Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu
mtg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mtg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2017 Cuma

Ebrulu İpek Eşarplar 4


Ebrulu İpek Eşarplar 4

Ebru çalışmalarına arada sırada kaçamak yapıp
--(senede en fazla 2-3 defa; fazlası hak edilenin dışına çıkarıyor)--
 eşarp üzerinde denemeye devam ediyoruz ve bu seferki çalışmalarımızı ise %100 saf ipekler üzerinde gerçekleştiriyorduk. Hatta normal ebruda yaptığımız çift kat ebruları ipek eşarplar üzerinde deneme cüretini dahi gösteriyorduk:)

İlk baştaki ebrunun kumaşı günümüzde krep ipek dediğimiz cinse çok yakın ama yaklaşık 50 yıllık babaannenin çeyiz sandığından çıkma el dokuma bir ipek olduğu için ayrı bir pahası ve kıymeti mevcut.

bu eşarpta gene krep ipek tarzı el dokuması.


bu eşarp ise twil ipek ama farkı çift katlı ebru alınması, ilginç bir yansıma, derinlik ve görüntü oluşturdu, ben sevdim ama takacak kişi ben olmadığım için genede son tercih takacak kişilerin beğenmesinde:)

Bu Ebrulu eşarplar da %100 Twil ipekler
 



16 Eylül 2016 Cuma

Ölüm Emri Eye In the Sky film değerlendirme


Ölüm Emri Eye In The Sky film değerlendirme

İngiliz hükumetinin Afrika da bir teröristi yakalamak için  ABD desteğiyle, binlerce km öteden  Predatörler vasıtasıyla yok etme uğraşısını anlatan bir film.
Terörist! tabiki de müslüman!.. 

Filmle alakalı biraz fazla spoilere değineceğim ve
içeriğini değerlendirmeye çalışacağım.
Filmde yeri tespit edilen ve sonradan Müslüman olmuş mühtedi İngiliz vatandaşımız bir intihar saldırısı hazırlığındadır. Ve yeri tespit edilmiştir. 
Bu işi böcek droneler ile tespit edip, arizona da bulunan USA üssüne bildirmekte.
 

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Biz ailecek Konyasporluyuz

Biz ailecek Konyasporluyuz

Sizleri bilmem ama biz futbolu seviyoruz;
ve sadece şehrimizin takımıyla seviyoruz.

Biz şehrimizin takımıyla sevinip hüzünleniyoruz.
Şehrimizin takımının sevgisi ve hüznü bize yetiyor!

Destanlar yazmasak da o tribünlerde oturuyor olmak bile bize en büyük destan kadar heyecan veriyor.
İçimizi kıpır kıpır ediyor.

Rüya gibi geçen 2015/16 sezonundan sonra 2016/17 sezonunu ve UEFA heyecanını yaşayacağımız anları sabırsızlıkla bekleyorduk. 
Aykut Hocamızın gülümsemelerini özlemiş,
Koca bir yaz geçmez olmuştu.

Bu satırları yazarken, yeni sezonun ilk haftasında Çaykur rizespor maçına dakikalar kalmışken,
Yeni sezonda da tıpkı diğer sezonlarda olduğu gibi kombinemizi alıp, takımımıza tam destek vermenin gurur ve heyecanı ile;
futbol keyfini sülalece Konyasporlu olarak yaşamayı tercih edenlerdeniz.

En küçüğümüzden en büyüğümüze şehrimizi seviyoruz.
En küçüğümüzden en büyüğümüze Şehrimizin takımını seviyoruz.


Konyalıyız ve Konyasporluyuz.
Biz ailecek hepimiz Konyasporluyuz.

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Mehmet Saray Rus İşgali Devrinde Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki Siyasi Münasebetler kitap tanıtım inceleme



Not: Bu çalışma Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Günümüz Türk Dünyası Çalışmaları Dersi için hazırlanmış olan bir Kitap tanıtım ödevidir.

Rus İşgali Devrinde Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki Siyasi Münasebetler
(1775-1875)
    Mehmet Saray, Rus İşgali Devrinde Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki Siyasi Münasebetler), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1994, 181 sayfa.

