Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

18 Ocak 2011 Salı

İHL mezunlarına polislik yolu açılıyor , İmam hatipler artık polis olabilecekler.

İHL mezunlarına polislik yolu açılıyor mu?

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, İmam Hatip Liseleri'nde okuyan öğrencilere Polis Meslek Yüksekokulu (MYO) yolunu açmayı öngören kanun teklifini desteklediğini belirterek, "Her çocuğun hayallerini gerçekleştirebileceği, istediği her mesleği edinebileceği bir ülke hayal ediyoruz" dedi.


Gece geç saatlerde yapmış olduğumuz haber resmi kaynaklar tarafındanda doğrulandı 12 yıldır devam eden zulum inşallah bu sene sona erecek.konuyla ilgili diğer haberimiz için tıklayınız

Milli Eğitim Bakanı Nimet Bakan Çubukçu, Turgut Özal Üniversitesi'nde gerçekleştirilen 'Türkiye'nin Gelişiminde Turgut Özal'ın Rolü' konulu kompozisyon yarışması ödül törenine katıldı. Buraya gelişinde gazetecilerin sorularını cevaplandıran Çubukçu, Polis MYO'ya İmam Hatip Lisesi mezunlarının girmesine imkan sağlayacak olan kanun teklifini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, İmam Hatip Liseleri'nin de orta öğretim sisteminin bir parçası olduğunu söyledi. Çubukçu, "İmam Hatip Lisesi'nde okuyan çocuklarımız da bu ülkenin çocukları. Dolayısıyla başından beri her zaman için, her çocuğun hayallerini gerçekleştirebileceği, her çocuğun istediği her mesleği edinebileceği bir ülke hayal ediyoruz. Dolayısıyla onlara yönelik bu konuda ayrımcı bir tutum içinde olmamız beklenemez. Ben bu kanun teklifini destekliyorum. Gerçekten de doğru bir düzenleme olduğuna inanıyorum" diye konuştu.


konuyla ilgili diğer haberimiz için tıklayınız


kaynak: yenişafak

17 Ocak 2011 Pazartesi

Raşid Gannuşi kimdir?

 Tunus eski diktatörü Bin Ali'nin 1990'lı yıllarda dağıttığı İslamcı Nahda (Devrim) partisinin lideridir. Tunusta islamı hassasiyetin yayılması için çaba göstermiş buna karşılık tunus zorbası bin ali taraından ülkeden sürgün edilmiş alim bir şahsiyettir.kendisi şuanda londra da sürgünde yaşamaktadır.


RAŞİD GANNUŞİ KİMDİR?
 
Raşid Gannuşi, 1941 senesinde Tunus’un güneybatısında bir köyde dünyaya geldi. Doğduğu dönem, Batı sekülarizayonunun İslam Dünyası’nda güçlü etkilerinin hissedildiği bir dönemdi.
 
Mütevazi bir hayat sürdüren ve çiftçilik ile geçimini sağlayan babası, oğlunu Batı medeniyetinin bu tehlikelerinden korumak için kendisine ilk İslami eğitimini vermeye çalışmıştır. Gannuşi, 18 yaşında da, babası tarafından el Zeytun’a dini eğitim almaya gönderilmişti. 
 
Gençlik yıllarında Gannuşi, Arap dünyasında Irak ve Suriye iktidarları tarafından benimsenen Baas ideolojisinin etkisinde kalarak Nasırcı milliyetçiliği benimsese de; 1960’lı yıllarda Suriye’de okurken selefi düşünceye dönüş yapmıştır. 

İmam hatip liselilere polislik yolu açılıyor. artık imam hatip mezunları da polis olabilecek.

