Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

14 Ekim 2011 Cuma


retail news de yer alan büyük ticaret devlerinin satış politikası hakkındaki yazısından alıntıdır.

yazıyı orjinalinden okumak için tıklayınız.


Walmart gözünü Bakkal Mehmet'e dikti!

Walmart'ın son dönem icraatları sıranın artık 'Bakkal Mehmet'e geldiğini gösteriyor.

Articles.boston.com’un haberinde şöyle bir detay var:

“Bir Wal-mart mağazasını anlamak için bir kutu dilimlenmiş domates ve acı biberi düşünün.

Texas mutfağının temel malzemelerinden biri olan bu ürünün bir tenekesini bölgenin yerel marketi Albertson’s  1,20 dolara satarken, birkaç mil ötedeki Walmart  süpermarketi sadece 88 sente sattı. Asıl büyük teklif ise sadece şarküteri ürünleri satan bir Walmart mağazasından geldi:  sadece 78 sent!
Alışveriş sepetini Ro-Tel marka konservelerle dolduran müşterilerden Lajuanda Bennett itiraf ediyor: ‘Buna asla karşı koyamazsınız!’ ”

Boston’un kuzeydoğusundaki başlangıcını Somerville’de bir mağaza ile yapmak isteyen Walmart, bölgeye her zaman bölgenin en düşük fiyatıyla ürün sunmayı vadediyor.

Devasa marketlerinin yanında, bakkalı andıran küçük marketlerle tüketiciye ulaşarak ve rakip marketlerin fiyatlarını kırarak büyüyen Walmart, 2 yılda bölgede 150 şarküteri mağazası açmayı düşünüyor. Eleştirmenler zaten dünyanın en büyük market zinciri olan Walmart’ın yerel ticareti baltaladığına işaret ediyorlar.
Walmart yetkilileri ise bu iddialara karşı ‘insanların ucuz ve sağlıklı beslenme haklarının engellenemeyeceğini’ söylüyorlar.

Somerville’deki yerel ve bağımsız işletmelerin bağlı olduğu birlik, düşük fiyatın tüketicinin hakkı olduğunu belirtirken, Walmart’ın yıkıcı bir rekabetçi olduğunu ve fiyatlandırmasının rakiplerini batırmaya yönelik olduğunu belirtti.

8 Ekim 2011 Cumartesi

Tenzile anne ye Allahtan rahmet başbakanımıza Yüce Rabbimizden sabırlar niyaz ediyoruz.

07.10.2011 tarihinde vefat eden sayın başbakanımızın annesi tenzile erdoğan hanımefendiye Yüce mevladan rahmet sayın başbakanımıza Allahu teladan sabır niyaz ediyoruz.

6 Ekim 2011 Perşembe


engin ardıç ın darbe planlarıyla ilgili doğan grubuna yollamış olduğu salvolar.

engin ardıç ın sabahda çıkan 06.10.2011 tarihli yazısı.


