک است) Film değerlendirme


Allah Yakındır God is Close/Near Khoda Nazdik Ast
(خدا نزدیک است) Film değerlendirme


İranlı Yönetmen Ali Vazirian'ın 2006 yılında çektiği ilk uzun metrajlı filmi.
Allah yakındır Got is Close adlı film 2007 yılında 25. Fajr Film festivalinde ve 2008 yılında İtalyada ki 10. Religian Today Film Festival in Italy da ödül kazanmış bir film.

Filmin hikayesine geçecek olursak;

Bir Garib'in aşkı! Leylasını arama hikayesi.
Leylasının berisindeki Leyla'yı bulma serüveni.

Saf ve İyi niyetli ve de garip bir Motorcu Rıza.

Hergün çalıştığı köye götürüp getirdiği Öğretmen Hanım'a tutulmuştur.

9 Mayıs 2015 Cumartesi

FURY film değerlendirme


 2014 ekiminde yapılmış II Dünya savaşına kahraman! amarikan ordusunun gözünden bakan Brad Pitt'in başrolünde olduğu bir film
Filmin beyazpedede yer alan konu ve özeti şu şekilde:
Fury, 1945 yılının Nisan ayında, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde geçiyor ve Komutan Wardaddy, topçu Boyd Swan, yükleyici Grady Travis, şoför Trini Garcia ve yardımcı şoför Norman'dan oluşan müfrezenin, 300 düşman askeriyle karşılaştığı ve tüm imkansızlıklarla savaşmak zorunda kaldığı 24 saati konu alıyor. Beş askerden oluşan küçük ekip, zırhlı tanklarıyla, Almanya'da savaşın ortasında kalır ve bu ekip bölgede kalan son Amerikan ordusu askerlerinden oluşur. Birlik az sayıda askerden oluşmasının yanı sıra cephane anlamında da bir hayli zor durumdadır. Gruba komuta eden Çavuş Wardaddy'nin Avrupa'nın tamamını yıkıma uğratan bu savaştaki son görevi, askerlerini Nazi birliklerinin kuşatması altında olan bu bölgeden sağ salim çıkarabilmektir. 20. yüzyılın en kanlı senelerinden biri olan 1945 yılında geçen ve müfrezenin geçirdiği bir günü ele alan savaş dramının yönetmeni ve senaristi David Ayer. Filmin başrollerini ise Brad Pitt, Shia LaBeouf ve Logan Lerman paylaşıyor
Gelelim spoilere:

Baence filmin tüm özeti aşağıdaki 5 kareden oluşan cümlede yatıyor 

Amerikan ordusunun Almanya içlerindeki ilerleyişi/işgali devam ederken verilen mesajlar bayağı bayağı filmin önüne geçmiş; gerçi her zaman öyleydi ya!

Film gene salt iyi kötü teması üzerine kurulu;
almanlar kötü, naziler daha da kötü; SS'ler ölmeyi her halükarda hak ediyorlar...
amerikalılar iyi için çapışıyorlar ve Tanrı bunu onlardan istedi.
Amerikalıların kötülükleri ise o anlık öfkeden kaynaklanıyor ve pişmanlık sonrası her şey unutabilir!
iyilerde bazen kötü şeyler yapabilir.


Almanların kendi topraklarında yenilmiş olsalar bile hala ülkeleri için savaşmalarına bile; yenildiler hala ne diye savaşıyorlar, her iş bitti denilen onursuzca bir hakaretin filmin çoğu yerinde geçtiğini söyleyebilirim.
Bu enstanteneler filmin ruhuna işlediğinden olsa gerek
Bu noktada antiamerikan karşıtlığım ve doğal alman sempatimin bile devreye hiç girmesine gerek kalmıyor. 

18 Nisan 2015 Cumartesi

Kidnapping Mr. Heineken Bay Heineken'i kaçırmak film değerlendirme


Kidnapping Mr. Heineken Bay Heineken'i kaçırmak film değerlendirme

3-4 senedir çok fazla film izlemiyorum- Hint sineması istisna- 
Geçen hafta artık 15 günde bir rutin hale gelmiş istanbul-konya- istanbul yht yolculuğum esnasında yanımda oturan beyefendinin önce çay ikram etmek istemesiyle başlayan 
ardından sohbet ile devam eden ve en sonunda film keyfi ile tamam eren bir seyahat geçirmiş oldum.
Yanımdaki yol arkadaşımın açtığı film ilgimi çekmedi değil,
yaklaşık %60'ını izledikten sonra kalanını da sonradan tamamlamış oldum.