Ak parti hükümeti  28 şubatın yol açtığı mağduriyetlerden olan sadece imam hatip liselerinden öğrenci almayan polis myo yönelik yeni bir düzenleme hazırladı .Ösym kanunda yapılacak değişiklikler ile polis myo girişte imam hatip liselerine getirililen çağ dışı uyguluma tarihe karışıyor.yeni uygulamanın bir kaç ay içerisinde yürürlüğü girmesi bekleniyor.
hazırlanan teklif metni
AK Parti Grup Başkanvekilleri Bekir Bozdağ ve Mustafa Elitaş ile Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak, TBMM Başkanlığına ÖSYM'nin yeniden yapılandırılmasını öngören yasa teklifi sundu.
""Teklif, tüm lise ve dengi okul mezunlarının polis meslek yüksekokulları ile akademilere girebilmesine olanak sağlıyor. Yürürlükteki düzenlemeye göre, ''genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim, ticaret ve turizm öğretimine bağlı okul'' mezunları bu okullara girebiliyorlar. Teklifin gerekçesinde, bu düzenleme ile okul ve fakültelere girişte ''ayrımcılığa son verildiği'' yer aldı.""


hazırlanan teklifteki diğer tasarı ve kanun öneriler şunlar

Yedi Güzel Adam , Yedi Güzel Adam Kimdir

        Yedi Güzel Adam Kimdir


Yedi güzel adam kimdir.
Mavera, aylık edebiyat ve düşünce dergisi. Daha önce çoğunlukla Büyük DoğuDiriliş veEdebiyat dergilerinde ürünleri yayımlanan Cahit ZarifoğluErdem BeyazıtRasim ÖzdenörenAleaddin Özdenören, M. Akif İnan ve Nazif Gürdoğan'ın kurucusu olduğu Mavera dergisinin ilk sayısı aralık 1976'da yayınlandı. Dönemin yenilikçi genç yazar ve şairleri olarakparlamış olan bu altı imzanın yanında yazar olmayan arkadaşları Hasan Seyithanoğlu da yedinci kurucu olarak yer aldı. Cahit Zarifoğlu'nun " Yedi Güzel Adam" isimli eserinde bu kadroyu anlattığı kabul edilir.


kaynak: mavera dergisi , türkçebilgi

İdeal İmam-Hatipli Genç nasıl olmalı ?

İDEAL İmam-Hatipli genç nasıl olur, İslâm´ın Ehl-i Sünnet ve´l-Cemaat kıstaslarına göre sıralamak istiyorum:
           


1. İtikadı sahih olur. Kendisinde inançla ilgili hiçbir bid´at ve aykırılık olmaz. İcazetli ulemânın ve fukahanın telif ve tasnif etmiş olduğu akaid kitaplarındaki bilgileri öğrenir, kabul ve tasdik eder... Allah´a kesinlikle noksan sıfatlar izafe etmez. İtikat konularında İmam-ı Eş´arî´yi veya İmam-ı Mâturidî´yi inanç önderi olarak benimser.


2. Beş vakit namazı cemaatle kılar. Normal lisede okuyan bir Müslüman gencin namaz kılmaması bir ayıp ise, imam hatipli Müslüman gencin kılmaması bin ayıptır. İzninizle şu hususu da belirtmek isterim: Bütün imam hatip mekteplerinde beş vakit namaz (okul saatleri hangi namazlara denk geliyorsa) okul imamının ardında cemaatle kılınmalıdır. 1908´e kadar Türkiye´nin en parlak lisesi olan Galatasaray Sultanîsinde (lisesinde)namazlar böyle cemaatle kılınırdı. Namaz kılmak, cemaate katılmak ihtiyarî (seçimlik, keyfe kalmış) değildi, mecburî idi. Hem imam hatipte öğrenci, hem de namaz kılmıyor. Ben olsam böylesini okuldan atarım.


3. İmam hatip öğrencisi Kur´ân, Sünnet, İslâm ahlâkıyla mütehallîdir (ziynetlidir). Onbeş yaşında bir imam hatipli, yirmi beş yaşındaki bir insan kadar ciddî, olgun, ağırlıklıdır. Onda gevezelik, zevzeklik, şımarıklık, cıvıklık olmaz. İslâm´ın kazandırdığı bir vakar ve asalet örtüsüne bürünmüştür. Yirmi tane liseli genç bir arada, bunların dördü imam hatipli... Baktığınız zaman, onların hangisinin imam hatipli olduğunu hallerinden anlamalısınız.


4. İmam hatipli gençler, gece gündüz ilimde, irfanda, ahlâkta, marifette kemâl bulmak için çalışırlar. Zaruret olmadıkça tatil yapmazlar, dinlenmezler.