Darbe falan yokmuş, çünkü biz eşeğiz

Vay be, "balyoz gibi" bir açıklama yapmış adam, bu bir "hukuk dersi"oluyormuş. Aydın Doğan'ın adamları öyle yazıyorlar.
Bunlar bu kafada giderlerse Aydın Bey'e elinde kalan son malı da sattırıp onu tavukçuluğa, mukavva kutuculuğa ve yedek parçacılığa mahkûm edecekler galiba...
Açıklamayı yapan, "balyoz davasının" hâkimi.
Yaptığı açıklama değil, yazdığı bir "muhalefet şerhi" aslında.
Darbecilikten yargılananların serbest bırakılmalarını istemiş, diğer mahkeme üyeleri yanaşmamışlar, o da bozulmuş, tutukluluğun devamı kararına şerh koymuş.
Kısaca diyor ki, "darbe planı yapılmış ama eyleme geçilmemiştir, dolayısıyla salıverelim gitsinler"...
Çünkü bunlar darbe yapmaya girişip de diğer devlet organları karşı çıkmış olsalarmış, işte ancak o zaman bir "teşebbüs" sözkonusu olabilirmiş. Halkın karşı çıkması, iri cüsseli bir politikacının tankın üstüne fırlaması yetmez, ille "devlet organları" karşı çıkacaklar. Devlet organı olmazsa hiç kıymeti yok. Bürokrat bürokratı tanır, gerisi teferruattır.
Plan yapmak, plan yapmak amacıyla toplantı yapmak, hareket yöntemi saptayıp eylemleri ayrıntılı olarak bir de yazıya dökmek yeterli değilmiş. Cami bombalamayı, Türk pilot teğmenini şehit etmeyi falan kâğıt üzerinde bırakırsan hiç korkma, suçlu sayılmazsın.
Darbe yapıp iktidarı ele geçirseler o zaman "eylem tamamlanmış" olacakmış ki yandı gülüm keten helva! Belki hesabını soracak babayiğit otuz sene sonra çıkarsa çıkar...
Yani Aziz Nesin'in dediği gibi radyoevini ve kız lisesinin yatakhanesini ele geçirmeden başarılı sayılamazsın.
Üstüne üstlük, darbe planı 2003 yılında yapılmış, dava sekiz sene sonra açılmış, o arada plan yapanların bir kısmı emekli olmuş...

Başörtüsü zulmü eğitim başarısına dönüştü, wonder avusturyada imam hatip mezunları

haber7.com da yer alan önder vakfının desteği ile kurulmuş olan wonder ile ilgili röpörtajdır. orjinaline burdan ulaşabilirsiniz.

Başörtülü öğrenciler Türkiye'de üniversite kapılarından dönerken onları Avrupa'da okutmak için çabalayan birilerileri vardı. O birisi şimdi tutuklu, dernek de soruşturma geçiriyor.

