Sümbül Ebrusu

Sümbül Ebrusu

8 Şubat 2015 Pazar

İbrahim M. Abu Rabi Modernlik ve Çağdaş İslam Düşüncesi takdim özet ve değerlendirme yazısı

İbrahim M. Abu Rabi Modernlik ve Çağdaş İslam Düşüncesi takdim özet ve değerlendirme yazısı

İbrahim M. Abu Rabi eserini İslam Dünyasının en büyük fikri sorunlarından biri olan düşünce dünyasının 19. yüzyıl ile  21. yüzyıl arasında nasıl bir süreç işlediğine yönelik oluşturmuştur.

XIX. yüzyılda ki maddi sömürü hareketinin XX. yüzyılda kültürel ve zihinsel bir hegemonyaya dönüşmesi işlenmiştir. Bu değerlendirme işlevini yaparken öncelikle çıkan fikri akımları tartmış, ardılında Batı'dan İslam düşünce dünyasına yönelik yazılmış eserleri bir kritiğe tabi tutuyor.
Bu kritize etme esnasında "Küreselleşme, Post-Modernizm, Sekülerleşme, İslam Dünyasındaki İhya Hareketleri, Müslüman-Hristiyan ilişkileri ve İslam Dünyasının 1990'lı yıllarda ki durumuna dair düşüncelerden bahsedilmiştir."

7 Şubat 2015 Cumartesi

Akademİst Geleneksel Dördüncü arabaşı programı

Akademİst dördüncü arabaşı programı
İstanbul'da okuyan Konyalı üniversiteli öğrencilerin oluşturduğu Akademİst topluluğu geleneksel hale getirdiği "ara tatil Konya Arabaşı" programının dördüncüsünü gerçekleştirdi.

Konya Büyükşehir Belediyesinin sponsorluğunda ve Enderun Vakfının ev sahipliğinde Enderun Vafkı Öğrenci yurdunda gerçekleşen programa İstanbul'un dışında Ankara Akademİst üyeleri ve Konya'da okuyan Üniversite öğrencileri de katıldılar.
Program tanışma ve kaynaşma faslının ardından Konya Merkez İmam-Hatip Lisesi Öğretmenlerinden Sinan Cırık Hocanın selamlama konuşması ile başladı.
.Arkasına gelen "Arabaşı" ile midelerimiz bayram ettikten sonra; 
kapanış konuşması için Mehir Vakfı Başkanı Mustafa Özdemir Bey'in çay eşliğinde bir saate yakın süren tecrübe paylaşımı ile devam etti. 
Tatlı ikramı ve arkadaşların bir daha ki programda buluşma yönündeki dilek ve temennileri ile sona erdi.

"Program için bize ellerinden gelen her türlü kolaylığı gösteren Konya Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetleri Dairesi Başkanı Mehmet Atilla Şirin ve Enderun Vakfı Öğrenci Yurdu Müdürü Abdurrahim Arslan beylere tekrardan en içten duygularla bir kez daha teşekkür ediyoruz."

Bloggerlar Buluşuyor

Bloggerlar Buluşuyor

Bilmiyorum siz nasıl düşünüyorsunuz. Çoğu kişi insanlardan uzak durmak ister.
 Ya da insanlardan uzak olmanın huzur kaynağı olduğunu düşünür. 
İtiraf ediyorum bazen benim de öyle düşündüğüm zamanlar oluyor. 
Ama çoğunlukla yeni insanlar, farklı yüzler, sesler, bakışlar... tanımak çok hoşuma gidiyor.
 Bu nedenle yeni insanları hayatıma katabildiğim en iyi alanlardan birisi blog.

Konumuza dönecek olursak; Aslı ve İlknur gizli gizli buluşup kahve içiyorlarmış.. 
(Ne kadar ayıp) Buna neden biz de dahil olmuyoruz deyince de ortaya
 "Blogger Buluşması" çıktı. 

15 Şubat Pazar ya da 21-22 Şubat Cumartesi - Pazar 
Kadıköy, Beşiktaş, Eminönü gibi herkesin ulaşımının kolay olacağı
 bir yerde buluşalım diyoruz.
Bu arada sevgili 'Gizemli' Blogger lar da davetlidir.

Blog diğer sosyal alanlardan çok çok farklı. 
Ortak özelliklerin bir arada olduğu kişilerle buluştuğumuz mekan gibi. 
En azından hepimiz paylaşmayı ve yazmayı seviyoruz. 

blogcanlarla tanışmak, kahve, çay içip aramızda olmayan bloggerların 
dedikodusunu yapmak isterim diyen herkes davetli.