5. İmam hatipli gençler, bugünkü tedrisat programı yetersiz olduğu için dışarıdan paralel ve alternatif ders alırlar, eğitim görürler. İlim ve irfan sahibi üstadları bulurlar, önlerinde diz çökerler, âli, â´li ilimleri, faydalı ve müsbet kültürü adamakallı tahsil ederler.


6. İmam hatipli gençler, geleneksel İslâm sanatlarından birini de mutlaka öğrenmelidir. On kadar sanat ismi veriyorum: Hüsn-i hat, Tezhip ve süsleme... Ebru... Edirnekâri tahta işleme... Ahşap üstüne dağlama sanatı... El dokuması kumaşlar üzerine ahşap kalıplarla ve doğal boyalarla yazmacılık... Sedefkârlık... Elyapımı kağıt... Aherleme... Porselen, seramik, çini, çömlek sanatı... Daha çok sanatlar var...


7. İstidadı olan imam hatipli gençler, fotoğrafçılık, (Şeriata aykırı olmamak şartıyla) ressamlık gibi sanat dallarına da yönelmelidir.


8. İmam hatipli gençlerimize mutlaka çok iyi derecede Arapça öğretilmelidir. Yarım yamalak Arapça ile Zeyd ile Amr´ın kavgasıyla hoca olunmaz.


9. İmam hatipli gençler, fikir kitaplarını okuyacak, fikrî tartışma yapacak derecede İngilizce bilmelidir. İleride içlerinden bazısı İngilizce düşünce ve kültür  kitapları yazacaktır.


10. İmam hatipli gençler zengin, edebî, yazılı Türkçeyi (Osmanlıcayı) mükemmel şekilde bilmelidir. Bunun ölçüsü de şudur:İslâm harfleriyle yazılmış bir Fuzulî divanı gencimize verilecek, içinden bir gazel ve kaside seçilecek, bunu oku ve metin şerhi yap denilecek. O da hiç aksamadan, duraklamadan mükemmel şekilde okuyacak, şerh edecek...


Adam yetiştirmede önemli olan kemmiyet değil keyfiyettir.


Yazımı bitirirken, İstanbul´un yakın tarihteki camii imamlarından merhum Necmeddin Okyay Efendinin özelliklerini sıralıyorum:


(1) Camii derslerine devam ederek ilim tahsil etmiş ve icazet almıştır. (2) Arapça bilirdi. (3) Farsça bilirdi. (4) Çok iyi edebî Osmanlıca bilirdi. (5)Bu üç dilde aruzla ve ebced hesabıyla tarih düşürürdü. (6) Tasavvuf neşesi vardı. (7) Ta´lik hattının büyük üstadıydı. (8) Ebruda ve bilhassa çiçekli ebruda üstaddı. (9) Millî sanatımız okçulukta üstaddı. (10) Ok ve yay yapardı. (11) Harikulâde ve şahane Osmanlı ciltleri yapardı. (12) Bahçesinde dörtyüz çeşit gül yetiştirir ve hepsinin Latince isimlerini ezbere bilirdi.


Camii imamı dediğin böyle olmalı...

kaynak: milligazete , önder

10 Ocak 2011 Pazartesi

Konset turizm iflas mı etti ? Konset turizm battı mı ?

07.01.2011 tarihi itibariyle konya merkezli konset turizm  seferlerini kaldırmış durumda dır.
şirket ortaklarından F. D. nin  iflas başvurusu yapması nedeniyle ağustos ayından beri zor günler geçiren konset turizm seferdeki 21 aracından 9 tanesinin yıl başında ayrılması nedeniyle iyice sıkıntıya giren firma ;şirket ortaklarından Ş. E. nin araçlarını 07.01.2011 tarihi itibariyle kesmesiyle sefere çıkacak otobüsü kalmamıştır.
Şirket ortağı Ş.E otobüslerine aynı gün bir diğer yerel firma olan kontur turizm yazdırarak şirketin iflasının gerçekleştiğini kanıtlamıştır.

bu durumun  04.06.2010 tarihinde konya pazarına giren kamil koç turizm ise konya otogarında yeni bir bilet satış gişesi kiralayarak terminaldeki bilet satış ofisi sayısını 3 e çıkartan kamil koç a yarayacağı tahmin edilmektedir.

konset turizmden ileri tarihli bilet satın alan yolcuların durumuyla ilgili resmi bir açıklama henüz yapılmamıştır.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Memuriyet hastalığı!