Nursel Tozkoparan'ın röportajı
Wonder, anlamı gibi dünya liderleri yetiştirmek üzere 2000 yılında kurulan bir dernek…
O yıllarda Türkiye’de meslek lisesi özellikle imam Hatip Lisesi mezunu öğrencileri katsayı engeline takılmışlardı. Daha sonra başörtülü öğrenciler de bu engele dahil oldular…
Başarılı olmalarına rağmen okuyamayan öğrencilerin eğitime devam etmeleri için hayırsever işadamları ve Deniz Feneri  devreye girdi. Türkiye’deki sorun çözülene kadar mağdur öğrencileri yurtdışındaki üniversitelerde okumaları için imkân sağladılar… Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman 'Yıldızlar Sönmesin' projesine destek verirken Deniz Feneri e.V'nin burslarıyla Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde başörtüsü mağduru öğrenci eğitim aldı.
Son günlerde aldığım en güzel haberlerden biriydi katsayı engelinin kaldırılması…
Düşünmedim değil… Mağduriyet kalktığına göre, Yurtdışı eğitime, Wonder’e başvurular da bir azalma olacak mı? Muhatabı olan Wonder Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kara’ya sordum. On yıllık süreci ve gelinen son durumu anlattı… Yüzlerce doktora, mastır yapan öğrencisinden bahsederken haklı gururu yüzünden okunuyordu… Ve sandığım gibi başvuruda eksilme olmadığı gibi, talebin fazlalığından dolayı öğrenci almakta seçici davranmak zorunda kaldıklarını öğrendim
Dolayısıyla başlangıçta Wonder Derneği mağdur olan öğrencileri okutmak için kuruldu ama şimdilerde vizyonunu genişleterek ideali yüksek öğrencilere hizmet vermekte…
YILDIZLAR SÖNMESİN” KAMPANYASINI ÖNEREN ZEKERİYA KARAMAN'DI
Yusuf Bey Wonder’i kurmak nereden aklınıza geldi?
Türkiye’de 1999 yılında yaşanılan depremle birlikte başka bir deprem de yaşandı. O yıl imam hatip lisesi mezunları çok başarılı olmasına rağmen Türkiye’de istedikleri yere yerleşemediler. Katsayı mağduru olan öğrenciler Türkiye’de ikinci bir deprem etkisi yarattı. Dolayısıyla bu çocuklar kendilerini boşlukta gördüler. Önder İmam Hatip Mezunları Derneği olarak kendimizi sorumlu gördük ve “ Mutlaka bir şeyler yapmalıyız” dedik. Yönetim olarak kaç öğrenciyi alıp üniversitelerde okutabiliriz diye toplandık. O dönemde Kanal 7 Televizyonu Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın önerisiyle “YILDIZLAR SÖNMESİN” kampanyası başlattık.kullan
 “Yıldızlar Sönmesin” kampanyasının amacı neydi?
İlk etapta başarılı öğrencileri, imkânlar bularak Türkiye’de özel üniversitelerde okutmak, hiç olmazsa bu memlekete faydalı hale getirmek istedik.
Mağdur olan öğrenciler için bir çıkış yolu, bir çözüm yolu aradınız…
Tabi ki… Bu toplumun derdiyle hem hal olan derdini dert edinen insanlar olduğu için, akan gözyaşlarının da farkındaydılar. İşte o duyarlı insanlar çözüm arayışına girdiler, “Yıldızlar Sönmesin” kampanyası böyle başlatıldı. Kampanyanın tanıtım filmleri Kanal7 de dönmeye başladı.
Bir örnekle anlatmam gerekirse; Eskişehir’den bir arkadaşımız (şu anda siyaset biliminde doktora yaptı bitirdi) diplomayı almış, evinde televizyon açık ve hüngür hüngür ağlıyor; bu arada Kanal 7 ekranında  ‘Bu Yıldızlar Sönmesin’ tanıtım filmi dönüyor. Öğrenci hem ağlıyor hem de televizyona kulak kabartıyor ama önemsemiyor. Sonra telefonu çalıyor. Telefondaki müdürü “Kızım sen okulun en başarılı öğrencisisin. ÖNDER seni okutacakmış, hadi git müracaat et” diyor. Buna da inanmıyor, ancak arkadaşları aradıktan sonra öylesine müracaat ediyor Önder’e.
TÜRKİYE’NİN YAŞADIĞI ZOR GÜNLERDİ O GÜNLER
Türkiye’nin yaşadığı zor günlerdi o günler. Özel üniversitelerde öğrencilerin harçlarını yatırmak, onlara katkıda bulunmak kolay bir şey değildi. Neticede bir öğrenciye 5 bin dolar okul harcı gerekiyordu. Bu sayı yüzlerce olduğu zaman çok ciddi rakamlara ulaşıyordu. O günlerde bu rakamlar başta Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman olmak üzere, Huzur Giyim’in sahibi,Gezer’in sahibi gibi birçok hayırsever işadamının katkılarıyla ödendi. Sonra özel üniversitelerde de bu mağduriyet başlayınca yurt dışına öğrenci göndermeyi düşündük.
“28 ŞUBATÇILAR ÖNÜMÜZE ENGEL KOYDULAR NE YAPACAZ” DİYE DÖVÜNMEDİK
İlk ne zaman yurtdışına öğrenci göndermeye başladınız?
Tekrar başörtüsü mağduriyeti özel okullarda da başlayınca biz yeniden arayışlara girdik. “Eyvah! 28 Şubatçılar önümüze bir engel koydular ne yapacağız” diye dövünüp durmadık. Sürekli alternatifler geliştirmeye çalıştık. Yani “Biz akan suyuz, önümüze bir set gelse bile onu yarar geçeriz, yaramazsak yandan geçeriz” dedik. Yusuf  Ziya Sula ile beraber önce Kıbrıs’a gittik, oradaki üniversiteleri araştırdık, üniversite rektörleriyle görüştük. Rektörler öğrencilerin yüksek puanlarını görünce; “Bu öğrencilerin hepsini bize gönderin, bazıları çok az para alırız, bazıları neredeyse para almayız”  deyip öğrencileri bizden talep ettiler. Ama  üniversitenin kalitesini çok iyi bulmadığımız için bu çocukları harcamak istemedik. Çünkü eğitim kalitesine güvenmedik.
KAYIT YAPTIRIRKEN OKULA SİYAH BİR MERCEDESLE BİRİ GELDİ VE OKUL YÖNETİMİ KAYIT YAPMAKTAN VAZGEÇTİ