Film bir fidye-adam kaçırma hikayesi.
Bu tür filmleri çok fazla izleme alışkanlığım yoktur, o yüzden filmin kalitesini mukayese etmeyeceğim.
Mart 2015'e ait vede hollanda, belçika ortak yapımı; Daniel Alfredson ise yönetmen koltuğunda oturuyor.
hikayemiz gerçek bir olaya dayanıyor, 1983 yılında hollandalı Heineken biralarının sahibi olan Alfred (freddy) Heineken'in kaçırılması anlatılıyor.
Genel itibariyle yavaş akan bir kurgusu var,
hızlı yaşayanları sıkabilir,
ama benim için olay akışı güzeldi beğendim diyebilirim.
5 kişilik kaçıran ekip üzerinden olay  ince ince işlenmiş ama diğer taraflar biraz atlanmış.
Ayrıca son kısımlar çok hızlı ve biraz aceleye getirilmiş hissi veriyor.
Suç dünyasına ilk defa adım atmış bu ekibin kendi içerisindeki iç çekişmeleri de fena aktarılmamış.
Hatta bayağı güzel özetlenmiş...
Alfredd'in sonlarda dediği gibi kaçabilirsiniz ama asla saklanamazsın dediği film de bu kurgu üzerinde oturacağı ilk andan itibaren belli edilmiş.
Bu senaryonun zayıf tarafı olmuş, devamlı bir titreklik ve her an enselenme korkusu çok göze batırılmış.

Adamlar işi başarıyorlar ama asıl büyük problem sonrasında neler olacağına dair çok kafa yorulmamış olması her suçlunun mutlak hata yapacağını öngören polis tezlerini haklı çıkarıyor gibi.
Ayrıca paraları/fidyeyi aldıktan sonra kimlikleri tespit edilmesi bir anda oluveriyor, bu da sanırsam gerçek olay örgüsündeki gizemden kaynaklanıyor.
IMDB puanı 10/6.1 olsa da ben reliteyi gereksiz hızlandırmadan aktardıkları için 10/7 veriyorum.

son olarak filme dair bir kaç spoiler vermek gerekirse:

para bölüşülürken enselenme korkusu yaşayan grup üyelerinden bir tanesinin elindeki milyonlarca liraya bakarken söylediği "Hayatlarımız bundan daha değerliydi" lafıda sanırım filmdeki en güzel anlardan birisiydi.
son spoimizi ise Alfred'in dilinden görseller ile anlatalım

15 Ağustos 2014 Cuma

Mann Hint filmi değerlendirme

Mann Hint filmi değerlendirme

Mann filmi hakkında söze başlarken diyeyim; ki benim izlediğim en duygusal ve senaryo oyunculuk kalitesi eşdeğer giden en iyi film olduğunu söylemeliyim.

Yazılara böyle ön yargılarla giriş yapmak iyi değildir, ama bu film için söylemeliyim.
bu yazıyı ise tam olarak 5-5,5 aydır bekletiyorum, bir türlü tamamlayamamıştım ne hikmetse.
Nasip bugüneymiş.

Öncelikle filmi şubat ayında izlediğimi elinizdeki bu yazıyı ise parça parça en az 4-5 defa da yazdığımı belirtmeliyim.

Film 1999 yılında çekilmiş, biraz eski gibi ama tam bir başyapıt olmuş.
Mann filmini aslında bilinçsizce sadece Aamir Khan olduğu için torrentten inmiş bir film gözüyle neredeyse 1 yıl boyunca baktığımı öncelikle itiraf etmeliyim.
Sonuçta elimde 200'ün üzerinde belkide 300'e yaklaşmış bir hint film kolleksiyonu olunca, insanın bazı elemeler yaparak karar almasını zorunlu kılmaktadır.

Filmi ilk başta sonra izlenecekler klasörüne gönderdiğim için oradan almam için iyi bir uyarıcı notun bulunması gerekiyordu, sonuçta film 15 yıllık ve görüntü kalitesi modern yaşama göre bayağı geride olduğu için izlemek için bir neden göremiyordum.
Elimdeki filmeri artık imdb puanına göre değil, kişisel yorumlara göre seçmeye başlamam ile Mann filminin gözüme çarpması bir oldu desem yerinde olur.