 Katılmak isteyen Ali'nin bloguna uğrasın. Ben geliyorum desin. Ali'nin blogu için TIK!

6 Şubat 2015 Cuma

Diyanet İşleri Başkanlığı Harput Eğitim Merkezi

Diyanet İşleri Başkanlığı Harput Eğitim Merkezi Müdürlüğü

Bu sefer ki fotoğraflarımız Diyanet İşleri Başkanlığı Elazığ ilinde bulunan Harput Eğitim Merkezine aittir.
Harput gezim esnasında bir kaç kare almıştım.
merkezden bahsedelim birazda:
1982 yılında Diyanet İşleri Başkanlarından Tayyar Altıkulaç tarafından açılan bu merkezde 100 kişi yatılı olarak eğitim görebilmekte imiş ayrıca
bugüne kadar 16.000'den fazla kursiyer burada eğitim almışlar.
Tefsir, Hadis, Siyer, Kıraat dini ilimler, İmamlık ve Müezzinlik giriş eğitimleri vb gibi yaklaşık 25 farklı ders verilebiliyormuş.
Merkezde 9 adet eğitimci ve yaklaşık 20 civarında görevli çalışanı bulunmaktadır.

İletişim bilgileri
Harput Mh. Nizamettin cad. No: 25 Pk: 23140 Harput/ Elazığ
0424 215 12 03 

Nasıl giderim
Kursa ulaşmak için Elazığ merkezde bulunan İzzetpaşa Camiini geçtikten sonraki ikinci sokaktan dönüyorsunuz 150 metre kadar gittikten sonra dolmuş duraklarına geleceksiniz. Orada Harput dolmuşlarına binebilirsiniz.
Elazığ-Harput arası yaklaşık 15 dk sürmektedir.
dolmuş ücretleri Ocak 2015 fiyatı 1,5 TL'dir.
Harput merkezde indikten sonra Ulu Camii'nin hemen arka tarafında kalan Eğitim merkezine 3-4 dakikalık yürüyüş ile ulaşılabilir.

Not: fotoğraflar 18.01.2015 tarihine aittir.


5 Şubat 2015 Perşembe

Ocak 2015 Okunan Kitaplar



Bu aydan itibaren her ay düzenli bir şekilde ay içerisinde okuduğum kitapları ve değerlendirmelerimi paylaşacağım. Umarım Kitap okumayı sevenler ve tıpkı benim gibi başkalarının kitaplarda neler bulduklarını merak edenler için faydalı bir yayın olmuş olur.  2015 Ocak ayında 8 kitap okuya bilmişim. Okunan kitaplar hakkında fırsat buldukça yazdığım değerlendirmeler(kitap üzerlerinde link verilmiştir) ve tavsiye puanları aşağıdadır.

1- Kişilik Kuramları - Banu Yazgan İnanç 10/6



8 -  Osmanlı Tarihini Yeniden yazmak: Gerileme Peradigmasının Sonu 10/9

3 Şubat 2015 Salı

Corci Zeydan - İslam Uygarlıkları Tarihi I Kitap tanıtım inceleme




T.C.
Necmettin Erbakan Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tarih Yüksek Lisan

İslam Uygarlıkları Tarihi I - Corci Zeydan
(İslam Tarihi ve Uygarlığı I Dersi Kitap Tanıtım Ders Ödevi)  

