Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu
ittihat ve terakki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ittihat ve terakki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2016 Cumartesi

Berlin Dr. Bahaddin Şakir ve Cemal Azmi Bey Kabirleri


Berlin Dr. Bahaddin Şakir ve Cemal Azmi Bey Kabirleri

Yeniden almanyadayız.
Bu seferki durağımız berlin.
İlk uğrak yerimiz ise
İttihat ve Terakki'nin sembol isimlerinden
Aziz Şehitlerimizden Dr. Bahaddin Bey'in Şehitlik Camiindeki kabristanından.
Bu sefer bir sembol mekan ile değil,
kadrini ve kıymetini takdir edebilenler için sembol olmuş bir isim ile başlayalım dedik bu şehre dair anılarımıza.

10 Temmuz 2012 Salı

İbrahim KİRAS Türk baharı ittihatçıların eseri

08.07.2012 tarihinde mümtazer türkönenin zaman gazetesinde yer alan ittihatçılık yazısı üzerine star gazetesinden ibrahim kiras ın  olayı sadece tek yönde değerlendirmememiz gerektiğini ve yıllarca günah keçisi ilan edilen ittihatçıların bügüne kadar ulaşan etkileri noktasında yazmış olduğu çarpıcı ve ilginç köşe başlarına sahip ayrıca son iki yıldır dünya gündemini meşgul eden arap yarımadasında ve kuzey afrikada yaşanan olaylarada çok farklı bir bakış açısı getiren köşe yazısı...

her iki yazıda okunması gereken ve üzerinde ön yargı ve nefret ve körlükleri yada at gözlüklerini kenara bırakarak derin derine konuşulması gereken bir yazı...


İbrahim KİRAS

Türk baharı ittihatçıların eseri





İttihatçılık İslamcıların, Türkçülerin, sosyalistlerin ve liberallerin yüz yıl öncesine kadar ittifak şemsiyesidir ama bu ekollerin günümüzdeki varisleri İttihatçı karşıtlığında ittifak etmekteler. Tarihin cilvesi!
Kemalistler Atatürk idaresinin üstünlüğünü kanıtlamak için İttihatçıların maceracı olduklarını, dikta rejimine yöneldiklerini vs. vs. savunuyorlar. İslamcılık cumhuriyet döneminde nedense Abdülhamitçiliğe evrildiği için İslamcılarımız ve bilumum sağcılarımız Osmanoğlu hanedanı adına 1908 devrimine buğz ediyorlar. Liberal tavır ise bu toprağın değerlerine düşmanlığa dönüştüğü için artık İttihatçı düşmanı.
Ama özgürlük diyen, demokrasi diyen, önce insan diyen, vicdan diyen aydınlarımızın kendi tarihlerine bakışlarında dev bir çelişki var. Bugün Arap ülkelerindeki halk hareketlerini destekleyen, “Arap Baharı”na gönül veren aydınlarımızın 1908’de yaşanan “Türk baharı”nı görmezden gelmeleri, hatta bunu bahar değil “kara kış” gibi görmeleri büyük bir çelişki.
Nasıl bugün mesela Mısır’da istibdada, yolsuzluklara, laik zorbalığa ve onursuz dış politikaya isyan eden milyonlar Tahrir meydanını doldurup rejimi değiştirmişse 1908’de olan şey de bunun tıpatıp aynısıdır. Bediüzzaman Said Nursî’nin İstanbul’un ve Selanik’in “Tahrir” meydanlarında toplanan on binlerce kişiye yaptığı “hürriyet” konuşmaları bunun ispatıdır. Aynı şekilde Mehmed Akif’in o günlerde yaptığı yayınlar ve yazdığı şiirler özellikle İslamcı aydınların tavrını ifade eder.

Mümtaz'er Türköne İttihatçılık

08.07.2012 tarihli zaman gazetesinde yer alan mümtaz'er türköne nin yazmış olduğu ve gündeme yeniden giriş yapmış ittihatçılara değinen bir yazı, okunması gerektiğini düşünüyorum ama yazının her tarafına katıldığımı söyleyemem.



Hepimiz biraz İttihatçıyız" demiştim. Gelen tepkilerden İttihatçılığın ölmek üzere olduğunu anladım. Yine de hepimiz biraz İttihatçıyız. Benim neslimi kast ediyorum. Soğuk Savaş döneminde edinilen ve kimliğimizin, kişiliğimizin eczasını oluşturan fikirlerimiz, ideolojilerimiz, dost-düşman telakkimizde İttihatçılığın izleri var.