       Yazar eserinde Türkistan diye adlandırdığımız coğrafya üzerinde 18.yy ve 19 yy’da hüküm sürmüş Türk/Özbek Hanlıklarının son devirlerini işlemiştir. Çalışma içeriğinde bu bölgede kurulmuş üç hanlık (Buhara, Hive ve Hokand) ve onların münasebetlerinden bahsetmekte ve Türkistan coğrafyasının Rus işgaline nasıl uğradığını ve birer müslüman hanlık olan bu küçük devletlerin, devrin en büyük müslüman gücü olan Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkileri kitabın içeriğini oluşturmaktadır. Rus işgalinin bölgeye yoğunlaştığı ve işgal tamamlanıncaya kadar olan tüm geçmiş diplomatik yazışmalar ışığında aktarılmaya çalışılmıştır. Bunun yanı sıra Osmanlı Devletinin üç hanlık dışında bölgedeki diğer devletler olan İran, Afganistan ve İngiliz Hindistan sömürge yönetimi ile ilişkileride aktarılarak bölgenin o dönemki siyasi yapısı çok yönlü bir şekilde okuyucuya sunulmuştur.
  Önsöz’de yazar bu konuyu neden çalışmak istediğini ve konunun Türk tarihi için neden önemli olduğu üzerinde durmuştur.
  Giriş kısmın(1-18)’da ise 3 konu başlığına ayırarak Türkistan hakkında önce coğrafi ve demografik bilgiler vermiş, ardından bölgenin siyasi durumu hakkında kısa bir malumat verilmiştir. İkinci konu başlığında Rus işgalinin nasıl gerçekleştiği aktarılmıştır. Önsöz’ün son konu başlığında ise Osmanlı Devleti’nin Türkistan Hanlıkları arasındaki münasebetlerinin ne zaman ve nasıl cereyan ettiğini aktarmıştır.
  XVIII. Asrın Son Çeyreğinden XIX. Asrın Son Çeyreğine Kadar Osmanlı Devleti ile Türkistan Hanlıkları Arasındaki Münasebetler (19-142) adlı bölüm eserin tek konu başlığı olup, dört alt başlıkta düzenlenmiştir. Eserde kaynaklar, bibliyografya ve arşivler ile ilgili ayrıntılı açıklamalar olup, son kısımlarında da Osmanlının Türkistan hanlıkları ile yazışmalarında kullanılan mektup örneklerinin kopyalarını ve onların Türkçe transkripsiyonunu da eklemiştir.
  Birinci alt başlık (19-28) “Rusya’nın Osmanlı Devleti Aleyhinde Yayılmasının Osmanlı Türkistan Münasebetlerine Tesiri(1775-1792)” ’ta Osmanlı’nın 18.Yy’ın son çeyreğinde ani değişen bir politika ile Türkistan Hanlıklarıyla kurduğu diplomatik ilişkilerdeki artışın sebebinden bahsedilmektedir. Burada Osmanlı’nın Rusya ile ilişkilerinde gerileme pozisyonuna geçmesinin ardından, Rusya’ya karşı kullanılabilecek askeri bir güç olarak Türkistan Hanlıklarının öne çıkarıldığı anlatılmaktadır. Osmanlı’nın özellikle Kırım’ın kaybedilmesinden sonra, burayı geri almak ve Rusların balkanlara ilerlemelerine engel olmak için Türkistan Hanlıklarının birer askeri müttefik gibi görülmek istendiğinden yazar tarafından değinilmiştir.

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Kitap Ayraç Kolleksiyonum


Kitap Ayraç Kolleksiyonum


Çocukluktan beri kitaplarla hemhalim, bu durum gençliğe adım attığım ilk yıllardan beri kitaplarla olan münasebetim bir başka tutkuyu da beraberinde getiriyordu; Kitap ayraçları.