Özellikle türk izleyicisinin bu filme yaptığı "inanılmaz duygusal bir film", "ağlamaktan gözlerim şişti", "izlemeden önce bimden 1 kutu selpak alın yoksa selpak yetiştiremezsiniz" gibi yorumlar dikkatimi bayağı celbetmişti.
Tamam Aamir Khan'ın yaptığı her şeyi muhteşem kabul eden türk bacılarımız var, onların abartması olur mu olmaz mı diye düşünmedim değil ama, bir kutu selpak lafını görünce ben bile dayanamadım. 

Yurtta ki odamızda zaten alışılagelmiş olan hint filmi izleme seanslarımız zaten mevcut olduğu için, extra bir zaman ayırmama gerek yoktu. "Bu akşam hint filmi izliyormuyuz abi" ya da "beyler bu akşam hint filmi izliyoruz" sözleri, film yeterli hazırlığı oluşturmaktaydı.

9 Haziran 2014 Pazartesi

Om Shanti Om film değerlendirme yazısı


Om Shanti Om filmi değerlendirme yazısı

Klasik bir hint filmi tadında değil aslında
Sharukh Khan'ın bollywood'da yıllardır rol alan on binlerce ufak rol oyuncularından birisinin hayallerine dem vurduğu bir hikaye aslında.
biraz müzikal tadında ve hintlerin reankarnasyon inancı şeklinde şekillenmiş
ve bizde ki türk filmlerinde de geçerli olan yeşil çam tadı denilen
klasik öykü
zengin fakir aşk ve intikam üçgenine kurulmuş.

 küçük rol oyuncusu olan Sharukh khan'ın sıradan oyuncu rolünde dünya da ömrü film setlerinde aşık olduğu artist kız Priya  ile bir sebeple tanışması ve içinde bir umut kıvılcımının doğması ile sürüklenen film
 gerçekler acıdır metaforu ile bizi bile şaşırtacak karmaşık bir senaryo döngüsünde devam ediyor
ve asıl kızımızın öldürülmesine kadar tanıklık ediyoruz.
bu ölüme seyirci olan sharukh un ise buna karşı koyma çabasını bu dünya da rolünün sona ermesi ile bitiriliyor.
oha len en oldu şimdi derken
hint inanç dünyasındak ki ruh tenasülü ortaya çıkarak bizim oğlanı zengin artist oğlununda yeniden hayat bulduruyor
ve sonrasında gelen hayat ve bir gün kafaya düşen saksı neticesinde geçmişin hatra gelmesi ve bir intikam heyacanı ile bezelenmiş bir senaryo.

filmi aslında sadece Dastaan adlı parça için izlemiştim, (filmi izleyince fark ettim ki şarkı bütün filmi özetliyor aslında sadece son sahnesi hariç)

oyunculuk biraz sanatsal kalmış ve çok fazla sinematik o yüzden beni biraz sıktı..
şarkılar ortalamanın üzerindeydi ve kliplerin çoğu idare ederdi sanırım bir iki şarkı hariç lahmül ebyaz dediğimiz kadın etine fazla başvurmamışlar. (o şarkılarda yalnız bayağı aşmışlardı hele o oryantal müzik eşliğinde ki şarkı bayağı uçuktu, fantezi sınırlarını bile zorlamış)

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Kabhi Alvida Naa Kehna Asla Elveda Deme hint film değerlendirmesi

Kabhi Alvida Naa Kehna - (Asla Elveda Deme) film değerlendirmesi


Bu tür filmleri yazıp yazma noktasında hala tereddütteyim. 
Filmimizin adı Kabhi Alvida Naa Kehna, Türkçesi ise Asla elveda deme, Almancası Sag niemals leb wohl. 
Film içerik yönünden modern hayatın çok önemli bir sorununa göz atmış ama kullanmış olduğu yöntemler bu modern hayatın olumsuzluklarını eleştirirken övmeyi de ihmal etmemesi bir zıtlık teşkil ediyordu.

Filmin yazarı ve başrol oyunus Shahruk Khan- DEV SARAN adından eski bir futbolcuyu canlandırıyor. Bir kaza sonrası futbol hayatı bitmiş ve hayata neredeyse küsmek üzere olan bir tip.

Dev Saran (Shahruk Khan)

Shahruk Khan'a ise filmin başıyla beraber bir ajansıta kariyerine başlayarak en tepe noktasına yükselen RİYA rolüyle Prey Zinta eşlik ediyor.