Corci Zeydan, İslam Uygarlıkları Tarihi I, çev: Necdet Gök, İletişim Yayınları, İstanbul, 2004, 758 sayfa. Yazar Önsöz, Çevirmen Önsöz, Dizin.
Dünya Tarihi içerisinde İslam Tarihinin önemi büyüktür. İslam kendinden önceki medeniyeti, kendisi ile birleştirmiş ve eski uygarlık tarihine son vererek dünya tarihinde yeni bir medeniyetin nüvesini atmıştır. Orijinal adı Tarihu’t Temeddün’l-İslami (1-5, Kahire 1902-1906) olan bu eseri kaleme alan Corci Zeydan’da bu büyük İslam Medeniyet tarihinin daha önce yazılmadığını görerek bu ihtiyacı gidermek için beş ciltlik bir külliyat meydana getirmiştir.  Coci Zeydan’a göre bir milletin tarihi yalnızca savaş ve fetihlerden ibaret olmayıp gerçek manada tüm uygarlık geçmişinin de bir araya getirilmesiyle oluşacağını düşünmektedir. Kendisi de bu amaçla yola çıkmış ilk İslam tarihçilerinin kitaplarından başlayarak edebiyat alanında, coğrafya alanında olsun, hadis ve tefsir eserleri veyahut siyaset ve idare ile ilgili olmak üzere pek çok konuda otorite olan geniş bir kaynağı kullanmıştır. İslam tarihinin bu orijinal kaynaklarının dışında Batı’da da İslam dünyası ile ilgili yazılmış onlarca eserden de faydalanmıştır. Kısaca derleyecek olursak C. Zeydan bu beş ciltlik külliyatını meydana getirirken Arapça ve Farsça orijinal kaynaklar başta olmak üzere çeşitli dillerde yazılmış yüzden fazla kaynağı kullandığını belirtmiştir.
İslam Medeniyet Tarihi hakkında ilk kapsamlı derleme olan bu eser Necdet Gök Hoca tarafından “İslam Uygarlıkları Tarihi” adıyla iki cilt olarak 2004 yılında gözden geçirilerek ve değişen bilgiler ışığında güncellenerek Türkçemize kazandırılmıştır. Necdet Gök Hoca’nın bu eserde en çok dikkat çektiği husus da, C. Zeydan’ın İslam Tarihi’ni savaş ve fetihlerin yanında kültürel ve uygarlık geçmişini bir arada harmanlayarak ve de bilimsel tekniklerle yorumlamayı başarmasıdır. Bu sayede olayların direkt aktarımından ziyade sebep ve sonuç ilişkisini mukayese ederek daha orijinal bir değerlendirme imkânı bulmuştur.
Eserin ilk bölümü (s.35-54) “İslam Öncesi Araplar ve Arap Yarımadası” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Arapların geçmiş tarihine kısaca bir göz atılmıştır. İlk verilen bilgiler, Arapların soylarının dayanağına dairdir. Arkasından İslam öncesi dönemde Arap yarımadasının sosyal, idari ve kültürel hayatına dairdir. Arabistan’da öne çıkan olaylar ve Kâbe-i Muazzama’nın bu bölgede ki etkisi de değinilen konulardandır.
İkinci bölüm (s.57-94) “Hz. Muhammed(s.a.v.) (571-632) ve İslam’ın Doğuşu”dur. Bu kısımda Hz Peygamber’in doğumu hayatı ve Nübüvvet mücadelesi anlatılmıştır. Hz Peygamber’in İslamiyet’i yayışı ve Mekke’den Medine’ye Hicreti, İslam Devleti’nin kurulması ve Mekkeli müşrikler ile mücadelesi ve son olarak Arap Yarımadasının tamamen fethi ve İslam’la tanışma süreci özet halinde verilmiştir.
Üçüncü bölüm (s.95-148) “Raşid Halifeler ve Sonrası” adını taşıyan bölümdür. Burada Hz Peygamber(s.a.v.)’in vefatından sonra Müslümanların ilk halife seçimi, Hz Ebubekir, Hz Ömer, Hz Osman ve Hz Ali’nin halifelik dönemleri ve İslam Devleti’nin siyasi ve içtimai olayları işlenmiştir. İlk İslam fetihleri, İslamiyet’in Arap Yarımadasının dışına çıkarak yayılması, Bizans ve Sasaniler ile savaşlar ve İran’ın fethedilerek Sasani İmparatorluğunun yıkılış süreci anlatılmıştır. Hz Ali döneminde başlayan Hz Muaviye ile siyasi iktidar mücadelesi ve Ümeyye oğullarının iktidarı ele geçirerek Emevi Devletini kurmalarından bahsedilmiştir. Emevilerin iktidara gelmelerinden sonra bir kez daha hızlanan İslam fetihleri sonucu İslam Devleti’nin ulaştığı geniş sınırlar ve diğer milletlerin de İslamiyet ile tanışmalarından söz edilmiştir. Abbas oğullarının 747 yılında başlattığı isyan sonucunda Emevilerin yıkılarak Abbasi Devletinin kurulması ve İslam dünyasının ulaştığı bu geniş sınırlar içerisinde yeni devletlerinde kurulmasına değinilmiştir. Bu yeni kurulan devletler bahsine örnek olarak Endülüs Emevi ve Mısır Fatimi Devletlerinden de kısaca bahsedilmiştir.
Dördüncü bölüm (s.149-210) “İslam Devletlerinde Yönetim” ismindedir. Bu bölümde fetihler sonucu oluşan İslam devletinin yapısı incelenmiştir. İslamiyet’in hüküm sürdüğü yerler ve bu bölgelerinin idari mekanizmalarından bahsedilmiştir. Halifelik kavramı üzerinde durulmuş ve Halifeliğin misyonuna da değinilmiştir. Ardından bir devletin merkezi dışında ki yerlerde idari mekanizmanın en üst konumun da bulunan Valiler ile Abbasilerin iktidarında ortaya çıkan diğer yarı bağımsız devletlerin siyasi yapısından söz edilmiştir.
Beşinci bölüm (s.211-174) “Askeri Teşkilat”a ayrılmıştır. Bu kısımda yazar İslam öncesi genel bir askerlik ve savaş taktikleri hakkında bilgi verdikten sonra İslam öncesi Arapların savaş yapılarından bahsetmiştir. Ardılında Hz Peygamber’den Hz Ömer’e kadar olan dönemdeki askerlik durumunun ahvali anlatılmıştır. Hz Ömer zamanından itibaren kurulan ilk düzenli ve daimi askerler ve buna bağlı gelişen askeri idare yapısının kurulumu ve gelişmesine değinilmiştir. Sonrasında “cihad” kavramı ve İslam fetihleri arasındaki ilişkiden söz edildikten sonra donanma üzerine bilgiler verilmiştir. İslam devletinde Donanma’nın ortaya çıkışı ve bu minvalde dünya da ki o dönem deniz teknolojisi ile İslam devletinin denizlerde ki durumu aktarılmıştır.