Uzun bir süre boyunca renk renk, desen desen, şekilli, kareli, ebatı farklı, tasarımı ilginç, köşesi yamuk, yuvarlak, kareli, ebrulu, felsefi sözlü vb derken bir zamanlar elimde 1000'e yakın farklı ayraç biriktirmişliğim vardı. O zamanlar bu ayraçları hiç bir düzene koyma fikri aklıma gelmemiş lastikleyip dolabımda saklamakla geçiriyordum.
Bu akılsızlığımın cezasını ise bir gün Konyadan-İstanbula gittiğim zamanların hemen öncesinde bir taşınma macerası sırasında neredeyse hepsini kaybederek ödeyecektim.
İnanılmaz derecede bana dokunan bir süreç olmuştu, bunun üzerine neredeyse 2-3 yıl hiç bir kitap ayracına ilgi göstermekten vazgeçmiştim.
Bayağı acı olmuştu benim için; 
neredeyse 11-12 yaşlarımdan 20 yaşıma kadar sürede bine yakın çeşitten oluşan bu ayraç koleksiyonumu kaybetmek beni bayağı üzmüştü.
Elhamdülillah geçen seneler içinde eskisi kadar olmasa da yavaş yavaş tekrar gittiğim kitapçılardan birer ikişer tekrar toparlamaya başlamıştım.
Geçen hafta bir baktım ki 200'e yakın farklı ayraç olmuş.
Bu sefer bari kaybetmeyeyim istedim ve üşenmedim oturdum, bayramın ilk akşamı hepsini tek tek fotoğrafladım ve eskiden yapmadığım işi bu sefer yaparak hepsini bir muhafaza altına almaya başladım. Bir dosya içine tek tek yerleştirdim.
Eh fena da olmadı.

Eski göz ağrılarımın yerini tutmasa da şimdilik bir başlangıç diyelim.
Ümit ediyorum bu hızla bir kaç yıla tekrar bin haneli ayraç sahibi olurum.

tüm ayraç severler için gelsin bu güzeller kitap dostları...



11 Temmuz 2016 Pazartesi

29Mayıs'da bir Ramazan böyle geçti, Sahur bereketi ve Bahçede kılınan Sabah namazları ile 2011 girişlilerin son vedası


29Mayıs'da bir Ramazan böyle geçti, Sahur bereketi ve Bahçede kılınan Sabah namazları ile 2011 girişlilerin son vedası


Bu yazı ramazan ayı esnasında yayınlayıp yayınlamamakta tereddüt ettim ama sonra yayınlamaya ve biraz da bir veda yazısı olmasına karar verdim.


Bu sene ise daha finallere girmeden bir hafta önce başlayan ramazan ile coşkumuz ve sevincimiz ve de kardeşliğimiz bir başka veçheye dönüşmüştü

Yemekhanemizin yılın her günü, bayram, seyran ramazan hafta içi hafta sonu fark etmeden aynı menüyle tam 5 yılımızı geçirdiğimiz kahvaltılıkları ile sahur bereketimiz başlıyordu.



26 Haziran 2016 Pazar

Korkmaz A361 Elegant Elektrikli Cezve Makinası Kullanıcı Deneyimleri ve Dünyanın Dört Köşe Bucağından Kahve Keyfi

Korkmaz A361 Elegant Elektrikli Cezve Makinası Kullanıcı Deneyimleri ve Dünyanın Dört Köşe Bucağından Kahve Keyfi


Geçen Mart ayının sonlarında kendime ve keyfime bir güzellik yapıyor elektrikli kahve makinası alıvermiştim. Hiç bu kadar memnun kalacağımı düşünmezdim ama şuan Gayet de memnunum:)
Her ne kadar bu kadar ön yargılı bir girişle bir deneyim paylaşması yapmak olmasa da oldu artık.
Kitaplarımın yanına gelen bu cihaz ile sabah ve akşamlarım bir başka oldu desem yeridir. Oda arkadaşlarım ramazan öncesine kadar sabah namazı sonrası her gün farklı bir kahve kokusunu koklayarak uyanmaya alıştılar ama bir türlü içtiğim dünyanın dört köşe bucağından gelen kahvelerin tadına alışamadılar:)
Ramazan ayında ise iftarda bir haftalık öğünü midesine indirerek insanın kendine yapabileceği en ağır zulümlerden birisini işleyen bizlere ise kahvenin tek derman olduğunu da söylemeden geçemeyeceğiz.