"Nedir bu İttihatçılık?" diyeceksiniz. Bir siyaset yapma biçimi. İster iktidarda, ister muhalefette olun takip ettiğiniz yol ve yöntem. Her şeyin çözümünü devlette aramak; bunun için devleti ele geçirmek; böylece her şeyi çözme gücünü edinmek. Bu işleri dar bir kadro ile yürütmek. Halkı veya kitleleri uygun bir dille ikna edilecek bir ayrıntı olarak görmek. Siyaseti ölümüne bir oyun olarak sürdürmek. Ölmeye ve öldürmeye hazır olmak. Fiilen olmasa bile mecazen muhalifleri ortadan kaldırmak. Toplumu devletin terazisinde tartıp, devletten topluma nizam getirmek.

Önce bir hatırlatma. Tarih, İttihatçıların açtığı kanalda ilerliyor. Sadece bizim değil, bölgemizin tarihi İttihatçıların eseri. Yüzüncü yılı yaklaşan Ermeni tehciri, İttihatçıların kararı idi. Balkan Savaşları'nda çetelere yenilen orduyu üç yılda yedi cephede yüzünün akıyla savaşacak hale getirenler de İttihatçılardı. Savaş bitip, Enver-Talat-Cemal üçlüsü Alman denizaltısı ile İstanbul'dan ayrıldıktan sonra, İttihat Terakki'nin taşra şubeleri Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetleri'ne dönüştü. Ankara'da 23 Nisan'da açılan meşhur Meclis binası bile, İttihat Terakki'nin Ankara şubesi olarak inşa edilmişti. Bir yığın siyasî suikast İttihatçı silahşörlerin eseriydi. Salihli hattına silah depoları kurup Kuvva-yı Milliye'yi örgütleyenler de onlardı. Vagon tahsisleriyle millî burjuvazi oluşturmak için çırpınanlar da onlardı. Resmî tarihin yükü azaldığı zaman gençlerimiz, Millî Mücadele'nin İttihatçılar tarafından planlandığını ve yürütüldüğünü daha kolay öğrenecekler. Cumhuriyet'i kuran kadrolar İttihatçıydı. İzmir suikasti ile tasfiye edilenler ise çelik çekirdeğe dahil olamayan bir hizipten ibaretti. Celal Bayar yüz yaşına yaklaştığı demlerde kendisiyle röportaj yapan Mete Tunçay'ın "Siz İttihatçıydınız, değil mi?" sorusuna, zaman kipini düzelterek şöyle cevap vermişti: "Evet İttihatçıyım." Bu sözle Bayar, İttihatçılığa girdikten sonra çıkışın, sadece teneşir tahtasındaki merasimle mümkün olduğunu hatırlatıyordu.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

şerif paşa bir muhalifin hatıraları ittihat ve terakkiye muhalefet


  şerif paşa bir muhalifin hatıraları ittihat ve terakkiye muhalefet

daha çok lozan anlaşmasında kürt devletinin kurulması için yaptığı çalışmlar ile tanıtılan yada bizim öyle bilmemiz istenilen bir devlet adamı olan sait paşanın ittihat ve terakkiden ayrıldıktan sonra; ittihatçıların kendisine karşı yürüttükleri karalama kampanyaları karşısında kaleme aldığı müdafalarından oluşan eseridir.

eserde ayrıca sait paşanın tam olarak kendi ağzından olmasada neden bir kürt devleti kurmak istediğine dair açıklamalarda mevcut.

sıkı bir osmanlıcı olan sait paşanın ittihat ve terakkinin bir dönemde özellikle 1909-1914 yılları araında yaptığı yanlışlıklar sonucunda uyarma çabalarının sonuçsuz kalması üzerine çareyi yurt dışına çıkıp yeni bir mücadele yöntemi deneme çalışmalarıda eserde bir hayli yekun tutmakta...

fransada ittihatçılara karşı mücadele ederken fransızların ittihat ve terakki hükümetine 800 milyon frank kredi açmaları üzerine fransayı terk etme sürecine kadar yer almakta ondan sonrasında ise yazarın değerlendirmeye aldığı bazı notlar ve paşanın gene kendisinin yazdığı yazılar ile devam etmektedir.