kipa sakarya avm de namaz kılanlara hakaret

Mescit isteyen müşteriye cevap: Camiye git
Hipermarket'ten alışveriş yapan müşteriler, dilek ve şikayet defterine yazdıkları mesajla mescit açılması talebinde bulundu.

Sakarya'da 1 yıldır faaliyette olan Kipa Hipermarket'ten alışveriş yapan müşteriler, dilek ve şikayet defterine yazdıkları mesajla mescit açılması talebinde bulundu.
Market yetkilileri, müşterilerin bu talebine, "Burası ibadethane değil, alışveriş merkezi, en yakın camiye bi zahmet." şeklinde cevap verdi. Mescit konusunda talepte bulunan Murat Alan isimli müşteri, cevaba çok şaşırdığını belirtirken, "Hiç olmazsa daha saygılı ifade kullanabilirlerdi." dedi.
Adapazarı Çevre Yolu üzerinde bulunan Kipa Hipermarket'te hem çalışanların hem de müşterilerin namaz kılabileceği bir mescit bulunmuyor. Bu durum hem çalışanların hem de müşterilerin tepkisine sebep oluyor. Kipa, müşterilerin istek ve şikayetlerini yazabilmeleri için mağaza içinde bir defter bulunduruyor. Defterin üst kısmında 'öneri ve şikayetleriniz' bölümüne müşteri istek veya şikayetini yazıyor. Defterin alt kısmında bulunan Kipa'nın görüşü kısmına da şikayet ve isteklere mağaza yönetimi tarafından cevap yazılıyor. İstekler arasında mescit talebi önemli bir yer tutuyor. Şenol Korkut isimli bir müşterinin istek ve şikayet defterine yazdığı "Mağaza çok güzel ve çok büyük. Fakat ufacık bir oda bile olsa ibadetimizi yapabilmemiz için mescit yok, buna çok üzüldük." şikayetine mağaza müdürü imzasıyla şaşırtan şu cevap veriliyor: "Arkadaşım burası ibadethane değil, alışveriş merkezi,en yakın camiye bi zahmet." Aldığı cevap karşısında üzüldüğünü belirten müşteri Murat Alan, Kipa gibi büyük bir alış veriş merkezinden en azından daha saygılı bir cevap beklediğini ifade etti. Alan, market yetkililerinin tavrı hakkında şunları söyledi. "Hiç beklemediğim alay kokan, dalga geçen bir cevaptı. Bırakın müşteriyi orada 250 kişi çalışıyor. Bu insanların ibadet etme hakkı bulunmuyor mu?" Sakarya Kipa yetkilileri, müşterilerin taleplerini genel merkeze ilettiklerini, konu ile ilgili açıklama yapmak istemediklerini belirtti.


5 Ekim 2011 Çarşamba

2011 ek yerleştirme yeni açılan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği kontenjanları dikab ek yerleştirme yeni açılan bölümler, üniversiteler

2011 ek yerleştirme klavuzunda bu sene 3 adet dikab din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği bölümü açılmıştır.

bu üniversiteler

bolu izzet baysal

1011607 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. 30   - - -  (yeni açıldı)


bartın(yeni açıldı)
1881218 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. 30 - - -



şanlıurfa harran
1253199 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. (iÖ) 40  - - -  (yeni açılmıştır taban puanı yoktur tüm adaylar tercih edebilirler)


kastamonu üniversitesi

1561261 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr.  40  - - - (yeni açılmıştır taban puanı yoktur tüm adaylar tercih edebilirler)



toplam kontenjan sayısı 140 adet.