2 Şubat 2015 Pazartesi

Konyaspor ile geçen bir gün ve Kaynarca, Hüseyin ve Kamuran'a dair


Bazı şeyleri sevmek mantıksızdır.
tıpkı "futbol" gibi.
Asla bırakamazsınız.
Ömür boyu yakanıza yapışmıştır.
tıpkı bugün Maç bileti sırasında 65 Yaşında saçı sakalı ağarmış ihtiyarın gişede ki memura söylediği gibi:
"Yaş neredeyse 65 oldu ama bir sigarayı bir Konyasporu hala bırakamadık"
Öyle 
bazen bırakılmıyor,
bazı şeyler
bırakılamıyor
bir yerlere çok fena işliyor
sanırım biraz da
bırakılmak istenmiyor olsa gerek.
Hafta başında sözleşmiştik Kaynarca ile: gel Konya maçına gidelim Yeni Stadımızın tozunu al
Ardına Hüseyine de bir el atıp kadroyu tamamlamıştık.
Maç günü kardeşler, yeğenler, kuzenler, komşular, arkadaşlar istanbuldan tanıdıklar
derken bir bakmışım tam 14 dost her biri farklı bir tribünde hep beraber Konya Torku Arenada Konyaspor'un yanındayız 
Büyük bir heyecanla ve merakla gidilen
maç öncesinde lanet okuduğumuz bir Passolig Macerası yaşayıp
maçın ikinci yarısına girip, maçtaki tek golü kaçırmış olsak da
45 dakikalık mücadeleyi izlemek de Stadyumda futbol izlemenin keyfine yetiyordu.
Ah birde futbolcularımızın güzel topçular ola ve iyi bir top çevireydiler, değmezdi o zaman keyfimize... 

31 Ocak 2015 Cumartesi

Konya Osmanlı Döner mekan değerlendirme

Konya Osmanlı Döner

Bir Döner Ustasının Konya'da neredeyse 30 yıllık bir döner lezzet geleneği. Uzun zaman Konya Lezzet adıyla hizmet verdikten sonra şimdi de Osmanlı Döner adıyla devam ediyor. Yıllardır çok sade ama güzel bir döner hizmeti veriyor. Mekan ve menü çok sade; yalnızca Tavuk döner dürüm ve tavuk porsiyon mevcut. Bu sadeliğini güzel lezzeti ile kapatıyor. Dürümde kullandığı pide ekmekleri ve derisiz tavuk döner lezzetinin yanına o çok çok acı biberleri ile muhteşem bir döner tadı sunuyor.
Bu kadar sadeliğe rağmen lezzet yıllardır Konyalıları kendine çekmeyi başarıyor olsa gerek.
Mekanda self-servis uygulanıyor. Dönerin içine domates ve soğan isteğe bağlı olarak koyuluyor. Lezzet ve fiyat oranı ve tadıyla vazgeçilmez. 
Döner dürüm 2 Tl
Duble Dürüm 4Tl
Döner Porsiyon 6 Tl
Ayran 0,75 krş