Hem Osmanlı, hem Türkiye Cumhuriyeti tecrübesi gösteriyor ki, kazancın aslî mecraı ‘devlet kapısı’ olmamalı.
Metin Karabaşoğlu'nun yazısı
Moral Dünyası Dergisi'nde yer alan yazıya göre;
Hem Osmanlı, hem Türkiye Cumhuriyeti tecrübesi gösteriyor ki, kazancın aslî mecraı ‘devlet kapısı’ olmamalı. Ve öte yandan, devlet yönetiminde ve devlet imkânlarının sevk ve idaresinde temel ilke, ‘itikadî’ veya ‘ideolojik’ yakınlık değil, eşitlik ve liyakat olmalı. Bediüzzaman, “Memuriyet Hastalığı” diyebileceğimiz bu konuya yüz yıl önce kaleme aldığı Münazarat’ında dikkat çekmektedir.
Bediüzzaman Said Nursî’nin bir asır önce yayınlandığı halde bugün Türkiye toplumunun henüz gelemediği bir idrak seviyesine işaret eden Münazarat’ında, özellikle hürriyet-istibdad gerilimi paralelinde, Osmanlı saltanatına dair eleştiriler de vardır. İslam’ı Osmanlı saltanatıyla özdeşleştirdikleri için meşrutiyeti ve hürriyeti İslam adına kötü bulanlar, bu münazaralar esnasında, artık gayrimüslimlerin de askere alınmasını ve gayrimüslimlerden de valiler, kaymakamlar atanıp mebuslar seçilmesini meşrutiyetin kötülükleri arasında zikrederler.
Bediüzzaman’ın bu itirazlara verdiği cevap, Osmanlı tarihine dair eleştirel bir okuma niteliği taşıdığı gibi, Hz. Peygamber’in mirasının -‘saltanat siyaseti’ paradigmasına teslim olmadan okunmaması şartıyla- sunduğu imkânlara da dikkat çekmektedir.
‘Gayrimüslimin askerliği’ni caiz bulmayanlara, kolayca unutuverdikleri bir tarihî gerçeği hatırlatır Bediüzzaman: “Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın, Arab müşriklerinden muahid ve halifleri vardı. Beraber kavgaya giderlerdi. Bunlar ise, ehl-i kitabdır.” Hem, “Düvel-i İslamiyede velev nadiren olsun gayr-ı müslim, askerlikte istihdam olunmuştur. Yeniçeri Ocağı buna şahiddir.”
Sonra, şu eleştirel tarih okumasını dile getirir:
“Neslen ve serveten tedennimize ve gayrimüslimlerin terakkisine sebep, askerliğin bizde münhasır olması idi. Zira bundan kaç asır evvel şu devletin nüfus-u İslâmiyesi kırk milyondan fazla idi. Ve şimdilik, içimizdeki o gayrimüslimler, o vakitte yalnız beş-altı milyon idi. Servet ve ticaret elimizde idi. Hâlbuki biz yirmiye yuvarlandık, fakr bataklığına düştük; onlar, fakrın ayağı altından çıkıp servetin başına binerek, on milyona çıktılar.
Bunun en mühim sebebi: Meselâ, senin dört oğlun varsa, askerlik mülahazasıyla evlenmezler. Şayet evlenseler, memuriyet ilcâsıyla kedi yavrusu gibi her tarafta gezdirerek, mahsul-ü hayatını zayi edecektir. Delil istersen Van’a git; bir Ermeni kapısını, bir İslam dergâhını aç, bak. Göreceksin ki, Ermeni evi on sağlam delil gösterecek, İslâm’ın evi iki zayıf bürhanı nazar-ı ibrete arzedecektir.”