Riya(Prety Zinta)


Diğer oyuncularımız ise tek tek gelirsek, benim nedendir bilmiyorum ama fena bir gıcık kaptığım MAYA rolüyle (Rani Mukerji) .

MAYA - Rani Mukerji

Ve yanın kocası rolünde oynayan RİŞİ Talwar'ı ise (Abhishek Bachchan)canlandırıyor.

Rişi Talwar- Abhishek Bachcan

Filmin baş ası ise usta oyuncu Amitabh Bachchan Samarjit Talwar rolünde karşımızda.


Filmde Dev ve Riya'nın evliliği sorunlu gitmektedir. Geçirdiği kaza sonrası işsiz kalan Dev, karısının kazandığı parayla geçinmesini ve kendini işe yaramaz görmesi nedeniyle boş bir insan rolünde ve tek yaptığı çocukları arunju kendi tipine göre yetiştirebilmek için zorlayan bir baba...  

Asabi, sinirli ve huysuz bir karakter olduğu gibi evliliğini de günden güne bitirmek için büyük çaba sarf ettirmeye zorlayan, tabirimi hoş görün ama tam bir kalas hüviviyetinde bir tip diyelim...

Rişi ve Maya'ya gelirsek; Maya küçükken tüm ailesini kaybetmiş ve Rişi ile babası Sam'ın yanında büyümüştür.
Rişinin ona küçüklükten beri aşık olması ve ısrarlarına dayanamaması üzerine büyük bir fedakarlık yaparak bu evlilik teklifini kabul etmiştir.
Bu evlilik sizinde tahmin edeceğiniz gibi tek taraflı yürümektedir. Maya evinin kadını olmuş ama asla bir eş olamaz.
Rişinin de onu anlayamaması gibi garip bir kuruntuda eklenmiş filme; ama senaryo burada günümüze tam oturmakta,

12 Nisan 2014 Cumartesi

DON Hint filmi değerlendirme yazısı

DON Bir Shahrukh Khan aksiyon filmi.



Shahrukh Khan’ı genelde gündelik hayatın içerisinde ki rollerde görmeye alışkınız, bu bende kendisine ve filmlerine karşı daha fazla ilgi uyandırıyor, ya da en azından benim şahsımda diyelim.
   
DON filminde Shahrukh Khan bir uyuşturucu baronunun işlerini yürüten sağ kol vazifesinde ama işleri sadece kendi bildiği gibi yürüten ve bu yolda krallığa kadar gitmeyi göze almış hırslı ve ihtiraslı bir tiplemeyi canlandırıyor.

   Film Asya suç ve uyuşturucu dünyası üzerinden ilerliyor. Devletlerarası sosyal mesaj vermeden ilerlemesi işin başka güzel bir boyutu Ama toplum için yapılan işin kötü olduğunu her fırsatta seyirciye fısıldamaktan ve haykırmaktan geri kalmıyorlar.

Hikayemiz DON’un bir polis baskınında yaralanması ve ortadan kaybolması ve de bir polis müdürünün işe el atıp yaralı DON’u ele geçirip biraz Hollywood varı olmuş ama, 

DON’un tıpa tıp benzeri sıradan bir Hintli vatandaşı olan VİJAY'ın DON'u yerine geçirip bu suç örgütünü çökertme macerası ile hızlı bir gerilime ve maceraya doğru bizi sürüklüyor.
SAHTE DON VİJAY
 Polis müdürünün o kadar gayretkeş çalışmaları ve gerçek DON’un yerini alan sahte DON’un olaylara müdahalesi ile filmin nasıl savrulduğunu izlemeniz lazım.
  Filmde oyunculuklar gayet başarılı, Shahrukh Khan rolünün hakkını bir kraldan farksız şekilde veriyor. Polis müdürümüz “Desilva” rolünde ki ”Boman Irani” ise filmde ki ikinci sırayı kimseye kaptırmıyor. Bayan oyunculara gelirsek oda arkadaşlarımın ifadeleriyle “bu filmde ki kızlar o kadar da güzel değilmiş abi ya!” sözü film için ilk eksi puanını almasına neden oluyor.
 Roma rolünde ki “Priyanka Chopra” rolünün hakkını vermiş,
ya da en azından hiç sırıtmıyor. Ama filmin içerik itibariyle ahlaki olmayan bir dünya tasviri ve de ol sebep canlandırması sebebiyle, kılık ve kıyafet seçiminde özellikle bayan oyuncuların her zaman bir tarafları açık mı olması gerekiyordu sorusunu sormadan geçemeyeceğim.