2011 ek yerleştirme ilahiyat kontenjanları ve taban puanları

ankara

1062328 Dünya Dinleri  9 - 380.289
1061618 ilahiyat 2 -410.720
1062303 ilahiyat (Ýngilizce)  1 - 438.451
1061948 Yaygýn Din Öðretimi ve Uygulamalarý  1 - 387.23

erzurum

1071249 ilahiyat 5 - 374.679
1077785 ilahiyat  (ÝÖ)  15 -361.08

bingöl

1833205 ilahiyat  Fakültesi (ÝÖ)  3 - 355.67

sivas cumhuriyet

1111211 ilahiyat  Fakültesi  3 -  381.038
1117459 ilahiyat Fakültesi (ÝÖ)  10 -  363.88

çanakkale 18 mart

1121258 ilahiyat Fakültesi  1 -  385.84
1123476 ilahiyat Fakültesi (ÝÖ)  3 -  369.65

adana çukurova

1131222 ilahiyat   8 - 386.51

diyarbakır dicle
1141277 ilahiyat   6 - 368.752
1147695 ilahiyat (ÝÖ) 11 -  356.36

izmir 9 eylül

1151351 ilahiyat  2 - 388.529
1153223 ilahiyat  (ÝÖ)  14 - 371.79

erzincan


1621516 ilahiyat  Fakültesi 1 - 370.073
1623274 ilahiyat  Fakültesi (ÝÖ)  4 - 358.82

eskişehir osmangazi


1431343 ilahiyat Fakültesi  1 -  396.939
1437049 ilahiyat  Fakültesi (ÝÖ)  4 - 379.61

istanbul fatih sultan mehmet vakıf üniversitesi


2561228 islami ilimler Fakültesi (Arapça)  1 -  (1,17,121,299,734 genel açıklamalar) 366.24
dikkat: bu üniversite ücretlidir tercih yaparken bu husus dikkate alınmalıdır.

istanbul fatih üniversitesi


2092665 ilahiyat  Fakültesi 4 YGS-4 2 - (1,121,222 genel açıklamalrı iyi okuyunuz) 384.34
dikkat: bu üniversite ücretlidir tercih yaparken bu husus dikkate alınmalıdır.

elazığ fırat


2011 ek yerleştirme din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği kontenjanları ve taban puanları

bolu izzet baysal

1011607 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. 30   - - -  (yeni açıldı)



ankara
1061626 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. 1 -  418.20


artvin
1781206 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. 3 -  385.609
1783119 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr.(ÝÖ)  1 -  378.31

erzurum


1071257 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr.  4 -  397.185
1073748 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. (ÝÖ)  4 -383.77

bartın(yeni açıldı)


1881218 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. 30 - - -

bayburt


1891077 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. 1 -  389.571
1893128 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. (ÝÖ)  2 - 380.01

sivas cumhuriyet


1112048 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. 2 -  396.538
1113548 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. (ÝÖ) 5 - 385.24

adana çukurova



1131239 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. 3 -  406.84

diyarbakır dicle


1143352 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. (ÝÖ)  4 - 382.56

izmir 9 eylül


1151368 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. 2 -  409.45

kayseri erciyes


1181209 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr.  3 -  408.283
1183484 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr.(ÝÖ)  3 -392.51

eskişehir osmangazi


1435246 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr.  2 - 406.72

elazığ fırat


1191467 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr.  1 - 394.555
1193465 ilköðretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öðr. (ÝÖ) 4 -383.02

mustafa kutlu kafayı çizmek yeni şafak.