7 Ocak 2011 Cuma

Konyada Medfun bulunan Peygamberler Konyada Bulunan Peygamber Mezarları

Konyada Bulunan Peygamber Mezarları

Konya'yı iyi tanımak lazım. Konya deyince; Selçukluya başkentlik yapması dışında her alanda kendini ispat etmenin, bir açık hava müzesi olmanın, bağrında bu kadar çok değerli insan barındırmanın mutluluğunu yaşar.

Konya'ya: "Beldei Muhayyere" dedirten mesele bu olsa gerektir.
Konya'mız; Veliler, Peygamberler diyarıdır. Dünya kurulduğundan beri yer yüzüne 124.000 veya 224.000 peygamber gelmiştir. Bunlardan bir kısmının mezarı da Konya'mızdadır.
Konya'da yattıkları bilinen Peygamberlerin isimleri ve yattıkları mezarlıkların bir kısmı varlığını korumakta olup, bir kısmının yerleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, sadece peygamber isimleri kayıtlara geçmiştir.

Herkesin Konya'ya can atış sebebi budur. Konya'yı bir başka anlamlandıran özelliklerden birisidir bu yönü.

Bilinen ve kayıtlara giren bir çok peygamber medfundur bu şehirde. Mevlana'nın Konya'yı tercih edişinde bunun önemi vardır sanırım.

Türkiye'mizin her köşesinde, her bucağında mutlaka bir veli, bir Peygamber mezarı bulunmaması mümkün değildir.

İklis,
Merih,
Çağdun,
Mihran Peygamberler

Bu dört tane peygamber, Musalla mezarlığı yakınında bulunmaktadır. Musalla Mezarlığı, Medrese Mahallesi, Nalçacı Caddesi üzerindedir.1

Hamun ve Salih Peygamberler:
Yeni kale kapısı mezarlığında yatmaktadır. Bu iki peygamberin mezarlarının bulunduğu Yeni Kale Kapısı Mezarlığının bulunduğu yerde; Zafer'deki Kibrit Apartmanından, İl Sağlık müdürlüğüne kadar uzanan yol ve evler vardır.
3 Peygamber
Bunlar; Sarı Yakup Mezarlığı yakınında yatmaktadır. Sarı Yakup Mezarlığı, Eski Garaj civarında bulunur.2
3 Peygamber,
Bunların da isimleri bilinmemekte olup, Alaaddin Camii civarındadır. Yerleri bugün kaybolmuştur.
1 Peygamber
Eski garaj caddesi, Büyük Otelin bulunduğu Şahitler Mevkiinde 1 Peygamber yatmaktadır. Burası, değişik zamanlarda, imar çalışmaları sebebiyle iskana açılmış olup, bu mezardan iz kalmamıştır.3
1 Peygamber,
Hisar önü; Atatürk Anıtının güney kısmı, Ticaret lisesi karşısındadır. Söylendiğine göre bu peygamberin ismi; Çerçiş'dir. Bu peygamber, Hisar Önü yakınında yatmaktadır.
Konya'da mezarı olan ve isimleri belli olan 6 peygamber, isimleri bilinmeyen 8 peygamber mevcuttur. Konya'da toplam 14 peygamber yatmaktadır. 4
Acaba Konya'da yatan peygamberlerin isimleri filozofların, düşünürlerin isimleri mi? Yoksa gerçekten dünya kurulduğundan beri gelmesi muhtemel olan peygamberler içinden birileri mi? Her ne olursa olsun, aklen ve mantıken Hz. Âdem'den itibaren ve de son peygambere kadar her 100 yılda bir peygamber gönderileceğine göre, bu kadar uzun bir zaman süresinde Konya'da adı geçen peygamberlerin bulunması gayet normaldir.
Bu, Konya için söz konusu olduğu gibi diğer illerimiz için de geçerlidir.
1 ÖZÖNDER, Hasan; " Konya Velileri", Konya, 1990, s.72 ÖZÖNDER, a.g.e., s.83 ÖZÖNDER, a.g.e. s.84 ES, Selçuk: Konya'da yatan peygamberler ve evliyalar, Yıldız Basımevi, Konya, (Tarihsiz), s.7

1 Ocak 2011 Cumartesi