30 Ocak 2015 Cuma

Malatya Antakya Katık Döner mekan değerlendirme


Malatya da dürüm ayran yenilebilecek güzel bir mekan ama gece 10 dan sonra çok fazla servise dikkat etmiyorlar. Personel kibar, lezzet ise gece yenen bir döner için fena değildi.Fakat diğer katıklar çok cezbetmiyor. tavuk dürüm+ayran 5 TL


MTG Ocak 2015'de gördü


29 Ocak 2015 Perşembe

Harput Balak Gazi Tesisleri mekan değerlendirme

Harput Balak Gazi Tesisleri Mekan Değerlendirme

Harput'ta kışın açık olup da önerilen bir kaç mekandan birisi. Ama övüldüğü kadar bir yer değil. Bir kere yerel yemekler yok, sadece önceden haber verilmesi durumda hazırlanıyormuş. Çalışanların müşterileri ile ilişkileri berbat seviyesinde. Çünkü her müşteriye aynı güler yüzü göstermiyorlar. Garnitürler lezzetsiz. Ama ana yemekleri güzeldi.  Bu kadar güzel bir manzaraya sahip olmasına rağmen içerik ve personel yönünden vasatın bile altında bulunması bu mekan için eksi puanı hak ediyor. 


iç mekan fena değil, manzara zaten dediğimiz gibi çok güzel, hemde bayağı güzel.
Hem Elazığ'ı görüyorsunuz hem ovayı, hem de Keban barajını
Bunlar mekanı cezbettiren özellikleri,
ama yukarıda bahsettiğimiz gibi hizmet maalesef berbat sayılabilir.
Öncelikle müşterilerin bir çoğuyla bırakın yeteri kadarı neredeyse hiç ilgilenilmiyor.
Çalışanların bu iş görmezlik hali mekanı biraz da bakımsız bırakmış.
İşletmenin ilk yapması gereken çalışanlar noktasında ve hizmet servisini acilen düzenlemesi lazım.

Bahsettiğim gibi manzara hakikaten çok güzel, diğer taraftan foto çekemedim ama mekanın her bir tarafının manzarası gerçekten güzel.
Yemek için olmasa bile çay vb. içebilirsiniz.
Tabi biraz tuzluca olduğunu da unutmadan

27 Ocak 2015 Salı

ahmet, kaynarca ve talha bir sömestir akşam otururlarken

Aslında her şey bu fotoğrafta ki bakışların sahibi herifle başladı.

Ben ne güzel Diplomatika ve Paleografya sınavından çıkıp Meram-Tıp(1) otobüsüme binip Alaaddine doğru geleyordum. Yolda mehmet'e de burada olduğu için ona da bir haber salmıştım "çık gel çarşıya biraz oturalım" diye. O da eyvallah hacı gelecem az sonra demiş mevzu kapanmıştı.
Neyse Ahmet'in her zamanki mekanlarından en müstesna yeri olan Mevlana Çay ocağında buluştuk.
Gerçi genelde hep çoğunlukla neredeyse istisnasız son zamanlarda bildim bileli orada buluşuyoruz.

Neden çünkü çay ocağı yazmasına rağmen ortam çok süper, istediğimiz gibi yayılabiliyoruz, oturabiliyoruz, uyuyabiliyoruz, namaz kılabiliyoruz, yanımızda belediyenin ücretsiz helasını akşam 21:30'a kadar kullanabiliyoruz, karnımız acıkınca zebzeli tostlardan ya da dışardan getirdiğimiz döner poaça, ev yapımı kekleri çıkartıp yiyebiliyoruz... bir kafede asla böyle rahat olamazsın ve de bulamazsın.. Bazı kış günleri öğlen 12'de gelip akşam 10'a(22.00) kadar oturduğumuz koltuktan kalkmadan kalakaldığımız vakitlerde pek çoktur burada.
Sanırım biz burada(Mevlana çay ocağı) buluşmayı seviyoruz..
buluşunca ne mi yapıyoruz.

Ahmet çay cigara, face, twitter, arada yüzüme bakar.
Ben hep sorarım abi doğal ot çayların dan var mı diye!
Halbusem bilirim ki hep ada çayı vardır, arada ıhlamur da kaynar onun dışında hepsi toz'dur, içersen.
bende içmeyince akşama kadar lak lak lak lak.
birde ahmet'in akıllı telefon mecrası ile benim ne zaman facebook'a gireceğim hakkında konuşulur, gün zaten akşam olur, gece başlar, muhabbet aynı yirde gezer durur.