mustafa kutlunun modern toplumun sorunları üzerine yazdığı yazısı:
Kafayı çizmek
Batı'nın modern teknolojik medeniyeti insanlığın önce gözünü boyadı, sonra aklını aldı. XIX. asırda " Merak etmeyin bilim her zorluğu yener, size dünyada cenneti kazandırır" diyorlardı; XX. asırdaki iki büyük savaş kazın ayağının öyle olmadığını gösterdi. Bilim artık müritlerini yemeye başladı. Yapılan araştırmaların " bilimsel (!)" sonuçlarını gazetelerden aktarıyorum. (Radikal 6 Eylül 2011).
Almanya'da Dresten Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma Avrupa nüfusunun %40'ının ruhsal ve nörolojik hastalıklarla boğuştuğunu açıklamış.
Araştırmaya göre kıtada yaşayan 165 milyon kişi depresyon, anksiyete, uykusuzluk, şizofreni ve bağımlılık gibi hastalıklara yakalanmış.
Bunlar elbetteki modern teknolojinin yarattığı konforlu hayat tarzının hastalıklarıdır.
Bu hastalıklarda mücadele pahalıya maloluyor. Çünkü aynı hayat tarzını sürdürdüğünüz sürece hastalık ilaç kullansanız, terapiye gitseniz de geçmiyor. Aslında bunun temelinde tâ kapitalizmin başlangıcındaki sömürgecilik, kölelik falan var. Batı, çalıştırdığı kölelerin sırtından akan kırbaç kanının her gece rüyalarını kaplayan kâbusundan kurtulamıyor.
Bunun üzerine her tür adalet yokluğunu, tatminsizliği, boşluk duygusunu ekleyin. (Varoluşçular II. Dünya Savaşı'ndan sonra hayatın saçma olduğuna inanmışlardı). İnançsızlık, öte dünyayı, Tanrı'ya hesap gününü inkar etmeyi de üzerine koyarsanız, elbette "saçmalık" kol gezer.
Onun yerine birer illüzyon olan demokrasi, özgürlükler, insan hakları falan geçer.
Bilimin, sanatın, siyasetin yalanları geçer. Ve bu yalan dünya, teknoloji, sayesinde "sanal dünya" oluverir. Hassan Sabbah'ın "Alamut Kalesi" gibi. Bu yalanlardan bıkanların aynası Robert De Niro'nun oynadığı "Taksi Şoförü" filmi; veya "Norveç Canavarı" dır.
ABD'de durum biraz daha iyi imiş.
Orada her dört kişiden biri kafayı çizmiş.
ABD büyük ülke. Tarımda çalışan çok. Topraklar geniş ve insanlar herhalde tabiattan o kadar kopmamış. Ayrıca ABD nüfusu sapmış da olsa dindar sayılır.
Uzmanlar bu konuda şunları söylüyor:
"Ruhsal sorunlardaki artışın en büyük nedeni sanayileşme ile birlikte insanların daha fazla yalnız kalmasıdır. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar bu yanlızlığa dayanamıyor." ABD ve Avrupa'da ana-babaların çocuklarını, çocukların ana-babalarını misafir etmekten bile çekindiklerini biliyor muydunuz? Avrupalı çiftler tatile çıkarken "ayak bağı" olmasın diye çocuklarını kreşe terkediyorlar.
Çevrenin tahrip edilmesi başka bir sebeptir. Çevrede (Havada, suda, toprakta ,gıdada) artık ağır metaller, toksinler, elektromanyetik kirlilik var. Cep telefonundan, televizyona kadar her âlet radyasyon yayıyor. Bu tip etmenler beyin yıkımını kolaylaştırıyor uzun vadede parkinson, alzheimer ve nörolojik hastalıkları tetikliyor.
Modern teknolojik medeniyetin sunduğu "Hız ve haz" insanları sarhoş etti. Ne cinsel özgürlük, ne uyuşturucu yaraya merhem olmuyor, aksine yarayı azdırıyor. Üretim-tüketim sarmalındaki insan büyüme ve ilerleme uğruna hem kendini hem tabiatı tüketiyor.
O artık makinanın esiri olmaktan çıkmış, bir nevi makine olmuştur. (Bir şair de bunu arzuluyordu, ne hazin).
Türkiye'de durum nasıl?

kemalistler mandelayı neden sevmezler.mandela ve güney afrikada camiler.