Şahsen 4 erkek beraber izlediğim bu filmi ailemle oturup asla izleyemem. En azından annem benim böyle filmler izlediğimi örse neler saydıracağını tahmin bile edemem.
Filmin diğer eksileri ise seçilen şarkılar ve klipler olmuş. Hayatım da ikinci defa bir hint filmini izledikten sonra herhangi bir şarkısı aklımda kalmamış oluyordu.
 Klipler ise özellikle ilk 5 şarkıda ki 3 klipte kareografilerin tamamen kadın bedeni üzerine oturtulması, izleme tahammül sınırlarını çok zorladığı için direkt geçmek zorunda kaldım. Ne şarkıların kulağa hoş gelen bir tınısı vardı ne de klipte ki dansların.
 (çok alakalı olmuş değil mi!!!)

  Hint filmlerinde ki yerel danslar kadın bedeni üzerinden pazarlanmadığı müddetçe her zaman ilgimi çekmiştir. Adamlara çok uyumlu çalışıyor ve göze seyir zevki veren işler ortaya koyuyorlar. Ama iş ne zaman kadınların bedenleri ve erkeklerin hayal dünyasını iğfal noktasına gitmeye başlarsa o zaman canım sıkılıyor. Bu sıkıntıyı DDLJ filminde ve Jab Tak hai Jan kliplerinin bir çoğunda, özellikle “mashallah” adlı parçada çok fazla yaşadım. Parça çok güzel yada en azından kulağa hoş gelen nağmeler var, ama klipte müzikten başka her şey ön planda tutulmuş

11 Şubat 2014 Salı

3 Moonu hint filmi

ilk defa tek başıma oturup bir hint filmi izledim. 3  ya da bizim türklerin bildiği adla 3 Moonu. 2012 yapımı tamil yapımı bir film. Öncesinde aptal liseli aşık parodileriyle başlıyor. İnsan aptallık olduğunu bildiği halde bile bile lades dediği anlardan olsa gerek lisede aşık olma mevzuuu... Acı yad tatlı hatıraların üzerinden bugün eskimiş yıllar geçmiş...
 Filmde oğlanımız Ram tam suratsız birazda çirkin ergen tipinde (kendiminde lise yıllarında bundan çok da farklı olmadığımı söyleme sanırım abestir). Yağmur altına iyilikseverliğin bir cezası olarak geliyor Aşk.. Sonrası biraz bildik şeylerin hindistan versiyonu. (ama bizim versiyonlarımızdan kesinlikle daha güzel geldi) biraz inatçı oğlanımız hanım kızımız Janani yi takipten vazgeçmiyor, kızın babasından yediği tokat bile vız geliyor. Bu esnada filmde hindistanın sosyal yapısına da oldukça  dikkat çekiliyor... halkın yaşantısı, umutları ve hayalleri iyi betimlenmiş

Fimdeki ilk şarkıya (Idhazhin Oram) bayıldım neredeyse, sözlerinin manasına bakmadan önce bile melodisi bayağı hoşuma gitmişti. sonuç ta dinlediğim her şarkının melodisine dikkat etmeye çalışıyorum adamların onlarca tanrıları var durduk yere onların adlarını dilime pelesenk yapmak istemiyorum tabi... Bu arada türkçe manasında üzerine ballı ekmeğin kaymak misali oldu. Şarkıda ki danslar acayip derece desem sanırım yeteli olmaz. kendim ilkokuldan sonra en son çıktığım halk oyunları müsameresinden sonra bir daha adım bile atmadığım bu sahnedeki dansları, daha doğrusu mutluluktan yapılan saçmalıkları görünce içim kıpır kıpır etmedi değil. Allahım o Ram'ın okul bahçesindeki arkadaşı ile delice hareketlerine hem güldüm hemde imrendim ne yalan söyleyeyim, ama yapmam sanırsam. Ram'ın iki arkadaşı ile Janani yi takip ederken yaptıkları danslarda mutluluk görüntüsü neredeyse hiç sırıtmıyor. Ama o yağmur altında yapılan hareketleri ise anlatacak bir kelime bulamıyorum. Bu şarkıyı en az 20 defa izlediysem o yağmurlu bölümü en az 10 defa daha fazla izledim. Ardından Janani nin kız kardeşi ile gene yağmur altındaki hareketleri ve dondurma yemeleri beni bitirdi doğrusu.