İşte dünde o günlerden birisi gibi başlamıştı.

yukarda bahsettiğim gibi ahmet hepimizden önce mekana gelmiş, zaten orada bir grup her zaman hazır ve nazır olarak bulunmaktadır. Merkez ihl'nin msraihl'nin konyada kalan, ya da ne zaman tatilde bir fırsatta konya ya gelen tayfasının buluşma mekanlarındandır.

bende geldim, arkadan bir kaç yarım saat geçince kaynarcada gelince.
bizim ekip'in büyük kısmı tamam oldu.
Msraihl 2008 11/A'nın kapıdan sınıfa girince sol köşede, kapıya yüzünü dönünce sağ köşede 
kalan, oturan birbirinden tipitip 5 üyesi mevcuttur.

Bu üyelerden en arka ikilide okulla çok muhteşem bir bağ kurduğunu inandığımız Suat ve yarar ikilisi onların önünde, Ahmet ve Kaynarca, onların önünde boş bir oturak daha da önünde ben yalnız ve müstesna benim önümde de bir zamanlar aöf sınavına kadar kalan arkadaki sıranın masası olmak üzere iki masadan oluşan ve sınıfın en acayip topluluğunu oluşturan arada namazlarını sekteye uğratsa da hepsi ilahiyat okumuş, y. lisans yapmakta olan inançlı müslüman topluluğundan bir kesit.
hatta muhteşem bir taplo, inanın Michelangelo Merisi da Caravaggio  gelse bundan daha müthiş betimlenecek sınıf ahalisini çok zor bulurdu. ama toprağı bol olasıca yaklaşık 400 yıl önce ölünce bugünleri görememiş.

Hasılı kelam öğlen 4 gibi başlayan muhabbetimiz yaklaşık 4 saat  boyunca hiç sekteye uğratmadan masamızın iki üç defa dolup boşaltacak şekilde bitti. Bu arada masaya kimler gelip geçmedi ki, konya dikap 4'ten mücahit, çay ocağının eski gediklilerinden Nurullah, bizim 3-5 dönem alt dönemlerimizden m.emin, isimlerini bilmediğim niceleri ve de masaya kafasını uzatıp geri çekilen onlarcası.
Her neyse bir günü daha ikindiden alıp yatsı sonuna kadar getirdikten sonra artık kahvaltıyla duran midemizi yediğimiz tostların kandıramadığını fark edince dışarıya çıkma vaktimizin geldiğini anladık. 
Ahmetin adaşım olan biladeri gelmeden önceki planımız, soslu döner yemek üzerineydi.
Lakin ahmet'in bilader elinde araç anahtarıyla çıkıp gelince bize buralar dar gelir deyip yollandık hemen.
Yolda mekan seçmekte o kadar zorlandık ki anlatamam, 10-15 dk araba içinde şunu yiyelim, yok bunu yiyelim, oraya değil, buraya gidelim anlatamam...
Her neyse en sonunda şöför bey bizi Cemo'nun önüne atıverdi.
neyse çıktık mekan girdik, ama girer girmez golü yedik.
tam bahçeden girdik iç kapıya gireceğiz, yaz bahçesinde bir yaşlı hacıemmi oturuyor
dedi ki:
gençler nere gidersiniz, içeri dolu, seğirtin şöyle.
baktık şöyle hakkaten dolu bizde iki nefeslenelim hazar birileri boşaltınca biz de yerine geçeriz dedik.
neyse biz bekleyelim dedik. bekliyoruz, arada bir içeri bakıyoruz, hiç kimse kalkmıyor. en son üçümüzünde tepesi attı, kalkın gidelim dedik çıktık.
biz çıkınca arkamızdan birisi yetişti beyefendi buyrun yemek yediniz mi dedi:
lafı yapıştırdık, yer yokmuş dediniz bizde gidiyoruz.
Olur mu efendim biz size hemen bir masa ayarlarız diyordu ki.

Biz çoktan arabaya atlayıvermiştik. Başladık bir muhabbete daha nere gidelim ne yiyelim.
Paranın gözü kör olsun, altı üstü bir yemek yiyeceğiz, cebimizde para biraz şişkince duruyor herhalde, mekan beğenmiyoruz. beğendiğimiz mekanları da şoföre beğendiremiyoruz.