Caminin en büyük teşvikçisi Mandela idi

Selvi, Mandela'nın Afrika'daki camii inaşaatının en büyük teşvikçisi olduğunu söyledi
Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi, Güney Afrika'nın özgürlük mücadelecisi Mandela'nın Afrika'daki camii inaşaatının en büyük teşvikçisi olduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın Güney Afrika-Türkiye İşadamları toplantısını izlemek üzere Johennesburg'a giden Selvi, burada Edirne'deki Selimiye Camini gördüklerini söyledi. Mandela'nın büyük desteği ile inşa edilen caminin hikayesini aktaran Selvi, "Atatürk Barışı Ödülünü almayı kabul etmediği için bizim resmi zevat arasında pek sevilmiyor Mandela ama bu kıtanın kaderinde söz sahibi olmuş bir özgürlük mücadelecisi o" dedi.
Selvi, Mandela'nın teşviğini şöyle anlattı:
"Antalya Akseki'den Ali Katırcıoğlu isimli bir köylü çocuğu,"Ceddim Osmanlı'nın mührünü Afrika'ya vuracağım" sevdasıyla yola çıkmış. Merhum Osman Yüksek Serdengeçi'nin hemşehrisi Ali Amca günümüzün serdengeçisi olarak Güney Afrika'nın kalbine Selimiye külliyesinin bir benzerini inşa etmiş. Selimiye Camii'nin dörtte üçü ölçeğinde inşa edilen külliye tam anayol ile metronun yanında yer alıyor.
Johennesburg'a girerken eğer namaz saatine denk geldiyseniz, dört zarif minaresinden yükselen ezanlarıyla karşılıyor sizi "Nizamiye Camii". Amerika'ya bir cami yapmalıyım hevesiyle yola çıkmış Ali Amca. Fethullah Gülen Hoca Efendi, Güney Afrika'yı işaret etmiş.
O gün Juhennesburg'a yerleşmiş ve çalışmalara başlamış. Mandela'yı neden seviyorum diye düşünürüm zaman zaman. Elbette ki severim özgürlük savaşçısını. Ama sevecek yeni bir noktayı daha öğrendim. Selimiye Camii'nin en büyük teşvikçilerinden biri Mandela olmuş.
Güney Afrika'lılar ona, Ali Amca diyorlar. Mandela'yı ziyaret edip,"Ceddim Osmanlı gittiği her yere mührünü vurmuş. Ama Ekvatora inememiş. Ben buraya bir Osmanlı külliyesi yaptırmak istiyorum" demiş. Sıcak bir şekilde kucaklayıp, memnun olduğunu söylemiş, "bir de sağlık kliniği ekleyin,bizim hastamız çok olur" demiş. Onu da eklemişler. Camisi, okulu, alışveriş merkezi olan külliyeye şimdi bir de Üniversite ekleniyor.

İslamcıların ‘sistem’ tutkusu mustafa akyol star Bediüzzaman'ın laiklik telakkisi üzerine ismail tezer islamcılar ve laiklik.


 mustafa akyolun geçen hafta yazmış olduğu islamcıların laiklik ve sitem tutkusu üzerine bir mülahazadır.bu mülahazayı tam olarak yansıtabilmek için ismail tezer inde 

Bediüzzaman'ın laiklik telakkisi üzerine yazısını sizlere takdim ediyoruz.