Bunlar teknik özellikleri:
18 / 10 Cr - Ni Paslanmaz çelik. - 4 Fincanlık kapasite. 
Kolayca kontrol edilen açma - kapama düğmesi ve lamba. 
360 derece dönebilen portatif alt besleme ünitesi. 
Ergonomik el yakmayan ısıya dayanıklı plastik kulp. 700 W

Makine 700w olduğu için takriben 2 dk içinde kahveyi pişiriyor. Kahve ne acele pişmiş oluyor ne de sizi bekletmiş oluyor. İdeal bir süre ve yavaş yavaş piştiği için lezzeti daha fazla kalıyor.
Köpük fena sayılmaz ama ben genelde sert kahve içtiğim için köpüğe dikkat etmiyorum.
Tasarımı basit ve kullanımı oldukça kolay. Tek tuşu var açma kapama için. Sapı eğilip bükülmüyor. Seyahatler için bir dezavantaj.
Genelde kahveyi kupayla içtiğim için hiç cezve hesabı yapmadım ama gerekli sınırın biraz üzerine çıktığım zaman 2 kupalık kahve çıkıyor. Yaklaşık 450 ml felan sayılır. Ama 550 ml kadar uğraşıp almışlığım var. Ama biraz dikkat istiyor.
Bitte vorsichtig!
Kahvenin lezzeti bana göre yerinde, içen arkadaşlar da beğeniyorlar.
Cihaz hakkındaki yorumlar bu kadar.

1 Haziran 2016 Çarşamba

Solingen Fotoğrafları Bilder von Solingen


Solingen Fotoğrafları Bilder von Solingen


2015'in Temmuz ayında ziyaret ettiğimiz Almanya'nın Solingen kentine ait fotoğraflar.
Kein kommentar nur bilder






1 Mayıs 2016 Pazar

Hermann Hesse Klingsor'un Son Yazı Takdim Özet ve Değerlendirme Yazısı


Hermann Hesse Klingsor'un Son Yazı Takdim Özet ve Değerlendirme Yazısı

Hermann Hesse, Klingsorun Son Yazı/Klingsor Letzter Sommer, YKY İstanbul 2014, 

Son okuduğum 3 kitaptan sonuncusu; ilkini gene Hermann Hesse'den Rosshalde ikincisini Novalis'in Geceye övgüler olunca insanın içini ister istemez farklı duygular daha kolay kaplıyor.

Avrupalı insanın birinci ichan harbi sonrasında içine düşmüş olduğu çıkmazı gittiği yol yani ölüm öncesindeki son hatıraları; Klingsor'un son yazı.
Ressam Klingsor üzerinden 20. yy başlarındaki bireyin tanımı yapılıyor. Tasvirler ile bu tanım iyice açılmak istenmiş öyle olunca metin biraz zorluyor insanı, ama verilmek istenen mesaj için dolambaçlı bir yoldan gidilmek istense de amaç hasıl olmuş.

Daha açık bir ifadeyle yazarımıza söz verirsek:
Diyorlar ki; insan bu, ecco homo, son yılların yorgun, hırslı, vahşi, çocuksu ve kurnaz insanı, ölmekte olan ölmek isteyen bir Avrupalı: özlemlerinden düzerek kurtulmuş, her yükten hastalanmış, öleceğini bilerek coşkuyla canlanmış, her gelişmeye hazır, her gerilemeye hazır, baştan aşağı heyecan ve baştan aşağı yorgunluk, morfinmanın zehre bağımlı olduğu gibi kaderine ve acıya bağımlı, yalnızlaşmış, harap olmuş, çok yaşlı, hem Faust hem Karamazon, hayvan ve bilge tam anlamıyla yalın, hırssız, çırılçıplak; ölümden çocuklar gibi korkuyor, bıkkınlık içinde o ölümü ölmeye istekli.

8 Nisan 2016 Cuma

29Mayıslılar olarak Mehmed Niyazi Özdemir Hocamızı Evinde Ziyaret ettik


29 mayıs üniversitesinde okumanın getirmiş olduğu bereketin en büyük neticesi kardeşlik ve çok güzel dostluklara vesile olmasıdır.
Bu dostlukların neticesinde çok farklı ve güzel işlerden faidelenmemize yol açıyor.
Tıpkı 2016 Nisan'ının ilk salı akşamı Fikir dünyamızın değerli ve mümtaz şahsiyetlerinden Mehmet Niyazi Özdemir Hocamızı evinde ziyaret etmenin onuruna erişmiş olmak gibi.

Edebiyat ve yazın dünyamıza Çanakkale Mahşeri, Yemen Ah Yemen, Plevne, Kanije gibi ecdadımızın gerçek öyküsünü romanlaştırarak atiye birer numune olarak sunduğu gibi Türk Tarih Felsefesi, Türk Devlet Felsefesi, İslam Devlet Felsefesi vb. gibi fikir ve düşünce dünyamıza yön verecek kaynak niteliğinde eserleri de bu milletin evlatlarına sunmuştur.