sadece resmi tarih ağzıyla paşayı tanıyan yeni nesil ve hatta ondan önceki 2-3 neslinde bu kitabı okuyup resmi tarih in bize yutturmaya çalıştığı yalan ,iftira ve saplantılara birde farklı açıdan bakmasını denmesi açısından tavsiye olunan bir kitap.

imparatorluğun çöküşü (ittihat ve terakkinin genel sekreteri) - mithat şükrü bleda

ittihat ve terakkinin yıllarca genel sekreterliğini yapmış daha sonra cumhuriyet döneminde ise sivas vekili olarak tbmm de bulunmuş mithat şükrü bledanın biyografisi ve izmir suikastinde yaşananları anlatan kitaptır.

idama beş kala (ittihat ve terakkinin maliye nazırı) - cavit bey

ittihat ve terakkinin maliye nazırı cavit beyin hapiste eşine yazdığı mektuplar ve döneminin kısa bir biyografisini anlatan kitaptır. 

ittihat ve terakkinin son yılları 1916 kongre zabıtları

      ittihat ve terakkinin son yılları 1916 kongre zabıtları 




  ittihat ve terakkinin fikir yapısı hakkında birinci ağızdan en çok bilgi ye erişebilecek bir yapıt. ittihat ve terakkinin savaş döneminde bile boş durmayıp bir şeyler planladığının kafamızda bulunan dogma ve sadece 3-5 çapulcudan oluşan ihtilalci yaftasını silecek bir eser. 1. cihan harbinin en şiddetli zamanında toplanan kongrenin almış olduğu kararların etki ve fiili alanı çok geniş bir dönemi kapsamaktadır.


kongrenin almış olduğu iktisadi kararlar cumhuriyet döneminin tarım ve sanayi ve demiryolu politikalarının birebir uygulandığına ve kısmen 1924 yılına gelinceye kadar ve son olarak anayasamızdan din hanesinin çıkartılmasına kadar geçen sürede ise ittihat ve terakkinin diyanet işleri yada o zamanki adıyla şeriyye ve evkaf vekaletinin durumuyla ilgili aldığı kararlardır.


özellikle 80 sayfa olan kongre zabıtlarının25 sayfasının diyanet camiasına ayrılması
ilginç bir dipnottur.


ittihatçıların 1916 yılında hedefledikleri yada planladıkları din eğitimiyle alakalı
 bazı konuların  türkiye cumhuriyetinde 2008 yılından itibaren yeniden
 ufak tefek düzenlemler yapılıp aynı ölçüde sistemleştirilmesi ise ittihatçıların
 bugüne kadar görülmeyen yada  gösterilmeyen bir özelliği olarak da 
dikkat çekmektedir.


kitabın diyanet ile olan bölümlerinde bir kaç noktada sıkıntılar mevcut olduğu 
kanaatindeyim özellikle fıkhı konularda ittihatçıların bir kaç kısmı günün şartlarına
göre değerlendirip fetva aldıkları  konusunda elimde bir
bilgi yada belge olmadığı için konuşmamın uygun olmayacağı kanaatindeyim. 
fakat bu konunun
alanında uzman bir kaç ilahiyatçı; islam  hukukunda ve roma hukunda uzman sahibi kimsler 
ve de son olarak bir tarihçi eşliğinde yeniden değerlendirilmesi kanısındayım.
  
 yıllarca bu ülkede ittihatçıların adının bir piç gibi anılmasından rahatsız olmayan
ne yazık ki  pek çok insandan birisi olarak yiğidi öldür ama hakkını yeme düsturunu 
bir müslüman olarak bu insanlardan da esirgenmemesi görüşündeyim.


 hasılı kelam bu kitap ittihat ve terakkiye at gözlüğü takmış ve elindeki silahı 
ateşlemekten başka bir işe yaramaz diyen mandoforlara büyük bir tokat niteliğinde 
cevap verecek bir kitaptır.


kitabın yayına hazırlanmasında  ise Eşref Yağcioğlu  tarafından yapılmış;

kitabı yayınlayan yayınevi ise nehir yayınları tarafından istifadeye sunulmuş ; kitabı temin noktasında biraz sıkıntı çekebilirsiniz lakin sahaflar ada internette 2. el kitap satan kişilerden temin edebilirsiniz.

yakın zamanda inşallah ittihatçıların diyanet ile ilgili plan ve görüşlerini de buradan paylaşmak isterim..