8 Ocak 2014 Çarşamba

bir film yorumlaması, Ghajini ... Ghajini izle türkçe yorum...

  Aamir Khan'ın 2008 yılında çektiği hafızasını kaybetmiş bir insanın intikam hikayesini konu alan bir hint baş yapıtı.

 Uzun zamandır izlemeye niyetlendiğim ama bu pazar akşamına kadar nasip olmamıştı. normalde pek yapmadığım bir şeydi gecenin saat 24:00 sıralarında uyanık kalmak çok adetim değildir.Sabahları erken kalkabilmek için erken uyumak zorundayım ki zorlanmayayım isterim... gecenin 24 ünde Oda arkadaşlarının isteği ile bir film izleme hevesi için tabi ki de son 1,5 aydır yaptığımız gibi devamlı hint filmlerine yöneliyoruz. aklıma geçenlerde okuduğum bir yazıdan dolayı ghajini var...
 Film için hazırlıkların yapılması ve oda arkadaşlarımın ciğerlerini 3 saatlik film boyunca heyecanı kaybetmemek için zehirleyip gelmeleri de tamamladıktan sonra filmimize başlıyoruz...

Film Aamir Khan'ın kendinden geçip bir insanüstü zorba bir varlık haline dönüşünün öyküsü ile başlıyor. Cinayetler; ki musluklar ile işlenen cinayetler nasıl bir mantığın ürünü hala çözemedim., birbirini kovalayınca hindistan polisi bu kadar muslukla işlenen hiç bir cinayeti örtbas edemeyeceği için işin içine dahil oluyor. Kahraman polislerimizden birisi bir gün ufak bir ipucu yakalıyor ve katilimiz Aamir Khan'ın sırrını öğreniyor. Tam bu esnada insanoğlunun başına ne gelmesine sebep olarak gösterilen merak olgusu devreye giriyor ve intikam filminin asıl hikayesi (ki insan alışıyor artık hint filmlerini izleyince bir filmde 2-3 filmlik konuyu bir arada barındırmasına )ne bir günlük ile geçiş yapılıyor...

Filmin devamı gene tanıdık bir olgu ile devam ediyor, yada çok fazla mı asyalı olduğum için sempatiklik içimize işlemiş bilmiyorum, oldukça sempatik, güleç yüzlü ve esmer tatlısı bir ablamız ile film giriş yapıyor.
 kalpana



Oda arkadaşlarımı ilk hint filmi izlemeye davet ettiğimde de onları böyle bir ablamız sayesinde (Rab ne bana di jodi filmindeki Taani rolundeki Anushka Sharma )hint filmlerine ısındırmıştım. taani rolundeki anushka sharmanın filmde evleneceği gün kocasını kaybetmeden önceki sempatik hali (daha da açarsam oda arkadaşlarımın diliyle abi ne tatlı bir kız ya söylemini de unutmuyoruz) ve yerel giysiler içindeki rolü hala hafızalarımızdan silinmedi. gerçi ilk başlarda bayağı zorlanmadık dersem yalan söylemiş oluruz, izlediğimiz ilk 3 filmini anushka ablamızın hatırına izleyen bir toplulukla beraber izlemiştik ki neyse o olayı hem anushka ablamızın yaşının genç olması ve dolayısıyla yeteri kadar filmde oynayamamasından dolayı hemde artık hint filmlerine bağımlılık yolunda epey vakti saat harcadığımız için aşmış görünmekteyiz, arada bir ya bizim ablanın filmini izlesek diye söylenen serzenişleri duymamazlığa geldiğimiz sürece problemi aşmış durumdayız. her neyse yeteri kadar önemsiz bir yığın açıklamadan sonra ghajini filmine dönebiliriz.

Filmdeki tatlı ve sempatik ablamız Kalpana (gerçek ismi Asin), bir reklam ajansında modellik yaparak geçinen bir mankendir.
 gündelik hayatında oldukça yardımsever ve günümüzde artık böyle insanlardan oldukça zorlandığımız bir tip olan herkesin yardımına koşup, herkesle iyi geçinebilen ve kimseyi kırmadan geçinen birazda deli dolu tipler olur ya onlardan bir tip kısaca sevilme ifadesi olarak "deli kız" derler ya ondan.



bir gün emir hak vaki olunca hindistanın en büyük şirketlerinden birisinin patronu ölür ve yerine abd den oğlu Sanjay Singhania (Amir Khan)gelir.
sanjay singhania