Ağladıkça --- Elif Çakır
Siz hiç şimdiye kadar ekranlarda ağlayan bir komutan eşi görmüş müydünüz?
Geçen gece televizyon karşısında haberleri izlerken, Anıtkabir’e yürüyüp Atatürk’ün mozolesini ziyaret eden komutan eşlerini gördüm.
Kimi taşların üzerine kapanmış mozoleyi okşuyordu.
Ayaktakilerden bir kısmının gözlerinden boncuk boncuk yaşlar dökülüyordu.
Kamera birkaç saniye ağlayan komutan eşlerini gösterirken, bir anda kulağımda yankılandığını hissettiğim Ahmet Kaya’nın “Ağladıkça” şarkısıyla birlikte ben de duygulandım. (Çok dinlenirdi, dinlendirirdi herkesi bu şarkı.)
Birkaç saniye (ama o birkaç saniyede zihnime o kadar çok şey hücum etti ki, birkaç saat gibi yaşadım) ekrana baktım öylece.
Sonra biraz toparlandım, “galiba bu iyiye işaret” dedim kendi kendime.
İşte yanlış anlaşılmaktan korkma noktam da burası.
“Oh ne iyi oldu, varın biraz da siz ağlayın” gibisinden bir duygu değildi bu.
Çünkü Ahmet Kaya bu şarkıyı bunun için yapmamıştı.
“Ağladıkça, bozkırlar yeşerecek, göreceksin” diye hep bir ağızdan söylerken insanlar, kendi hallerini dile getirmekten başka bir şey yapmıyorlardı.
Yüzbinler ağladı bu ülkede yıllarca. Milyonlar hatta.
Ağlayanların sesi hiç bu komutan eşlerinin kulaklarına ulaştı mı acaba, en çok bunu merak ettim ekrandaki görüntüyü izlerken.
28 Şubat sürecinden bu yana, gözyaşı döken çok subay eşiyle karşılaştım; hikayelerini dinledim, acılarına, üzüntülerine şahit oldum.