Bizlerde Hocamızla hem hasbihal etmek hem de tecrübeye canlı tanıklık etmek için müsait bir vakitte evinde ziyaret etmek istemiş ve kabul cevabı geldiği zaman herkesler çok büyük bir heyecan hissettmişti.


Hocamız saolsun selfi isteğimizi bile kırmadı ve bu hoş hatıranın oluşmasını sağladı.

29 Şubat 2016 Pazartesi

El Emeği Göz Nuru El Yapımı Ebrulu Defterlerim

El Emeği Göz Nuru El Yapımı Ebrulu Defterlerim

Nisan 2015 den beri haftada bir günü geleneksel sanatlarımızdan Cilt'e ayırıyorum. Ebrunun yanında bu ikinci uğraşım. 
Saolsun 29 Mayıs üniversitesinin bu konuda geleneksel sanatlarımıza göstermiş olduğu hassasiyet ve öğrencilerinin bu dalla uğraşmalarından duyduğu sevinç bizler içinde büyük bir teşvik oluyor.

Kitapları seven birisi için kitaplarla hemhal olmanın, bir başka yolu. Cilt meşakkatli bir işmiş:)
bunu ilk başta tam kavrayamamıştım, ama işin içine girince, ne kadar hassasiyet ve dikkat ve de büyük özen gösterildiğini yaşayarak öğrenmiş oluyorduk.

Cilt'e ilk başlangıcı defter dikerek öğreniyorsunuz. Dikiş safhasını böylelikle iyi bellemeniz gerekiyor ki ilerde kitapların formalarını dikerken acemilik yaşayıp güzelim kitapları telef etmeyin diye.

nisan-mayıs arasında defter dikmesini öğrenip şiraze örümünü yapsam da yaz tatilinin araya girmesi ve almanya seyahatimiz nedeniyle cilt çalışmalarımız akim kalıyordu.

Yeni eğitim yılının başlamasıyla beraber cilt işine de tekrar kaldığımız yerden devam ediyorduk.
İlk dönemin ardından bu yıl atmaya kıyamadığım lakin köşede sayıları binleri geçmiş duran ebrularıma da eslem ablanın tabiriyle:
"sonunda ebrularına kıymayı başarmışsın" 
lafına istinaden defterlerimizin içine ebrularımızdan da serpiştirmeye başlıyorduk.

sıkı bir gelenekselci olarak bu işe de geleneksel yöntemlerden başlasak da; biraz zorlanınca birazda hiç yapmadığım bir şekilde acele edince (ama keyfi değil mecburiyetten) modern batı üslubunda devam etmeye karar veriyorduk ve batı usulünde devam ediyorduk.
İlk defterimizi tamamlamamız Ocak 2016'ının ilk haftasının da gerçekleşiyordu.
Elime ilk aldığımda hissettiğim duygular hakikaten çok acayipti; tarifi ise imkansız, bizzat sizinde hissetmeniz gerekiyor.
yaklaşık 3 hafta içerisinde 5 adet defterimi kullanıma hazır hale getiriyorduk.
İlk defterler biraz buram buram acemilik koksa da; el emeği, göz nurunun hatırı bir başka oluyordu.
Bu defterlerimizi hem bir hatıra hem de okulumuza 1 yıldır devam eden Cilt programının neticesi olarak da takdim etmek gerekiyordu ki; yapılan işin neticesinden haberdar olsunlar.
Ol sebep ilk sevincimizi Prof Dr. Muhittin Serin hocamızla paylaşıyor,
takdirlerin ardından bir daha ki sefer bizden bir Mushaf'a yeniden okunabilir bir hale getirmemizi istiyordu. Emriniz başımız üstüne dedikten sonra, bu sevinci en çok hak eden ve yaklaşık 2 ay boyunca AGEP CİLT programını devam ettiren Ayhan Çitil hocamıza gidiyor; ve ilk yaptığımız
ebrulu defterimi takdim etmenin mutluluğunu yaşıyorduk.
Garip bir duygu ama insanın hocasına uğraşıp didindiği bir şeyi vermesi bayağı ilginç oluyor:)